Kategori: Gebelik

Gebelikte kanama

Gebelikte Kanama Neden Olur? Ne Kadar Sürer?

Gebelikte kanama tıbben normal kabul edilen bir durum değildir. Elbette kanama olması mutlaka bebeğin kaybedildiği ya da % 100 düşük yapılacağı anlamına gelmez. Özellikle hamilelik döneminin ilk 3 ayında kanama problemi yaygın bir şekilde yaşanabiliyor. İkinci ve üçüncü trimester dönemlerinde olan kanamaların büyük bölümünün ise bir komplikasyon neticesinde ortaya çıktığını da belirtmek gerekiyor. Anne adaylarının hamilelikte kanama olması durumunda atması gereken öncelikli adımlar şöyledir:

  1. Kanama miktarının belirlenebilmesi için ped kullanın. Ne oranda ve ne tip bir kanama olduğunu gözlemleyin.
  2. Kanama durumunda asla tampon kullanmayın, vajinal duş yapmayın ve cinsel ilişkiye girmeyin.
  3. Rutin kontrol gününü beklemeden derhal doktorunuza bilgi verin.

Gebelikte Kanama Ne Zaman Olur?

Gebelikte kanama ne zaman olur

Öncelikle gebelikte kanama sorununun gebeliğin her döneminde ortaya çıkabildiğini belirtmeliyiz. Hamileliğin ilk yarısında kanama olma sıklığı % 20 ila % 30 dolaylarındadır. İmplantasyon yani yerleşme kanaması döllenmeden 10 ila 12 gün sonrasında olur. Rahim ağzında yaradan kaynaklanan kanamalar ise genellikle cinsel ilişki sonrasında yaşanır. Enfeksiyondan ya da miyomdan kaynaklanan kanamalar ise gebeliğin her döneminde ortaya çıkabilir.

Ayrıca hamilelikte kanama düşük ile sonuçlanabiliyor ve düşük genellikle gebeliğin ilk 12 haftası içerisinde gerçekleşiyor. Mol gebelik kanamanın ender nedenlerinden biridir ve kanama şikayeti gebeliğin ilk haftalarında görülür. Anne adayı ve bebek için ciddi risk barındıran geç dönem kanamalarıdır. Erken doğum kanaması ise gebeliğin 37. haftasından önce gerçekleşir.

Dr. İsmet Yıldırım der ki…

Gebeliğin her döneminde Vajinal kanama önemlidir değişik sebeplere bağlı olarak meydana gelir özellikle ilk üç ayda olan kanamalar düşük açısından önemlidir ileri aylarda olan kanamalar ise erken doğum açısından oldukça önemlidir bazen hayati risklere sahip kanamalar olabilir dolayısıyla her türlü kanıma durumunda muhakkak doktoruz ile görüşmeniz gerekir…

İlgini çekebilir –> https://www.drismetyildirim.com/dis-gebelik-nedir

Hamilelikte Ara Kanama Olur mu?

Hamilelik döneminde ara kanama olmaz. Dolayısıyla gebelikte kanama anne adayları tarafından da ‘normal’ ya da ‘beklenen bir durum’ gibi algılanmamalıdır. Hamilelik döneminde adet kanamasının da olmadığını belirtmek gerekiyor. Erken dönemde meydana gelen kanamalar düşük, dış gebelik, mol gebelik gibi şüpheleri doğurabildiğinden derhal müdahale edilmesi gereken sorunlardır. Özellikle rahimden parça gelmesi gibi bir durumun kanama şikayetine eşlik ettiği durumlarda zamanında müdahale daha fazla önem taşıyor. Gebelikte hiçbir ara kanamanın normal olmadığını vurgulamakta fayda var.

12 Haftalık Gebelikte Kanama Normal mi?

12 haftalık gebelikte kanama

Hamileliğin 12. haftası ila 14. haftası arasında yaşanan kanamaların en yaygın nedeni geç düşüktür. Geç düşük nedenleri arasında ise en yaygın olan rahim ağzı yetmezliği yani rahim ağzının idealden daha açık olmasıdır. Bu durumda da gebelikte kanama meydana gelebilir. Enfeksiyon gebeliğin bu döneminde meydana gelen bir diğer kanama nedenidir. Rahim ağzı enfeksiyonu ya da idrar yolu enfeksiyonu ile birlikte hafif düzeyde bir kanama şikayeti de ortaya çıkabilir. Hamileliğin hiçbir döneminde kanama normal kabul edilmediğinden 12. hafta içerisinde yaşanan hamilelikte kanama da tıbben normal değildir ve derhal müdahale edilmesi gereken bir durumdur.

Tıkla öğren –> https://www.drismetyildirim.com/anne-karnindaki-bebegin-hareketleri

6 Haftalık Gebelikte Kanama Olması

6 haftalık gebelikte kanama olması durumunda akıllara gelen ilk durum implantasyon yani yerleşme kanamasıdır. Fetusun rahim içerisindeki yerleşme çabası beraberinde hafif kanamayı da getirebiliyor. Bu kanamanın uzun sürmesi, şiddetli olması, kasıklarda, belde ya da karın bölgesinde şiddetli ağrı hissedilmesi gibi durumlarda ise akıllara gelen durum düşük ihtimalidir. Özellikle kanama esnasında vajinadan parça gelmesi düşük ihtimalini güçlendiriyor ve haliyle müdahale edilmesi gerekiyor. Düşük kanaması çoğunlukla şiddetli olsa da hafif kanama ile düşük meydana gelebilir.

Dış gebelik durumunda da 6 haftalık gebelikte kanama olabilir. fetusun rahim dışında bir yere yerleşmesi olarak tanımlanabilecek olan dış gebelik durumunda ya da mol gebelik durumunda kanama şikayeti ortaya çıkabiliyor. Yapılan muayene ve tetkikler ile teşhis konabilir ve her iki gebelik durumunda da yine doktor müdahalesi gerekiyor. Enfeksiyon gebeliğin her döneminde ortaya çıkabildiğinden erken dönemde de görülebilir ve kanama sorununa yol açabilir. 6 haftalık gebeliklerde özellikle gebelik testinin yapılmaması durumunda anne adayları kanamayı regl dönemi kanaması ile karıştırabiliyor. Kimi zaman düşük başladığında anne adayları hamile olduğunu öğreniyor. Bu nedenle adet gecikmesi durumunda gebelik testinin yapılması da çok önemlidir.

Bilgin olsun –> https://www.drismetyildirim.com/hamilelikte-cinsel-iliski-pozisyonlari

Gebelikte Kanama Neden Olur?

Halk arasında yerleşme kanaması olarak bilinen gebelikte kanama bir sorun olduğu anlamına gelmez. Bu kanama fetusun rahim içerisine yerleşmesi sırasında meydana gelir ve çok hafif bir kanamadır. Sadece birkaç damla şeklinde olabildiği gibi kanamanın hafif lekelenme şeklinde de olabildiğini söyleyebiliriz. Bunun dışında hamilelikte kanama nedenleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Gebelik döneminde ağır kaldırmak ve vücudu fazla zorlamaktan kaynaklı olarak rahimde kasılma olması
  • Rahim ağzında enfeksiyon, yara ya da dokularda tahriş olması
  • Rahimde miyom olması
  • Göbek kordonunun plasentaya giriş yerindeki anomaliler
  • İdrar yolu enfeksiyonu
  • Cinsel ilişki
  • Mol gebelik
  • Dış gebelik
  • Plasenta abruptia (doğumdan önce gebelik kesesinin yapıştığı yerden ayrılması)
  • Erken doğum
  • Düşük

Elbette hamileliğin hangi döneminde olunduğu, kanamanın şiddeti, sıklığı hatta kanın rengi bile önem taşıyor. Fakat sebebi ne olursa olsun kanamanın kaynağının araştırılması ve gerekli müdahalenin yapılması gerekiyor. Bu noktada anne adaylarının kanamayı normal kabul etmemesi ve doktoruna bilgi vermesi son derece mühimdir. Hamilelikte kanamanın bebek için zararlı olup olmadığı da merak ediliyor. İlk haftalarda yaşanan yerleşme kanamasının bebeğe zararı olmaz. Ancak sonraki dönemlerde gebelikte kanama bebek için zararlı olabilir. Gebelik kesesinin düşmesi, bebeğe giden kanın azalması gibi çok sayıda riskten söz edebiliriz. Zira kanama durumunda bir an önce doktora bilgi verilmesinin önemli olmasının nedeni budur.

Faydası olur –> https://www.drismetyildirim.com/bebegin-cinsiyeti-ne-zaman-belli-olur

Gebelikte Kanama Çeşitleri Nelerdir?

Hamilelikte kanama çeşitleri

İmplantasyon yani yerleşme kanaması birkaç damla kan ya da hafif lekelenme şeklinde olur. Kanın rengi çoğu zaman kırmızı ya da pembeye yakındır. Düşük ya da dış gebelikten kaynaklanan gebelikte kanama probleminde ise kan ile birlikte vajinadan parçalar da gelebilir. Bu durumda kanamanın daha şiddetli olabileceğini de belirtelim. Plasentanın yani bebeğin eşinin erken ayrılması durumunda da kanama şiddetli olur ve bu durum acil müdahale edilmesini gerektirir.

Elbette hamilelikte kanama şikayetine kimi zaman şiddetli ağrı, sancı, kramp gibi semptomlar da eşlik edebilir. Enfeksiyon gibi durumlarda ise yüksek vücut ateşi şikayeti de ortaya çıkabiliyor. Aynı zamanda hiçbir ağrıya neden olmayan bir kanama da yaşanabilir. Kanamanın nedeni, anne adayında başka hangi semptomlara neden olduğu konusunda da belirleyici oluyor. Doktora başvurulduğunda kanamanın ne zaman başladığı, kanın rengi ve miktarı konusunda da bilgi verilmesinde fayda olacaktır.

Tıkla öğren –> https://www.drismetyildirim.com/hamilelikte-kist

Hamilelikte Kanama Nasıl Durdurulur?

Kanamanın durması için tampon kullanmak gibi yöntemleri asla denemeyiniz. Bu gibi yöntemler gebelikte kanama sorununu ortadan kaldırmadığı gibi daha farklı sorunlara da yol açabilir. Kanamanın durması için tıbbi bir müdahale yapılması gerekir ve bu müdahale de kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından belirlenmelidir. Öncelikle kanamanın kaynağı tespit edilir ve sonrasında problemin şayet mümkünse ortadan kaldırılması sağlanır.

Bu da kanamanın durması sonucunu beraberinde getirir. Kanamanın nedenine bağlı olarak kimi zaman gebeliğin sonlandırılması da gerekebilir. Aynı zamanda doğumun erkene alınması ve acil sezaryen ile doğumun gerçekleştirilmesi de zaruri bir tercihe dönüşebilir. Yapılan muayene ve tanı sonrasında doktorunuz konuya dair bilgi verecektir.

Göz atarsınız diye düşündük –> https://www.drismetyildirim.com/beta-hcg-degerleri

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
dr.ismetyildirim@hotmail.com

Anti CMV IgG Testi Nedir? Tedavisi Nasıldır?

Anti cmv igg dünya genelinde yaygın bir şekilde görülen ve insandan insana bulaşabilen sitomegalovirüs adlı virüsün tespit edilmesini sağlayan bir testtir. Gebelik döneminde de insan vücuduna bulaşabilen ve kimi zaman hiçbir belirti göstermeden vücutta aktif kalabilen bu virüs kimi zaman da ataklara da neden olabiliyor. Herpes grubundan olan virüsün bulaşmasının ardından savunma sistemi devreye giriyor.

Vücudun savunma sistemi öncelikle IGM tipi antikorlar üretiyor ve bu antikorlar yardımı ile virüsü etkisiz hale getirmeye çalışıyor. Yaklaşık olarak 1 yıl sonrasında ise IGG tipi antikorlar üretilmeye başlanıyor. Virüsün vücutta bulunup bulunmadığını anlamak için de anti cmv igg testi gerçekleştiriliyor. Bu sayede antikorların seviyesi de kolaylıkla tespit edilebiliyor. Antikorların vücut tarafından üretildiğini ve vücudun savunma sisteminin bir parçası olduğunu söyleyebiliriz. Yapılan araştırmalarda 40 yaş üstünde olan bireylerin büyük bölümünün bu virüsten kaynaklı enfeksiyonu geçirdiğini ortaya koyuyor.

Bilgin olsun –> https://www.drismetyildirim.com/hamilelik-doneminde-adet-gorulur-mu

Anti Rubella IgG Pozitif Çıkması

Anti rubella igg pozitif

Sitomegalovirüs yani anti cmv igg testi ile tespit edilen virüs ile rubella kimi zaman birbirine karıştırılabiliyor. Rubella yani topluma bilinen adıyla kızamıkçık gebelik döneminde görülebilen sorunlardan biridir. Çoğu zaman çocukluk döneminde yaşanıyor olsa da daha önce kızamıkçık geçirmemiş ya da aşı yaptırmamış olan kadınlarda gebelik döneminde de kızamıkçık sorunu ortaya çıkabiliyor. Cilt döküntüleri ile karakterize olan kızamıkçık gebeliğin erken döneminde geçirilirse anne karnındaki bebeğin etkilenmeme olasılığı bulunuyor. Ancak gebeliğin ilerleyen dönemlerinde yaşanması durumunda olumlu bir tablodan söz etmek güç olur. Rubella belirtileri şu şekildedir:

  • Genellikle yüzde başlayan ve vücuda yayılan deri döküntüleri
  • Yüksek vücut ateşi
  • İştahsızlık
  • Kuru öksürük
  • Baş ve boğazda ağrı
  • Lenf bezlerinde ya da dalakta büyüme
  • Lenfosit sayısında artış
  • Eklemlerde ağrı

Kızamıkçık eğer gebeliğin ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkarsa bebeklerde görme ve işitme sorunlarına, kalp rahatsızlıklarına, zeka geriliğine, serebral palsiye ya da çeşitli anomalilere yol açabilir.

Tıkla öğren –> https://www.drismetyildirim.com/hamilelikte-kist

Gebelikte Herpes Tip 1 ve Tip 2

Gebelik döneminde yaşanabilecek sorunlardan bir diğeri de herpes simpleks virüsüdür. Herpes virüsünün sinir liflerinde kolaylıkla ilerleyebiliyor olması, deride ya da mukoza bölgesinde lezyonlara sebebiyet vermesi, bu rahatsızlığın en önemli özelliklerinden biridir. Herpes simpleks virüsünün toplamda 8 türü bulunuyor. Ancak gebelik döneminde daha çok tip 1 ve tip 2 ile karşılaşılır. HSV 1 genellikle ağız, burun ve çevresinde aktif olurken HSV 2 genital bölgede daha aktiftir.

Gebelik döneminde zona rahatsızlığına neden olan HSV 3 virüsüne de ender de olsa rastlanabiliyor. Gebelik döneminde bu virüs tokalaşma, öpüşme, kişisel eşyaları paylaşma gibi nedenlerle kolaylıkla anne adaylarına bulaşabiliyor.  Ciltte içi sıvı ile dolu olan ağrılı baloncuklara yol açan bu virüsten korunmak için hijyene maksimum düzeyde dikkat edilmesi gerekiyor. Bu virüs anne karnındaki bebeği de olumsuz etkiler ve vajinal doğumu engelleyebilir.

Merak edersin diye –> https://www.drismetyildirim.com/detayli-ultrason

Gebelikte Toxoplazma

Gebelikte toxoplazma

Hamilelik döneminde geçirilebilen enfeksiyonlardan bir diğeri de toksoplazmadır. Çiğ ya da iyi pişmemiş et ürünleri tüketimi bu parazitin bulaşmasının en yaygın nedenidir. Aynı zamanda kontamine su içilmesi, enfekte kedinin dışkısı ya da kumu ile eldivensiz temas, eldivensiz toprağa dokunmak gibi nedenlerle de bulaşabiliyor. Yapılan anti toxoplazma IgG testi ile parazitin bulaşıp bulaşmadığı tespit edilebilir. Çünkü vücudun savunma sistemi bu parazit bulaştığında da antikor üretmeye başlıyor. Ülkemizde bu rahatsızlığın görülme olasılığının % 40 dolaylarında olduğunu söyleyebiliriz.

Bebeklerde Anti CMV IgG

Anne adayları bebeklerde anti cmv igg testinin yapılıp yapılamadığını da merak edebiliyor. Anne adayının enfekte olması durumunda doğumdan önce amniyosentez yapılabilir ve virüsün bebeğe bulaşıp bulaşmadığı tespit edilebilir. Ancak virüsün bebeğe bulaşmış olması durumunda ne gibi tahribatlara ya da anomalilere neden olduğunun tamamının tespit edilmesi olanaksızdır. Doğumdan sonra da bebeğin tükürük, idrar gibi vücut sıvılarından numune alınarak test yapılabilir ve virüsün mevcudiyetinin tespit edilmesi sağlanır.

Tıkla öğren –> https://www.drismetyildirim.com/bebegin-kalp-atislari-ne-zaman-duyulur

 

İnsanlarımız genelde çocukluk çağlarında bu tür enfeksiyonları geçirmekte ve de vücudunda bu mikroplara karşı direnç oluşmaktadır. Daha evvelden bu enfeksiyonları geçirmeyen bir kadın Gebelik esnasında ilk defa bu mikroplara maruz kalır ise bebeğin de gebelik haftasına göre ciddi sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Özellikle gebeliğin ilk haftalarında çok ciddi bir gribal enfeksiyon geçiren kadınlarda bu enfeksiyonlardan şüphelenmek gerekir ve bunlara yönelik testlerin yapılması gerekir.

Kadınlar gebe kaldığında gebeliğin ilk haftalarında muhakkak bu Mikroplara yönelik testler yapılmalıdır ve gebelerde daha evvelden direnç olup olmadığı ortaya çıkarılmalıdır. Gebenin ilk kez bu enfeksiyonlara maruz kaldığı tespit edildiğinde çok iyi bir tedavi ve takip yapılmalıdır, Erken dönemde gebeliğin sonlandırılması alternatif bir tedavi olabilir…

 

Kimler CMV Riski Taşır?

CMV yani sitomegalovirüs risk grubu aslında herkesi kapsıyor. Çünkü insandan insana bulaşabilen bir virüstür ve hijyen kurallarına dikkat edilmemesi durumunda yapılan anti cmv igg testi pozitif çıkabilir. Bu nedenle tüm anne adaylarının anti cmv igg konusunda bilmesi gereken en önemli unsur bulaşma yollarıdır. Virüsün bulaşma yollarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Cinsel ilişki
  • Kan nakli yapılması
  • Organ nakli yapılması
  • İdrar ya da vajinal salgıların teması
  • Damlacık (hapşırma, öksürme)
  • Emzirme ile anneden bebeğe geçmesi

Ancak anneden bebeğe emzirme yolu ile bulaştığına komplikasyon görülme olasılığının çok düşük olduğunu da belirtmek gerekir.

CMV Tedavisi Nasıl Olur?

Cmv tedavisi

Öncelikle anti cmv igg testi viüsün mevcudiyetini tespit ediyor olsa da virüsü tamamen yok eden bir tedavi prosedürünün olmadığını belirtmek gerekir. Henüz bir aşı da formüle edilemedi. Ancak immün sistemini destekleyen tedaviler uygulanabiliyor ve bu sayede virüsün vücutta ya da bebekte yaratabileceği tahribatların azaltılması sağlanabiliyor. Bir anlamda tedavi ile vücudun savunma sisteminin güçlendirildiğini söyleyebiliriz. Bu nedenle şayet CMV virüsüne dair belirtiler ortaya çıkarsa anne adayları muhakkak doktoruna bu konuda bilgi vermelidir.

Anti CMV Testi Neden Yapılır?

Anne adaylarına anti cmv igg testinin yapılmasının nedeni CMV virüsünün vücutta mevcut olup olmadığını saptamaktır. Bununla birlikte kişinin daha önce bu enfeksiyonu geçirip geçirmediğini anlamak için de test yapılabilir. Test sadece anne adaylarına yapılmıyor. Organ bağışlayan ya da organ bağışı olan kişilerin de enfeksiyonu geçirip geçirmediğini belirlemek için bu testin yapılmasına ihtiyaç olabiliyor.

Bilgin olsun –> https://www.drismetyildirim.com/tuplerin-baglanmasi

Anti CMV IgG Normal Değerleri

Uygulanan anti cmv igg testinin normal değerlerini şu şekilde aktarabiliriz:

< 4 AU/ml negatif: Kişi daha önce bu enfeksiyonu geçirmemiştir. Fakat test sonucunun enfeksiyondan 1 yıl sonrasında pozitife dönebileceğini de unutmamak gerekir.

4 – 5 AU/ml: Sınırda aralıktır.

> 5 AU/ml pozitif: Kişi bu enfeksiyonu daha önce geçirmiştir.

Gebelik ve CMV Enfeksiyonu

Gebelik ve cmv enfeksiyonu

Gebelik döneminde anti cmv igg konusunda dikkatli olunması gerekiyor. Çünkü bu virüs özellikle bebekleri olumsuz yönde etkiliyor. Bu nedenle asıl riskin anne karnındaki bebek için geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Bebekte konjenital CMV enfeksiyonu gelişebilir ve konjenital CMV geçiren bebekler için şu riskler ortaya çıkar:

  • Karaciğerde ya da dalakta büyüme
  • Deride kırmızı benekler olması
  • Görme ve işitme ilgili sorunlar

Bununla birlikte doğum sırasında bulgu ve komplikasyon görülmez ise ileride işitme ya da mental sorun olma olasılığı % 10 civarındadır.

Tıkla öğren –> https://www.drismetyildirim.com/gebelik-kolestazi

CMV Enfeksiyonundan Korunma

Elbette anti cmv igg konusunda korunma yollarının da biliniyor olması gerekiyor. Kişisel eşyaların paylaşılmaması ve özellikle ellerin sıklıkla yıkanması en önemli korunma yollarından biridir. Virüs ihtimalini göz önünde bulundurarak öksüren ya da hapşıran kişilerden uzak kalmak da önemli bir tedbirdir. Genellikle yiyecek ve içeceklerden virüsün bulaşmadığı düşünülse de bu bilgi doğru değildir. Bu nedenle yiyecek ve içeceklerin, çatal ve kaşık gibi malzemelerin de başkaları ile paylaşılmaması gerekiyor. Kanaması olan birine müdahale edilmesi gerekiyorsa eldiven kullanılması da önem taşıyor.

 

Konu ile alakalı yabancı kaynaklar:
https://labtestsonline.org.tr/tests/cmv

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
dr.ismetyildirim@hotmail.com

Gebelik kolestazı

Gebelik Kolestazı (Hamilelikte Kaşıntı) Nedir?

Gebelik kolestazı ileri gebelik haftalarında yaşanan şiddetli hamilelikte kaşıntı problemidir. Genellikle göbek, vajina, makat, eller, ayaklar, saçlı deri ve meme çevresi ile meme altında görülen kaşıntı anne adayları için bir hayli rahatsızlık verici boyuta ulaşabiliyor. Bazı anne adaylarında gebelik döneminde kolestaz problemi daha sık görülebiliyor. Riskin daha yüksek olduğu kişileri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Çoğul gebelikler
  • Hamilelik öncesinde karaciğer rahatsızlığı yaşamış olanlar
  • Anne ya da kardeşi kolestaz sorunu yaşamış olan kadınlar
  • 35 yaş üstü gebelikler
  • Hepatit C mevcudiyeti

Anne adayları gebelik kolestazı sorununun bebeği etkileyip etkilemediğini de merak ediyor. Maalesef bu sorundan anne karnındaki bebeklerin etkilenmediğini söyleyemeyiz. Bebek için çeşitli riskler bulunuyor ve bu riskler arasında en önemli olanı da erken doğumdur. Yine anne karnındaki bebek için önemli olan bir diğer risk de mekonyum aspirasyonu yani bebeğin kakasını yutmasıdır. Bu gibi durumlarda şayet hamileliğin 37. haftası geride kaldıysa doğum yapılması doktor tarafından önerilebilir.

Bilgin olsun –> https://www.drismetyildirim.com/hamilelikte-idrar-yolu-enfeksiyonu

Gebelik Kolestazı Nedenleri

Gebelik kolestazı nedenleri

Anne adayları hamilelikte kaşıntı probleminin kaynağını da merak edebiliyor. Safra kesesinin vücuttaki görevi karaciğerden gelen safrayı depolamak ve ihtiyaç olduğunda sindirimi kolaylaştırmak için bağırsaklara salgılamaktır. Hamilelik döneminde vücudun hormon dengesi bir hayli değişir. Hormonlar safra kesesinin fonksiyonlarında da bazı değişimlere sebebiyet verebiliyor. Safranın akışını azaltabiliyor ya da durdurabiliyor. Bu durum gebelik kolestazı problemine yol açıyor. Çünkü safra akışının yavaşlaması ya da durması safra asitlerinin karaciğerde birikmesine neden olduğundan kan dolaşımı da bu tablodan etkileniyor.

Bu noktada neden her anne adayının gebelik kolestazı yaşamadığı sorunu akıllara gelebilir. Ancak kolestazın oluşum nedeni tam olarak bilinemiyor ve genetik faktörlerin bu sorun üzerinde etkili olduğu yönünde çeşitli araştırma bulguları da var. Görülme sıklığı 500’te 1 olsa da aile öyküsünde kolestaz olan kadınların söz konusu sorunu daha sık yaşadığı biliniyor.

Tıkla öğren –> https://www.drismetyildirim.com/beta-hcg-degerleri

Gebelik Kolestazı Bulguları

Anne adaylarında gebelik kolestazı bulguları farklılaşabilir. Bununla birlikte bulguların hafif ya da şiddetli bir şekilde ortaya çıkabileceğini de belirtmek gerekir. Çoğunlukla tek bulgunun kaşıntı olduğunu da belirtebiliriz. Sık yaşanan gebelik kolestazı bulguları şöyledir:

  • Göbek, el ve ayaklarda yoğunlaşan kaşıntı
  • İdrar renginin koyu olması
  • Gaita renginin açık olması
  • Yorgun ve halsiz hissetme
  • İştahta azalma olması
  • Depresyon

Bazı bulgular ise hamilelikte kaşıntı sorununa eşlik ediyor olsa da çok daha seyrek görülüyor. Bu bulguları ise şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Sarılık (gözlerin ve cildin sarı renge dönmesi)
  • Mide bulantısı ve ender görülen kusma şikayeti
  • Karnın sağ üst kısmında kadran ağrısı olması

Bu bulgular ortaya çıkmış olsun ya da olmasın mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile görüşülmesi gerekiyor. Çünkü kaşıntı anne adayları için normal bir durum gibi algılansa da kolestaz dışında farklı nedenlere bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Nedeninin araştırılması, olası rahatsızlıklara erken tanı konması bakımından önem taşıyor.

Merakını çekebilir –> https://www.drismetyildirim.com/yumurtlama-donemi-hesaplama

Gebeliğin İntrahepatik Kolestazı Nedir?

Gebeliğin intrahepatik kolestazı

Gebeliğin intrahepatik kolestazı genellikle hamileliğin ikinci yarısında ortaya çıkan ve hamilelikte kaşıntı sorunu ile kendini gösteren bir karaciğer rahatsızlığıdır. Gebelik döneminde ortaya çıkan karaciğer sorunları arasında en yaygın görüleni gebeliğin intrahepatik kolestazı problemidir. Östrojen hormonu bu sağlık sorununda en önemli etkendir. Östrojen hormonuna bağlı olarak safra asitlerinin atılımı engellenir ve bu da karaciğerde soruna sebebiyet verir.

Gebelik Kolestazı Nasıl Düşürülür?

Anne adayına gebelik kolestazı tanısı konduğunda öncelikle kaşıntı sorununu ortadan kaldırmaya yönelik bir tedavi uygulanıyor. Kaşıntı giderici kremler, ılık banyo ve cildi yumuşatan krem kullanımı gibi yöntemler ile hamilelikte kaşıntı sorununun azaltılmaya çalışılması tedavi kapsamında tercih edilen yöntemlerdir. Aynı zamanda K vitamini takviyesi de tercih edilebilir. K vitamini içeren gıdaların tüketilmesine yönelik bir diyet uygulanması ya da bu vitaminin dışarıdan takviye olarak alınması da kaşıntı sorununu azaltmayı sağlayabiliyor. Ancak tedaviye başlanmadan önce tanı konması gerektiğini, bunun için de bazı muayene ve tetkiklere ihtiyaç duyulduğunu unutmamak gerekir.

Kaşıntı şikayetini azaltmak için soğuğa yakın sıcaklıkta su ile duş almak ya da terleten kıyafetlerden uzak durmak gibi çeşitli yöntemler tercih edilebilir. Terlemek, kaşıntıyı artırıyor ve bu nedenle ortamdaki ısının da terlemeye neden olmamasına dikkat edilmesinde fayda olacaktır.

Tıkla öğren –> https://www.drismetyildirim.com/hamilelikte-kist

Hamilelikte Vücutta Kaşıntı Ne Zaman Başlar?

Hamilelikte kaşıntı ne zaman başlar

Yapılan araştırmalar hamilelikte kaşıntı sorununun genellikle gebeliğin 6. ayından itibaren görüldüğünü ortaya koyuyor. Ancak hamileliğin 3. ayından itibaren kaşıntı sorunu yaşayan çok sayıda anne adayı olduğunu da belirtmek gerekir. Bazı anne adaylarında kaşıntı sorunu gebeliğin ilk 3 ayında başlıyor, sonrasında azalma kaydediyor ve son 3 ayda da yeniden artışa geçebiliyor. Bu nedenle söz konusu rahatsızlığın her anne adayında aynı şekilde seyretmediğini de belirtmemiz gerekir. Vücutta kaşıntı problemi sadece gebelik kolestazı sorunundan kaynaklanmaz. Bu nedenle kaşıntı probleminin gebeliğin herhangi bir döneminde de ortaya çıkabildiğini belirtmek gerekir. Hamilelik döneminde kaşıntıya neden olan diğer unsurları şu şekilde listeleyebiliriz:

  • Vücutta meydana gelen hormonal değişimler
  • Progesteron ve östrojen hormonunun artması
  • Gebeliğe bağlı ciltte oluşan çatlaklar
  • Gebelik ürtikeri
  • Bazı gıda alerjileri
  • Bazı ilaçların kullanımı
  • Egzama
  • Sedef

Yapılan muayeneler ile yukarıda sıralanan ve kaşıntıya neden olan rahatsızlıkların tanısı konabilir ve teşhise bağlı olarak en uygun tedavi prosedürü izlenir. Zira kolestaz sorunu doğumun hemen ardından kendiliğinden ortadan kalkar.

Merakınızı çekebilir –> https://www.drismetyildirim.com/detayli-ultrason

Gebelik Kolestazı İçin Hangi Testler Yapılır?

Sadece gebelik kolestazı tanısı konmasını sağlayan özel bir test bulunmuyor. Ancak belirtiler ortaya çıktığında farklı testler gerçekleştirilir ve bu testlerin sonucuna bağlı olarak da tanı konabilir. Doktor tarafından yaptırılması tavsiye edilen testleri şu şekilde listeleyebiliriz:

  • Hepatit testleri
  • Karaciğer fonksiyon testleri
  • Safra kesesi ultrasonu
  • Kanda safra asidi testi

Yukarıda sıralanan bu testler arasında en önemli olanı safra asidi testidir. Çünkü kandaki safra asidinin ideal orandan çok daha yüksek olması genellikle hamilelikte kaşıntı sorununa yol açan gebelik kolestazından kaynaklanıyor. Ancak elbette safra kesesinde taş olup olmadığının tespit edilmesi gibi amaçlarla da ultrason gibi bazı görüntüleme tetkiklerinin yapılması gerekebiliyor. Sonuç olarak test neticeleri, hastanın şikayetleri ve muayene sonuçları bir arada değerlendirilerek tanı konabilir.

Bilgin olsun –> https://www.drismetyildirim.com/cin-takvimi-cinsiyet-hesaplama

Gebelik Kolestazı Olup Normal Doğum Yapma

Gebelik kolestazı olup normal doğum yapma

Elbette anne adayları hamilelikte kaşıntı sorunu yaşadıkları doğum yönteminin değişmesi gerekiyor mu şeklinde bazı soruların yanıtını da merak edebiliyor. Böyle bir sorun yaşandığında doktorunuz sezaryen ile doğumu önerebilir. Aynı zamanda anne karnındaki bebeğin zarar görme ihtimalinin mevcut olması durumunda da gebeliğin 37. haftasının ardından doğumun gerçekleştirilmesi gerekebiliyor.

Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda gebelik kolestazı probleminin doğum şeklinin değiştirilmesine neden olabileceğini belirtmek gerekiyor. Bu konuda doktorunuzun önerilerini dikkate almanızda fayda vardır. Çünkü kadın hastalıkları ve doğum uzmanları her daim hem anne adayı hem de anne karnındaki bebek için en ideal doğum yöntemini önerir. Sezaryen ile doğum gerektiğinde normal doğum konusunda ısrarcı olunması, çeşitli risklerin göze alınması anlamına gelir.

 

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
dr.ismetyildirim@hotmail.com

Hamilelikte idrar yolu enfeksiyonu

Hamilelikte İdrar Yolu Enfeksiyonu

Hamilelikte idrar yolu enfeksiyonu anne adaylarının sık yaşadığı problemlerden biridir. Sadece anne adayının değil anne karnındaki bebeğin sağlığını da olumsuz yönde etkileyen hatta erken doğuma bile neden olabilen bu problem, özellikle gebeliğin 6. haftası ile 24. haftası arasın da yaşanıyor ve anne adaylarının günlük yaşantısını da sıkıntıya sokabiliyor. Gebelik döneminde yaşanan tüm rahatsızlıklarda olduğu gibi idrar yolu enfeksiyonunda da erken tanı büyük önem taşıyor. Çünkü bakterilere henüz enfeksiyona yol açmadan ilaç tedavisi ile müdahale edilebiliyor ve daha kısa bir tedavi süreci eşliğinde anne adayının yaşadığı sorunlardan kurtulması sağlanabiliyor. Bu nedenle anne adayları idrar yolu enfeksiyonunun belirtileri ortaya çıktığında derhal kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmalı, bu belirtileri kesinlikle ciddi almalıdır.

Bilgin Olsun –> https://www.drismetyildirim.com/hamilelik-belirtileri-nelerdir

Hamilelikte İdrar Yolu Enfeksiyonu Belirtileri

Kimi zaman hamilelikte idrar yolu enfeksiyonu hiçbir belirti göstermeyebiliyor. Kimi zaman da grip ya da nezle rahatsızlıklarında ortaya çıkan belirtiler ile benzer semptomlar görülebiliyor. Yaygın şekilde ortaya çıkan belirtileri ise şu şekilde sıralayabiliriz:

  • İdrar yaparken ağrı, yanma ya da sızı olması
  • Çok sık idrara çıkma
  • İdrarda kan ya da mukus bulunması
  • Kasık bölgesinde ağrı ya da kramp olması
  • Yeşile ya da sarıya çalan renkte, kötü kokulu vajinal akıntı
  • Cinsel ilişkinin ağrılı olması
  • İdrar kaçırma
  • Vücut ateşi, terleme ve titreme
  • İdrar renginde koyulaşma
  • İdrarda kötü koku olması
  • Vajinal kaşıntı
  • Geceleri sıklıkla idrar yapma isteği nedeniyle uyanma
  • İdrar miktarında artış ya da azalma olması
  • İdrar torbası bölgesinde baskı hissi ve ağrı olması

İdrar yolu enfeksiyonunun tedavi edilmemesi durumunda böbrek enfeksiyonuna da yol açabildiğinin altı çizilmelidir. Bu durumda yukarıda sıraladığımız belirtilere mide bulantısı, kusma, sırt ve böbreklerin olduğu yan kısımlarda şiddetli ağrı gibi şikayetler de eşlik edebilir. Gebelik döneminde idrar yolu enfeksiyonunun mevcudiyeti basit bir tahlil ile anlaşılabilir. Ancak tedavide geç kalınması, anne adaylarının belirtileri hamileliğe bağlayarak dikkate almaması gibi durumlarda tablo çok daha ciddi bir boyut kazanabilir. Bu durumda sistit gibi çeşitli sorunların da ortaya çıkabileceğinin, anne adaylarını daha zorlu ve uzun süreli bir tedavi sürecinin bekleyeceğini unutmamak gerekiyor.

Tıkla Öğren –> https://www.drismetyildirim.com/hamilelikte-beslenme

Gebelikte İdrar Yolu Enfeksiyonu Neden Olur?

İdrar yolu enfeksiyonu neden olur

Bilindiği gibi hamilelik, vücutta pek çok farklı değişimin meydana geldiği bir dönemdir. Bu değişimler kimi zaman bağışıklık sistemini baskılayabiliyor, organların işlevlerini tamamıyla yerine getirmesini sıkıntıya sokabiliyor ya da vücudun bazı rahatsızlıklara daha açık hale gelmesine neden olabiliyor. Zira hamilelikte idrar yolu enfeksiyonu da çoğunlukla vücutta gebelikten kaynaklanan bu değişimlere bağlı olarak ortaya çıkıyor. Uterusun gebelik boyunca büyüyor olması, mesaneye baskı yapmasına yol açar. Bundan kaynaklı olarak da mesane tam olarak boşalamayabilir ve bu durum da enfeksiyon sonucunu doğurabilir.

Elbette idrar yolu enfeksiyonu gebelik döneminde farklı nedenlere bağlı olarak da ortaya çıkabiliyor. Vajinal temizliğin doğru şekilde yapılmaması, sıklıkla idrarı tutmak gibi nedenler ile birlikte şeker hastalığı ya da daha önce bazı üriner rahatsızlıklar yaşamış olmak da vücudu idrar yolu enfeksiyonuna karşı daha savunmasız kılabiliyor. Bağırsaktan gelen bakterilerin de gebelik döneminde idrar yolu enfeksiyonuna yol açabildiğini belirtelim. Böbreklerde taş olması ya da yapısal bazı böbrek sorunları, immün sistemini baskılayan rahatsızlıkların da bu tür problemlere neden olabildiğini belirtmek gerekir. Hangi nedenle ortaya çıkıyor olursa olsun belirtilerin dikkate alınması ve doktora bu konuda bilgi verilmesi çok büyük bir önem taşıyor.

Şuna da bir bakın deriz –> https://www.drismetyildirim.com/bebegin-cinsiyeti-ne-zaman-belli-olur

Hamilelikte İdrar Yolu Enfeksiyonu Bebeğe Zarar Verir mi?

Anne adayları hamilelikte idrar yolu enfeksiyonu yaşadıklarında bebeklerinin bu durumdan nasıl etkileneceğini de merak ediyor. Ancak bu rahatsızlığın anne karnındaki bebeğe zarar vermediğini söylemek olanaksızdır. Çünkü vücut ateşinin enfeksiyona bağlı olarak yükselmesi rahimde kasılmalara yol açabiliyor. Bu da doğumun olması gerekenden daha erken süreçte gerçekleşmesini beraberinde getiriyor. Tedavi edilmeyen idrar yolu enfeksiyonlarının erken doğum nedeni olabileceğini unutmamak gerekir. Su kesesinin açılması gibi çeşitli sorunlara da yol açabildiği için bebekler de idrar yolu enfeksiyonundan etkileniyor. Hatta bu sorunun maalesef bebekler için hayati risk de doğurduğunu belirtmek gerekir.

Erken doğum ve düşük doğum ağırlığı gibi sorunlara neden olabilen idrar yolu enfeksiyonunun tedavi edilmesi durumunda ise anne karnındaki bebeğin herhangi bir zarar görmediğini belirtmek gerekir. Tedavide kullanılan ilaçlar anne adaylarının ya da bebeklerin sağlığını olumsuz yönde etkilemiyor. Aynı zamanda tedavinin yapılması durumunda doğum şeklinin değiştirilmesine de gerek olmaz. Gebelik döneminde idrar yolu enfeksiyonu geçirmiş olmak, spesifik durumlar dışında vajinal doğuma engel değildir.

Bilgin Olsun –> https://www.drismetyildirim.com/cin-takvimi-cinsiyet-hesaplama

Hamilelikte İdrar Yolu Enfeksiyonu Tedavisi Nasıl Yapılır?

Hamilelikte idrar yolu enfeksiyonu tedavisi

Tedavi cerrahi müdahale ile değil ilaç kullanımı prosedürü ile gerçekleştiriliyor. Özellikle erken tanı durumunda bakteriler henüz enfeksiyona yol açmadan tedaviye başlanması çok daha kısa süreli bir tedavi ile sorunun ortadan kaldırılmasını sağlayabiliyor. Anne adayının hamileliğin kaçıncı haftasında olduğu, genel sağlık durumu ve enfeksiyonun ne oranda ilerlediğine bağlı olarak hamilelikte idrar yolu enfeksiyonu tedavisinde antibiyotik ilaçlar reçete ediliyor. Ancak öncesinde idrar tahlili yapılması istenebilir. Antibiyotik ilaçların düzenli ve belirtildiği dozajda kullanımı çok büyük bir önem taşıyor. Kimi zaman hastanın yaşadığı bazı sıkıntıları gidermek adına antibiyotik ilaçlar ile beraber ateş düşürücü ya da ağrı kesici özellikte olan ilaçlar da doktorunuz tarafından reçete edilebilir. Genellikle bir hafta ila 10 gün arasında değişen bir sürede tedavi tamamlanır. Çok ilerlememiş olan enfeksiyonlarda bu süre zarfında ilaç kullanımı yeterli olabiliyor ve hastalar ilaç almaya başladıkları 3. günde pek çok şikayetten kurtulmuş oluyor.

Ancak bu tedavinin idrar yolu enfeksiyonu için geçerli bir prosedür olduğunun altını çizelim. Şayet hamilelikte idrar yolu enfeksiyonu tedavi edilmezse ve piyelonefrite yani böbrek enfeksiyonuna dönüşürse bu durumda yatarak tedavi uygulanması gerekebilir. Çünkü bu rahatsızlığın anne adayı ve bebeği etkileyen sistemik bazı riskleri bulunur. Özellikle erken doğum riskinin ciddi düzeyde artması nedeniyle yatarak tedavi zaruri bir hal alabilir.

Tıkla Hemen Öğren –> https://www.drismetyildirim.com/yumurtlama-donemi-hesaplama

Hamilelikte İdrar Yolu Enfeksiyonu Kanama Yapar mı?

İdrar yolu enfeksiyonu ile kanama arasında bir bağ olduğunu belirtmek güçtür. Çünkü hamilelikte idrar yolu enfeksiyonu çoğu zaman vajinal bir kanamaya neden olmaz. Çok ender durumlarda idrarda kan olması gibi bir durum görülebilir. Ancak bu durumu vajinal kanama ile karıştırmamak gerekiyor. Şayet vajinadan kan gelmesi gibi bir semptom yaşanırsa derhal kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile görüşülmelidir. Çünkü hamileliğin ilk dönemlerinde yaşanan yerleşme kanaması dışındaki hiçbir vajinal kanama tıbben normal kabul edilmez. Nedeni idrar yolu enfeksiyonu olmasa bile mutlaka doktorunuza bilgi vermelisiniz. Bu sayede kanamanın nedeni araştırılabilir ve gerekli müdahale yapılabilir.

Hamilelik döneminde idrar yolu enfeksiyonundan korunmak için dikkat edebileceğiniz bazı unsurları da hemen aktaralım:

  • Her gün 3 litre su tüketin
  • Çok dar kıyafetler giymeyin
  • İdrarınızı tutmayın ve düzenli aralıklarla mesanenizi boşaltın
  • Her gün iç çamaşırınızı değiştirin
  • Vajinal temizliği doğru şekilde yapın
  • Cinsel ilişki öncesinde ve sonrasında mesaneyi boşaltın

 

Konu ile alakalı yabancı kaynaklar:
https://emedicine.medscape.com/article/452604-overview

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
dr.ismetyildirim@hotmail.com

Doğum kontrol hapı

Doğum Kontrol Hapı Nedir? Nasıl Kullanılır?

Doğum kontrol hapı tüm dünya genelinde 140 milyondan fazla sayıda kadın tarafından kullanılan bir doğum kontrol yöntemidir. 1960 yılından bu yana kullanılan doğum kontrol hapları, kadınların fizyolojisinde bazı küçük değişiklikler yapıyor ve bu sayede gebelik oluşmasını çok büyük oranda engelliyor.

OKS yani oral kontraseptif haplar içerdiği hormonlar sayesinde yumurtlamayı durduruyor. Rahim ağzı salgısı olan servikal mukusun yoğunluğunu artırıyor ve bu sayede sperm hücrelerinin rahim içerisine geçişini de önlemiş oluyor. Kadın ve erkek üreme hücrelerinin buluşmasını önlediğinden döllenme meydana gelemiyor ve sonuç olarak gebelik tablosu ortaya çıkmıyor.

Ancak gebelikten korunma hapı konusunda oldukça önemli bir noktanın altı çizilmelidir. Hiçbir doğum kontrol yöntemi gebeliğe karşı % 100 koruma sağlamaz. Dolayısıyla bu hapların kullanımının da asla gebelik oluşmayacağı anlamına gelmediğinin bilinmesi gerekiyor.

Her ne kadar koruyuculuk oranı % 98’lere kadar ulaşabilen bir doğum kontrol yöntemi olsa da gebelik riski yine de mevcuttur. Bu nedenle adet gecikmesi gibi önemli gebelik belirtileri ortaya çıktığında, doğum kontrol hapı kullanıyor olsanız bile mutlaka gebelik testi yaptırmalısınız. Özellikle düzenli kullanım çok büyük önem taşıyor. Yapılan araştırmalar, bu hapları düzenli olarak kullanmayan, sıklıkla hap almayı unutan kadınlarda gebelik oluşma ihtimalinin daha yüksek olduğu anlaşıldı.

Ertesi gün hapı ne işe yarar?
Tıkla Öğren –> https://www.drismetyildirim.com/ertesi-gun-hapi

Doğum Kontrol Hapları Nelerdir?

Doğum kontrol hapları nelerdir

Etkin bir şekilde gebeliği önleyebilmesi için gebelikten korunma hapı her gün aynı saatte alınmalıdır. Gelişigüzel alınması durumunda bu hapların gebeliği önleme başarısının düşeceğinin ve dolayısıyla gebelik riskinin de artacağının bilinmesi gerekiyor. Genellikle ihtimalini ortadan kaldırma amaçlı kullanılıyor olsa da bu haplar farklı tedavilerde de tercih edilebiliyor. Örneğin polikistik over sendromu, endometriozis, adet olamama ya da aşırı ağrılı adet dönemleri yaşama, premenstrüel sendrom, adet kanamasının aşırı miktarda olması, akne tedavisi gibi çeşitli durumlarda da bu haplardan faydalanılabiliyor.

Ülkemizde yaygın şekilde kullanılan doğum kontrol hapı örneklerini de şu şekilde listelemek mümkün:

Yasmin

21 günlük tablet formunda kullanıma sunulan Yasmin, sivilce, ödem ya da sebore gibi sorunların tedavisinde de tercih edilebiliyor. Ancak bu hapın etinil estradiol ve drospirenon maddelerine alerjisi olanlar tarafından kullanılmaması gerekiyor.

Yazz

Bu hap 24+4 olmak üzere toplamda 28 tabletten oluşuyor. Son 4 hap hormon içermez. Yan etkilerinin oldukça hafif olmasıyla ön plana çıkan doğum kontrol haplarından biridir.

Microgynon

Fiyatının düşük olmasıyla bilinen bu hap 21 tabletten oluşuyor. Etinil estradiol ve levonorjestrelere alerjisi olanlar tarafından bu hapın kullanılmaması gerekiyor.

Diane 35

Akne ve aşırı tüylenme tedavisinde de kullanılan bu hap yine yan etkileri az olan ve kullanıcıların şikayetlerinin minimum düzeyde olduğu doğum kontrol haplarından biridir.

Reginon

Etken maddesi gestoden ve etinilestradiol olan bu doğum kontrol hapı da yaygın bir şekilde kullanılan ve gebeliğe karşı yüksek oranda koruma sunan ilaçlardan biridir.

Ginera

Bu ilacın da etken maddeleri gestoden ve etinilestradiol olduğundan bu maddelere alerjisi olanların kullanmaması gerekir.

Tıkla Öğren –> https://www.drismetyildirim.com/zevk-suyu

Doğum Kontrol Hapı Yan Etkileri

Doğum kontrol hapı zararları

Öncelikle halk arasında yanlış bilinen bazı unsurlara değinmek gerekiyor. Kullanılan doğum kontrol hapı hangisi olursa olsun, cinsel yolla bulaşan hastalıkları önlemez. Bu hapların tamamı sadece gebelik olasılığını en aza indirgeme üzerine formüle edilmiş olan ilaçlardır. Cinsel yolla bulaşan hastalıkları önleyen bir doğum kontrol hapı bulunmuyor. Aynı zamanda gebelikten korunma hapı kısırlığa yol açmaz. Maalesef halk arasında bu inanışın son derece yaygın olduğunu gözlemliyoruz ancak söz konusu hapların kısırlığa yol açması ihtimaller dahilinde değildir. Hapların kullanımı bırakıldıktan sonra 1 ay ila 2 ay içerisinde adet döngüsü normale döner ve bu sayede doğurganlık yeniden kazanılmış olur. Bu haplar kişinin doğurganlık seviyesinde bir artışa ya da azalmaya neden olmayacağının bilinmesinde fayda var.

Toplumda gebelikten korunma hapı ile kanser arasında da bir bağ kurulabiliyor. Fakat bu haplar kansere neden olmaz. Aksine bu hapların kullanımının yumurtalık, endometrium ve kolon kanserine karşı koruma etkisinin olduğu biliniyor. OKS yani doğum kontrol hapları yumurtalık kanseri riskini % 40 dolaylarında azaltıyor. Aynı zamanda endometrium kanseri riskini de % 30 düzeyinde, kolorektal kanseri riskini de % 15 düzeyinde azalttığı biliniyor. Ancak elbette tüm ilaçlar gibi doğum kontrol hapı da bazı yan etkilere sahiptir. Yaygın şekilde görülen yan etkileri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Baş ağrısı
  • Mide bulantısı
  • Çarpıntı
  • Göz sorunları
  • Bacaklarda hafif ödem olması
  • Vajinal kuruluk
  • Tüylenmede artış
  • Kilo artışı
  • Göğüslerde hassasiyet olması

Bu yan etkilerin görülme oranının düşük olduğunu ve özellikle ilk birkaç hafta sonrasında baş ağrısı ya da mide bulantısı gibi yan etkilerin kendiliğinden ortadan kalktığını belirtebiliriz. Yan etkilerin devam etmesi ya da spesifik bazı yan etkilerin ortaya çıkması durumunda mutlaka doktorunuza bilgi vermelisiniz. Ayrıca kullanılan doğum kontrol hapı çeşidine bağlı olarak bu listede yer almayan, daha farklı yan etkilerin de ortaya çıkabileceğini belirtelim.

Tıkla Öğren –> https://www.drismetyildirim.com/cocuk-nasil-yapilir

Doğum Kontrol Hapı Ne Zaman Korumaya Başlar?

Hangi doğum kontrol hapı tercih edilmiş olursa olsun ilk kutudan itibaren gebelik riskine karşı koruma sağlar. Ancak koruyuculuğunun hemen başlaması için hapların kesinlikle düzenli olarak kullanılması ve her gün aynı saatte alınması gerektiğinin unutulmaması gerekiyor. Aynı zamanda bazı hapların etkisini göstermesi için birkaç gün beklemek gerekebiliyor. Bu süre zarfında kondom kullanımı gibi alternatif doğum kontrol yöntemleri tercih edilebilir. Kullanacağınız gebelikten korunma hapı prospektüsünü mutlaka okumalısınız. Prospektüs içerisinde hapın ne zaman koruma sağlamaya başlayacağı bilgisine ulaşabilirsiniz.

En İyi Doğum Kontrol Hapı Hangisidir?

En iyi doğum kontrol hapı

Öncelikle gebelikten korunma hapı seçenekleri arasından herhangi birini ‘en iyi’ şeklinde nitelemek doğru olmaz. Çünkü kadın hastalıkları ve doğum uzmanları kadınların yaşına, kilosuna, sağlık durumuna, adet düzenine ve tıbbi geçmişine dikkat ederek en uygun doğum kontrol hapını önerir. Sizin için ‘en iyi’ olan hap bir başka kadın için ‘en iyi’ olmayabilir. Dolayısıyla bu konuda doktorunuzun önerisini dikkate almanızda fayda olacaktır. Size en uygun doğum kontrol hapının hangisi olduğu konusunda mutlaka doktorunuza danışmalı ve asla gelişigüzel doğum kontrol hapı seçimi yapmamalısınız.

Tıkla Öğren –> https://www.drismetyildirim.com/yumurtlama-donemi-hesaplama

Doğum Kontrol Hapı Fiyatları 2020

Günümüzde doğum kontrol hapı fiyatlarının gayet makul seviyede olduğunu belirtmek gerekiyor. Fiyat konusunda net bir rakamdan söz etmek ise doğru olmaz. Çünkü bu haplar farklı ilaç firmaları tarafından üretiliyor ve dolayısıyla piyasaya da farklı fiyatlarla sunuluyor. Ancak genel olarak bakıldığında fiyatların bütçeleri zorlayacak rakamlara tekabül etmediğini de rahatlıkla belirtebiliriz.

Hangi Hormonları İçerir?

Piyasada kullanıma sunulan doğum kontrol hapı çeşitleri östrojen ve progesteron hormonları içeriyor. Bu hormonlar vücutta bazı değişimlere yol açıyor ve bu değişimler de yumurtaların yumurtalıklardan çıkmasını engelliyor. Aynı zamanda rahim ağzı akıntısında da minimal bazda değişimlere neden oluyor ve bu da erkek üreme hücrelerinin geçişini engelliyor. Gebelik planlaması durumunda hapların kullanımının bırakılması yeterli oluyor. Herhangi bir tıbbi müdahaleye gerek kalmadan kadınlar doğurganlıklarını yeniden kazanabiliyor.

Tıkla Öğren –> https://www.drismetyildirim.com/cin-takvimi-cinsiyet-hesaplama

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
dr.ismetyildirim@hotmail.com

Beta HCG değerleri

Beta HCG Değerleri Nelerdir? Nasıl Hesaplanır?

Beta HCG değerleri hamilelik döneminde yükseliş kaydettiğinden gebelik şüphesine dair önemli bir veri olarak kabul ediliyor. Halk arasında ‘hamilelik hormonu’ olarak da adlandırılabilen bu hormon gebelik haftasının hesaplanması ya da dış gebelik tanısı konması amacıyla da ölçülebiliyor. Plasentadaki trofoblastik hücrelerden salgılanan Beta HCG, vücudun progesteron hormonu üretimine devam etmesini sağlıyor olmasıyla büyük önem taşıyor. Çünkü progesteron da gebelikte anne adayının düşük yapmasını engelleyen en önemli faktördür.

Kimi zaman Beta HCG değerleri gebelik dışında farklı nedenlerle de artış kaydedebilir. Örneğin infertilite tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar B-HCG içeriyor ve bu dönemde test yapılması durumunda kandaki B-HCG değeri hamilelik olmadığı halde daha yüksek çıkabiliyor. Dolayısıyla gebelik şüphesinde son derece önemli olan B-HCG yüksekliği, tek başına sağlıklı bir gebelik tanısı konması için yeterli bir done değildir.

Tıkla Öğren –> Çocuk nasıl yapılır

Beta HCG Testi Nasıl Yapılır?

Beta hcg testi nasıl yapılır

Beta HCG testi yaygın bir şekilde 2 farklı biçimde yapılır. Bunların ilki eczanelerden satın alınan preparatlarla yapılan testtir. İdrar numunesi ile gerçekleştirilen bu test ile Beta HCG değerleri rakamsal anlamda belirlenemez. Test sadece ‘pozitif’ ve ‘negatif’ şeklinde bir sonuç verir. Pozitif çıkması durumunda gebelikten söz edilebilir ancak negatif çıkması durumunda bir süre bekleyerek testin tekrarlanmasında fayda var.

Bir diğer test de kan numunesi ile laboratuvarda gerçekleştirilen beta HCG testidir. Evde yapılan testten çok daha güvenilir olan bu tetkik için tek tüp kan alınması yeterli olur. Aç ya da tok karnına kan numunesi verilebilir ve günün herhangi bir saatinde kanda gebelik testi gerçekleştirilebilir. Ayrıca test sonucunda Beta HCG değerleri görülebilir. Kanda gebelik testi yaptırmak için acele etmemekte fayda var. Adet döneminin üzerinden birkaç gün geçtikten sonra test yapılması, çok daha güvenilir sonuçlar elde etmeyi sağlar.

Tıkla Öğren –> Yumurtlama dönemi hesaplama

Gebelik Haftasına Göre Beta HCG Hesaplama

Öncelikle Beta HCG değerleri gebelik süresi boyunca sürekli olarak ölçülmez çünkü herhangi bir şüphe olmaması durumunda böyle bir gereksinim duyulmaz. Gebeliğin ilk dönemlerinde testin tekrarlanması istenebilir ancak söz konusu değerlerin hamilelik süresi boyunca sürekli olarak ölçülmediğini de belirtmek gerekiyor.  Ayrıca bu hormon seviyesinin vücutta sadece gebelik döneminde mevcut olduğu bilgisi de doğru değildir. Hamile olmayan bir kadında da B-HCG hormonu bulunur ancak 0 – 10 mlU/ml seviyesinde olur.

Gebelikte ise Beta HCG değerleri 48 saatte bir % 50 ila % 65 seviyesinde artar. Gebeliğin belirli bir dönemine gelindiğinde ise artış hızı azalır ve artık son dönemlerde sabitlenerek belirli bir seviyede kalır. Yapılan gebelik testlerinde kimi zaman değer 6 mIU/ml – 24 mIU/ml referans aralığında olabiliyor. Bu durum ‘gri zon’ olarak adlandırılır birkaç gün sonrasında yeniden test yapılması gerekir. Çünkü gri zon durumunda kesin bir gebelik tanısı konamaz.

Beta HCG Yüksekliği Nedir?

Beta hcg yüksekliği nedir

Anne adaylarını en çok endişelendiren durumlardan biri Beta HCG değerleri olarak görülen rakamların referans aralığındaki alt ya da üst sınıra yakın olmasıdır. Bu durum anne adayının ya da fetusun sağlık sorunu anlamına gelmez. Değerlerin alt ya da üst sınıra yakın olması durumunda endişe duymanıza gerek yok çünkü tıbben gayet normal bir durumdur. Ayrıca B-HCG seviyesi anne karnındaki bebeğin sağlık durumunu değerlendirmek için tek başına yeterli bir veri değildir.

Gebelik dönemi dışında 0 – 10 mlU/ml düzeyinden daha yüksek Beta HCG değerleri ile karşılaşılabilir. Bunun olası nedenlerini şu şekilde listeleyebiliriz:

  • Germinal hücreleri tümörler
  • Mol hidatiform rahatsızlığı
  • B-HCG içeren bazı ilaçların kullanımı

Beta HCG Seviyesi Nelerden Etkilenir?

Hamilelik dönemi dışında Beta HCG değerleri kullanılan ilaçlardan ya da bazı hastalıklardan etkilenebilir. Doğum kontrol hapları, bazı antibiyotik ilaçlar ya da kısırlık tedavisinde kullanılan ilaçlar değerlerin yüksek çıkmasına neden olabiliyor. Düşük ve kürtaj durumunda da Beta HCG değerleri hemen normal seviyeye gerilemez. Bunun için 4 ila 6 hafta beklemek gerekir. Mol gebelik, dış gebelik ve boş gebelik de söz konusu hormon seviyesini etkiler ve hormon düzeyi yüksek çıkar.

Tıkla Öğren –> Hamilelikte kist

Beta HCG Değeri Kaç Olmalı?

Gebelikte normal kabul edilen Beta HCG değerleri şöyledir:

  • 3 haftalık gebelik: 10 – 50 mlU/ml
  • 4 haftalık gebelik: 5 – 426 mlU/ml
  • 5 haftalık gebelik: 18 – 7.340 mlU/ml
  • 6 haftalık gebelik: 1.080 – 56.500 mlU/ml
  • 7 ila 8 haftalık gebelik: 7.650 – 229.000 mlU/ml
  • 9 ila 12 haftalık gebelik: 25.700 – 288.000 mlU/ml
  • 13 ila 16 haftalık gebelik: 13.300 – 254.000 mlU/ml
  • 17 ila 24 haftalık gebelik: 4.060 – 165.400 mlU/ml
  • 25 ila 40 haftalık gebelik: 3.640 – 117.000 mlU/ml

Elbette bu değerleri mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından değerlendirilmelidir. Değerlerde bir anormallik olması durumunda çeşitli şüpheler doğabilir ve doktorunuz sizden bazı ileri tetkikleri yaptırmanızı isteyebilir.

1 Haftalık Gebelikte Beta HCG Değeri

1 haftalık gebelikte beta hcg

Gebelik haftası hesaplaması, son adet döneminin ilk günü dikkate alınarak yapılır. Bu nedenle gebeliğin ilk haftası aslında teknik anlamda hamile olmadığınız bir dönemdir ve bundan kaynaklı olarak Beta HCG değerleri gebelik şüphesini doğuracak düzeyde olamaz. Henüz döllenmenin bile gerçekleşmediği bu dönemde B-HCG testi yapılması durumunda sonuç 0 – 10 mlU/mL arasında çıkacaktır.

Tıkla Öğren –> Detaylı ultrason

2 Haftalık Gebelikte Beta HCG Değeri

Aynı durumun 2 haftalık gebelikte de geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü Beta HCG değerleri döllenmenin meydana gelmesinin üzerinden 6 gün geçtikten sonra yükselmeye başlar. Bu süre gebeliğin 3 ila 4. haftasına tekabül edebileceğinden hamileliğin 2. haftasında da B-HCG değerleri gebeliği işaret edecek düzeyde olmaz. Bu hafta içerisinde de henüz rahimde gebelik ürünü yoktur.

Dış Gebelikte Beta HCG Değerleri

Dış gebelik tanısında Beta HCG değerleri çok büyük bir önem taşıyor. Sağlıklı bir gebelikte B-HCG değerleri 48 saatte bir % 65’e yakın bir oranda artış gösteriyor. En azından gebeliğin belirli bir dönemine dek bu artış düzenli bir şekilde gerçekleşiyor. Ancak dış gebelikte ilk aşamada Beta HCG değerleri yükseliyor olsa da 48 saatte bir değerin iki katına çıktığından söz edilemez. Bu gibi durumlarda dış gebelik şüphesi doğabiliyor. Ancak elbette dıi gebelik tanısı sadece bu değerlere bakılarak konmaz.

Kandaki Beta HCG değeri 1000 mlU/ml ila 2000 mlU/ml arasına ulaştığında ultrason yöntemi ile gebelik kesesinin kontrolü sağlanabilir. Fakat dış gebelikte gebelik kesesi rahim içine değil, farklı bir yere yerleşmiş olur. Bu yerin de % 95 gibi yüksek bir oranda fallop tüpleri olduğunu söyleyebiliriz. Bu durumda tedavi yöntemlerinin devreye girmesi gerekiyor. Uygulanacak tedavi yöntemine bağlı olarak birkaç kez test yapılması ve kandaki B-HCG seviyesinin ölçülmesi gerekebilir. Dış gebelikte erken tanının hayati önem taşıdığına da değinmek gerekiyor. Bu nedenle daha önce dış gebelik yaşayanların Beta HCG değeri bir süreliğine kontrol edilebilir. Her ne kadar toplumda görülme sıklığı % 2 düzeyinde olsa da gebeliğe bağlı ölümlerin % 6’sının nedeni dış gebeliktir.

 

 

Konu ile alakalı farklı dış kaynaklar:
https://www.bebek.com/beta-hcg-degerleri/

 

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
dr.ismetyildirim@hotmail.com

Çocuk nasıl yapılır

Çocuk Nasıl Yapılır? Ne Zaman Yapılmalıdır?

Çocuk nasıl yapılır konusu belirli bir yaşa geldikten sonra hem kızların hem de erkeklerin yanıtını merak ettiği sorulardan biri haline geliyor. Zira belirli bir yaştan sonra bu konuda bilgi sahibi olunmasında da fayda var. Öncelikle bebek nasıl yapılır sorusunu, erkeklerde ve kadınlarda bulunan üreme hücreleri üzerinden yanıtlamak gerektiğini belirtelim. Çünkü çocuk yapabilmek için, erkek ve kadın üreme hücrelerinin buluşması gerekiyor. Bu buluşma da tahmin edilebileceği gibi cinsel ilişki esnasında gerçekleşiyor.

Kadınların ve erkeklerin anatomik yapısı birbirinden farklıdır. Kadınların hamile kalabilmesi için adet görmeye başlamaları gerekiyor. Adet dönemi kadınların rahminin her ay hamilelik için kendilerini hazırlamalarından kaynaklanıyor. Şayet kadın hamile kalırsa gebelik dönemi boyunca adet kanaması olmaz. Ancak hamile kalmazsa kadın üreme hücreleri yani döllenmemiş yumurtalar adet kanaması ile vücuttan atılır. Sonrasında rahimde yeni yumurtalar döllenme için ideal olgunluğa erişmeye başlar ve yumurtanın döllenmesi de çocuk nasıl yapılır sorusunun yanıtlarından biridir.

Elbette yumurtanın döllenmesi mutlaka gebelik sonucunu doğurmaz. Sağlıklı bir hamilelikten söz edebilmek için döllenmiş yumurtanın rahimde ideal yere yerleşmesi gerekiyor. Yumurtanın döllenmesini sağlayan da erkek üreme hücreleri yani cinsel ilişki sonrasında boşalma ile vajina girişinden rahme ulaşan sperm hücreleridir. Eğer sperm hücreleri rahimdeki yumurtanın döllenmesini sağlarsa hamilelik gelişebilir. Dolayısıyla çocuk nasıl yapılır konusu da bu şekilde açıklığa kavuşmuş oluyor.

Okumanızı önerdiğimiz diğer makalemiz:
Tıkla –> Yumurtlama dönemi hesaplama

Çocuk Ne Zaman Yapılmalı?

Çocuk ne zaman yapılmalı

Çocuk sahibi olmak, üzerine detaylıca düşünülerek verilmesi gereken bir karardır. Ayrıca bebek nasıl yapılır konusunun sadece tıbbi olarak ele alınmaması gerekiyor. Çiftlerin ekonomik anlamda, zihnen ve yaşam tarzı anlamında da bebek yapmaya hazır olmaları gerekiyor. Erkek baba, kadın da anne olmaya kendini hazır hissetmelidir. Çünkü çocuk nasıl yapılır sorusunun tıbbi yanıtını sizlere aktardık ancak bir de çocuk nasıl büyütülür, çocuk nasıl yetiştirilir gibi sorular var ki bunların yanıtları psikolojik, toplumsal ve ekonomik unsurlar çerçevesinde verilmelidir. Elbette çiftler çocuk nasıl yapılır konusunda bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanından destek alabileceği gibi ne zaman çocuk yapılmalı konusunda da aile terapistlerinden destek alabilir.

Şu makalemize de göz atın deriz:
Tıkla –> Hamilelikte kist

İkiz Bebek Nasıl Olur?

İkiz gebelik yardımcı üreme yöntemlerinden faydalanmadan yani tamamen doğal yolla hamile kalınması durumunda, çiftlerin karar vererek tercih ettikleri bir sonuç değildir. İkiz bebek nasıl yapılır konusuna geçmeden önce ikiz gebeliklerin çift yumurta ikizleri ve tek yumurta ikizleri şeklinde iki farklı çerçevede ele alınması gerektiğini belirtelim.

Kimi zaman kadınların rahminde birden fazla sayıda yumurta gelişebilir ve ideal olgunluğa erişebilir. Rahimdeki iki ayrı yumurtanın iki ayrı sperm hücresi tarafından döllenmesi, çift yumurta ikizi çocuk nasıl yapılır sorusunun da yanıtı olabiliyor. Tek bir sperm hücresinin tek bir yumurtanın döllenmesini sağlaması durumunda ise kimi zaman bu yumurta bölünebilir. Bölünerek iki ayrı embriyoya dönüşür ve bu durumda da tek yumurta ikizleri sonucu ortaya çıkar. Tek ya da çift yumurta ikizi çocuk nasıl yapılır sorusunda da karar mekanizması anne ya da baba değildir.

Birbirine her yönüyle çok benzeyen, saç ve göz renginden kan grubuna kadar her şeyiyle aynı olan ikiz çocuk nasıl yapılır sorusunun yanıtı da budur. Tek yumurtanın bölünmesi ve iki farklı embriyoya dönüşmesi durumunda işte bu ikiz bebekler dünyaya gelir. Ancak bu durum yani rahimde bir ya da iki farklı yumurtanın bir ya da iki farklı sperm hücresi tarafından döllenmesi gibi durumlar kadının ya da erkeğin kontrolünde olan, karar verilerek yapılan bir işlem değildir. Tamamen vücudun doğasında gerçekleşen bir durumdur ve bu nedenle doğal yolla gebelik oluştuğunda ikiz çocuk nasıl yapılır sorusunun yanıtı olarak bir tarif ya da yol haritası beklememek gerekir.

Detaylı ultrason nedir? ne zaman çekilmelidir? hemen tıkla öğren:
Tıkla –> Detaylı ultrason

Çocuk Olması İçin Yapılması Gerekenler

Çocuk olması için yapılması gerekenler

Öncelikle çocuk nasıl yapılır ya da çocuk olması için ne yapılması sorusunun tek yanıtı korunmasız cinsel ilişki değildir. Bir başka deyişle her cinsel ilişki hamilelik sonucunu doğurmaz. Kadınlarda iki regl döneminin ortası, hamile kalma olasılığının en yüksek olduğu dönemdir. Çünkü bu dönemde yumurta olgunlaşır ve döllenme için hazır bir hale gelir. Erkekler için ise böyle bir zaman dilimi yok. Erkek üreme hücresi yani spermler ayın herhangi bir gününde döllenmeye neden olabilir. Çocuk olması için yumurtanın büyümüş ve çatlamış olması gerekir. Ardından döllenme meydana gelmiş olmalı ve döllenen yumurta da rahim içine ideal olan yere yerleşmiş olmalıdır. Tüm bunların önkoşulu ise korunmasız cinsel ilişkiye girmiş olmaktır.

Bu noktada sperm hareketlerinin ideal aktiflikte olması, spermin yumurtaya ulaşması için kat etmesi gereken yolda yani rahim içerisinde bir tıkanıklık olmaması gibi koşullar da önem taşıyor. Bir anlamda çocuk nasıl yapılır sorusunun sadece ‘cinsel ilişkiye girmek’ şeklinde basite indirgenmemesi gerekir de diyebiliriz. Bu ve benzeri koşulların mevcut olmaması nedeniyle günümüzde çok sayıda çift bebek sahibi olmak istediği halde bunu başaramıyor.

Elbette bebek nasıl yapılır konusu kapsamında korunma yöntemlerinden de söz etmek gerekiyor. Cinsel ilişkinin herhangi bir doğum kontrol yöntemi uygulanmadan yaşanması durumunda hamilelik riski de ortaya çıkar ve çocuk nasıl yapılır konusu da gündeme gelebilir. Ancak korunma yöntemlerinin uygulanması durumunda hamilelik riski yüksek oranda ortadan kalkar. ‘Yüksek oranda’ diyoruz çünkü doğum kontrol yöntemleri hamilelik olasılığını % 100 ortadan kaldırmaz. Sadece % 98 gibi çok yüksek oranlarda hamileliği önler. Günümüzde pek çok farklı doğum kontrol yöntemi uygulanabiliyor.

Hamilelik Planlaması

Hamilelik planlaması olmayanlar istenmeyen gebelikleri önlemek amacıyla doğum kontrol yöntemlerini uygulamalıdır. Kondom, doğum kontrol hapı kullanıma, spiral, en yaygın şekilde tercih edilen doğum kontrol yöntemleridir. Eğer çiftler bebek sahibi olmak istemiyorsa çocuk nasıl yapılır konusunda daha önce belirttiğimiz gibi kadın ve erkek üreme hücrelerinin buluşmasını önlemelidir. Bu da doğum kontrol yöntemleri ile mümkün olabilir.

Dışarı boşalma çocuk nasıl yapılır konusu kapsamında merak edilen kavramlardan biri oluyor. Erkeğin boşalmadan hemen önce penisini vajinadan çıkarması ve meninin vajina dışına boşalması, halk arasında ‘dışarı boşalma’ ya da ‘geri çekme’ gibi isimlerle adlandırılıyor. Ancak tıpta bu bir doğum kontrol yöntemi olarak kabul edilmez. Çünkü geri çekme yöntemi gebeliği önleyebilen bir yöntem değildir.

Çin takvimi ile cinsiyet nasıl hesaplanır? merak ediyorsanız hemen tıklayın:
Tıkla –> Çin takvimi cinsiyet hesaplama

Erkek Bebek Nasıl Yapılır?

Bazı kültürlerde bebeğin cinsiyetini annenin belirlediği düşünülse de bu bilgi doğru değildir. Bu nedenle bebek nasıl yapılır konusu kadar erkek bebek ya da kız bebek nasıl yapılır konusu da önem taşıyor. kadınların genetik yapısı 46XX, erkeğin genetik yapısı ise 46XY şeklindedir. Erkeğin sperm hücrelerinin bazılarında X, bazılarında ise Y kromozomu bulunur. Kız çocuk nasıl yapılır sorusunun yanıtı X, erkek çocuk nasıl yapılır sorusunun yanıtı da Y kromozomu ile ilgilidir.

İşte bu noktada bebek nasıl yapılır konusunda aktardığımız döllenmenin hangi kromozomu taşıyan sperm hücresi tarafından gerçekleştirildiği devreye giriyor. Yumurtayı X kromozomu taşıyan sperm hücresi döllerse bebek kız, Y kromozomu taşıyan sperm hücresi döllerse bebek erkek olur. Bu ise erkeğin ya da kadının elinde olan bir durum değildir. Yani erkek çocuk nasıl yapılır ya da yumurtayı Y kromozomu taşıyan spermin döllemesi nasıl sağlanır sorusunun tıbben bir tarif içeren yanıtı yok.

 

Konu ile alakalı yabancı kaynaklar:
https://www.babycenter.com/getting-pregnant-sex

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
dr.ismetyildirim@hotmail.com

Yumurtlama dönemi hesaplama

Yumurtlama Dönemi Hesaplama (Ovulasyon)

Yumurtlama dönemi hesaplama işlemi hamile kalma şansını artırmak isteyen kadınların gündeminde bulunuyor. Çünkü fertil adı verilen dönemde korunmasız cinsel ilişkiye girmek, gebe kalma şansını artırıyor. Bu nedenle bir an önce hamile kalmak isteyen kadınlar da rotasını ovulasyon hesaplama işlemlerine çeviriyor. Elbette fertil dönemde cinsel ilişkiye girilmesi % 100 gebelik sonucunu doğurmaz. Ancak yumurtanın döllenme ihtimali daha yüksek olduğundan haliyle gebelik şansı da daha fazla olabiliyor.

Yumurtlama Günü Nasıl Hesaplanır?

 

Bir sonraki adet tarihiniz :
Tahmini Ovulasyon tarihiniz :
Eğer ovulasyon tarihinde hamile kalmış iseniz bebeğinizi kucağınıza alacağınız muhtemel tarih :

Öncelikle yumurtlama dönemi hesaplama adet dönemi düzensizlikleri yaşamayan kadınlar için gebelik şansını yükseltir. Şayet adet düzensizliği sorunu yaşıyorsanız öncelikle bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile görüşmeli ve tedavi sürecinin başlamasını sağlamalısınız. Zira adet düzensizlikleri durumunda en uygun dönemde cinsel ilişki yaşansa dahi gebelik oluşma ihtimali düşük olabiliyor.

Düzenli olarak adet gören kadınlarda yumurtlamanın adet kanaması henüz başlamadan 14 gün önce gerçekleştiğini belirtebiliriz. Yumurtlama ile adet döngüsü arasındaki luteal faz süresi olan 14 gün her kadın için sabit olarak kabul edilir. İki adet dönemi arasındaki süre 30 gün ise bu durumda yumurtlama dönemi hesaplama işleminde elde edilen süre 16 gün olacak. Adet döngüsünden 14 gün çıkararak yumurtlama gününü tahmin etmek mümkün olabiliyor. Gebelik şansını artırmak için de bu süre zarfında 2 ila 3 günde bir cinsel ilişkiye girilmesi gerekiyor.

Ancak yumurtlama dönemi hesaplama konusunda halk arasında yanlış inanışların olduğunu da söyleyebiliriz. Örneğin ‘ovulasyon döneminde ne kadar çok cinsel ilişkiye girilirse hamile kalma şansı da o kadar yüksek olur’ inanışı doğru değildir. Cinsel ilişki periyodunun 2 gün ila 3 günde 1 olacak şekilde belirlenmesi gerekiyor. En azından her cinsel ilişkiden sonra 1 gün beklemek gerektiğini belirtelim. Çok sık ilişkiye girmek erkek üreme hücrelerin hacminde düşüş olabiliyor ve bu da hamile kalma şansını olumsuz yönde etkiliyor.

Bununla birlikte 15 gün boyunca hiç cinsel ilişkiye girmeyerek sadece ovulasyon hesaplama işlemiyle belirlenen günde cinsel ilişkiye girmek de hamilelik şansını artırmaz. Hatta gebelik şansı bu durumda düşebilir. Çünkü böyle bir durumda sperm miktarında artış olsa bile sperm hücrelerinin hareketliliği düşüyor ve bu da gebelik şansının da düşmesine neden oluyor. Dolayısıyla yumurtlama hesaplama cetveli 2020 konusunda cinsel ilişki sıklığına da dikkat etmek gerekiyor.

Şu makalemize de bir göz atmanızı öneririz:
Tıkla –> Hamilelikte kist

Yumurtlama Hesaplama Cetveli 2020


Kadınlarda adet dönemi ortalama 28 gün olarak değerlendirilse de bu süre 21 gün ya da 35 gün de olabiliyor. Dolayısıyla yumurtlama dönemi hesaplama işleminde adet döneminin kaç gün olduğunun da önem taşıdığını belirtmek gerekiyor. Elbette gebelik şansında menstrüasyon döngüsü de önem taşıyor. Bu döngünün düzenli olması, hamile kalma olasılığının daha yüksek olmasını sağlar. Yumurtlama döngüsü adetin ilk günü başlar. Bu döngünün yaklaşık ortasına denk gelen zamanda ise yumurta, yumurtalıktan dışarı çıkar ve yumurta kanalına düşer. Zira ovulasyon hesaplama ile elde edilmek istenen de yumurta kanala düştüğünde belirli bir süre içerisinde sperm hücreleri ile buluşmasını sağlamaktır.

Ayrıca yumurtlama hesaplama cetveli 2020 konusunda bilinmesi gereken önemli unsurlar var. Sperm hücreleri, rahimde koşulların uygun olması durumunda 3 güne kadar uzayabilen sürede aktif kalabiliyor. Ancak kanala düşen bir yumurta sadece 12 ila 24 saat boyunca döllenebilir. Dolayısıyla yumurta kanala düştükten sonra erkek üreme hücreleri aktif kalsa bile hamile kalma şansı 3 gün boyunca devam edemez ve yumurtlama dönemi hesaplama işlemlerinde bu bilginin de göz önünde bulundurulmasında fayda var.

Şayet fallop tüpünde embriyoya dönüşebilecek bir yumurta yoksa yumurtlama hesaplama cetveli 2020 tahminleri ile hamile kalma şansını artırmak da mümkün olmaz çünkü gebelik oluşamaz. İşte bu nedenle yumurtlama dönemi hesaplama işlemleriyle belirlenen tahmini günü kaçırmamak gerekiyor. Çünkü yumurtanın kanala düşmesinin ardından başlayan 12 ila 24 saatlik süre kadının hamile kalma şansının mevcut olduğu dönemdir.

Yumurtlama Belirtileri Nelerdir?

Yumurtlama belirtileri nelerdir

Kadınların yumurtlama hesaplama cetveli 2020 tahminleri kadar merak ettikleri bir diğer husus da yumurtlama döneminin belirtileri oluyor. Elbette yumurtlama dönemine dair vücutta bazı belirtiler kendini gösterebilir. Ancak bazı kadınlar da hiçbir belirti yaşamıyor. Yumurtlama dönemine dair belirtilerin yaşanmaması ise yumurtlamanın olmadığı anlamına gelmez. Bu belirtiler yaşanmamış olsa da ovulasyon hesaplama ile hamile kalma şansının devam ettiğini belirtebiliriz.

Yumurtlama dönemine dair en net hissedilen belirti karnın alt kısmında hafif bir ağrı olmasıdır. Bu ağrı yumurtanın olgunlaşmasının yanı sıra follikül yüzeyinin gerilmesinden kaynaklanıyor. Yumurtanın fallop tüplerine atılması sırasında ise hafif bir yanma hissi ortaya çıkabiliyor. Aynı zamanda vücut ısısının ölçümü de yumurtlama dönemi hesaplama yöntemlerinden biri olarak kadınlar tarafından sıklıkla uygulanıyor. Yumurtlamadan sonraki bir gün boyunca vücut ısısı 0,5 derece daha yüksek oluyor. Fakat vücut ısısı pek çok farklı unsurdan etkilendiği için bazal vücut ısısı ölçümü yumurtlama dönemi hesaplama konusunda yanıltıcı olabilir.

Vajinal akıntıda hafif bir değişim olması da yumurtlama dönemi belirtilerinden biri olarak ortaya çıkabiliyor. Hatta çok sayıda kadın yumurtlama hesaplama cetveli 2020 tahminlerinin yanı sıra bu tür değişimleri daha fazla dikkate alarak hamilelik şansını artırmayı seçiyor. Adet döngüsünün ortasında vajinal akıntıda bir artış olur. Vajinal akıntı, şeffaf, kaygan ve yumurta akı gibi uzayan bir yapıda olur. Yumurtlamanın diğer belirtilerini de şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Memelerde hassasiyet ve şişlik hissi
  • Cinsel ilişki isteğinin artması
  • Karın bölgesinde şişlik
  • Kokulara karşı hassasiyet

Takvim Yöntemi ile Yumurtlama Hesaplama

Kadınlar için ovulasyon hesaplama karışık bir form da kazanabiliyor. Çeşitli takvim hesaplamaları yapmak istemeyen kadınlar adet kanamasının başladığı günden sonraki 9. günden itibaren 2 günde 1 defa cinsel ilişkiye girebilir. Bu sayede gebelik şansını artırmak mümkün olabiliyor. Aynı zamanda yukarıda sıraladığımız yumurtlama belirtileri dikkate alınarak da cinsel ilişki günü belirlenebilir. Ancak yumurtlama belirtilerini hissedemeyen kadınlar için yumurtlama dönemi hesaplama işlemi çok daha doğu bir tercih oluyor.

Yumurtlama gününü, gerçekleşecek ilk adet kanaması gününe göre hesaplamak daha güvenilir bir sonuç elde etmeyi sağlar. Bu nedenle yumurtlama dönemi hesaplama işlemi yapmadan önce kadınların adet günlerini not alması ve kaç günde bir adet gördüklerini tespit etmesi gerekiyor. 30 günde 1 adet gören kadınlar için de yumurtlama dönemi hesaplama işlemi geriye doğru 14 gün giderek yapılır. Yani, adet kanamasından sonraki 16. gün yumurtlama gerçekleşir. 35 günde 1 adet gören kadınlarda da yumurtlama günü, adetten sonraki 21. gündür.

Kadınlar için ovulasyon hesaplama işlemlerinde akılları karıştıran en önemli unsurlardan biri de internette dolaşan yanlış bilgilerdir. Bazı internet sitelerinde yumurtlama gününün iki adet döneminin tam ortasında kalan gün olduğu belirtiliyor ancak bu bilgi doğru değil. Yani 22 günde bir adet gören bir kadın için yumurtlama günü adetin 11. günü değildir, adet döneminin başlamasından sonraki 8. gündür. Hesaplamayı doğru yapmak için gelecek adetten önceki 14. gün faktörünü unutmamak gerekiyor.

Detaylı ultrason ne zaman çekilmeli? aşağıdaki linkten öğrenebilirsiniz:
Tıkla –> Detaylı ultrason

Ovulasyon Hesaplama Testi Nedir?

Ovulasyon hesaplama testi

Yumurtlama testi ya da halk arasında bilinen adıyla ovulasyon hesaplama testi, luteinizan hormon yani LH hormonunun artışını tespit etmek amacıyla gerçekleştirilen bir testtir. Çünkü LH hormonunun ani artışından sonraki 24 saat ila 36 saat arasında yumurtlama gerçekleşir ve dolayısıyla bu dönemde cinsel ilişkiye girmek de hamile kalmayı kolaylaştırır.  Ev tipi LH testi olarak da bilinen bu test, evde idrar numunesi ile yapılan gebelik testine benzer bir görünümdedir. Kadınlar için yumurtlama dönemi hesaplama işleminden çok daha pratik bir yöntem olabilen bu testte, test çubuğunun üzerine 5 damla idrar damlatmak ve 5 dakika beklemek yeterli oluyor. LH seviyesinin artmış olması durumunda test sonucunda çift çizgi beliriyor ve böylelikle takvimlerle yumurtlama dönemi hesaplama işlemi yapmaya gerek kalmıyor.

Çin takvimi ile cinsiyet nasıl hesaplanır? hemen aşağıdaki linkten öğrenebilirsiniz:
Tıkla –> Çin takvimi cinsiyet hesaplama

Ovulasyon Testi Nasıl Yapılır?

Teknik olarak gebelik testi yapmak ile ev tipi ovulasyon hesaplama testi yapmak arasında bir fark bulunmuyor. Testler hangi markanın ürünü olduğuna bağlı olarak farklı şekillerde olsa da genelde çubuk formundadır. İdrar numunesini olması gereken yere damlatmak ve yaklaşık 5 dakika beklemek gerekiyor. Çoğunlukla test çubuklarının sonuç bölümünde çift çizgi yer alır. Eğer her iki çizgi de belirginse yumurtlama dönemi hesaplama işlemine gerek kalmadan cinsel ilişkiye girilebilir. Ancak tek çizgi belirginse henüz hamile kalma şansının yüksek olduğu bir dönemde değilsinizdir. Ev tipi LH testleri yumurtlama dönemi hesaplama yapmaktan daha güvenilir sonuçlar verebiliyor.

Merak edilen sorulardan bir tanesine aşağıdaki makalemizde yanıt verdik:
Tıkla –> Zevk suyu

Yumurtlama Dönemi Dışında Hamile Kalınır mı?

Yumurtlama dönemi dışında hamilelik

Elbette yumurtlama hesaplama cetveli 2020 sonucu cinsel ilişki için çiftlerin uygun olmadığı bir tarihi gösterebiliyor ve bu durumda yumurtlama gününden başka bir günde hamile kalınır mı sorusu gündeme geliyor. Daha önce de değindiğimiz gibi sperm hücreleri, koşulların uygun olması durumunda rahimde 3 gün aktif kalma özelliğine sahiptir. Ancak yumurtanın döllenme için maksimum süresi 24 saattir. Dolayısıyla bu 24 içerisinde sperm hücreleri ile yumurtanın buluşması gerekir ve yumurtlama dönemi hesaplama da bu bilgiler doğrultusunda yapılmalıdır.

Yumurtanın döllenebileceği 24 saati de kapsayacak şekilde düşünülecek olursa yumurtlama gününden 2 gün önce cinsel ilişkiye girildiğinde de hamile kalma şansı mevcut olur. Ancak gebelik şansını yükseltmek adına yumurtlama dönemi hesaplama ile elde edilen tarihe olabildiğince yakın bir zamanda cinsel ilişkiye girilmesinde fayda var. Teknik anlamda sperm hücrelerinin aktif olduğu son dakikalarda yumurta ile buluşması bile gebelik sonucunu doğurabiliyor. Fakat ovulasyon hesaplama konusunda göz ardı edilmemesi gereken unsur, yumurtanın ideal olgunluğa erişip erişmediğidir. Olgunlaşan yumurtanın fallop tüplerine atılması durumunda gebelik şansı varken, henüz atılmamış olması durumunda da gebelik şansı yoktur.

İlginizi çekebileceğimizi düşündüğümüz makalemiz:
Tıkla –> Hamilelikte idrar rengi

Yumurtlama Hesaplama ile Cinsiyet Belirleme Mümkün mü?

Adet döneminde bazı yiyecekler tüketmek, rotayı Çin takvimine çevirmek, cinsel ilişkide sadece belirli pozisyonları tercih etmek ve daha onlarca farklı yöntemle çiftler tarafından bebeğin cinsiyeti belirlenmeye çalışılıyor. Ancak bu yöntemlerin bilimsel gerçekliğini de sorgulamak gerekiyor. Öncelikle ovulasyon hesaplama sonrasında bazı tarihleri belirleyerek cinsel ilişkiye girmenin bebeğin cinsiyetini belirlemeyi sağlamayacağını belirtelim.

Bebeğin cinsiyetinin yumurtlama hesaplama cetveli 2020 sonuçlarına göre belirlenmesi mümkün olmaz. Her cinsel ilişkide bebeğin kız ve erkek olma ihtimali % 50’dir ve bu oranın çeşitli yöntemler ile değiştirilmesi ya da yumurtlama dönemi hesaplama işlemleriyle cinsiyet seçimi yapılması beyhude bir çabadan öteye gidemez. Çevrenizde yumurtlama dönemi hesaplama ile ya da çeşitli yöntemleri uygulayarak kız ya da erkek bebek sahibi olduğunu iddia eden pek çok kişi mevcut olabilir. Bunun bir tesadüf olduğunun da altını çizmek gerekiyor. Cinsiyet belirleme sadece tüp bebek yönteminde mümkün olabilir ancak ülkemizde bazı spesifik durumlarda cinsiyet seçimine izin veriliyor. Aksi halde tüp bebek tedavisinde cinsiyet seçimi yasaktır.

 

Konu ile alakalı dış kaynaklar:
https://www.calculator.net/ovulation-calculator.html

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
dr.ismetyildirim@hotmail.com

Hamilelikte kist

Hamilelikte Kist Neden Olur? Tedavisi Nasıldır?

Hamilelikte kist oluşumunun görülme sıklığı % 5 – 10 düzeyindedir. Özellikle yumurtalık kistleri gebelik öncesi dönemde oluşabiliyor ve hamilelik döneminde de mevcudiyetini koruyabiliyor. Hamilelikte ise follikül kistleri ile korpus luteum kistlerine sıklıkla rastlanıyor. Gebelik döneminde kist tanısı konması durumunda, bazı zorunlu haller dışında 2. trimester dönemine kadar müdahale edilmemeye çalışılıyor. Bu esnada kist takip ediliyor ve büyüme eğilimi içerisinde olup olmadığı da gözden geçiriliyor.

Hamilelik Kisti Ne Zaman Kaybolur?

Gebelik döneminde tanısı konan kistlerde kistin iç yapısının ve boyutlarının büyük önem taşıdığını belirtmek gerekiyor. Aynı zamanda hamilelikte kist her zaman kendi kendine kaybolmaz. Büyüklüğü 5 cm ila 6 cm olan kistlerin kendi kendine kaybolma olasılığı % 50 olarak görülüyor. Ancak 6 cm’den büyük olan kistlerin kaybolma olasılığı çok daha düşük ve bu kistler % 90 oranında mevcudiyetini koruyor.

Sonuç olarak hamilelikte kist yapısının kendiliğinden kaybolmasına kesin gözüyle bakılmamalıdır. Bu noktada gebeliğin 16. haftasına kadar olan dönemin önem taşıdığını vurgulamak gerekiyor. Çünkü kistlerin kendiliğinden kaybolması genellikle hamileliğin bu dönemine kadar gerçekleşmiş oluyor. Kaybolmayan kistler için de bir cerrahi operasyon planlamasının yapılmasına ihtiyaç duyulabiliyor. Ancak ameliyatın hamileliğin 18. haftasından önce yapılması fetüs için riskli olduğundan bu dönemin gelmesini beklemek gerekiyor. Kistin torsiyona uğraması gibi durumlarda ise gebeliğin 18. haftasını beklemeden ameliyat kararının alınması zorunlu hale gelebiliyor.

Önerdiğimiz makalemiz:
Tıkla –> Detaylı ultrason

Hamilelikte Kist Sancı Yapar mı?

Hamilelikte kist sancı yapar mı

Elbette hamilelikte kist sancıya neden olabiliyor. Sancının ya da ağrının şiddeti ise kadından kadına farklılık gösterebiliyor. Yumurtalık kisti çoğu zaman düzenli bir sancı ya da ağrıya neden olmuyor. Sadece anne adayının tuvalet ihtiyacı geldiğinde ya da ani hareketlerde bir sancı hissi oluşuyor. Uzun süre hareket edilmediğinde de hareket esnasında ani bir sancı hissi ortaya çıkabiliyor. Bazı kişilerde ise bu sancı daha yoğun ve uzun süreli olarak da yaşanabiliyor.

Sancı ya da ağrıya dair altının çizilmesi gereken en önemli konu hamilelikte kist patlaması durumudur. Çünkü kistin patlaması halinde kanama ve enfeksiyon meydana gelebilir. Bu durumda derhal kiste müdahale edilmesi gerekiyor ve dolayısıyla anne adaylarının keskin, bıçak saplanması şeklindeki bir ağrı hissetmeleri durumunda doktoruna bilgi vermesi gerekiyor. Böyle durumlarda ağrı karın bölgesinde ya da kasıklarda oluyor ve beraberinde karında ciddi bir hassasiyet oluşabiliyor. Ağrının bir hayli şiddetli olabileceği bilgisini de aktaralım.

Hamilelikte Kist Düşüğe Neden Olur mu?

Öncelikle hamilelikte kist % 100 düşüğe neden olur şeklinde bir bilgi veremeyiz. Ancak kistin mevcut olması, ağrıya ya da kanamaya neden olabilmesi gibi durumlardan kaynaklı olarak düşük riski de ortaya çıkıyor. Bu nedenle gebelikte kist kaynaklı düşük riski mevcuttur. Çikolata kistinde ise tablo biraz daha farklı oluyor. 5 cm’den büyük olan çikolata kistleri bazı kimyasal maddeler salgılayabiliyor ve bu da düşüğe neden olabiliyor. Bununla birlikte gebelikte kistlerden kaynaklı olarak erken doğrum riskinin de artabildiğini belirtmek gerekiyor. Çünkü kist, sancıyı tetikleyebiliyor ve buna bağlı olarak da erken doğum gerçekleşebiliyor.

Aslında hamilelikte kist oluşumu, kistte meydana gelebilen komplikasyonlar ve kanama gibi nedenlerle düşük riskinin atmasından söz edilir. Kistin büyüme eğiliminde olması da komplikasyon riskini arttıran bir unsurdur. Zira çoğu zaman gebeliğin cerrahi operasyon için uygun olan döneminde ameliyat ile kiste müdahale edilmesi de bundan kaynaklanır. Özellikle büyüme eğilimi olan ve fetüse baskı yapabilecek konumda bulunan kistlere mutlaka müdahale edilmesi gerekir.

Şu makalemize de göz atın deriz:
Tıkla –> Çin takvimi cinsiyet hesaplama

Kisti Olanlar Hamile Kalabilir mi?

Kisti olanlar hamile kalabilir mi

Bu sorunun yanıtını ihtimaller üzerinden vermek daha doğru olur. Çünkü kist kadınlarda hamile kalmayı engelleyebiliyor. Ancak kiste rağmen hamile kalınması da mümkündür. Fakat genel olarak bir değerlendirme yapılacak olursa kist doğurganlığı olumsuz etkiler ve hamile kalma şansını düşürür. Zira kısırlık tanısı konan kadınların bir bölümü hamile kalamama sorununu kistten kaynaklı olarak yaşıyor. Kimi zaman da hamilelikte kist tanısı tesadüfen konuyor. Yani kadınlar kist mevcudiyetine karşın gebe kalabiliyor ve yapılan gebelik kontrolünde kist tanısı konabiliyor.

İşte bu nedenle özellikle hamilelik planlayan kadınların mutlaka jinekolojik muayenelerini aksatmadan yaptırmaları gerekiyor. Bu muayeneler esnasında kist tanısı konabiliyor ve tedavi kısa zamanda gerçekleştirilebiliyor. Çünkü hamilelikte kist çeşitli sıkıntılara neden olabilir ve gebelik öncesinde kist tedavisinin uygun şekilde yapılması her daim çok daha akılcı bir tercihtir.

En çok merak edilen sorulardan bir tanesi aşağıdaki linkte:
Tıkla –> Zevk suyu 

Çikolata Kisti ile Hamilelik Olur mu?

Ülkemizde yaklaşık 2 milyon kadının ortak problemi endometriozis yani toplumda bilinen adıyla çikolata kistidir. Dolayısıyla hamilelikte kist konusunda kadınların en çok merak ettikleri sorulardan biri de çikolata kistinin gebeliği engelleyip engellemediği oluyor. Aslında bu sorunun yanıtı basit bir istatistiksel oran ile verilebilir. Ülkemizde çikolata kisti bulunan kadınların 3’te 1’i bu sorundan kaynaklı olarak hamile kalamıyor.

Burada belirleyici olan en önemli faktör, çikolata kistinin düzeyidir. Hafif ya da orta derece endometriozis tanısı konan kadınlar hamile kalabiliyor. Ancak ileri derece endometriozis tanısı konan kadınlar için tablo çok daha farklılaşıyor. Çünkü bu kadınlar hamile kalmakta zorlanıyor. Hatta bu kadınların büyük bölümü hamile kalamama şikayetiyle doktora başvurduklarında çikolata kistinin mevcudiyetinden haberdar olabiliyor. Oysa hamilelikte kist oluşumu kadar hamilelik öncesi kist oluşumunun da dikkate alınması ve kadınların rutin jinekolojik kontrollerini aksatmaması büyük önem taşıyor. Çikolata kisti belirtilerinin ciddiye alınması, tanı konmasında sıklıkla yaşanan 5 ila 6 yıllık gecikmelerin önüne geçebilir ve çikolata kistine daha erken dönemde müdahale edilebilir. Bu belirtileri de hatırlatmakta fayda var:

  • Adet döneminde yoğun ağrı yaşanması (kasık, karın ve belde)
  • İki adet dönemi arasında kanama
  • Ağrılı cinsel ilişki
  • İdrarda kan olması
  • İshal veya kabızlık

Hamilelikte Kist Kanama Yapar mı?

Hamilelikte kist kanama yapar mı

Anne adaylarının hamilelikte kist konusunda merak ettikleri unsurlardan biri de bu oluşumların kanamaya neden olup olmadığıdır. Kanama, kistin patlaması durumunda meydana gelebiliyor ancak bu kanamanın adet döneminde yaşanan vajen kanama gibi değerlendirilmemesi gerekir. Çünkü kistin patlaması halinde kanama karın bölgesine olur. Regl döneminde olduğu gibi vajinadan kan gelmesi şeklinde bir kanama olmaz.

Kistin damar üzerinde olması durumunda ise kanamanın çok daha şiddetli olabileceğini belirtelim. Kistin dönmesi ve burkulması şeklinde gerçekleşen torsiyon durumunda da hamilelikte kist kanamaları ortaya çıkabiliyor ve özellikle karında hissedilen şiddetli ağrı en önemli belirti olarak kabul ediliyor. Nedeni ne olursa olsun, hamilelik döneminde yaşanan kanamaların ciddiye alınması ve doktora bu konuda bilgi verilmesi gerekir.

Anne adaylarının en çok merak ettikleri soruya aşağıdaki makalede açıklık getirdik:
Tıkla –> Hamilelikte idrar rengi

Kist Varken Hamile Kalmak Tehlikeli mi?

Her daim hamilelikte kist bebek için tehlike arz etmeyebilir. Ancak bunun tam aksinden de söz edilebilir. Tehlike, kistin kanserleşmesi, büyümesi, anne karnındaki bebeğe baskı yapması gibi durumlarda ortaya çıkıyor. Aynı zamanda kistte komplikasyon gelişmesi de durumun tehlikeli bir boyut kazanmasına yol açabiliyor. Büyük olmayan ve beraberinde uterusa baskı yapmayan kistlerin en azından doğuma kadar tehlikeli olmadığını da belirtebiliriz.

Bu gibi durumlarda hamilelikte kist tedavisi için doğumun gerçekleşmesi ve lohusalık döneminin de sona ermesi beklenebiliyor. Sonuç olarak gebelikte kistlere elbette masum gözüyle bakılmamalıdır. Fakat kist olması, bebeğin bu durumdan mutlaka zarar göreceği anlamına da gelmiyor.

 

Konu ile alakalı yabancı kaynaklar:
https://www.whattoexpect.com/pregnancy/your-health/ovarian-cysts-during-pregnancy/

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
dr.ismetyildirim@hotmail.com

Detaylı ultrason

Detaylı Ultrason Ne Zaman Çekilmeli?

Detaylı ultrason anne adayı ve bebeğin sağlık durumuna dair son derece önemli verilerin elde edilmesini sağlayan görüntüleme tetkiklerinden biridir. Gebeliğin belirli dönemlerinde yapılan ayrıntılı ultrason, normal gebelik takibi esnasında yapılan ultrason görüntülemesinden çok daha farklıdır. Bu ultrasonda yüksek görüntü kalitesi söz konusu olduğundan bebeğin iç organlarının gözlemlenmesi de mümkün hale gelir.

Detaylı Ultrason Ne Zaman Yapılır?

Gebelikte detaylı ultrason görüntülemesinin sadece bazı riskler söz konusu olduğunda tercih edildiği düşünülebiliyor. Oysa tüm gebelik takiplerinde, hamileliğin belirli haftalarında bu görüntüleme tetkiklerinden faydalanılıyor. Gebeliğin 11. haftası ila 13. haftası arasında detaylı ultrason mutlaka yapılır ve özellikle bebeğin sağlık durumu incelemeden geçirilir. Aynı zamanda gebeliğin 18. haftası ila 23. haftası arasında da anne adayı ve bebeğin sağlık durumunun izlenmesi amacıyla bu görüntüleme yöntemine ihtiyaç duyuluyor.

Bununla birlikte yapılan muayeneler ya da tetkik sonuçlarında bazı risklerin tespit edilmesi halinde gebeliğin 24. haftasında ya da daha sonrasında da ayrıntılı ultrasondan faydalanıldığını belirtebiliriz. Yüksek riskli gebeliklerde bebeğin sağlığının ya da iç organ gelişimiyle ilgili bir durumun incelenmesi gerekebiliyor ve bu durumda da çok daha net bir gözlem şansı sunan detaylı ultrasından faydalanılabiliyor.

Çin takvimi ile cinsiyet hesaplama nasıl yapılır? detaylı bilgi için aşağıdaki makalemize göz atabilirsiniz.

Tıkla –> Çin takvimi cinsiyet hesaplama

Ayrıntılı Ultrason Ne Demek?

Ayrıntılı ultrason ne demek

İkinci düzey ultrason olarak da adlandırılabilen detaylı ultrason muayenesi, renkli doppler, 3 ile 4 boyutlu görüntüleme teknolojisiyle yüksek görüntü kalitesine sahip gelişmiş ultrason cihazları kullanılarak gerçekleştirilen muayenedir. Bu muayene esnasında gelişmiş görüntüleme cihazı kullanılarak anne karnındaki bebeğin mümkün olan en detaylı şekilde incelenmesi sağlanır.

Riskli gebelikler ya da doğumsal sakatlıklar gibi durumların tespitini de sağlayabilen ayrıntılı ultrason ile bebeklerde mevcut olan tüm anomalilerin anlaşılması elbette mümkün olmaz. Ancak yüksek oranda anomali tespiti sağlayabilen görüntüleme yöntemlerinden biri olduğunu belirtmek gerekir. Örneğin küçük boyutlu olan yapısal sorunların ayrıntılı ultrasonla anlaşılması mümkün olmaz. Bağırsaklardaki tıkanıklıklar, yumuşak damağın yarık olması gibi sorunların tespit edilmesini sağlayamaz.

Detaylı Ultrasonda Nelere Bakılır?

Öncelikle detaylı ultrason ile bebeklerin baş, beyin ve beyin boşluklarının incelendiğini söyleyebiliriz. Yüz ile boyun bölgesi, kollar ve bacaklar, omurga kanalı, göğüs kafesi, kalp, karın içindeki yapılar ve karın ön duvarı da incelenebiliyor. Aynı zamanda anne karnındaki bebeklerin genital bölgesi de incelemeden geçirilebiliyor. Genel olarak detaylı ultrason muayenesi ile tespit edilebilen anomalilere şu örnekleri verebiliriz:

  • Kafatası ile beyin dokusu problemleri ve beyin boşluklarının genişlemesi
  • Göz boşluğunun olmaması gibi yüze ait olan yapısal bozukluklar
  • Belde açıklık, kemiklerde eğrilik gibi omurgaya dair gelişim bozuklukları
  • Karın boşluğuyla ilgili sakatlıklar
  • El ve ayaklarda mevcut olan şekil bozuklukları, kemik sayılarıyla ilgili sorunlar
  • Bebeğin içinde olduğu su ya da plasentaya dair çeşitli problemler
  • Bebeğin kalbiyle ilgili yapısal sorunlar (Çoğu zaman ayrıntılı ultrasonla bebeğin kalbi çok net görüntülemediğinden fetal ekokardiyografiye ihtiyaç duyulabilir)
  • Göğüs kafesinin yapısı ve şekliyle ilgili problemler
  • Kol ve bacaklarla ilgili kemik yapısında bozukluklar

Yapılan ayrıntılı ultrason ile majör anomalilerin çok büyük bir bölümü tespit edilebiliyor. Ancak tüm anomalilerin % 100 tespit edilmesi mümkün olamaz. Ayrıca kimi zaman bebeğin anne karnındaki pozisyonu da bazı vücut bölgelerinin incelenmesini engelleyebiliyor.

Gebe kadınların en çok merak ettikleri bir diğer konu olan hamilelikte idrar rengi konusuna aşağıdaki linkte değindik.

Tıkla –> Hamilelikte idrar rengi

Detaylı Ultrason Gerekli mi?

Detaylı ultrason gerekli mi

Tıp teknolojisinin ilerlemesi ile birlikte artık anne karnındaki bebeklerin çok daha detaylı bir şekilde gözlemlenmesi mümkün olabiliyor. Bu noktada ebeveyn adayları detaylı ultrason gerçekten gerekli mi şeklinde bir düşünce içerisine girebiliyor. Öncelikle bu görüntüleme yönteminin anne adayının ya da bebeğin sağlığına hiçbir zarar vermediğini belirtmek gerekir. Ebeveyn adaylarının bu konuda endişeye kapılmaları son derece yersizdir.

Aksine ayrıntılı ultrason bebeğin sağlık durumuyla ilgili oldukça önemli verilerin elde edilmesini sağlar ve sadece 15 ila 30 dakika içerisinde tamamlanan bir işlemdir. Ultrasonun 50 yılı aşkın süredir gebelik takibinde kullanılan bir görüntüleme yöntemi olduğunun unutulmaması gerekiyor. Şimdiye dek ne ülkemizde ne de dünyanın herhangi bir yerinde ultrasondan zarar gören bir anne adayı ya da bebek rapor edilmemiştir.

Detaylı Ultrason Fiyatları 2020

Elbette detaylı ultrason fiyatları 2020 değişkenlik gösterebilir. Kullanılan ultrason cihazından doktorun deneyimine kadar pek çok faktörün fiyatları da etkisi altına aldığını söyleyebiliriz. Bu nedenle fiyat noktasında net bir rakamdan ya da rakam aralığından söz etmek yanıltıcı olabiliyor. Gebelik takibinizi yapan kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, fiyat konusunda tarafınıza detaylı bilgi verecek birime sizi yönlendirecektir.

Anomali Testi Ne Demek?

Gebeliğin 4. ila 5. aylarında gerçekleştirilen detaylı ultrason taraması aynı zamanda anomali taraması olarak da adlandırılabiliyor. Anne karnında gelişimini sürdüren bebeklerin iç organlarının, doğumsal kusurlarının incelendiği ve değerlendirildiği anomali taraması ile bir anomalinin tespit edilmesi durumunda, gebeliğin sonlandırılması ya da varsa tedavinin uygulanması için geç kalınmamış olur. Bu nedenle ayrıntılı bir incelemeyi kapsayan anomali testinin gebelik takibinde büyük önem taşıdığını belirtmek gerekiyor.

Mol gebelik nedir? belirtileri nelerdir? kimlerde görülme olasılığı daha fazladır? hemen aşağıdaki makalemiz den okuyabilirsiniz.

Tıkla –> Mol gebelik

Detaylı Ultrason En Geç Kaçıncı Haftada Yapılır?

Detaylı ultrason en geç kaçıncı haftada yapılır

Öncelikle detaylı ultrason taramasının gebeliğin 24. haftasından önce tamamlanmaya çalışıldığını belirtmek gerekir. En ideal dönem ise gebeliğin 20. haftası ila 22. haftası arasıdır. Ancak kimi zaman gebeliğin 24. haftasından sonra, anne adayları gebelik takibi için başvuru yapabiliyor ve bu durumda da ayrıntılı ultrason muayenesi olabildiğince en erken dönemde gerçekleştiriliyor. Tıbbi anlamda gebeliğin 22. haftasından sonra da bu görüntüleme tetkiki yapılabilir. Ancak burada amaç ayrıntılı olarak yapılan inceleme ile saptanan olası durumlar karşısında geç kalmamaktır. Dolayısıyla gebeliğin 20. ila 22. haftası arasında yapılmasının çok daha doğru olduğunun altını çizmek gerekir.

Detaylı Ultrason Devlet Hastanesinde Yapılır mı?

Devlet hastanelerinde detaylı ultrason şayet gerekli donanım, teknik teçhizat ve personel mevcutsa yapılabilir. Fakat özellikle İstanbul, Ankara, İzmir gibi metropol kentlerde devlet hastanelerinde çok ciddi bir yoğunluk olduğunu göz önünde bulundurmak gerekiyor. Dolayısıyla devlet hastanelerinde ayrıntılı ultrason yaptırmak isteyenlere genellikle çok ileri bir tarihte randevu verilebiliyor ve bu durumda da ideal süre olan gebeliğin 20. haftası ila 22. haftası arasındaki dönem kaçırılmış olabiliyor.

Hamilelikte sigara içmenin zararları nelerdir? sigara içmek bebeği nasıl etkiler? aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

Tıkla –> Hamilelikte sigara

Fetal Eko Nedir? Kaçıncı Haftada Yapılır?

Fetal eko anne karnındaki bebeğin kalbinin kontrol edilmesi amacıyla gerçekleştirilen detaylı ultrason görüntülemesidir. Son derece güvenli ve pratik bir tanı yöntemi olduğunu söyleyebiliriz. Her gebelikte mutlaka fetal ekoya gereksinim duyulmaz. Şu durumlarda fetal ekokardiyografiden yardım alınır:

  • Yapılan detaylı ultrason ya da rutin ultrason görüntülemesinde bebeğin kalbine dair bir sağlık şüphesi ortaya çıkarsa
  • Anne adayında ya da ailesinde bebeğin kalbini etkileyebilecek bir hastalık mevcutsa
  • Kadın hastalıkları ve doğum uzmanının farklı bir nedene bağlı olarak gerek duyması durumunda

Fetal ekokardiyografi 5 ila 30 dakika arasında tamamlanan bir işlemdir ve anne adayına ya da anne karnındaki bebeğe herhangi bir zarar vermez. Gebeliğin 16. haftası ila 18. haftasından sonra istendiği zaman yapılabilir. Bu ayrıntılı tetkik sayesinde anne karnındaki bebeklerde mevcut olan kalp sorunları % 65 ila % 90 oranında tespit edilebiliyor.

 

Konu ile alakalı dış yabancı kaynaklar:
https://www.sciencealert.com/new-enhanced-dolphin-ultrasounds-could-save-pods-struggling-to-survive-after-oil-spills

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
dr.ismetyildirim@hotmail.com

Kürtaj sonrası ağrı

Kürtaj Sonrası Ağrı ve İyileşme Süreci

Kürtaj sonrası ağrı kürtaj yaptıran kadınların en büyük endişelerinden biridir. Özellikle son dönemde kürtaj …

Analdan ilişki

Analdan İlişki (Ters) Nedir? Nasıl Yapılır? Zararları Nelerdir?

Analdan ilişki penisin vajinaya değil makata girmesi yoluyla cinsel ilişkinin yaşanmasıdır. Makat çok sayıda sinir …

Kemik erimesi

Kemik Erimesi (Osteoporoz) Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Kemik erimesi kemiklerin içinde bulunan kalsiyumun azalmasına bağlı olarak ortaya çıkan ve kemiklerin kırılma riskini …