Kategori: Gebelik

Detaylı ultrason

Detaylı Ultrason Ne Zaman Çekilmeli?

Detaylı ultrason anne adayı ve bebeğin sağlık durumuna dair son derece önemli verilerin elde edilmesini sağlayan görüntüleme tetkiklerinden biridir. Gebeliğin belirli dönemlerinde yapılan ayrıntılı ultrason, normal gebelik takibi esnasında yapılan ultrason görüntülemesinden çok daha farklıdır. Bu ultrasonda yüksek görüntü kalitesi söz konusu olduğundan bebeğin iç organlarının gözlemlenmesi de mümkün hale gelir.

Detaylı Ultrason Ne Zaman Yapılır?

Gebelikte detaylı ultrason görüntülemesinin sadece bazı riskler söz konusu olduğunda tercih edildiği düşünülebiliyor. Oysa tüm gebelik takiplerinde, hamileliğin belirli haftalarında bu görüntüleme tetkiklerinden faydalanılıyor. Gebeliğin 11. haftası ila 13. haftası arasında detaylı ultrason mutlaka yapılır ve özellikle bebeğin sağlık durumu incelemeden geçirilir. Aynı zamanda gebeliğin 18. haftası ila 23. haftası arasında da anne adayı ve bebeğin sağlık durumunun izlenmesi amacıyla bu görüntüleme yöntemine ihtiyaç duyuluyor.

Bununla birlikte yapılan muayeneler ya da tetkik sonuçlarında bazı risklerin tespit edilmesi halinde gebeliğin 24. haftasında ya da daha sonrasında da ayrıntılı ultrasondan faydalanıldığını belirtebiliriz. Yüksek riskli gebeliklerde bebeğin sağlığının ya da iç organ gelişimiyle ilgili bir durumun incelenmesi gerekebiliyor ve bu durumda da çok daha net bir gözlem şansı sunan detaylı ultrasından faydalanılabiliyor.

Çin takvimi ile cinsiyet hesaplama nasıl yapılır? detaylı bilgi için aşağıdaki makalemize göz atabilirsiniz.

Tıkla –> Çin takvimi cinsiyet hesaplama

Ayrıntılı Ultrason Ne Demek?

Ayrıntılı ultrason ne demek

İkinci düzey ultrason olarak da adlandırılabilen detaylı ultrason muayenesi, renkli doppler, 3 ile 4 boyutlu görüntüleme teknolojisiyle yüksek görüntü kalitesine sahip gelişmiş ultrason cihazları kullanılarak gerçekleştirilen muayenedir. Bu muayene esnasında gelişmiş görüntüleme cihazı kullanılarak anne karnındaki bebeğin mümkün olan en detaylı şekilde incelenmesi sağlanır.

Riskli gebelikler ya da doğumsal sakatlıklar gibi durumların tespitini de sağlayabilen ayrıntılı ultrason ile bebeklerde mevcut olan tüm anomalilerin anlaşılması elbette mümkün olmaz. Ancak yüksek oranda anomali tespiti sağlayabilen görüntüleme yöntemlerinden biri olduğunu belirtmek gerekir. Örneğin küçük boyutlu olan yapısal sorunların ayrıntılı ultrasonla anlaşılması mümkün olmaz. Bağırsaklardaki tıkanıklıklar, yumuşak damağın yarık olması gibi sorunların tespit edilmesini sağlayamaz.

Detaylı Ultrasonda Nelere Bakılır?

Öncelikle detaylı ultrason ile bebeklerin baş, beyin ve beyin boşluklarının incelendiğini söyleyebiliriz. Yüz ile boyun bölgesi, kollar ve bacaklar, omurga kanalı, göğüs kafesi, kalp, karın içindeki yapılar ve karın ön duvarı da incelenebiliyor. Aynı zamanda anne karnındaki bebeklerin genital bölgesi de incelemeden geçirilebiliyor. Genel olarak detaylı ultrason muayenesi ile tespit edilebilen anomalilere şu örnekleri verebiliriz:

  • Kafatası ile beyin dokusu problemleri ve beyin boşluklarının genişlemesi
  • Göz boşluğunun olmaması gibi yüze ait olan yapısal bozukluklar
  • Belde açıklık, kemiklerde eğrilik gibi omurgaya dair gelişim bozuklukları
  • Karın boşluğuyla ilgili sakatlıklar
  • El ve ayaklarda mevcut olan şekil bozuklukları, kemik sayılarıyla ilgili sorunlar
  • Bebeğin içinde olduğu su ya da plasentaya dair çeşitli problemler
  • Bebeğin kalbiyle ilgili yapısal sorunlar (Çoğu zaman ayrıntılı ultrasonla bebeğin kalbi çok net görüntülemediğinden fetal ekokardiyografiye ihtiyaç duyulabilir)
  • Göğüs kafesinin yapısı ve şekliyle ilgili problemler
  • Kol ve bacaklarla ilgili kemik yapısında bozukluklar

Yapılan ayrıntılı ultrason ile majör anomalilerin çok büyük bir bölümü tespit edilebiliyor. Ancak tüm anomalilerin % 100 tespit edilmesi mümkün olamaz. Ayrıca kimi zaman bebeğin anne karnındaki pozisyonu da bazı vücut bölgelerinin incelenmesini engelleyebiliyor.

Gebe kadınların en çok merak ettikleri bir diğer konu olan hamilelikte idrar rengi konusuna aşağıdaki linkte değindik.

Tıkla –> Hamilelikte idrar rengi

Detaylı Ultrason Gerekli mi?

Detaylı ultrason gerekli mi

Tıp teknolojisinin ilerlemesi ile birlikte artık anne karnındaki bebeklerin çok daha detaylı bir şekilde gözlemlenmesi mümkün olabiliyor. Bu noktada ebeveyn adayları detaylı ultrason gerçekten gerekli mi şeklinde bir düşünce içerisine girebiliyor. Öncelikle bu görüntüleme yönteminin anne adayının ya da bebeğin sağlığına hiçbir zarar vermediğini belirtmek gerekir. Ebeveyn adaylarının bu konuda endişeye kapılmaları son derece yersizdir.

Aksine ayrıntılı ultrason bebeğin sağlık durumuyla ilgili oldukça önemli verilerin elde edilmesini sağlar ve sadece 15 ila 30 dakika içerisinde tamamlanan bir işlemdir. Ultrasonun 50 yılı aşkın süredir gebelik takibinde kullanılan bir görüntüleme yöntemi olduğunun unutulmaması gerekiyor. Şimdiye dek ne ülkemizde ne de dünyanın herhangi bir yerinde ultrasondan zarar gören bir anne adayı ya da bebek rapor edilmemiştir.

Detaylı Ultrason Fiyatları 2020

Elbette detaylı ultrason fiyatları 2020 değişkenlik gösterebilir. Kullanılan ultrason cihazından doktorun deneyimine kadar pek çok faktörün fiyatları da etkisi altına aldığını söyleyebiliriz. Bu nedenle fiyat noktasında net bir rakamdan ya da rakam aralığından söz etmek yanıltıcı olabiliyor. Gebelik takibinizi yapan kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, fiyat konusunda tarafınıza detaylı bilgi verecek birime sizi yönlendirecektir.

Anomali Testi Ne Demek?

Gebeliğin 4. ila 5. aylarında gerçekleştirilen detaylı ultrason taraması aynı zamanda anomali taraması olarak da adlandırılabiliyor. Anne karnında gelişimini sürdüren bebeklerin iç organlarının, doğumsal kusurlarının incelendiği ve değerlendirildiği anomali taraması ile bir anomalinin tespit edilmesi durumunda, gebeliğin sonlandırılması ya da varsa tedavinin uygulanması için geç kalınmamış olur. Bu nedenle ayrıntılı bir incelemeyi kapsayan anomali testinin gebelik takibinde büyük önem taşıdığını belirtmek gerekiyor.

Mol gebelik nedir? belirtileri nelerdir? kimlerde görülme olasılığı daha fazladır? hemen aşağıdaki makalemiz den okuyabilirsiniz.

Tıkla –> Mol gebelik

Detaylı Ultrason En Geç Kaçıncı Haftada Yapılır?

Detaylı ultrason en geç kaçıncı haftada yapılır

Öncelikle detaylı ultrason taramasının gebeliğin 24. haftasından önce tamamlanmaya çalışıldığını belirtmek gerekir. En ideal dönem ise gebeliğin 20. haftası ila 22. haftası arasıdır. Ancak kimi zaman gebeliğin 24. haftasından sonra, anne adayları gebelik takibi için başvuru yapabiliyor ve bu durumda da ayrıntılı ultrason muayenesi olabildiğince en erken dönemde gerçekleştiriliyor. Tıbbi anlamda gebeliğin 22. haftasından sonra da bu görüntüleme tetkiki yapılabilir. Ancak burada amaç ayrıntılı olarak yapılan inceleme ile saptanan olası durumlar karşısında geç kalmamaktır. Dolayısıyla gebeliğin 20. ila 22. haftası arasında yapılmasının çok daha doğru olduğunun altını çizmek gerekir.

Detaylı Ultrason Devlet Hastanesinde Yapılır mı?

Devlet hastanelerinde detaylı ultrason şayet gerekli donanım, teknik teçhizat ve personel mevcutsa yapılabilir. Fakat özellikle İstanbul, Ankara, İzmir gibi metropol kentlerde devlet hastanelerinde çok ciddi bir yoğunluk olduğunu göz önünde bulundurmak gerekiyor. Dolayısıyla devlet hastanelerinde ayrıntılı ultrason yaptırmak isteyenlere genellikle çok ileri bir tarihte randevu verilebiliyor ve bu durumda da ideal süre olan gebeliğin 20. haftası ila 22. haftası arasındaki dönem kaçırılmış olabiliyor.

Hamilelikte sigara içmenin zararları nelerdir? sigara içmek bebeği nasıl etkiler? aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

Tıkla –> Hamilelikte sigara

Fetal Eko Nedir? Kaçıncı Haftada Yapılır?

Fetal eko anne karnındaki bebeğin kalbinin kontrol edilmesi amacıyla gerçekleştirilen detaylı ultrason görüntülemesidir. Son derece güvenli ve pratik bir tanı yöntemi olduğunu söyleyebiliriz. Her gebelikte mutlaka fetal ekoya gereksinim duyulmaz. Şu durumlarda fetal ekokardiyografiden yardım alınır:

  • Yapılan detaylı ultrason ya da rutin ultrason görüntülemesinde bebeğin kalbine dair bir sağlık şüphesi ortaya çıkarsa
  • Anne adayında ya da ailesinde bebeğin kalbini etkileyebilecek bir hastalık mevcutsa
  • Kadın hastalıkları ve doğum uzmanının farklı bir nedene bağlı olarak gerek duyması durumunda

Fetal ekokardiyografi 5 ila 30 dakika arasında tamamlanan bir işlemdir ve anne adayına ya da anne karnındaki bebeğe herhangi bir zarar vermez. Gebeliğin 16. haftası ila 18. haftasından sonra istendiği zaman yapılabilir. Bu ayrıntılı tetkik sayesinde anne karnındaki bebeklerde mevcut olan kalp sorunları % 65 ila % 90 oranında tespit edilebiliyor.

 

Konu ile alakalı dış yabancı kaynaklar:
https://www.sciencealert.com/new-enhanced-dolphin-ultrasounds-could-save-pods-struggling-to-survive-after-oil-spills

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
dr.ismetyildirim@hotmail.com

Çin takvimi cinsiyet hesaplama

Çin Takvimi Cinsiyet Hesaplama

Çin takvimi cinsiyet hesaplama amacıyla çok eski dönemlerden bu yana kullanılan yöntemlerden biridir. Anne ve baba adaylarının bebeğinin cinsiyetini öğrenmesi için gebeliğin 15. haftasını beklemesi gerekiyor. Hatta bebeğin anne karnındaki pozisyonunun uygun olması ve anne adayının zayıf olması durumunda gebeliğin 11. haftasında da yapılan ultrason görüntülemesi ile bebeğin cinsiyetini öğrenmek mümkün olabilir. Ancak bu konuda ebeveyn adaylarının son derece sabırsız oldukları da biliniyor. Konuya dair merakını gidermek isteyen anne ve baba adayları Çin takvimi cinsiyet hesaplama yönteminden faydalanmak istiyor. Ancak bu yöntemin bilimsel açıdan bir dayanağının olmadığını da belirtmek gerekir. Yaklaşık olarak % 70 ila % 90 oranında doğru sonuç veriyor olduğu düşünülse de yanılma payının da olduğunun altını çizmekte fayda var.

Çin Takvimi Nedir?

Çin takvimi nedir

Bazı ayların 30 ve bazı ayların da 29 gün çektiği Çin takvimi cinsiyet hesaplama işlemlerinde mercek altına alındığında akılların bir hayli karıştığını söyleyebiliriz. Çünkü Çin takvimi,  günümüzde kullanılan miladi takvimden çok daha farklı bir döngüye sahiptir. Bu takvime göre şu anda 1984 yılının şubat ayında start alan 78. döngüyü yaşıyoruz ve bu döngü 2044 yılına dek sürecek. Çin takvimi 12 yıllık döngülerin 5 defa kendini tekrar ettiği ve toplamda 60 yıllık bir döngüden oluşuyor. Her biri 1 döngü olarak adlandırılan 12 yıl ise fare, öküz, kaplan, yılan, at, koyun, maymun, horoz, domuz gibi hayvan isimleriyle adlandırılıyor.

Çin takviminde 1 yıl, günümüzde kullanılan miladi takvimden 11 gün daha kısa ve Çin takvimi cinsiyet hesaplama işleminde akılları en çok karıştıran unsur bu oluyor. Takvime göre 1 yıl toplamda 354 günden oluşuyor. Hem ayın hem de güneşin hareketleri üzerine hazırlanmış bir takvim olan Çin takviminde 11 günlük kısalık, artmış ay olarak takvime ekleniyor. Artık aylar ‘runyue’ olarak adlandırılıyor ve artık ayların takvime eklendiği yıllarda 1 yıl 383 ya da 384 günü bulabiliyor.

Mol gebelik üzüm gebeliği nedir? nasıl oluşur? ilginizi çekebileceğimizi düşündüğümüz diğer makalemize aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Tıkla –> Mol gebelik

Çin Takvimi Yaş Hesaplama

Ebeveyn adaylarının bebeklerinin cinsiyetini Çin takvimine göre hesaplayabilmesi yani Çin takvimi cinsiyet hesaplama işleminin yapılabilmesi için kadının yaşının da bu takvime göre hesaplanması gerekir. Yaş hesaplamanın en kolay yolu miladi takvime göre olan yaşınıza +1 ya da + 2 eklemeniz olacak. Bu noktada ocak ve şubat aylarında doğanların hesaplama işlemini dikkatlice yapması gerekiyor. Şayet herhangi bir yılın mart ayında ve daha sonrasında doğduysanız miladi takvime göre olan yaşınıza +1 yaş ekleyerek hesaplama işlemini tamamlayabilirsiniz. Ancak ocak ya da şubat aylarında doğanların + 1 yaş mı yoksa + 2 yaş mı ekleyeceklerine Çin takviminin başlangıç tarihlerine göre karar vermesi gerekiyor. Eğer Çin takviminin başlangıç tarihinden önce doğduysanız +2 yaş eklemeniz, başlangıç tarihi ve sonrasında doğduysanız + 1 yaş eklemeniz gerekir.

Çin takviminin başlangıç tarihleri Çin takvimi cinsiyet hesaplama işleminde önem taşıdığından bu tarihleri hemen sizlere aktarıyoruz. Örneğin 1985 tarihinde doğdunuz. Şayet 1985 yılının 20 Şubat tarihinde ya da daha sonraki bir tarihte doğduysanız yaşınıza + 1 eklemeniz gerekiyor. 1985 yılının 1 Ocak ila 19 Şubat tarihleri arasında doğduysanız miladi takvime göre olan yaşınıza + 2 eklemeniz gerekir.

  • Şubat 06, 1970
  • Ocak 27, 1971
  • Şubat 15, 1972
  • Şubat 03, 1973
  • Ocak 23, 1974
  • Şubat 11, 1975
  • Ocak 31, 1976
  • Şubat 18, 1977
  • Şubat 07, 1978
  • Ocak 28, 1979
  • Şubat 16, 1980
  • Şubat 05, 1981
  • Ocak 25, 1982
  • Şubat 13, 1983
  • Şubat 02, 1984
  • Şubat 20, 1985
  • Şubat 09, 1986
  • Ocak 29, 1987
  • Şubat 17, 1988
  • Şubat 06, 1989
  • Ocak 27, 1990
  • Şubat 15, 1991
  • Şubat 04, 1992
  • Ocak 23, 1993

Çin Takvimi Ne Zaman Kullanılır?

Çin takvimi ne zaman kullanılır

Anne ve baba adayları için Çin takvimi cinsiyet hesaplama amacıyla kullanılıyor. Çin’de 1945 yılında takvim reformunun yapıldığını ve 7 asır önce hazırlanan Çin takviminin aslında terk edildiğini de belirtmek gerekir. Yapılan bu reform ile güneş yılı esas alındı ve yeni bir takvim hazırlandı. Yapılan hesaplama işlemlerinde kullanılan takvim ise Çinlilerin Budizm inancından da esinlenerek ve maneviyatları da dikkate alınarak hazırladıkları, M. Ö. 2637 yılında başlayan takvimdir.

Reform öncesi takvim ile reform sonrası takvim birbirinden çok farklıdır. O dönemde gökbilimciler tarafından hazırlanan takvim sadece 3 bin yılı kapsıyordu ve sadece elde edilen bilimsel veriler dikkate alınıyordu. Günümüzde ise çok daha fazla sayıda bilgi mevcut ve dolayısıyla takvimler arasında bir gerçeklik bağı kurarak Çin takvimi cinsiyet hesaplama işlemi yapıldığında çıkan sonuca güvenerek bebek için hazırlıklara başlamak pek akılcı olmaz.

Cinsiyet belirleme nedir? nasıl yapılır? nelere dikkat edilmelidir? hepsi ve daha fazlası için aşağıdaki linke tıklayın.

Tıkla –> Cinsiyet belirleme

Çin Takvimi Doğru Çıkmayan Kişiler

Elbette Çin takvimi cinsiyet hesaplama işleminin sonucu doğru çıkmayabilir ve bu son derece olağan bir durumdur. Herhangi bir takvim dikkate alınmadan anne karnındaki bebeğin cinsiyetini tahmin ettiğinizde bile bu tahminin doğru çıkma olasılığının % 50 olduğunu unutmamanız gerekiyor. Dolayısıyla Çin takvimi cinsiyet hesaplama işlemi ile elde edilen sonucun doğru çıkma olasılığı olduğu gibi doğru çıkmama olasılığı da vardır. Her ne kadar pek çok toplumda uzun yıllardır bebeğin cinsiyetini tahmin etmek amacıyla kullanılan bir yöntem olarak değerlendirilse de Çin takvimiyle yapılan hesaplamaya % 100 güvenmemeniz, ileride hayal kırıklığı yaşamamanız adına önem taşıyor.

Bebeğin Cinsiyeti Kesin Nasıl Öğrenilir?

Bebeğin cinsiyeti kesin nasıl öğrenilir

Bebeğin cinsiyetinin kesin olarak öğrenilebilmesi için Çin takvimi cinsiyet hesaplama işleminden ziyade bilimsel yöntemlerin yani ultrason görüntülemesinin tercih edilmesi gerekiyor. Gebeliğin 11. haftası ya da 16. haftasında yapılan kontroller esnasında doktorunuz tarafından ultrason görüntülemesi de gerçekleştirilecektir. Bu görüntülemede şayet bebeğin anne karnındaki pozisyonu uygunsa bebeğinizin cinsiyetini öğrenebilirsiniz. Bebeğin cinsiyetine göre hazırlık yapmayı planlıyorsanız mutlaka gebeliğin 15. haftasını beklemenizi öneririz.

Bu önerinin nedeni Çin takvimi cinsiyet hesaplama sonucuna göre hazırlık yapan ebeveyn adaylarının, ultrason görüntülemesi ile bebeklerinin cinsiyetini öğrendiklerinde hayal kırıklığı yaşayabiliyor olmalarıdır. Çünkü takvimle tahmin edilen cinsiyet ile ultrason görüntülemesin de belirlenen cinsiyet farklı olabiliyor. Çin takvimi her ne kadar yaklaşık 700 yıldır kullanılan ve miladi takvimden sonra da dikkate alınmaya devam edilen bir takvim olsa da bebeğinizin cinsiyetini öğrenmenizi sağlaması, bilimsel açıdan kabul gören bir yöntem değildir.

Gebelikte ikili tarama testi nedir? nasıl yapılır? anne adaylarının en çok sorduğu sorulardan birine açıklık getirdik.

Tıkla –> Gebelikte ikili tarama

Çin Takvimine Göre Bebeğin Cinsiyeti Belirlenebilir Mi?

Gebelik planlayanların yanıtını merak ettikleri sorulardan biri de Çin takvimi cinsiyet hesaplama işleminin gebelik öncesinde mümkün olup olmadığıdır. Bebeğin cinsiyetini belirlemek ancak bilimsel veriler dahilinde mümkün olabilir. Herhangi bir takvim hesaplaması yaparak cinsel ilişki tarihinin belirlenmesi, bebeğin cinsiyetini belirlemeyi sağlamaz. Zira sperm hücrelerinin rahimdeki yumurtaya ulaşması ve döllenmenin gerçekleşmesi, cinsel ilişkiden bir sonraki gün de gerçekleşebilir.

Sadece bu olasılık bile Çin takvimine göre cinsiyet hesaplama işleminin gerçekliğini ortadan kaldırıyor. Sperm hücrelerinin koşulların uygun olması durumunda rahimde 3 gün aktif kalabildiğini ve döllenmenin 3. gün bile olabileceğini unutmamak gerekiyor. Bu durumda takvim hesaplamasıyla elde edilen sonuç da değişecektir.

Çin Takvimi Cinsiyet Hesaplama 2020

2020 yılında da Çin takvimi cinsiyet hesaplama işlemi ile bebeğin cinsiyetinin önceden belirlenmeye çalışılması ya da gebeliğin 15. haftasından önce cinsiyetin bilinmek istenmesi toplumda popülerliğini koruyacak gibi görünüyor. İnternet ortamında konuya dair çok sayıda farklı bilgi mevcut ve bu bilgiler doğrultusunda anne/baba adaylarının bebeklerinin cinsiyetini öğrenmeye çalışması yerine bilimsel yöntemleri tercih etmesi çok daha doğru olacaktır.

 

Konu ile alakalı dış kaynak:
https://www.cintakvimihesaplama.net/

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
dr.ismetyildirim@hotmail.com

Zevk suyundan hamile kalınır mı

Zevk Suyu Hamile Bırakır mı?

Zevk suyu hamile bırakır mı konusunda aktif bir cinsel yaşamı olan hem kadınların hem de erkeklerin bilgi sahibi olması gerekiyor. İstenmeyen gebeliklerin çok büyük bir bölümü geri çekme yönteminin tercih edilmesinden kaynaklanıyor. Bir doğum kontrol yöntemi olmayan geri çekme ile gebelik oluşumunu engellemek mümkün olmaz. Boşalma öncesinde penisin kadının cinsel organından çıkarılması yoluyla uygulanan geri çekme yöntemi, zevk suyunun vajina girişinden rahme ulaşmasına neden olabiliyor. Dolayısıyla gebelik oluşması riski ortaya çıkıyor.

Öncelikle zevk suyundan hamile kalınır mı sorusunun yanıtının “evet” olduğunu aktaralım. Sperm hücrelerinin rahme ulaşması mutlaka gebelik oluşacağı anlamına gelmez. Ancak rahimde yumurtanın ideal büyüklüğe erişmiş olması ya da gebelik için koşulların uygun olması durumunda döllenme gerçekleşebilir ve dolayısıyla hamilelik de oluşabilir. Sperm hücreleri ise zevk suyu olarak tabir edilen sıvı ile beraber kolaylıkla rahme ulaşabiliyor. İşte bu nedenle korunmasız cinsel ilişki yaşayan çiftler için zevk suyundan hamile kalınır mı konusu çok daha fazla önem taşıyor.

Zevk Suyu Dediğimiz Sıvı Nedir?

Halk arasında zevk suyu hamile bırakır mı sorusunda adı geçen zevk suyu aslında precum adlı bir vücut sıvısıdır. Vücutta bu sıvı cowper isimli bezde üretiliyor ve penisten dışarı atılıyor. Erkeklerde precum adlı sıvı farklı oranlarda üretilebilir. Her erkekte aynı oranda üretilmediğinden cinsel ilişkide gelen zevk suyunun oranı da değişkenlik gösterebilir. Zevk suyu olarak adlandırılan bu sıvının temel görevi cinsel ilişki esnasında vajina ve penisi daha kaygan bir hale getirmektir. Bu sayede cinsel organın cinsel ilişkiye hazır hale gelmesi sağlanıyor.

Bununla birlikte zevk suyundan hamile kalınır mı sorusunda adı geçen precum adlı sıvı, idrar kalıntılarından kaynaklanan asitliği de nötralize ediyor. Bu sayede sperm hücrelerinin penisten kadının rahmine olan yolculuğu esnasında idrar kalıntılarının oluşturduğu asitlikten zarar görmesini de engellemiş oluyor. Precum sıvısının vücuttaki üretiminin nedenlerini bu şekilde açıklayabiliriz.

Bir Damla Zevk Suyu Hamile Bırakır mı?

Bir damla zevk suyu hamile bırakır mı

Sadece bir damla zevk suyu hamile bırakır mı sorusunun yanıtı da “evet” olarak verilmelidir. Bir damladan daha az zevk suyu bile hamile kalmanıza neden olabilir. Bunun nedeni zevk suyunun sadece bir damlasında bile milyonlarca sperm hücresinin bulunuyor olmasıdır. Zevk suyunun miktarı, hamile kalma olasılığında bir değişikliğe neden olmaz. Bu nedenle gebelik olasılığını düşünerek geri çekme dışında farklı korunma yöntemlerini tercih etmelisiniz.

Erkekte zevk suyunun boşalmadan hemen önce geldiği şeklinde yanlış bir düşünce var. Zevk suyu ereksiyon ile birlikte gelebildiği gibi cinsel ilişkinin ortasında da gelebilir. Her ilişkide zevk suyunun ne zaman geleceği değişebilir ve erkeklerin zevk suyunun geldiğini anlaması, hissetmesi olanaksızdır. Zira zevk suyundan hamile kalınır mı sorusunun yanıtı, geri çekme yöntemi başarılı bir şekilde uygulanmış olsa dahi değişmez. Çünkü zevk suyuna karışan sperm hücreleri zevk suyu ile birlikte rahme ulaşabilir. Bu da hamilelik sonucunu doğurabilir.

Adet Döneminde Zevk Sıvısı İle Hamile Kalınır mı?

Kadınlar genellikle hamile kalma olasılıklarının düşük olduğu dönemlerde korunmasız ilişki konusunda rahat davranabiliyor. Hatta çok sayıda kadın yumurtlama dönemi hesaplaması yaparak hamile kalma olasılığının düşük olduğu tarihleri tespit etmeye çalışıyor. Ancak bu hesaplamaların gebeliği önlemeyeceğini ve her daim doğru şekilde yapılamayacağını bilmeniz gerekir. Yumurtanın büyüme hızı her kadında aynı olmadığı gibi her ay da aynı olmayabilir. Zira bu durum zevk suyu hamile bırakır mı sorusunu yeniden gündeme getiriyor.

Yaptığınız hesaplama neticesinde hamile kalma olasılığınızın sıfır olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak aslında o tarihlerde yumurta döllenmeye hazır bir form kazanmış olabilir ve jinekolojik muayene olmadan bunu anlayamazsınız. Sonuç olarak korunmasız ilişki her daim gebelik riski anlamına gelebiliyor. Adet dönemlerinde zevk suyundan hamile kalınır mı sorusunun yanıtında pek bir değişiklik olmaz. Elbette adet dönemleri normal koşullarda kadınların hamile kalma olasılığını düşük olduğu dönemlerdir. Ancak adet döneminde cinsel ilişki yaşayarak hamile kalan kadınların da olduğunu hatırlatmak isteriz.

Sonuç olarak adet döneminde zevk sıvısından hamile kalınır mı sorusunun yanıtı asla “hayır” olarak verilemez. Olasılık düşük de olsa mevcuttur ve geri çekme yöntemi ya da korunmasız ilişki hamile kalmanıza neden olabilir. Bu durumda kürtaj gündeme gelecektir ve kürtajın bir cerrahi operasyon olduğunun, sadece fiziksel değil psikolojik boyutlarının da olduğunun unutulmaması gerekiyor. İşte bu nedenle tüm kadın hastalıkları ve doğum uzmanları, istenmeyen gebelik söz konusu ise gerçek doğum kontrol yöntemlerinin uygulanmasını tavsiye eder. Böylece zevk suyundan hamile kalınır mı gibi endişelerin yaşanmasına da gerek olmayacaktır.

Zevk Suyundan Hamile Kalma Oranı Kaçtır?

Zevk suyundan hamile kalma oranı

Kadınlar ve erkekler zevk suyu hamile bırakır mı sorusu kadar hamile kalma olasılığını da merak ediyor. Genellikle korunmasız ilişki sonrasında beklenen adet dönemi kanaması olmadığında konu çok daha endişeli bir şekilde araştırılıyor. Ancak bu konuda bir orandan söz edilemez. Çünkü yumurtlama döneminden ne kadar önce ya da ne kadar sonra cinsel ilişkinin yaşandığına bağlı olarak hamile kalma olasılığı da değişir. Oranlar bu konuda sizi yanıltabilir. Hamile kalma olasılığınızın en yüksek olduğu dönem, iki adet döneminin tam ortası şeklinde bir düşünce ile hareket etmemelisiniz. Çünkü yumurtanın büyümesi daha hızlı gerçekleşebilir ve adet kanamasının sona ermesinden sonra kısa bir süre içerisinde yumurta döllenmeye hazır bir form kazanabilir.

Bununla birlikte yumurtanın büyüme hızı gibi faktörler de her kadında farklı olduğundan zevk sıvısından hamile kalınır mı ve hamile kalma oranı kaçtır gibi sorulara net bir yanıt verilemez. Kadınlarda hamile kalma olasılıklarının genel olarak diğer günlerden daha düşük olduğu zamanlar elbette ki vardır. Adet dönemleri, yumurtlama döneminden 4 gün öncesi gibi dönemlerde gebelik olasılığı daha düşük olsa da bu olasılık asla sıfırlanmıyor. Buna bağlı olarak yumurtlama dönemi hesaplamaları ya da hamile kalma oranı araştırmaları yerine korunma yöntemlerinin tercih edilmesi çok daha akılcı bir seçim olacaktır.

Yumurtlama Döneminde Zevk Suyu İle Hamile Kalınır mı?

Yumurtlama döneminde zevk suyu hamile bırakı mı

Kadınların hamile kalma olasılıklarının en yüksek olduğu dönem yumurtlama dönemleridir. Yumurta bir süre sonrasında döllenme için hazır olur ve sperm hücresi ile buluşması durumunda döllenme gerçekleşir. Bu durumda da yüksek olasılıkla gebelik meydana gelecektir. Yumurtlama dönemlerinde zevk suyu hamile bırakır mı sorusunun yanıtı da aynıdır ve “evet” şeklindedir. Hatta gebelik ihtimalinin diğer günlere nazaran çok daha yüksek olduğunun altını çizmek gerekiyor.

Bu arada zevk sıvısından gebe kalınır mı konusunda değindiğimiz korunmasız ilişki ya da geri çekme yöntemi cinsel yolla bulaşan hastalıklara açık olmanız anlamına gelir. Geri çekme yöntemi hamileliği önlemiyor olmasıyla birlikte cinsel yolla bulaşan hastalıkları da engellemez. Oysa toplumda bu hastalıklar son derece yaygın bir şekilde görülüyor. Sadece tek bir korunmasız cinsel ilişki bile partneriniz de mevcut olan bir hastalığın size geçmesine neden olabilir. Mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile görüşerek gerçek ve etkili doğum kontrol yöntemleri hakkında bilgi almalı, size uygun olanı tercih ederek gebelikten korun malısınız.

 

 

Konu ile alakalı diğer makalelerimiz:

Kürtaj fiyatları ne kadar

Kızlık zarı dikimi fiyatları nedir

Ertesi gün hapı nasıl kullanılır

Dış gebelik belirtileri nelerdir

Hamilelikte idrar rengi nasıldır

 

Konu ile alakalı dış kaynaklar:

https://www.neoldu.com/zevk-suyu-hamile-birakir-mi-29245h.htm

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
dr.ismetyildirim@hotmail.com

 

Sizlerde bu makalemizi faydalı bulduysanız eğer, aşağıdaki sosyal paylaşım butonları ile paylaşıp daha fazla kişinin bilgi sahibi olmasına katkıda bulunabilirsiniz.

Ertesi gün hapı

Ertesi Gün Hapı Nedir? Nasıl Kullanılır?

Ertesi gün hapı: Korunmadan cinsel ilişkiye girilmesi durumunda, kadınların hamile kalmamak için kullandıkları bir hap olan ertesi gün hapı düzenli kullanım gerektirmez. Korunmasız ilişkiden sonra gebelik oluşması ihtimalini düşürmek için tek doz ya da iki doz olarak alınması yeterli olur. Oral yolla alınan bu haplar yüksek oranda progesteron hormonu içeriyor. Progesteron hormonu ideal büyüklüğe erişmiş olan kadın yumurtasının, cinsel ilişkiyle rahme giren sperm tarafından döllenmesi ihtimalini ciddi düzeyde düşürür. Aynı zamanda ertesi gün hapı içerisinde yer alan progesteron hormonu, döllenme meydana gelmiş olsa bile döllenen yumurtanın uterusa tutunmasını da engelleyebiliyor. Ancak bunun için hapın, cinsel ilişkiden sonra ideal süre içerisinde kullanılması gerekiyor.

Toplumda kimi zaman ertesi gün hapı ile ilgili gerçeği yansıtmayan bazı inanışlar olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Bunlar arasında en yaygın olanı söz konusu hapın cinsel yolla bulaşabilen hastalıkları önlediğidir. Bu haplar sadece korunmasız ilişkiye girilmesi ya da ilişki esnasında kondomun yırtılması gibi durumlarda, hamileliği engellemek amacıyla kullanılır. Dolayısıyla bu hapı içerek cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmanız kesinlikle mümkün olmaz. Bu hapların hastalık bulaşmasını engelleme gibi bir özelliği asla yoktur.

Ertesi Gün Hapı Nasıl Kullanılır?

Ertesi gün hapı nasıl kullanılır

Bir doktor tarafından reçete edilmesine gerek olmayan ertesi gün hapı eczanelerden alınabilir. Ancak kullanım öncesinde mutlaka prospektüsü dikkatlice okumalısınız. Çünkü bu haplar farklı ilaç markaları tarafından üretilebiliyor ve dolayısıyla kullanımı da markasına göre değişebiliyor. Örneğin bazı ilaç markaları tarafından üretilen ertesi gün hapı tek doz kullanımı gerektiriyorken bazılarının koruma sağlaması için iki doz alınması gerekebilir. Kesinlikle prospektüste yazan doz miktarında kullanmalısınız. İki doz alınması gereken ilaçlarda ikinci dozu ne zaman almanız gerektiği gibi bilgilere de prospektüsten ulaşabilirsiniz. Hapı, bir miktar su ile yutmanız yeterli olacaktır. Hapın kullanımından sonra ilk 3 saat içerisinde kusmanız durumunda ilaç etkisini kaybeder ve bu nedenle yeni bir doz almanız gerekir. Adet döneminin herhangi bir gününde ertesi gün haplarının kullanılabildiğini belirtelim.

Ertesi Gün Hapı Nasıl Koruma Sağlar?

Cinsel ilişki sonrasında gebeliği önleme amacıyla tercih edilen en yaygın yöntem ertesi gün hapı kullanımı oluyor. Bu hapların nasıl koruma sağladığı da merak ediliyor. Gebelikten koruma özelliği, içerdiği progesteron hormonundan geliyor. Korunmasız cinsel ilişki ile rahme ulaşan sperm hücreleri, vücutta 2 güne kadar uzayabilen bir süre boyunca canlı kalabilir. Dolayısıyla sperm hücrelerinin fallop tüplerine ulaşması ve yumurtanın döllenmesini sağlaması cinsel ilişkiden 2 gün sonra da olabilir.

Cinsel ilişkiden sonra bu hapın kullanılması ise vücuda ideal oranda progesteron hormonu girmesini sağlar. Bu hormon yumurtanın döllenmesini yüksek oranda engeller. Şayet yumurta döllenmişse bu durumda ertesi gün hapı işe yarar mı sorusuyla da sıklıkla karşılaşıyoruz. Döllenme gerçekleştiğinde bu hapların içerdiği hormon sayesinde rahim içi duvarın kalınlaşması engellenir. Böylelikle döllenmiş olan yumurta rahme tutunamaz ve hamilelik önlenmiş olur.

Ertesi Gün Hapının Yan Etkileri Nelerdir?

Ertesi gün hapının yan etkileri nelerdir

Yan etkiler herkeste görülmeyebilir ve aynı zamanda ortaya çıkan yan etkilerin şiddeti her bireyde aynı düzeyde olmayabilir. Mide bulantısı ve kusma ertesi gün hapı kullanımının yan etkileri arasında en yaygın görülen iki semptomdur. Ayrıca memelerde hassasiyet, baş dönmesi, halsizlik, karın ağrısı ve şişkinlik hissine de sebebiyet verebilir. Ender şekilde görülen yan etki ise ara kanama olmasıdır. Kimi zaman adet kanaması şeklinde olan bu kanama kimi zaman da lekelenme şeklinde ortaya çıkabiliyor.

Genel olarak değerlendirildiğinde ertesi gün hapı kullanımının yan etkilerinin az sayıda kişide görüldüğünü belirtebiliriz. Ancak bu durum hapların her ay, defalarca kullanılabileceği anlamına gelmez. Sıklıkla kullanılması vücutta hormon dengesizliği olmasına sebebiyet verebilir ve bu da beraberinde farklı sağlık sorunlarını getirebilir. Sağlıklı bir yaşam için korunmasız ilişki sonrası hap kullanmak yerine, korunma yöntemlerini tercih etmenizde fayda olacaktır.

Ertesi Gün Hapının Zararları Var mıdır?

Yapılan araştırmalarda bu hapı kullanımının neden olduğu kalıcı bir zarara dair herhangi bir bulguya rastlanmadı. Ancak elbette aşırı dozda alınması, içerdiği hormona bağlı olarak pek çok farklı sağlık sorununa neden olabilir. Hapın zararlı olup olmadığına dair en çok merak edilen husus, ileride hamile kalmayı engelleyip engellemediği oluyor. Kişinin doğurganlık düzeyi üzerinden herhangi bir olumlu ya da olumsuz etkiye neden olmayan ertesi gün hapı ilerleyen dönemlerde hamile kalma olasılığınızı düşürmez.

Ayrıca bu haplar adet döngülerinde çoğu zaman kalıcı bir değişikliğe de neden olmaz. Genellikle kullanıldığı dönemden sonra ilk adet kanaması daha erken ya da daha geç olabilir. Ancak sonrasında adet döngünüz yüksek olasılıkla normal rutinine geri dönecektir. Hapların adet düzensizliğine neden olma olasılığının sadece % 1 olduğunu belirtebiliriz.

Doğum Kontrol Yöntemi midir?

Doğum kontrol yöntemimidir

Halk arasında ertesi gün hapı ile ilgili yanlış inanışlardan biri de bu hapların doğum kontrol yöntemi olduğunun sanılmasıdır. Elbette bu haplar bir doğum kontrol yöntemi değildir. Tıpkı doğum kontrol hapları gibi düzenli olarak alınan ilaçlar da değildir. Bununla birlikte söz konusu hapı kullanmış olmanız, içtiğiniz hapın sonraki cinsel ilişkilerde de gebelik riskine karşı koruyacağı anlamına gelmez. Sonraki cinsel ilişkilerde hamileliğe karşı bir koruma sağlamayacağı için prezervatif kullanımı gibi korunma yöntemlerini tercih etmeniz gerekiyor.

Elbette bu hapın kullanımı düşük yapmayı sağlamaz. Bu haplar, hamile kalmayı engellemeye yönelik olarak formüle edilen ilaçlardır. Gebeliği henüz oluşmadan engeller ve gebelik sonrasında düşük yapmanızı sağlaması olanaksızdır. Ayrıca bu hapların bir kürtaj yöntemi olmadığının da bilinmesi gerekir. Mevcut gebelikleri sonlandırmak amacıyla ertesi gün hapı kullanılamaz. Hamilelerin bu hapı kullanması anne karnındaki bebeğe ciddi zararlar verebilir. Söz konusu hapları amacı dışında kesinlikle kullanmamalısınız.

Cinsel İlişkiden Ne Zaman Sonra Kullanılır?

Korunmasız olarak yaşanan cinsel ilişkinin ardından ertesi gün hapı ne kadar erken kullanılırsa, gebeliği önleme olasılığı da o kadar yüksek olur. Hapın kullanılması için önerilen süre cinsel ilişkiden sonra ilk 24 saattir. Bu durumda gebeliği önleme olasılığının % 98 gibi yüksek bir orana tekabül ettiğini belirtebiliriz. Ancak elbette % 2 gibi bir olasılık da gözden kaçırılmamalıdır. Cinsel ilişkiden sonra 24 saat içinde bu hapı almış olmasına karşın hamile kalan kadınlar da mevcut.

Cinsel ilişkinin ardından 48. saatte ertesi gün hapı kullanılması durumunda, hamileliği önleme olasılığı % 75’e düşüyor. Cinsel ilişkiden sonra 5. güne kadar kullanılabiliyor olsa da özellikle ilk iki günden sonra gebeliği önleme olasılığının ciddi düzeyde düştüğünü de belirtmek gerekir. Toplumda konuyla ilgili yapılan en büyük hata, prospektüsünde tek doz önerilen hapı daha etkili olması amacıyla iki doz almaktır. Bununla birlikte cinsel ilişkinin üzerinden 3 ila 4 gün geçmiş olması durumunda da daha etkili olabileceği düşüncesiyle fazla doz alımını gözlemleyebiliyoruz. Ancak kesinlikle önerilen dozdan daha fazla almamalısınız. Zira tek bir adet alınması gereken haptan iki adet almanız, hamile kalmanızı iki kat fazla önlemez. Tıbben böyle bir durum mümkün değildir.

 

 

İlginizi çekebileceğimizi düşündüğümüz diğer makalelerimiz:

Dışarı boşalma yöntemi nedir

Kızlık zarı dikimi nasıl yapılır

Kızlık zarı dikimi fiyatları

Hamilelik belirtileri nelerdir

Rahim ağzında yara neden olur

 

Konu ile alakalı yabancı kaynak:

https://www.plannedparenthood.org/learn/morning-after-pill-emergency-contraception/whats-plan-b-morning-after-pill

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
dr.ismetyildirim@hotmail.com

 

Sizlerde bu makalemizi faydalı bulduysanız eğer, aşağıdaki sosyal paylaşım butonları ile paylaşıp daha fazla kişinin bilgi sahibi olmasına katkıda bulunabilirsiniz.

Hamilelikte idrar rengi

Hamilelikte İdrar Rengi Nasıl Olmalıdır?

Hamilelikte idrar rengi: Gebelik süresi boyunca vücudun bazı tepkileri, sağlık durumunuz hakkında da size ipuçları verebilir. Özellikle gebelikteidrar rengi ve idrar renginin değişebilmesi, en çok merak edilen hususlar arasında yer alıyor. İdrar sadece gebelikte değil, her daim sağlık durumu hakkında ipuçları verebiliyor. Ancak elbette gebelik döneminde bu ipuçları çok daha fazla önem taşıyor. Bu nedenle hamilelikte idrar rengi konusunda tüm anne adaylarının detaylı bilgi sahibi olması gerekiyor.

Kadınlar hamile olduklarını genellikle regl döneminin gecikmesi ile birlikte duyulan şüphe üzerine, evde idrar numunesi ile yapılan gebelik testleri ile öğrenirler. Ardından sağlık kuruluşlarında gerçekleştirilen ve kan numunesi ile yapılan gebelik testleri, gebeliğin netleştirilmesini sağlar. Artık hamilelikte idrar rengi anne aday tarafından gözlemlenmesinde fayda olacak konulardan biri haline gelir. Zira idrar rengindeki değişimlere bağlı olarak kimi zaman doktorunuz ile görüşmeniz de gerekebilir.

Öncelikle gebelikte idrar rengi hakkında genel bilgileri sizlere aktaralım. Hamile olmayan kişilerde idrara rengini veren, ürokom adlı bir maddedir. Bu madde idrarın gebelik dışında açık sarı renkte ya da soluk bir sarı tonunda olmasını sağlar. Gün içerisinde ideal oranda su tüketilmesi, idrarın renginin daha açık olmasını sağlarken yetersiz su tüketimi idrar renginin koyulaşmasına sebebiyet verir. Ancak gebelikte idrar rengi daha farklıdır ve daha koyu bir sarı tonunda olur.

Gebelik döneminde, özellikle ilk aylarda kadınların böbreklerinden süzülen kan miktarı 2 katına çıkabiliyor. Bu durum beraberinde gebelikte idrar rengi değişimini de getiriyor. Zira anne adaylarının hamile olmayan bir bireye nazaran yaklaşık 2 ila 3 katı tuvalete çıkma isteği duymasının, gebeliğin son dönemlerinde bu isteğin daha da artmasının nedeni budur. İdrarın renginde bir değişim meydana gelmesi ise mutlaka bir sağlık sorunu olduğu anlamına gelmez. Gebeliğin çeşitli dönemlerinde idrar renginde değişimler meydana gelebilir ve bu durum son derece normaldir.

Hamilelik belirtileri nelerdir? hemen aşağıdaki linke tıkla ve öğren!

Tıkla –> Hamilelik Belirtileri

İdrar Rengi Neden Koyulaşır?

İdrar rengi neden koyulaşır
idrar rengi neden koyulaşır

Her kadında hamilelikte idrar rengi aynı olmaz. Çünkü idrarın rengi içilen su miktarından kullanılan ilaçlara ve tüketilen besinlere kadar pek çok faktörden etkilenir. Bu nedenle gebelik süresi boyunca idrar renginin her anne adayında aynı olması beklenemez. İdrarın renginin koyulaşmasının en yaygın nedeni vücudun susuz kalmasıdır. İdeal orandan daha az miktarda su tüketmek, hamilelikte idrar rengi koyulaşmasına neden olur. Bunun yanı sıra kullanılan bir ilaç ya da tüketilen bir gıda da aynı sonucu doğurabilir. Bu konuda endişe edilmesine gerek olmaz. Önemli olan idrarda kan olup olmamasıdır. Zira kadınların gebelik süreci boyunca, idrar renklerini kontrol etmeleri, idrarda kan olup olmadığının tespit edilebilmesi adına büyük önem taşıyor.

Hamilelikte sigara içmenin bebeğe ne gibi zararları vardır? aşağıdaki linke tıklayarak makalemizi okuyabilirsiniz.

Tıkla –> Hamilelikte sigara

İdrar Renkleri Ne Anlama Gelir?

Hamilelikte idrar rengi ne anlama gelir
hamilelikte idrar rengi ne anlama gelir

Gebelik süresi boyunca değişebilen hamilelikte idrar rengi ve anlamlarına detaylı bir şekilde göz atmanızı tavsiye ederiz.

Parlak Sarı Renkte İdrar

Gün içerisinde tüketilen gıdalarda bulunan vitaminler de hamilelikte idrar rengi değişimlerine neden olabilir. Şayet idrarınız parlak sarı ya da neon sarı renkteyse B2 vitamini içeren gıdaları biraz fazla tüketiyorsunuz demektir. Çünkü idrara bu rengi kazandıran riboflavin adı verilen maddedir. B2 vitamininde bulunan bu maddenin vücutta fazla olması, idrar renginin açık sarı tonlarında ve parlak olmasını beraberinde getirir. Elbette B grubu vitaminleri sağlıklı bir gebelik için büyük önem taşıyor. Ancak tüm vitamin ve mineralleri ideal oranda almanızda fayda olacak.

Çok Açık Sarı Renkte İdrar

Çok açık sarı renkte idrar
Çok açık sarı renkte idrar

İdrar renginin şeffafa yakın düzeyde açık sarı olması 2 durumdan kaynaklanır. Bunların ilki çok fazla oranda su tüketimidir. Su dışında fazla oranda sıvı tüketimi de hamilelikte idrar rengi tonunun çok açık sarı olmasını beraberinde getirebilir. Bir diğer neden de karaciğer ile ilgili bir rahatsızlık olmasıdır. Bu durumda da idrarın rengi şeffafa yakın derecede açık sarı olabilir.

Altın Renginde Koyu Sarı Renkte İdrar

Öncelikle hamilelikte idrar rengi tonunun altın sarısı tonlarında olmasının yani biraz daha koyu sarı olmasının 3 farklı nedeninin bulunduğunu açıklayalım. Bunların ilki su tüketiminin az olmasıdır. Vücut susuz kaldığında idrar rengi de koyulaşır. Bir diğer neden gebelikte B vitamini yönünden zengin besinlerin fazla tüketilmiş olmasıdır. B1, B2 ya da B12 gibi vitaminlerin vücuda fazla girmiş olması halinde hamilelikte idrar rengi bu yönde bir değişim gösterir. Üçüncü neden ise vücuttaki laktasif maddelerin vücutta fazla oranda bulunmasıdır.

Gebelikte ikili tarama testi nedir? neden yapılır? ne gibi faydaları vardır? detaylı bilgi için aşağıdaki linkten öğrenebilirsiniz.

Tıkla –> Gebelikte ikili tarama

Turuncu Renkte İdrar

Turuncu renk, hamilelikte idrar rengi konusunda anne adaylarını endişelendiren bir renk tonu olabiliyor. İdrarın renginin turuncu olması havuç gibi idrara rengini veren gıdaları fazla tüketmenizden kaynaklanabileceği gibi kullandığınız bazı ilaçlar da olabilir. Aynı zamanda az önce de değindiğiniz laktasif maddenin fazla olması da kimi zaman idrarın turuncu renkte olmasını beraberinde getirebilir.

Mavi ve Yeşil Renkte İdrar

Mavi ve yeşil renkte hamilelikte idrar rengi
mavi yeşil renkte idrar rengi

Boya içeren gıdaların tüketilmesi, metilen mavisi içeren ilaçların alınması hamilelikte idrar rengi tonlarının mavi ya da yeşil olmasına sebebiyet verebiliyor. Bu gibi durumlarda endişe edilmesine gerek olmaz. Ancak mavi ya da yeşil idrar, gebelikte idrar yolu enfeksiyonlarının belirtisi de olabiliyor. İşte bu nedenle mutlaka doktorunuza bu konuda bilgi vermeniz gerekiyor. Böyle bir durumda rutin kontrol gününün gelmesini beklemeyin. Mutlaka randevu alın ve hamilelikte idrar rengi tonunun yeşil veya mavi olduğu konusunda doktorunuza bilgi verin.

Kırmızı ya da Pembe Renkte İdrar

Kırmızı ya da pembe renkler, hamilelikte idrar rengi konusunda en çok endişe veren tonlar oluyor. Öncelikle bu renklerin her daim bir sağlık sorunu belirtisi olmayabileceğini bilmenizde fayda var. Pancar ya da benzeri gıdaların fazla tüketilmiş olması idrar renginin pembe ya da kırmızı olmasına neden olabilir. Ancak bununla birlikte idrar yolu enfeksiyonu, kist, iyi ya da kötü huylu tümör oluşumu gibi ciddi bir sağlık sorunu olduğu anlamına da gelebilir. Bu nedenle mutlaka idrarınızın rengi kırmızı veya pembe olduğunda doktorunuza bilgi vermelisiniz. Çünkü maalesef idrar ile birlikte hafif kanama olması da idrarın renginin değişmesine neden olabiliyor.

Bebeğin cinsiyeti nasıl belirlenir ? en çok merak edilen konulardan bir tanesine aşağıdaki linkte cevapladık.

Tıkla –> Cinsiyet belirleme

Hamilelik Döneminde İdrarda Kan Görülmesi

Gebelik döneminde idrarda kan görülmesi, kesinlikle ciddiye alınması gereken bir durumdur. Kist ya da tümör gibi oluşumlar, böbreklerde taş oluşması gibi durumlar, idrarda kan görülmesine neden olabilir. Zira hamilelikte idrar rengi gözleminin tüm anne adayları tarafından yapılması, bu nedenle tavsiye ediliyor. Elbette yapılması gereken derhal doktorunuza bilgi vermenizdir. Böyle bir durumda rutin kontrol gününü beklemeyin ve hemen randevunuzu alarak doktorunuzu konuyla ilgili bilgilendirin.

Hamilelikte İdrar Rengi Nasıl Olmalı?

Gebelikte idrar rengi nasıl olmalıdır
Gebelikte idrar rengi nasıl olmalıdır

Anne adayları için hamilelikte idrar rengi nasıl olmalı sorusu da önem taşıyor. İdeal olan, çok açık olmamakla birlikte açık sarı tonlarıdır. Ancak daha önce de değindiğimiz gibi tüketilen gıdalar, alınan ilaçlar, vücuda giren vitaminler ve su tüketim miktarı idrar renginde değişime neden olabildiği için ideal tonda idrarı gebelik süresinde görmeyebilirsiniz. Önemli olan idrar rengi hangi tonda olduğunda doktorunuza bilgi vermeniz gerektiğidir. Böylelikle herhangi bir sağlık sorunu olup olmadığı konusunda gerekli muayene ve tetkiklerin bir an önce yapılmasını sağlamış olursunuz.

Çin takvimi ile cinsiyet nasıl belirlenir ? doğru sonuç verir mi? detaylı bilgi için aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

Tıkla –> Çin takvimi

Hamilelikte idrar rengi ile alakalı detaylı bilgi için aşağıdaki videomuzu izleyebilirsiniz.

Konu ile alakalı yabancı kaynak:

https://www.everydayhealth.com/urine/how-does-your-urine-change-when-youre-pregnant/

 

Hamilelik ile ilgili detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
dr.ismetyildirim@hotmail.com

 

Sizlerde bu makalemizi faydalı bulduysanız eğer, aşağıdaki sosyal paylaşım butonları ile paylaşıp daha fazla kişinin bilgi sahibi olmasına katkıda bulunabilirsiniz.

Mol Gebelik

Mol Gebelik (Üzüm Gebelik) Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Mol gebelik halk arasında üzüm gebeliği olarak da bilinen ve oldukça nadir görülen bir kadın hastalığıdır. Mol gebeliği nedenleri hakkında net olarak veriler olmasa genetik faktörlerin hastalığın oluşmasında önemli rol oynadığı düşünülmektedir

Mol gebeliği hastalığında döllenme sırasında genetik bir aksaklık meydana gelir ve bu durumun sonucunda da rahim içinde anormal dokular oluşur. Normal seyrinde devam eden döllenme sonrasında trofoblast hücreleri, sağlıklı bir plesanta oluşturur. Ancak mol gebeliği meydana geldiğinde plasenta tıpkı açık üzüm salkımı gibi bir doku yığınına dönüşür ve gebelik esnasında rahimden üzüm tanesine benzer parçalar düşer.

Mol gebelikte beta hcg değeri nedir?

Mol gebelik çeşitleri tam mol gebelik ve kısmi mol gebeliği olmak üzere 2 türde ele alınır. Tam molar gebelik meydana geldiğinde plasental doku normaldir ve ultrasonda sıvı dolu şişkin kitleler görünür ancak fetal oluşumu söz konusu değildir. Tam mol gebeliğinde bizi en iyi ön tanı koyamaya yönlendiren şey ultrason görüntüleridir. Ultrasonda gebelik kesesi görünmez ancak rahim inde kar yağı görüntüsü denen su keseciklerinin oluşturduğu alışılagelmişin dışında bir manzara görülür. Gebelik kesesi görünmemesine rağmen hastanın betaHCG değerleri 100 bin üzerindedir.

Kısmi molar gebelikte ise normal plasenta dokusu görünür ve anormal bir görünümden bahsedilemez. Ultrason muayenesinde gebelik kesesi göründüğünden dolayı normal gebelik ile karıştırılabilmektedir. Mol gebeliği şüphesi var ise plasentanın detaylı biçimde incelenmesi gerekir. BetaHCG değerleri de tam mol gebeliği kadar yüksek olmayabilir.  Bu nedenle tam mol gebelik teşhisi, kısmi molar gebeliğe göre çok daha kolay olmaktadır. Mol gebeliğin en belirgin özelliği ciddi kanamalara neden olmasıdır. Mol gebeliğin kesin tanısı sadece patoloji ile mümkündür.

Mol gebelik (Üzüm Gebelik) belirtileri nelerdir?

Üzüm gebelik belirtileri nelerdir

Molar gebelikte düşük en sık karşımıza çıkan semptomdur. Ancak gebeliğe dair materyallerin fazla olmasından dolayı zaman geçirilmeden hastanın kürtaja alınması gerekir. Fetüs oluşumu olabilir, ancak fetus hayatta kalamaz ve genellikle hamileliğin erken döneminde düşük meydana gelir. Düşük olayı gerçek bir düşük değildir. Kanama ile meydana gelen düşük, esasında büyüyüp genişlemiş ve üzüm salkımı halini almış hücrelerin dökülmesidir.

Normal bir döllenmede yumurta hücresinin içine sadece bir sperm hücresi girer ve hücre kendini kapatır.  Anormal bir gebelik şekli olan molar gebelikte oosit adını verdiğimiz yumurta hücresinin içerisine birden çok sperm hücresi girmiş haldedir. Oosit içinde birden fazla sperm olması durumunda her spermin 23 kromozom olan genetik bilgileri, yumurta hücresinin çekirdeği içerisinde birleşir. Sonuç olarak da yumurta hücresinin kendine ait genetik bilgileri yok olur. Normal insanın kromozom sayısı 46’dır. Parsiyel (kısmi) Mol gebelikte her ne kadar fetüs oluşmuş olsa da bebekte 69 kromozom vardır. Bu da bebeğin yaşama şansının olmadığı anlamına gelir.

Hamilelikte kanama yaşayan ve bu nedenle doktora başvuran kadınlar, şikayetlerini anlatırken üzüm tanesine benzer damlalar halinde kanama yaşadıklarını dile getirirler. Tasvir edilen bu kanama mol veziküllerinin rahim dışına atılmasından kaynaklanan bir kanamadır ve bazen hafif bazen de çok şiddetli olabilmektedir.

Mol gebelik tanısı kesinleştiğinde acilen gebelikle ilgili materyallerinin tamamen tahliye edilmesi gerekir. Tahliye sonrasında betaHCG değerlerinin takip edilmesi gerekir. Hormon seviyesinin hızla düşmesi oldukça önemlidir. Molar gebelik tahliyesi sonrasında betaHCG değerlerinde düşüş olmaması akla ilk olarak kanserleşmeyi getirir ve hayati risk taşır. Hormon seviyesi düşmeyen hastalara acilen akciğer grafisi çekilmesi de oldukça önemlidir.

Çünkü üzüm gebeliği kanser ile ilişki bir hastalıktır ve bazı hastalarda molar gebelik sonrası kanser görülebilir. Mol gebelik sonrası Gestasyonel trofoblastik neoplazi (GTN) adı verilen bir kanser türü ortaya çıkabilir. Gestasyonel trofoblastik tümör hızlı ilerleyen bir hastalıktır ve vajen ile akciğere metastaz yani sıçrama yapması da olasıdır. Bu nedenle akciğer grafisi ile ön tanı konularak gerekli erken tedaviye başlanmalıdır.

Gestasyonel trofoblastik neoplazi (GTN) nedir?

Gestasyonel Trofoblastik Neoplaszi Nedir

Bazı mol gebeliği başkalaşım geçirerek Gestasyonel Trofoblastik Neoplazi (GTN) hastalığı da denen bir kansere dönüşebilir. Gestasyonel Trofoblastik Neoplazi, vücudun farklı organ ve dokularına yayılabilen veya rahim içerisinde tekrarlayabilen kötü huylu bir hastalıktır. Bu nedenle mol gebelik teşhisi alan bir hastanın sıkı takibe alınması şarttır. Mol gebeliğin tekrarlama riskinden dolayı hasta sık sık kontrol edilmeli ve en az 1 yıl boyunca gebelikten korunması için gerekli tedbirleri alması sağlanmalıdır. Bu süreçte korunma için en çok kullanılan yöntem doğum kontrol hapı olsa da sizin için en doğru kararı hekimiz verecektir. Her 3 ayda bir hasta jinekolojik muayene, ultrason ve gerekli tüm kan testleri ile kontrol edilir ve hastalığın nüks yapıp yapmadığı değerlendirilir.

Gestasyonel trofoblastik neoplazi (GTN) tedavisi nedir?

Mol gebelik sonrası yapılan test ve diğer tanı yöntemleri Gestasyonel trofoblastik neoplaziyi işaret ediyorsa tüm vücut görüntüleme yöntemleri ile taranır. Bir yaylım söz konusu ise ya da değilse buna göre tedavi planlaması yapılır. Hastalığın şiddetine göre hastaya kemoterapi ve radyoterapi tedavisi uygulanabilir. Gestasyonel trofoblastik neoplazi kanser tedavisi oldukça başarılı sonuçlar vermektedir.

Mol gebelik tedavisi mümkün müdür?

Mol gebelik tedavisi mümkün müdür

Mol gebelikte doğum olayı söz konusu değildir. Hastalık tespit edilir edilmez acilen kürtaj yapılarak rahim temizlenir. Molar gebelik tedavi sonrası dahi tam anlamı ile sona ermez. Bu nedenle hastanın değerleri 1 yıl boyunca takip edilmelidir.

Mol gebelikten sonra ne zaman hamile kalınır?

Mol gebelik sonrası hamilelik için hekimler hastanın en az 1 yıl boyunca doğum kontrol yöntemlerini kullanmasını önermektedir. Kısa sürede yeniden gebelik oluşması üzüm gebeliği nüksünü arttıracağından dolayı belirtilen süreye uyulması önemlidir.

Mol gebelik kaçıncı haftada belli olur?

Mol gebeliği döllenmeden birkaç hafta sonra fark edilebilen bir hastalıktır. BetaHCG değerlerinin normalden fazla olması akla çoğul gebeliği ya da mol gebeliğini getirir. Ultrason ile yapılan incelemede görüntüden tanı konabilir. Doktor mol gebelikten şüpheleniyorsa patolojiye gönderilmek üzere biyopsi almak isteyecektir.

 

 

Konu ile alakalı benzer makalelerimiz:
Hamilelikte Sigara ve Zararları

Hamilelikte Beslenme Nasıl Olmalı

Cinsiyet Belirleme Nasıl Yapılır

Rahim Ağzında Yara Neden Olur

 

Konu ile alakalı yabancı kaynak:
https://mayocl.in/2NJnj29

Mol Gebelik ile ilgili detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
dr.ismetyildirim@hotmail.com

Hamilelikte sigara

Hamilelikte Sigara İçmenin Zararları

Hamilelikte sigara içmek bebeği birçok yönden olumsuz etkiler. Sigara bağımlısı olan kadınların ortalama %50-70’i hamilelik süresince de sigara içmeye devam eder. Hamilelikte sigara kullanımı ciddi bir sorundur ve geri dönüşü olmayan gebelik komplikasyonlarına neden olabilmektedir.

Hamilelikte sigara tüketimi, anneden doğruca bebeğe geçer. Sigaranın içinde bulunan nikotin, zift, karbon monoksit gibi maddeler üst solunum yollarından bronşlara geçerek kana karışır. Kandaki zararlı maddeler solunum sistemi başta olmak üzere kalp ve damar sistemi ile birlikte tüm organlara zarar verir.

Hamilelikte sigara içmek bebeği nasıl etkiler

Hamilelikte sigara içmek bebeği nasıl etkiler

Anne karnındaki bir bebek göbek kordonu aracılığıyla annesinden kan alışverişi yapar. Yani sigaranın zararlı etkilerinin hızla kana karışması, zehrin direkt olarak bebeğe geçmesi anlamına gelir.

Sigaranın içinde yer alan nikotin, kuvvetli damar büzme özelliği olan bir maddedir. Bu durumda rahime giden kan akışlı yavaşlar. Karbon monoksit ise bebeğin hücrelerine zarar vererek fetüste gelişim geriliğine neden olur. Karbon monoksit aynı zamanda kanın yetersiz oksijen taşımasına neden olur. Kandaki oksijen oranının azalması bebeğe yeterli oksijen taşınmasına mani olduğu gibi gerekli besin maddelerinin bebeğe geçmesine de engel olur.

Nikotinin bebeğe giden kan akışına engel olması bebeğin oksijensiz kalmasına neden olur. Aynı zamanda anne adayının sigara içmesi dış gebelik, düşük ve ölüm doğum gibi olumsuz sonuçlara neden olabilmektedir.

Hamilelikte sigara içmek, bebeğin içinde yer aldığı plasentanın sağlığının bozulmasına da sebep olarak bebekte gelişim bozukluklarına da yol açabilmektedir. Sigaradan dolayı erken doğumların yaşanması da bebeğin akciğerlerin yeteri kadar gelişmemiş olmasından dolayı bebekte solunum sorunları yaşanmasına sebebiyet verebilmektedir.

Bebeğin akciğerlerinin gelişmemesi beşik ölümü de denen ani bebek ölümlerine neden olabilmektedir. Hamilelik sırasında sigara içmek bebeğin, solunum yolu hastalıklarına yakalanma riskini arttırır. Sigara içen annelerin çocukları solunum yolu ve kulak enfeksiyonları ile birlikte astım olasılığı da artmış olarak dünyaya gelir. Anne karnında sigaraya maruz kalan çocuklar, ilerleyen yıllarda öğrenme güçlükleri ile birlikte dikkat ve davranış bozuklukları gibi sorunlar da yaşayabilirler.

Sigara içen hamileler nasıl beslenmeli?

Sigara içen hamileler nasıl beslenmeli

Sigaranın zararlarını önlemenin en etkin yolu sigarayı bırakmaktır. Sigarayı bırakamayan kişilerin de sağlıklı beslenerek sigaranın zararlarını azaltmasına dair birçok kanı olsa da bu aslında pek de mümkün değildir. Sigaranın içindeki kimyasalların bedene verdiği zararı azaltacak bir besin yoktur ancak sağlıklı beslenerek bağışıklık sistemini güçlü tutmaya çalışmak, sigaranın vücuda vereceği zararların bağışıklık sistemi tarafından azaltılmasına yardımcı olabilir. Ancak yine tekrarlamak gerekir ki sigaranın zararlı etkilerini tamamen yok etmekten geçer.

Sigara içen hamilelerin beslenme düzeni normalin daha üstünde olmalıdır. Bunun için doktorunuzun size vereceği vitamin takviyeleri ve beslenme düzenine uymanız oldukça önemlidir.

Hamilelikte sigara ne zaman bırakılmalı

Hamilelikte sigara ne zaman bırakılmalı

Kadının yakın zamanda hamile kalma planı varsa en kısa sürede sigarayı bırakması son derece önemlidir. Sigarayı gebe kalmayı planlanmadan en az 3 ay önce bırakmak gerekir. Bu 3 aylık süreçte sigaranın bedene verdiği zarar az da olsa temizlenmiş olur. Kandaki oksijen miktarının artması da kadının gebe kalmasını kolaylaştırır. Sigara kullanmanın, gebelik şansını yüzde 40 oranında azalttığı bilinmektedir. Baba adaylarının da çocuk sahibi olmadan önce sigarayı bırakması, sperm kalitesinin artmasını sağlayarak embriyonun daha sağlıklı döllenmesini sağlar. Hamilelikte sigarayı bırakma aslında tek taraflı değildir ve baba adayının da sigarayı bırakması, anne adayını pasif içicilik maruziyetinden kurtulması açısından büyük önem taşır.

Hamilelikte sigara içen kadınların bebeklerinde ya da gebeliklerinde sağlık sorunları meydana gelir. Bunun için sigarayı bırakmak en çok önerdiğimiz şeydir. Ancak sigarayı bırakamıyorsanız, sigara kullanımını minimuma indirmenizi gerekir.

Hamileyken sigara içmek erken doğum riskini artırıyor

Hamileyken sigara içmek erken doğum riskini arttırıyor

Sigara içmek düşük riskini artıran en bilindik nedenlerdir. Sigara kullanımının düşük riskini yüzde 39, dış gebelik riskini yüzde 27, kısırlık riskini yüzde 22, erken menopoz riskini ise yüzde 17 oranında arttırdığı bilinmektedir.

Hacettepe Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre tütün ve tütün mamülleri kullanana kadınların yüzde 13’ün kısırlık (interfilite) tespit edilmiştir. Aynı zamanda baba adayının da günlük sigara kullanımına göre sperm yoğunluğu ve kalitesi de düşmektedir.

Sigara içmek doğurganlık kapasitesi azaltır. Gebelikte sigara, nargile, pipo ve tüm tütün mamullerine maruz kalmak gebelik şansını 2 ila 3 kat azaltmaktadır. Hem anne hem de babanın sigara kullanıyor olması, döllenmenin daha zor gerçekleşmesine neden olur.

Bir kadının gebelikte sigara kullanması ve yumurtlama kapasitesinin düşmesi ile birlikte östrojen hormonunun da düşmesine neden olur. Sigara aynı zamanda yumurtanın tüplerden rahme taşınması sürecini zorlaştırır.

Hamilelikte sigara kullanımı yumurta hücrelerinin kromozomal bozukluklarına neden olmaktadır. Bu da düşük ya da fetüste kalıtımsal sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Rahim ağzını kapsayan ve kadının gebeliğe daha elverişli hale gelmesine olanak sağlayan mukus da sigaradan olumsuz etkilenir ve sperm geçirgenliğini arttırır.

Gebelikte sigara kullanımı ve tüp bebek arasındaki ilişki incelendiğinde de sigara kullanan anne adaylarının tedaviye daha zor yanıt verdikleri ortaya çıkmıştır. Tüp bebek tedavisi ile elde edilen embriyonun rahme yerleştirildikten sonra düşük ile sonuçlanması, sigara kullanan anne adaylarından daha fazla görülür. Yine baba adaylarının da sperm hareketliliğin azalması ya da sperm hücrelerinde şekil bozukluğu görülmesi de sigara ile doğrudan bağlantılıdır.

Gebelik sırasında rahme kan akışının sağlanamaması, fetüsün özellikle de akciğerlerinin gelişememesi gibi nedenlerle gebelikte sigara kullanımına bağlı erken doğumlar meydana gelmektedir. Bu nedenle hamilelikte sigara kullanımı bırakılmalı mümkün ise gebe kalmayı planlama aşamasında iken sigara içimine tamamen son verilmelidir.

 

İlginizi çekebileceğimizi düşündüğümüz diğer makalelerimiz:

Hamilelikte Beslenme Nasıl Olmalı?
Cinsiyet Belirleme
İkili Tarama testi
Gebelikte makyaj
Hamilelikte cinsel ilişki

 

Konu ile alakalı yabancı kaynaklar:
https://www.anneysen.com/hamilelik/makale/saglik-hamilelikte-sigara-icmekle-ilgili-dumanli-bilgiler_2402

 

Detaylı bilgi için İstanbul’un Bakırköy ilçesinde bulunan Kürtaj merkezimizi arayabilirsiniz.

dr.ismetyildirim@hotmail.com
0532 325 30 08

Hamilelikte Beslenme

Hamilelikte Beslenme Nasıl Olmalı?

Hamilelikte beslenme, gebelik sürecinin en tartışmalı ve en önemli konularından biridir. Ülkemizde hamilelik öncesi ve hamilelik döneminde yetersiz ve dengesiz beslenme, anne ve bebek ölümlerinde önemli bir yere sahiptir.

Her sene ortalama 1 milyon 400 bin doğum gerçekleşir ancak bu doğumların bazıları ölü doğumdur. Bazen de bebek dünyaya geldikten sonra yaşamını yitire bilmektedir. Bebek ölümlerinin en bilindik nedenleri arasında hamilelikte beslenme ilişkisi bulunur.

Hamilelikten önce beslenmesine dikkat etmeyen kadınların hamilelik sırasında yaşayacakları değişimlere göre beslenme düzenlerini ve alışkanlıklarını değiştirmeleri gerekir.

Bebeğin anne karnındaki gelişimi, büyümesi annenin beslenmesi ile doğrudan bağlantılıdır. Hamile olduğunuzu öğrendiğiniz anda değil hamile kalmaya karar verdiğiniz anda sağlıklı beslenmeye başlamanız sağlıklı bir gebelik için de bebeğinizin daha sağlıklı olmasını sağlayabilmek için de son derece önemlidir.

Hamilelikte En Çok Ne Yemeli

Hamilelikte en çok ne yenmeli

Hamilelik ve beslenme arasındaki ilişki öylesine kuvvetlidir ki alınan gıdaların kalitesi dahi bebeğin sağlığını doğrudan etkiler. Hamilelikte beslenme için 5 ana besin grubundan da faydalanmak gerekir. Taze sebze ve meyvelerden zengin bir beslenme ve sağlıklı bir gebelik hem de sağlıklı bir fetüs için gereklidir. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek özellikle de hamileliğin ilk aylarında sık yaşanan mide bulantısı şikayetlerini azaltmaya da yardımcı olacaktır. Ancak çiğ olarak tüketilen sebze ve meyvelerin özenle yıkanmasına dikkat edilmelidir.

Ekmek, kahvaltılık gevrekler, pirinç, bulgur ve makarna gibi ürünlerin bulunduğu tahıl grubu da hamilelik ve beslenme ikilisinde önemli yere sahiptir. Özellikle beyaz ekmek yerine tam buğdaydan yapılmış ekmekler tüketilmelidir. Et, balık ve tavuk gibi et grubu ürünleri de hamilelikte beslenme listesinde eklenmelidir. Etlerin mutlaka çok iyi pişirilmesi gerekir. Bu şekilde metabolizmanın ihtiyaç duyduğu protein ve diğer hayvansal gıdalardan alınabilecek besinler karşılanmış olur. Süt ve süt ürünleri de hamilelik ve beslenme konusunun en önemli konularından biridir. Anne adayının hamilelik boyunca süt, peynir, yoğurt gibi kalsiyumdan zengin gıdaları beslenme listesine eklemesi büyük önem taşır.

Hamilelikte Beslenme Hafta Hafta

Bebeğiniz, anne karnında geçirdiği tüm süre boyunca ve emzirme süresi tamamlanıncaya kadar sizin yediklerinizden beslenir. Bu nedenle de gerek hamilelik boyunca gerekse de emzirme süresi boyunca kendinize vitamin, mineral ve proteinden zengin bir menü hazırlamalısınız. Bu doğrultuda bedeninizin ve bebeğinizin ihtiyacına göre doktorunuzun da tavsiyelerine uymanız çok önemlidir. Hamilelikte beslenme konusunda sizi en doğru yönlendirecek olan kişinin doktorunuz olduğunu da unutmamalısınız.

Hamileyken Ne Yemeli Ne Yememeli?

hamilelikte beslenme nasıl olmalı

  • Hamilelikte beslenme son derece hassas bir konudur. Doktorunuz size hamilelikte beslenme programı dahilinde neler yemeli ya da neler yememeli olduğunuzu söyleyecektir. Gebelik süresi boyunca sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek ve mümkün olduğunca şekerli, aşırı tuzlu ya da işlem görmüş ürünlerden uzak durmak gerekir.
  • Hamilelik boyunca çay ve kahve tüketimi olabildiğince azaltılmalı mümkünse de hiç kullanılmamalıdır. Hamilelikte kafeinli içecekler yerine ayran ve taze sıkılmış meyve suları hem sizin hem de bebeğinizin sağlığı için çok daha faydalıdır.
  • Sebze ve meyveleri eğer çiğ olarak tüketecekseniz, öncesinde mutlaka ama mutlaka bol suyla iyice ovularak yıkamanız gerekir. Ancak burada belirtmek gerekir ki anne adaylarının hazır meyve sularından da uzak durmaları şeker dengesinin korunması için büyük önem taşır.
  • Konserveler, salamura (turşu, salamura zeytin vs.) ve bekletilmiş gıdalar daha az tüketilmelidir. Ancak zeytin herkes gibi anne adayları için de sağlıklı bir meyvedir ve tüketilmeden önce 1 gece suda bekleterek fazla tuzundan arındırabilir ve bu şekilde beslenme listenize dahil edebilirsiniz.
  • Salata ve yemeklerde mümkün olduğunda margarin, ayçiçek yağı gibi yağlar yerine tereyağı ve zeytinyağı tercih edilmelidir.
  • Paketli her ürün sadece gebelikte değil her zaman sağlığa zararlı katkı maddeleri içerebilir. Bu nedenle hamilelikte beslenme listesinde hiçbir şekilde hazır, paketli ve koruyucu katkı maddesi içeren gıdalar yer almamalıdır.
  • Haftanın 4 günü, günde 1 kez beyaz et tüketilmesi önemlidir. Tavuk ve balık tercihi, mümkün olduğunca en tazesinden ve en doğalından seçilmelidir. Beyaz et grubunda mevsim balıkları tercih etmek bu nedenle çok daha güvenilirdir.
  • Haftanın 1 ya da 2 günü kırmızı et yemeniz gerekir. Ancak kırmızı etin, olası bir bakteri hastalığına karşın çok çok iyi pişmiş olması tavsiye edilir.
  • Saf beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek tercih edilmelidir. Buğdayın içeriğindeki tüm maddeler sindirimi kolaylaştırmanın yanı sıra özellikle buğdayın kalbi olarak bilinen rüşeymin hem size hem de bebeğinizin beyin sağlığının gelişmesine büyük faydaları vardır.
  • Hamilelik ve beslenme tarzı anneyi yormayacak şekilde olmalıdır. Öğünler azar azar, sık sık ve bol çeşitli olmalıdır. Örneğin sabah ile öğle arasında kuruyemiş yenildiyse öğle ile ikindi arasında mevsim meyveleri tüketilmelidir. Bu sayede hem mide bulantısı azalacaktır hem de ani şeker ya da tansiyon düşmesi gibi sorunlar da ortadan kalkacaktır.
  • Rafine şeker mümkün olduğunca az tüketilmemelidir.
  • Kola, gazoz gibi gazlı ve şekerli içecekler azaltılmalı mümkünse de hiç içilmemelidir.
  • Kızartma mide bulantısı, mide yanması ya da mide ekşimesi gibi sorunlara neden olacağında daha çok haşlama ya da tencere/fırın yemekleri tercih edilmelidir.

Hamilelikte Bebeğin Zeka Gelişimi İçin Ne Yemeli

Hamilelikte bebeğin zeka gelişimi için ne yenmeli

Bebeğin zekâ gelişimi 1 aylıkken başlar. Özellikle gebeliğin 1. ve 3. Ayları oldukça önemlidir. Bebeğin beden ve zekâ gelişimi için folik asit, demir, çinko, iyot, vitamin B, omega 3 ve 6 yağ asitleri gibi önemli mineral ve vitaminler gerekir.

Hamilelik boyunca kilo alımı kontrollü şekilde olmalıdır. Tüm hamilelik boyunca alınan kilo ortalama 12-15 kilo civarında olmalıdır. Gebeliğin ilk haftalarında kilo verme normal karşılanır ve bunun nedeni sürekli kusma şikayetlerinin yaşanmasıdır. 16. haftadan sonra bulantı ve kusma azalarak ortadan kaybolur ve anne adayı kilo almaya başlar. Bulantı geçtikten sonra yeme olayı artar ve 16 ile 24 hafta arası aslında en çok kilo alınan dönemdir.

Hamilelikte beslenme ve ideal kilo alımı ilk 12 haftada hamile kalmadan önceki kilo ile aynıdır. 12. haftadan sonra da her ay ortalama 1.5 -2 kilo alınması hamileliğin ideal kilosu için yeterli olmaktadır.

 

İlginizi çekebileceğimizi düşündüğümüz diğer makalelerimiz:
Bebeğin cinsiyeti nasıl belirlenir?
Gebelik ve ikili tarama testi
Gebelik esnasında kanama

Konu ile alakalı dış kaynaklar:
https://bit.ly/2ksfYY2

Detaylı bilgi için İstanbul’un Bakırköy ilçesinde bulunan Kürtaj merkezimizi arayabilirsiniz.

dr.ismetyildirim@hotmail.com
0532 325 30 08

Cinsiyet belirleme

Cinsiyet Belirleme Nedir? Nasıl Yapılır?

Cinsiyet belirleme için son yıllarda ortaya sıkça iddialar atılmaktadır. Kimi kadın, Çin takvimi ile hamile kalmak ve bebeğinin cinsiyetini belirlemek ister kimi kadın ise hamilelikte yedikleri ile bebeğim cinsiyetini kendisi belirlemeye çalışır. Bilimsellikten uzak bu yöntemler hakkında detaylı bilgi sahibi olmak isteyenler için özel bir yazı hazırladık.

Cinsiyet Belirleme Nasıl Yapılır?

Cinsiyet belirme öncesinde bebeğin cinsiyetinin ne zaman belli olduğu bilinmelidir. Cinsiyet yumurta ile sperm hücresinin birleşerek döllendiği anda aslında genetik olarak belli olur. Erkeğin ve kadının cinsel organları aynı yapıdadır ve 7. haftaya kadar görünümleri farklı olmadığı için ayrım yapılması mümkün olmaz. Gebeliğin 9. ve 10. haftasında hormonlar ve reseptörler cinsel organda görünüm ve şekil farklılığını meydana getirir. Böylece kız ve erkek cinsiyeti belli olmaya başlar.

Ancak cinsel organlar, halen daha ultrasonda tespit edilecek büyüklüğe ulaşamadığından dolayı bebeğin cinsiyeti öğrenmek için 12 ya da 13. haftayı beklemek hatta net şekilde ayrım yapabilmek için 16. hafta ve sonrasını beklemek gerekir. Bebeğin anne karnındaki duruşu da cinsiyet belirleme yapılabilmesi için önem taşır.

Ultrasonografi ile cinsiyet belirlemenin yanı sıra bazı durumlarda amniyosentez (anne karnından amnion suyu alınması), koryonvillus biyopsisi ya da kordosentez gibi türlü yöntemlerle de anne karnındaki bebeğin cinsiyeti tespit edilebilmektedir. Bu yöntemler bebeğin kromozom yapısını incelemeye dayalıdır. Ancak fetüste bir hastalıktan şüphelenilmiyorsa bu yöntemlerden hiçbirine başvurulamaz. Kromozom hastalıkları gibi gebelik anomalisi şüphesi varsa bu tetkiklere başvurulur ve test sırasında cinsiyet belirlemesi de yapılabilir.

Bunun dışında cinsiyet belirleme testleri kullanımı oldukça fazladır Bu testler etik tartışmalara neden olan testlerdir ve oldukça tartışmalı konulara zemin hazırlamaktadır. Bu tartışmaların en büyük nedeni ebeveynlerin istemedikleri cinsiyette olan bebekleri aldırmak için kürtaj olmaya başvurmalarıdır. Cinsiyet belirleme testlerinin doğruluk payı %80’e yakın orandadır ve bu nedenle de cinsiyet öğrenme sonrası kürtaja karar verme daha fazla görülebilmektedir.

Cinsiyet Belirleme Yasal mıdır?

Cinsiyet belirleme yasalmıdır

Bebeğin ultrasonda cinsiyeti göründüğünde doktorun anne babayı bebeğin cinsiyeti hakkında bilgilendirmesi yasaldır ve bunda hiçbir sorun yoktur. Cinsiyet belirleme isteği oldukça eskiye dayanan bir olgudur ve eskiden kalma birçok yöntem halen daha gebeliğin erken haftalarında cinsiyet belirleme için kullanılmaktadır.

Halk arasında oldukça fazla yöntemle bebeğin cinsiyetini öğrenme hurafeleri vardır ve halen daha yaygın sıklıkta kullanıldığı bilinmektedir.

Cinsiyet belirleme yöntemleri arasında en popüler yöntemler biyolojik takvim ve Çin takvimi yöntemleridir. Biyolojik takvim yöntemi ile bebeğin cinsiyetin belirlenmesi inancına göre kadın ve erkeğin kız ya da erkek çocuk sahibi olmak için farklı dönemleri vardır ve bu takvime göre cinsel birliktelik yaşanır. Biyolojik takvim ile cinsiyetin belirlenmesi için esas alınan nokta anne ve babanın doğum tarihleridir ve tarihler üzerinden hesaplamalar yapılır.

Çin takvimi yöntemi ile hamile kalmak içinse kadının hamile kalacağı aya ve de yaşına göre cinsiyet tahmini yapan bir çizelge vardır. Cinsel birliktelik bu çizelgeye göre yaşanır.

Bebeğin cinsiyetini belirleme yöntemleri ancak ve ancak süresi geldiğinde doktorunuzun size söylemesi ile yasal olur. Aynı zamanda gerek biyolojik takvim gerekse de Çin takvimi hiçbir bilimselliği dayanmaz. Cinsiyet belirleme bilimsel veriler ışığında açıklanacak olursa bir bebeğin kız ya da erkek olma ihtimali %50-%50’dir ve bu doğa kanunları gereği belli bir zamana kadar bilinemez.

Cinsiyet Belirleme Tıbben Mümkün müdür?

Cinsiyet belirleme tıbben mümkünmüdür

Fetüsün cinsiyeti sperm hücreleri tarafından belirlenir ve dolayısıyla da belirleyici olan etken babadır. Tüp bebekte cinsiyet belirlemesi yapılması mümkündür ancak cinsiyet ile geçen bir kalıtımsal bozukluk gibi tıbbi gerekçeler gerekir. Geleneksel yöntemlerin dışında cinsiyet belirmeye dair herhangi bir işlem ülkemizde henüz yapılmamaktadır. Dünyada bu konuya dair çalışmalar yapılıyor olsa da ortak bir kanı vardır ki bir bebeğin cinsiyetinin belirlenmesi anne ve babaya bırakıldığında kısa süre içinde yeryüzünde cinsiyet eşitsizliği meydana gelecektir.

Selnas Yöntemi (Babychoice yöntemi)

İsviçre’de 1997 yılından bu yana kullanılan yöntemin temelinde yumurta hücresinin reseptörlerindeki elektriksel çekim gücü vardır. Bu çekim gücünün bazı dönemlerinde X ( kız ), bazı dönemlerinde ise Y ( erkek ) kromozomu ile döllenmeyi kabul ettiği varsayılır. Bu da annenin biyolojik saatinin sık sık değiştiğini gösterir.

Bebeklerinin cinsiyetini belirlemek isteyen çiftler bu laboratuvara kan ve bazı verilerini gönderirler. Laboratuvarda yapılan testler sonucunda çifte özel bir takvim hazırlanır ve bu tarihlerde ilişkiye girilmesi gerekir.

Yöntem uygulanırken yumurta ya da sperm hücresine dışarıdan ya da içeriden bir müdahale yapılması söz konusu değildir ve yöntemin yüzde 90 başarılı olduğu iddia edilmektedir. Ancak bu yöntem de etiklik açısından son derece tartışmalıdır.

Shettles Metodu

Bu yöntem belki de cinsiyetin belirlenmesi için en kolay yöntemdir.  Shettles metodu ile yumurtlama günü hesaplanır ve ilişki tarihi yumurtlama gününe göre hesaplanır.

Yönteme göre Y kromozomu (erkek) taşıyan sperm hücreleri, X kromozomu (kız) taşıyan sperm hücrelerine göre daha hızlıdır ve Y kromozumu, X kromozumuna göre daha az yaşar.

Yöntem ilişkiye yumurtlama gününden sonra girildiğinde, daha hızlı olan Y kromozomlu sperm ile yumurta hücresinin döllenme ihtimali daha yüksektir yani bebeğin cinsiyetinin erkek olma ihtimali artar. Diğer taraftan, yumurtlamadan 2 gün önce ilişkiye girilirse dayanıksız olan Y kromozomlu spermler ölmüş olacağından dolayı daha uzun yaşayabilen X kromozomlu sperm yumurtayı döller ve bebeğin cinsiyetin kız olma ihtimali bu sayede arttırılır.

PGD (prekonsepsiyonel genetik tanı)

Hamilelik öncesinde cinsiyetin belirlenmesi için kullanılan ve doğruluk payı %100 olan bir yöntemdir. Yöntem uygulanırken döllenme sağlanmış ancak henüz rahme yerleştirilmemiş olan embriyolardan örnek alınır ve istenilen cinsiyetin kromozomuna sahip olan embriyo rahme yerleştirilir. Gerek ülkemizde gerekse de dünyada bu yöntemin cinsiyetin belirlenmesi için kullanılması yasaktır. Yöntemin kullanımı ancak genetik geçişli hastalıkların taranması için mümkündür. Embriyo seçiminde rahme transfer öncesi sağlıklı embriyoların seçilmesi için kullanılır.

 

İlginizi çekebileceğimizi düşündüğümüz diğer makalelerimiz:

Jinekolojik muayene ve smear testi
Aşılama ve yapay döllenme
Gebelik ve ikili tarama testi

 

Konu ile alakalı dış kaynaklar:

https://www.kadinhalleri.com/cin-takvimi-ile-cinsiyet-hesaplama-yuzde-90-dogru-sonuc-veriyor/

 

Detaylı bilgi için bizlere ulaşabilirsiniz.

dr.ismetyildirim@hotmail.com
0532 325 30 08

gebelik-ve-miyom

Gebelik ve Miyom

Gebelik Ve Miyom

Gebelik ve miyom özellikle ileri yaş gebeliklerde sıklıkla görülen bir durumdur. Özellikle 35 yaş ve üzeri gebe kadınlar da her 100 anne adayından 4-5 tanesinde miyom görülür. Miyom sayısı en az 1 veya ortalama 3-4 adet olabilir. İleri yaşlarda olup ilk gebeliğini yaşayan kadınlar da daha sık miyom görülür. Miyom gebe kalmayı engelleyeceği gibi gebeliğin gidişatında da önemli problemler ortaya çıkarabilir. Erken doğum riski yaratabileceği gibi aşırı büyük miyomlar da bebeğe basıya bağlı olarak şekilsel anormalliklere yol açabilir. Genellikle miyom tespiti anne gebe kaldıktan sonra yapılan ilk ultrasonda belli olur.

Miyom Nedir?

Miyom, rahimin kas tabakasından kaynaklanan iyi huylu tümörlerdir. Kanserleşme riski yok denilecek kadar azdır. Her yaşta görülebileceği gibi özellikle 35 yaş sonrası kadınlarda daha sık görünür. Genetik zemin yüksektir, anne veya kız kardeşinde miyom olan kadınlarda görülme olasılığı fazladır. 35 yaş sonrası kadınların %30-40’ında değişik büyüklüklerde ve sayıda miyomlar mevcuttur.

Rahim iç tabakasına yakın olan miyomlar aşırı kanamaya sebebiyet verir, dış tabakaya yakın miyomlar daha çok ağrıya sebebiyet verir.

Miyomların Gebelikte Ortaya Çıkardığı Sorunlar

Miyomların sayı ve büyüklüğüne bağlı olarak ve de rahim içindeki lokalizasyona bağlı olarak problemler ortaya çıkar. Rahimin iç tabakasında olan miyomlar da gebe kalma zor olabileceği gibi gebelik durumlarında düşük riski fazla olur. Gebelikte östrojen hormonunun artmasına bağlı olarak miyomlar da hızlı büyüme meydana gelir ve ağrı sebebi olur.

Yine miyomun büyüklüğüne ve lokalizasyonuna bağlı olarak erken doğum riski ortaya çıkar ayrıca aşırı büyük miyomlar da bebeğe basıya bağlı olarak şekilsel anormallikler meydana gelir. Miyomun doğum kanalını kapadığı durumlarda sezaryen yapılması uygundur.

 

miyom-tedavisi
miyom-tedavisi

Miyom Tedavisi

Gebelik öncesi miyom tanısı konulduğunda özellikle 4 cm’den büyük miyomlar da ameliyat uygun olur. Gebelik döneminde miyom tanısı konulduğunda ameliyat imkanı yoktur. Miyomun hızlı büyümesine bağlı olarak ağrı meydana geldiği durumlarda, serum tedavisi ve ağrı kesici uygun olur. Miyomun beslenme organının arkasına yerleşmesi durumunda dekolman adı verilen  (plasentanın rahim duvarından ayrılması) tehlikeli durum ortaya çıkabilir. Gebenin hangi dönemi olursa olsun acil ameliyat gerekir. Doğum şekli sezaryen ise uygun olan miyomların çıkarılması doğru olur. Sonuç olarak, gebe kalmadan önce veya gebelik düşünen kadınların muhakkak önceden muayene olması uygun olur. Gebeliği engelleyecek veya riske sokabilecek büyük miyomların gebelik öncesi ameliyat edilmesi uygun olur.

 

Detaylı bilgi için İstanbul’un Bakırköy ilçesinde bulunan Kürtaj merkezimizi arayabilirsiniz.

dr.ismetyildirim@hotmail.com
0532 325 30 08

Lokal Anestezi ile Kürtaj Yapılır mı?

Lokal anestezi ile kürtaj istenmeyen gebelik durumunda bebeğin anne karnından tahliyesinin lokal anestezi ile gerçekleştirildiği …

Detaylı ultrason

Detaylı Ultrason Ne Zaman Çekilmeli?

Detaylı ultrason anne adayı ve bebeğin sağlık durumuna dair son derece önemli verilerin elde edilmesini sağlayan görüntüleme …

Kegel egzersizi

Kegel Egzersizi Nedir?

Kegel egzersizi pelvik taban kaslarının güçlendirilmesi amacıyla yapılan ve vajina kaslarının güçlenmesine, toparlanmasına …