Kadın Hastalıkları

Kolposkopi

Kolposkopi Nedir? Nasıl Yapılır?

Kolposkopi alt genital bölgenin detaylı bir incelemeden geçirilmesi için güçlü bir ışık kaynağı ve mercekler kullanılarak gerçekleştirilen işlemdir. Kolposkopinin aslında bu incelemeyi sağlayan mikroskoba verilen ad olduğunu belirtelim. Yapılan inceleme de ‘kolposkopik inceleme’ adını taşıyor.

Fakat halk arasında işlem de kolposkopi adıyla anılıyor. Bu işlem özellikle serviks, vajen, vulva ve perinal bölgede oluşan lezyonlara dair tanı koyabilmek için sıklıkla gerçekleştiriliyor. Bununla birlikte tedavinin en doğru şekilde planlanması amacıyla da bu işleme ihtiyaç duyulduğunu belirtebiliriz. Kolposkopinin neden yapıldığı ya da işlem öncesi anestezi uygulanıp uygulanmadığına değineceğiz. Ancak öncesinde kimlere bu işlemin yapıldığını gözden geçirelim.

Kimlere Kolposkopi Yapılır?

Kimlere kolposkopi yapılır

Kimlere kolposkopi yapılır sorusunun yanıtı aslında oldukça geniş bir hasta grubunu kapsıyor. Çünkü gerekli görülmesi durumunda pek çok hastaya bu işlem yapılabilir. En yaygın olan durumları ise şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Hastanın smear testinin sonuçlarının normal çıkmaması
  • Hastanın HPV testinin sonucunun pozitif çıkması
  • Hamilelikte anormal smear testi sonucu
  • Tedaviye başlamadan önce mevcut lezyonların değerlendirilmesi

Elbette bu durumların dışında spesifik bazı nedenlerle de alt genital sistemin çok daha ayrıntılı bir şekilde incelenmesine ihtiyaç duyulabilir. Bu durumda da kolposkopik inceleme devreye girecektir.

Kolposkopi Nasıl Yapılır?

Kadınlar kimi zaman bu işlemin zorlu incelemelerden biri olduğunu düşünebiliyor. Oysa kolposkopik inceleme öncesinde lokal ya da genel anesteziye bile ihtiyaç duyulmaz. Çünkü işlem herhangi bir acıya ya da ağrıya sebebiyet vermez. Hasta açısından rutin jinekolojik muayeneden çok farklı bir süreç olmadığını söyleyebiliriz. Hastanın jinekoloji muayene masasına sırt üstü yatması istenir. Sonrasında rahim ağzının çok daha net bir şekilde görüntülenmesi için muayenede kullanılan bir alet vagen bölgesine yerleştirilir.

Rahim ağzında yer alan akıntılar temizlenir ve hemen ardından özel bir sıvı sürülür. Bu sıvı sayesinde rahim ağzında sorunlu olan dokular beyaza yakın bir renk alır. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı renk değişimi olan bu dokuları inceler ve eğer gerekli görürse servikal biyopsi işlemi gerçekleştirilir. Bu işlemde çok küçük bir doku parçası alınarak patolojik inceleme yapılması amacıyla gönderilir. Sonuç olarak kolposkopik incelemenin hasta için gayet konforlu bir süreç eşliğinde ve kısa zamanda tamamlandığını söyleyebiliriz.

Mutlaka okumalısın –> https://www.drismetyildirim.com/rahim-agzinda-yara

Kolposkopi Neden Yapılır?

Kolposkopi neden yapılır

Elbette kolposkopi işlemi sadece tek bir nedene bağlı olarak yapılmaz. Öncelikle infamatuvar lezyonların, kondilomların (siğil), poliplerin ve kanser öncüsü lezyonların ayrıntılı bir şekilde incelenmesi gerektiğinde bu işlemin yapıldığını belirtelim. Lezyonların tedavinin planlanması öncesinde de bu işlemin yapılmasına gereksinim olabiliyor.

Hastaların gebelik döneminde ya da gebelik dönemi dışında pap smear testlerinin anormal çıkması da bu detaylı incelemenin nedenleri arasında yer alıyor. Bununla birlikte HPV testinin pozitif çıkması durumunda da devreye kolposkopik incelemenin girdiğini söyleyebiliriz.

Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri de rahim ağzı kanseri diyebiliriz. Tüm kanser türlerinde olduğu gibi rahim ağzı kanserinde de erken tanı büyük önem taşıyor. İşte bu nedenle her kadında olmasa bile bazı hastalarda rahim ağzının kolposkop ile büyütülmesi ve daha detaylı incelenmesine ihtiyaç duyulabiliyor. Eğer hekim tarafından gerekli görülürse endoservikal küretaj uygulanabiliyor ve patolojik inceleme gerçekleştirilebiliyor.

Kolposkopi Anestezi İle mi Yapılır?

Sıklıkla merak edilen sorulardan biri de kolposkopi öncesinde anestezi yapılıp yapılmadığı oluyor. Bu işlemden önce anesteziye kesinlikle gerek duyulmaz. Çünkü işlem hasta için sıkıntı yaratabilecek hiçbir müdahale içermiyor. Bu nedenle lokal ya da genel anesteziye de gerek duyulmaz.

Kolposkopi Endikasyonları Nelerdir?

Kolposkopik inceleme endikasyonlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • CIN, HSIL, LSIL ya da kanser
  • HPV enfeksiyonu şüphesi
  • ASCUS
  • Tekrarlayan enfeksiyon durumu
  • Servikste anormal bir görünüm olması

Kolposkopi Sonucu Ne Zaman Belli Olur?

Kolposkopi sonucu ne zaman belli olur

Hastaya uygulanan kolposkopi işlemi yaklaşık 30 dakika içerisinde tamamlanıyor. Hastadan doku örneği alınması ve patolojik incelemeye gönderilmesi durumunda sonucun çıkma süresi laboratuvardaki yoğunluğa bağlı olarak değişebilir. Bu süre sadece 1 gün olabileceği gibi 5 güne kadar da uzayabilir. Bu nedenle net bir zaman diliminden söz etmek doğru olmaz.

İlginizi çekebilir –> https://www.drismetyildirim.com/rahim-kanseri

Kolposkopi İşlemi Ağrılı Mı?

Bu işlem ağrıya neden olmuyor ve işlem öncesinde anestezi uygulamasına ihtiyaç duyulmaması da bundan kaynaklanıyor. Kadınlar kimi zaman işlemden sonra ağrı olup olmadığını da merak edebilir. Kolposkopik incelemenin ardından da herhangi bir ağrı hissedilmediğini söyleyebiliriz.

Fakat kimi zaman bu işlem sonrasında hastadan doku örneği alınması ve bu dokunun patolojik incelemeden geçirilmesi gerekebiliyor. Bu durumda çok hafif düzeyde olmakla birlikte ağrı hissi oluşabilir. Ancak bu hissin de doktor tarafından reçete edilen ağrı kesici ilaç kullanımı ile kontrol altına alınabildiğini belirtmeliyiz. Zira doku örneği rahim ağzından alındığında genellikle ağrı hissi oluşmuyor. Sadece bir rahatsızlık hissi oluşabilir.

Kolposkopik Biyopsi Ne Demektir?

En genel şekli ile kolposkopik biyopsi, kolposkopi işleminin gerçekleştirilmesinin ardından hastadan doku örneği alınmasıdır. Bu doku örneğinin alınmasının amacı ise patolojik incelemeye gönderilmesidir. Hangi durumlarda kolposkopik biyopsiye ihtiyaç duyulduğunu ise şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Muayene esnasında anormal bir doku durumunun gözlemlenmesi
  • Uygulanan pap smear testinde ASCUS, CİN 1, CİN 2, CİN 3, LSİL, HSİL ya da AGUS çıkması
  • HPV’li hastaların smear sonucunun normal çıkmaması
  • Smear testlerinde sürekli iltihap ve enfeksiyon tespit edilmesi
  • Kanser öncüsü lezyona dair bir şüphe olması

Bu listeye yeni maddeler de eklenebilir. Kimi zaman sadece hastanın bazı şikayetlerinin olması durumunda da biyopsi yapılmasına ihtiyaç olabiliyor.

Servikal Biyopsi Nedir?

servikal biyopsi

Şayet patolojik inceleme için doku örneği hastanın serviks bölgesinde alınırsa bu durum servikal biyopsi olarak adlandırılır. Genellikle serviks kanserine dair bir bulgu olması halinde bu işlemin yapılmasına ihtiyaç duyuluyor. Kanser tanısının olası en erken dönemde konabilmesi için de servikal biyopsi yapılmasına ihtiyaç olabildiğini belirtebiliriz.

Bu noktada kadınların en yaygın endişesi biyopsinin rahim ağzına zarar verip vermediği oluyor. Elbette bu işlem rahim ağzına herhangi bir zarar vermez. Dolayısıyla kadınların servikal biyopsi konusunda böyle bir endişe içerisine girmelerine asla gerek yoktur.

Biyopsi işleminde alınan doku parçasının son derece küçük olduğunu ve rahim ağzı bölgesinin de kısa zamanda eski haline geldiğini belirtelim. Servikal biyopsi kadınların hamile kalma olasılıkları üzerinde de hiçbir değişime neden olmaz. Yani hamile kalmayı önlemez ve kadınların ileride vajinal doğum yapmasını da engelleyen bir işlem değildir.

Öğrenmen gerekir –> https://www.drismetyildirim.com/hpv-virusu-nedir-nasil-tedavi-edilir

Kolposkopi Patoloji Sonuçları

Hastadan kolposkopi işlemi sonrasında doku alınması ve patolojik incelemeden geçirilmesi son derece önemli verilere erişmeyi sağlar. Patoloji sonuçlarının genellikle ‘normal’ ya da ‘anormal’ olarak değerlendirildiğini belirtelim. Eğer anormal bir duruma rastlanmazsa sadece düzenli olarak smear testlerinin yapılması ve rutin muayenelerin aksatılmaması yeterli olacaktır. Kimi zaman bir süre beklenmesi ve sonrasında yeniden kolposkopik incelemenin yapılması gerekebilir.

Kolposkopi Fiyatları Ne Kadar?

Sıklıkla merak edilen konulardan biri de kolposkopi fiyatlarıdır. Ancak fiyattan söz etmek hastalar için yanıltıcı olacaktır. Çünkü hangi hekimin tercih edildiği, işlem sırasında hastadan doku örneği alınıp alınmadığı gibi çeşitli unsurlara bağlı olarak fiyatların da değişkenlik gösterdiğini söyleyebiliriz. Ancak fikir vermesi açısından fiyatların 2500 TL ile 6000 TL arasında değişebildiğini belirtelim. Kolposkopik inceleme hakkında sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

 

Konu ile alakalı yabancı kaynaklar:
https://www.cancer.net/blog/2019-06/colposcopy-how-prepare-and-what-know

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
Mail: dr.ismetyildirim@hotmail.com

İdrar yolu enfeksiyonu

İdrar Yolu Enfeksiyonu Belirtileri ve Tedavisi

İdrar yolu enfeksiyonu idrar yollarında görülen iltihaplanmadır ve üriner sistem enfeksiyonu olarak da adlandırılabilir. Sağlıklı bir insanın idrarında mikrop bulunmaz. Ancak çeşitli nedenlere bağlı olarak mikroorganizmaların idrar içerisinde çoğalması enfeksiyon sonucunu doğurur.

Hasta için zorlayıcı olabilen bu enfeksiyonun mutlaka ciddiye alınması ve gerekli tedaviye olası en kısa sürede başlanması gerekir. Bu nedenle belirtilerin herkes tarafından bilinmesi ve belirtilerin görülmesi durumunda derhal doktora başvurulması, tedaviye erken dönemde başlanması adına büyük önem taşıyor. İdrar yolu enfeksiyonlarıyla ilgili lökosit ya da sistit gibi kavramların en anlama geldiğini aktaracağız. Öncesinde belirtileri gözden geçirelim.

İdrar Yolu Enfeksiyonu Belirtileri

Belirtiler her hastada aynı şiddette olmayabilir. Ayrıca bu enfeksiyonu geçiren kadınların yaklaşık olarak % 10’unda herhangi bir belirtinin ortaya çıkmadığını da söyleyebiliriz. Yaygın görülen idrar yolu enfeksiyonu belirtileri şöyledir:

  • İdrar yaparken yanma ya da ağrı olması
  • Sık sık idrara çıkma ihtiyacı duymak
  • İdrar debisinde zayıflama olması
  • İdrarı tutmada güçlük çekmek
  • İdrarda kan olması
  • Alt karın bölgesinde ağrı
  • Yorgun ve halsiz hissetme
  • Yüksek vücut ateşi
  • İdrar enginde bulanıklık olması
  • İdrarda daha önce olmayan kötü koku oluşumu
  • Sıkışıklık hissine rağmen az oranda idrar yapmak

Enfeksiyonun böbreklere ulaşması durumunda ise şu belirtiler olabiliyor:

  • Titreme
  • Bel bölgesinde ağrı
  • Kaburgaların alt kısmında, yan bölgede ağrı olması
  • Mide bulantısı ve kusma
  • Böbreklerin olduğu bölgede hassasiyet hissi

İdrar Yolu Enfeksiyonu Neden Olur?

İdrar yolu enfeksiyonu neden olur

Pek çok rahatsızlık gibi idrar yolu enfeksiyonu da çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabiliyor. Bunlar arasında en yaygın olanı bakterilerdir. Üretradan tırmanan ve çoğu zaman kişinin kendi dışkısından kaynaklanan “escherichia coli” türünde olan bağırsak bakterilerinin sıklıkla bu hastalığa neden olabildiğini belirtebiliriz.

Ender hastalarda ise gonokok ve klamidya gibi cinsel yolla bulaşan bir patojen, virüs ya da mantar kaynaklı olarak enfeksiyon problemi ortaya çıkabiliyor. Cinsel organın bakterilerle teması ve sonrasında bu bakterilerin idrar yollarına ya da mesaneye ulaşması da enfeksiyon nedenleri arasında yer alıyor. İdrar yapma isteğine rağmen idrarı uzun süre tutmak da başlı başına idrar yolu enfeksiyonunun nedenlerinden biridir. Özellikle idrarı tutmayı alışkanlık haline getirenlerde enfeksiyon çok daha yaygın şekilde görülüyor.

İdrar yollarında prostat büyümesi ya da böbrek taşı gibi nedenlerle tıkanmalar meydana gelebiliyor. Bu tıkanma idrarın mesanede kalmasına yol açıyor ve idrar yollarında enfeksiyon gelişebiliyor. Bu listede bağışıklık sisteminin düşmesi de var. Bağışıklık sisteminde çeşitli nedenlere bağlı olarak çökme meydana gelmesi idrar yollarında tıkanıklık ve beraberinde enfeksiyona yol açabiliyor.

Gebelik döneminde idrar yolu enfeksiyonunun özellikle hamileliğin 5. ayı ile 7. ayı arasında sık görüldüğünü söyleyebiliriz. Hamilelik döneminde idrar yollarında tıkanmalar olması ve bunun da enfeksiyona yol açması genellikle 2 farklı nedenden kaynaklanıyor. Bunlar;

  • Hormonların etkisiyle idrar yolu hareketlerinin yavaşlaması
  • Uterusun yani rahmin baskı yapması nedeniyle idrar yolunda kısmi tıkanıklıkların oluşması

Hamilelikte idrar yolu enfeksiyonu erken doğuma yol açabiliyor. Bu nedenle gebelik döneminde bu sorunun kesinlikle ciddiye alınması ve tedavi edilmesi gerekiyor.

Menopoz döneminde östrojen hormonunun hızlı bir düşüşe geçmesi de idrar yolu enfeksiyonunun nedenlerinden biridir. Çünkü östrojen hormonu idrar yollarında koruyucu özelliği olan bir hormondur. Hormon seviyesinin düşük olması vajinada ya da üretrada bakterilerin çok daha kolay yaşamasına ve çoğalmasına yol açabiliyor. Bu nedenle menopoz döneminden sonra idrar yollarında enfeksiyon sorunu yaşayan çok sayıda kadın olduğunu belirtelim.

Mutlaka okumalısın –> https://www.drismetyildirim.com/kadinlarda-idrar-kacirma

İdrar Yolu Enfeksiyonu İlaçları Nelerdir?

İlaç tedavisinin uygulanması gerektiğinde hastanın genel sağlık durumu da dikkate alınarak doktor tarafından en uygun ilaçlar reçete edilir. Ancak idrar yolu enfeksiyonu için doktor tarafından reçete edilmeyen ilaçların asla kullanılmaması gerekiyor. Gelişigüzel ilaç alımının ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirtelim.

Genellikle antibiyotik ilaç reçete edilir. Aynı zamanda hastanın şikayetlerine bağlı olarak ateş düşürücü ilaçların da reçete edilmesi mümkün olabilir. Şiddetli ağrı yaşayan hastalarda ağrı kesici ilaçlar da reçete edilebiliyor ve böylelikle hastanın iyileşme sürecini daha rahat geçirmesi sağlanabiliyor.

İdrar Yolu Enfeksiyonu Tedavisi

İdrar yolu enfeksiyonu tedavisi

Öncelikle idrar yolu enfeksiyonu tedavisinin altta yatan unsurlara göre yapıldığını belirtmek gerekiyor. Her hastaya aynı tedavi prosedürü uygulanmaz. Enfeksiyona neden olan unsurların tespit edilmesi ve tedavinin de bu doğrultuda planlanması gereklidir. Tedavinin ilk basamağı genellikle ilaç kullanımıdır.

Hangi ilaçların ne kadar süre kullanılacağı, bakterinin türüne göre doktorunuz tarafından belirlenecektir. Hastada yapısal bir bozukluktan kaynaklı olarak idrar yollarına daimi bir baskının olması ve enfeksiyonun bu nedenle sıklıkla tekrarlaması gibi durumlarda ise daha farklı tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesi gerekebilir. Tedaviye yardımcı olması için bol miktarda su tüketilmesi de gerekiyor. Hastaların su tüketimini tedavinin bir parçası olarak değerlendirmesinde fayda olacaktır.

İdrar yolu enfeksiyonuna karşı dikkat edilmesi gereken unsurlara da değinmekte fayda var.

  • Gün içerisinde su tüketimine dikkat edilmeli
  • İdrarı tutmaktan kaçınılmalı
  • Tuvalet sonrası temizlik önden arkaya doğru yapılmalı
  • Cinsel ilişkiden sonra idrar yapmaya özen gösterilmeli
  • Cinsel ilişki sonrasında genital bölge temizlenmeli
  • Adet dönemlerinde tampon ya da pedler sıklıkla değiştirilmeli
  • Çok sıkı kıyafetler giyilmemeli
  • Pamuklu kumaşlardan hazırlanan iç çamaşırlar tercih edilmeli
  • İç çamaşırlar sıklıkla değiştirilmeli

Bilgin olsun –> https://www.drismetyildirim.com/polikistik-over-sendromu-ameliyati-nedir

İdrarda Lökosit Yüksekliği

İdrarda lökosit yüksekliği

İdrarda lökosit yüksekliği (WBC) vücudun bağışıklık sistemi tarafından bir enfeksiyonun yok edilmeye çalışıldığı anlamına gelir. Bu enfeksiyon da çoğunlukla idrar yolu enfeksiyonudur. Ancak kimi zaman böbrek taşlarından kaynaklı olarak da idrarda lökosit oranı yüksek olabilir. Bu durumun çeşitli hastalıkların belirtisi de olabileceğini unutmamak gerekiyor. İdrarda lökosit yüksekliğine şunlar da yol açabilir:

  • Yoğun stres
  • Aşısı egzersiz yapmak
  • Gebelik
  • Sigara kullanımı
  • İdrarı uzun süre tutmak
  • Bazı kanser ilaçları ve psikiyatrik ilaçlar
  • Dalağın alınması

Yetişkinlerde idrarda lökosit oranı 11.000 üzerindeyse lökosit yüksekliği yani lökositoz tanısı konabilir.

İlgini çekebilir –> https://www.drismetyildirim.com/histerektomi-rahim-alinmasi-nedir

İdrarda Eritrosit Nedir?

Eritrosit kırmızı kan hücresine verilen addır. Genellikle idrar yolu enfeksiyonlarıyla ilgili gündeme gelen eritrosit kimi zaman sadece mikroskobik inceleme ile teşhis edilebiliyor. İdrarda eritrosit olması en basit şekli ile idrara kan karıştığı anlamına geliyor.

Ancak bu durum her zaman endişe verici değildir. İdrarda 0–3 arasında eritrosit bulunması tıbben normal kabul edilen bir durumdur. Ancak daha yüksek oranda olması durumunda nedeninin mutlaka araştırılması gerekir. İdrardaki kan “hematüri” olarak adlandırılır.  İdrar yollarında, böbreklerde, mesanede enfeksiyon olması durumunda da idrara kan karışabiliyor.

Sistit Nedir?

İdrar yolu enfeksiyonları arasında en yaygın olanı sistit yani mesane enfeksiyonudur. Sistit genellikle hastalarda idrara çok sıkışma ancak sadece birkaç damla idrar yapabilme şeklinde kendini belli eder. Aynı zamanda idrarı yaparken yanma olması ve sıklıkla idrara çıkma isteği de sistit belirtileri arasında yer alıyor.

Dr. İsmet Yıldırım der ki…

İdrar yolu enfeksiyonu sıklıkla karşılaşılan jinekolojik problemlerdendir. İdrar yaparken yanma kasık ağrısı idrar yaptıktan sonra rahatlayamama sıkışma hissi ve yüksek ateş sık görülen belirtilerdir. İdrar testi yapılarak tanı konur. Tedavi de antibiyotik ve rahatlatıcı ilaçlar kullanılır. Özellikle gebelerde erken tanı ve tedavi önemlidir, ileri aylarda erken doğuma sebebiyet verebilir…

İdrarda Dansite Nedir?

İdrarda dansite nedir

İdrar dansitesi en genel şekli ile “idrar yoğunluğu” olarak tanımlanabilir. İdrardaki yoğunluğun tespit edilebilmesi için idrar dansitesine bakılması gerekir. Sağlıklı bir insanda idrar dansitesi 1.002 ile 1.020 arasında olur. Bu değerin daha yüksek olması ise idrarın yoğunluğunun ideal düzeyden daha fazla olduğu anlamına gelir. İdrar yolları ile ilgili çeşitli sağlık sorunları yaşandığında hastanın idrar dansitesine de bakılmasına ihtiyaç duyulabilir.

Ancak elbette idrarda dansitenin yüksek olması her zaman bir sağlık sorununu akıllara getirmez. Aşağıdaki durumlarda da bu oran yüksek olabilir:

  • Kusma, terleme ve ishal gibi nedenlerle vücudun çok su kaybetmesi
  • Ciddi düzeydeki yanıklar
  • İdrarda şeker bulunması ya da diyabet hastalığı
  • Kalp yetmezlikleri
  • Böbrek yetmezlikleri
  • Böbrek damarlarında daralma olması
  • Böbrek enfeksiyonları
  • Hepatorenal sendromlar
  • Sodyum seviyesinin yüksek ya da düşük olması

İdrar dansitesinin düşük olmasına yol açan durumlar ise şöyledir:

  • Pyelonefrit
  • İnterstisyel nefrit
  • Böbrek yetmezlikleri
  • Gromerülonefrit
  • Şekersiz diyabet hastalığı

Buscopan Nedir?

Buscopan kas gevşetici özelliği de bulunan bir ağrı kesici ilaçtır. Genellikle aşağıdaki durumlarda doktor tarafından bu ilaç reçete edilebilir:

  • Safra kesesi ağrısı
  • Böbrek taşı ağrısı
  • İdrar yolu enfeksiyonundan kaynaklanan ağrı
  • Doğum sonrası ağrıları
  • Sindirim sistemi ağrıları
  • Şiddetli karın ağrıları
  • Adet dönemi ağrıları

Kaslardaki ani kasılmaları önleme ve kasların düzgün çalışmasına yardımcı olma gibi bir özelliği de olan bu ağrı kesici ilaç, mide ve bağırsak bölgesindeki kaslarda ani kasılma olmasını da engelleyebiliyor. Etken maddesi parasetemol ve Hiyosin -N- butilbromür olan bu ilacın kesinlikle doktor tarafından reçete edilmesi durumunda kullanılması ve belirtilen dozajda alınması gerekir.

Tıkla öğren –> https://www.drismetyildirim.com/erkek-tipi-killanma-nedir

İdrarda Kan Görülmesi Ne Anlama Gelir?

İdrarda kan görülmesi

İdrarda kan görülmesi yani hematüri genellikle akıllara sadece idrar yolu enfeksiyonu rahatsızlığını getiriyor. Ancak bu durum farklı sağlık sorunlarından kaynaklanıyor da olabilir. İşte bu nedenle idrara kan karışmasının sebeplerinin mutlaka araştırılması gerekiyor. Çeşitli testler yapılarak sorunun kaynağının tespit edilmesi ve gerekli tedaviye başlanması mümkün olabilir. İdrar kan görülmesine yol açabilecek durumlar şöyledir:

  • İdrar yolu enfeksiyonu
  • İdrar yollarında taş olması
  • Prostat büyümesi
  • Böbrek hastalıkları
  • Böbrek, mesane ya da prostat kanseri
  • Bazı genetik hastalıklar (Orak hücreli anemi, Alport sendromu vb.)
  • Böbrek yaralanmaları ya da böbreğe şiddetli darbe almak
  • Bazı kanser ilaçlarının, penisilin ve kan sulandırıcı ilaçların kullanımı
  • Ağır egzersizler

Kasık Ağrısını Hafife Almayın

Kasık bölgesinde ağrı pek çok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle arasında idrar yollarında enfeksiyon da var. Kasık ve karın bölgesinde hafif, orta ya da şiddetli bir ağrı olduğunda mutlaka doktora başvurulması ve ağrının nedeninin araştırılması sağlanmalıdır.

Okumanı öneririz –> https://www.drismetyildirim.com/rahim-agzinda-yara

İdrar Yolu Enfeksiyonu Ateş Yapar mı?

Enfeksiyona bağlı rahatsızlıklar genellikle yüksek vücut ateşine sebebiyet veriyor. Bu nedenle idrar yolu enfeksiyonu da her hastada olmasa bile bazı hastalarda ateş yapabilir. Özellikle ilerleyen vakalar da yüksek ateş daha sık görülür.

İdrar Yolu Enfeksiyonu Ne Kadar Sürede Geçer?

İdrar yolu enfeksiyonunun ne kadar sürede geçtiğine dair net bir rakam verilemez. Çünkü bu sorunun yanıtı hastadan hastaya değişkenlik gösterir. Bazen sadece 4 ile 5 gün içerisinde enfeksiyon geçer. Ancak bazen tedaviye 3–4 hafta devam etmek de gerekebilir. Enfeksiyonun idrar yollarının hangi bölgesinde meydana geldiği, hastanın bağışıklık sisteminin durumu gibi pek çok faktörün iyileşme süresi üzerinde etkili olduğunu unutmamak gerekiyor. İdrar yollarında enfeksiyona dair tüm sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

 

Konu ile alakalı yabancı kaynak:
https://www.urologyhealth.org/urologic-conditions/urinary-tract-infections-in-adults

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
Mail: dr.ismetyildirim@hotmail.com

Analdan ilişki

Analdan İlişki (Ters) Nedir? Nasıl Yapılır?

Analdan ilişki penisin vajinaya değil makata girmesi yoluyla cinsel ilişkinin yaşanmasıdır. Makat çok sayıda sinir ucunun bulunduğu ve gayet hassas olan bir organdır. Duyu sinirlerinin yanı sıra halkasal kaslar açısından da zengin bir bölge olan anüs yani makat 6 cm ile 7 cm genişleyebilen bir yapıya sahiptir.

Normalde ise makat bölgesinde bulunan halkasal kaslar büzülmüş durumda olur. Dışkılama esnasında kaslar gevşer ve dışkılamanın ardından yeniden büzülmüş bir konum alır. Aynı durum ters ilişki esnasında da gerçekleşir. Ancak bu ilişki deneyimi doku çatlakları ve kanama gibi sonuçlar da doğurabilir.

Analdan İlişki Neden Yapılır?

Çiftlerin analdan ilişki tercihleri genellikle cinsel hayatlarını renklendirme ya da bu cinsel ilişki deneyimini merak etmelerinden kaynaklanıyor. Aynı zamanda eşcinsel bireyler de bu cinsel ilişki yöntemini tercih ediyor. Ancak sağlık açısından asla önerilmeyen bir cinsel ilişki yöntemi olduğunu da vurgulamak gerekiyor.

Tarihin çok eski dönemlerinden bu yana tercih edilebilen ters ilişki sağlık açısından son derece vahim sonuçlar doğurabilir. Özellikle hijyene dikkat edilmemesi ve kondom kullanılmaması gibi durumlarda ciddi enfeksiyonlar gelişebilir. Bununla birlikte ters ilişkinin cinsel yolla bulaşan hastalık riskini çok ciddi oranda artırdığını da unutmamak gerekiyor. Başta AIDS olmak üzere pek çok hastalığın en yaygın bulaşma nedenleri arasında bu ilişki yöntemi bulunuyor.

Anal İlişkinin Zararları Var mıdır?

Analdan ilişkinin zararları

Elbette analdan ilişki zararları olan bir ilişki yöntemidir. Erkeklerde genital bölgenin savunma sistemleri kadınların genital bölgesi ile kıyaslandığında çok daha güçlüdür. Ancak bu durum erkeklerin de bu ilişkiden zarar görmeyeceği anlamına gelmez. Kalın bağırsak bölgesinde sayısız oranda zararlı bakterinin bulunduğunu hatırlatmak gerekiyor.

Bu bakteriler erkeklerde enfeksiyona yol açabilir. Kadınlar için zararlar listesinin daha uzun olduğunu belirtmek gerekir. Makat bölgesinde oluşan basit bir sıyrık bile erkeklerin genital bölgesindeki patojenlerin kadınlara bulaşması için yeterli olabiliyor.

Ayrıca ters ilişki konusunda yapılan en büyük hatalardan biri cinsel ilişkiye anal seks sonrasında vajinal seks ile devam edilmesidir. Bu hata, kadınlarda ciddi enfeksiyonlara yol açabilir. Anüs bölgesindeki anatomik yapının son derece nazik olduğunu unutmamak gerekiyor.

Daha önce bu ilişki konusunda deneyimli olan kadınlarda yahut eş cinsel bireylerde bile makat yırtıkları, çatlaklar oluşabilir. Sinir ve kas yapısı zarar görebilir ve bu da uzun bir tedavi sürecini zorunlu kılabilir. Kanama olması durumunda ise kan yoluyla bulaşan hastalıkların yarattığı riskler söz konusu olacaktır. Aynı zamanda makatta meydana gelen çatlak ve yırtıkların ciddi bir acı hissine neden olduğunu da belirtmek gerekiyor.

Bilgin olsun –> https://www.drismetyildirim.com/kizlik-zari-bozuldugu-nasil-anlasilir

Ters İlişkiden Bulaşabilecek Hastalıklar

Halk arasında arkadan ilişki ya da analdan ilişki olarak adlandırılan ilişki yöntemi pek çok hastalığın bulaşma riskini ortaya çıkarıyor. Bu hastalıkları virüs ile bulaşan, bakteri ile bulaşan, mantar ve parazit hastalıkları şeklinde gruplandırmak mümkündür.

Virüs ile Bulaşan Hastalıklar

Virüs ile bulaşan hastalıklar

  • HPV (Human papilloma virüs)
  • Herpes
  • AIDS
  • Makat kanseri
  • Hepatit B
  • Hepatit C
  • Sitomegalovirüs

 Bakteri ile Bulaşan Hastalıklar

Bakteri ile bulaşan hastalıklar

  • Bel soğukluğu (Gonore)
  • Frengi (Sifiliz)
  • Klamidya
  • Şankroid
  • Kasık granülomu
  • Basilli dizanteri (Shigella dizanteri)
  • Campylobacter fetus
  • Tifo (Salmonella typhimurium)
  • Mycobacterium avium

Mantar Hastalıkları

Mantar hastalıkları

  • Kandida
  • Kriptosporidiozis
  • Izospora

Parazitler

  • Entamoeba histolytica
  • Giardia lamblia

Anal İlişkide Haz Alınır mı?

Anal bölge erotojendir ve bu bölgede çok sayıda sinir ucu olduğundan analdan ilişki ile haz alınabilir. Ancak gerekli hazırlıkların yapılmaması durumunda bu cinsel ilişki deneyiminin acı verebileceğini de unutmamak gerekiyor. Özellikle zorlanma durumunda cinsel ilişki esnasında ve sonrasında şiddetli ağrı yaşanabilir. Anüs bölgesinin kendinden ıslanabilme özelliği yoktur. Bu nedenle kayganlaştırıcı ürün kullanımı gerekir. Aksi halde makatın zarar görmesi ve cinsel ilişkinin acı veren bir deneyime dönüşmesi söz konusu olabilir.

İlginizi çekebilir –> https://www.drismetyildirim.com/adetten-hemen-sonra-hamile-kalinir-mi

Anal Seks Makata (Anüs) Zarar Verir mi?

Anal seks makata zarar verir mi

Arkadan ya da analdan ilişki olarak adlandırılan ilişki makat bölgesine zarar verebilir. Bu ilişki yönteminden anüsün asla zarar görmeyeceğini söylemek olanaksızdır. Sfinkter olarak adlandırılan kas demetleri ilişki sırasında zarar görebilir ve bu durumda mutlaka tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesi gerekecektir.

Makat bölgesinde meydana gelen tahribatın oranına bağlı olarak tedavi süresi değişebilir. Anal seks makat bölgesinin zorlanmasına yol açabilir ve bu da doku yırtıkları oluşmasını beraberinde getirebilir. Cinsel yolla bulaşan çeşitli hastalıklar da anüs bölgesine zarar verebilir. İleride dışkılama ve gaz kaçırma konusunda çeşitli sıkıntılar yaşanabileceğini de unutmamak gerekiyor.

Dr. İsmet Yıldırım der ki…

Anal ilişki veya ters ilişki çiftlerin özellikle ekstra bir heyecan veya merak amacıyla başvurdukları farklı bir ilişki yöntemidir. Kimi kadın için bu ilişki rutin iken kimi kadın için imkansızdır. Zararlı sonuçlarından dolayı kadınların korktuğu bir durumdur. Makat bölgesinde bulunan sfinkter adı verilen kasların yırtılmasına bağlı olarak gaz ve dışkı kaçırma ,enfeksiyon ve kanama gibi riskleri vardır. Gebe kalma olasılığı yoktur. İlişki sonrası kanama ve ağrı durumunda muhakkak muayene uygun olur.

Anal İlişki Gebeliğe Yol Açar mı?

Öncelikle analdan ilişki penis ile kalınbağırsağın buluşması anlamına gelir. Gebelik oluşması için sperm hücrelerinin belirli bir olgunluğa erişen kadın üreme hücreleri ile yani yumurta ile buluşması ve döllenmenin gerçekleşmesi gerekiyor. Bunun mümkün olabilmesi için sperm hücrelerinin vajina içerisine ulaşması gerekir.

Buradan yumurtaya ulaşan sperm hücreleri döllenmeyi sağlar ve gebelik ancak bu koşullarda oluşabilir. Penisin anüse girmesi ile gerçekleştirilen ters ilişki ile kadının hamile kalması imkansızdır. Çünkü kalınbağırsağın rahme açılan bir kanalı bulunmuyor. Dolayısıyla sperm hücrelerinin anüs bölgesinden rahme ulaşması da imkansız oluyor.

Fakat burada kritik bir unsurdan söz etmek gerekir. Sperm hücreleri kadının pozisyonuna da bağlı olarak makat bölgesinden sızarak vajinaya ulaşabilir. Vajina içerisine sadece bir damla sperm gitmesi bile gebelik olasılığını doğurur. Her ne kadar penis vajinaya hiç girmemiş olsa bile sperm hücrelerinin vajinaya ulaşması durumunda hamilelik ortaya çıkabilir. İstenmeyen bir gebelik durumu söz konusu ise mutlaka kondom kullanılmalıdır.

Mutlaka okumalısın –> https://www.drismetyildirim.com/kadinlarda-masturbasyon

Analdan İlişkiye Girdikten Sonra Kan Gelmesi

Anal ilişki sonrası kan gelmesi

Konuya dair en çok endişe yaratan unsurlardan biri de analdan ilişki sonrasında makattan kan gelmesidir. Makatta doku çatlaklarının ya da yırtıklarının oluşması durumunda kanama olabilir. Kanama damlama şeklinde olabileceği gibi hafif lekelenme tarzında da görülebilir. Bu durumda mutlaka bir doktora başvurmanız gerekiyor.

Bununla birlikte kanama ters ilişki dışında farklı nedenlere bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Dolayısıyla makattan kan gelmesi durumunda mutlaka nedeninin araştırılması gerekir. Makat kanamaları pek çok farklı hastalığı işaret edebiliyor. Bu hastalıklar arasında erken tanının son derece önemli olduğu bağırsak kanseri de bulunuyor.

Mutlaka muayene yapılmasını sağlamalı ve makat kanamalarını her daim ters ilişkiye bağlayarak hafife almaktan kaçınmalısınız. Son olarak cinsel ilişkiye bağlı bir makat çatlağı olması durumunda da tedavinin en doğru ve en hızlı şekilde yapılması gerektiğini unutmamalısınız.

Ters İlişkide Ağrı Oluşması

Ağrı şikayeti analdan ilişki sonrasında ortaya çıkabiliyor. Ağrının düzeyi kişiden kişiye değişebilir. Önemli olan ağrının devam edip etmediğidir. Şayet devam eden ya da şiddeti artan bir ağrı söz konusu olursa zaman kaybetmeden bir hekime başvurmalısınız. Çünkü bu durum makat bölgesinin ilişkiden zarar gördüğü şüphesini akıllara getirir.

İlişki sırasında zorlanma olması, irili ufaklı çok sayıda yırtılma olmasına da yol açabiliyor. Bu durumda ağrı olabilir ve ağrıya çoğunlukla kanama şikayeti de eşlik eder. Elbette en kısa zamanda muayene yapılması gerekecektir. Konuyla ilgili sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Şu makalemize de bir bakın deriz –> https://www.drismetyildirim.com/kizlik-zari-zedelenmesi-ve-kanamasi-nasil-olur

Rahim sarkması

Rahim Sarkması Nedir? Tedavisi ve Ameliyatı

Rahim sarkması kas ve bağ dokularının rahmi yeterince destekleye memesinden kaynaklı olarak ortaya çıkıyor. Rahmin aşağı yönlü olarak kayması, hafif derecede olduğunda herhangi bir şikayete yol açmadığından müdahaleye de gerek duyulamayabiliyor.

Ancak ileri derecede olması durumunda rahmin vajinanın dışına çıkması bile söz konusu olabiliyor. Bu nedenle mutlaka soruna müdahale edilmesi gerekiyor. Çünkü ilerleyen vakalar da hastaların günlük hayatı da bu sorundan olumsuz yönde etkileniyor. Rahim sarkmasının nasıl tedavi edildiğini de sizlere aktaracağız. Ancak öncesinde her kadının bilmesi gereken belirtilere değinmekte fayda var.

Rahim Sarkmasının Belirtileri Nelerdir?

Rahim sarkması belirtileri

Hastalarda rahim sarkması belirtileri değişkenlik gösterebilir. Bazı hastalar belirtileri çok hafif düzeyde yaşarken bazı hastaların şikayetleri çok daha ciddi düzeyde olabiliyor. Yaygın şekilde görülen belirtiler ise şöyledir:

  • İdrar yapamama
  • İdrar kaçırma
  • Bağırsak hareketlerinde problemler olması
  • Belin alt kısmında ağrı olması
  • Vajinal kanama
  • Vajinal akıntı miktarında artış olması
  • Cinsel ilişki sırasında ya da sonrasında ağrı olması
  • Vajinadan bir doku çıkacakmış gibi hissetmek
  • Vajinadan dışarı doku çıkması

Hastada rahim sarkması seviyesine bağlı olarak yaşanan belirtiler de değişiyor. Ancak idrar yapamama ya da idrar kaçırma gibi şikayetler erken dönemde de görülebilir. Bu durumda zaman kaybetmeden kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile görüşülmesi gerektiğini unutmayın.

Dr. İsmet Yıldırım der ki…

Rahim sarkması özellikle kırklı yaşlardan sonra vede menopoz döneminde kadınlar için sorun olmaktadır. Çok doğum yapmış olmak ve de menopoza bağlı hormonların çekilmesi rahim kas ve bağ dokusunda zayıflamaya sebep olur. Bu durum rahimde aşağı doğru değişik derecelerde sarkmalara yol açar.

En sık belirti kasık ağrısı ve alttan ele gelen şişliktir. Hafif rahim sarkmalarında egzersiz ile karın kasları ve rahim bağları güçlendirir. Gerekirse hormon tedavisi desteği verilir. Ancak ileri derecede rahim sarkması yani prolapsus dediğimiz durum var ise ameliyat ile tedavi etmek uygun olur…

Mutlaka öğrenmelisin –> https://www.drismetyildirim.com/rahim-kanseri

Uterus Prolapsusu Ne Demek?

Çoğu zaman rahim sarkması konusunda araştırma yapan kadınlar uterus prolapsusu kavramı ile de karşılaşabiliyor. Uterus prolapsusu en genel tanımı ile rahmin vajinadan dışarı çıkmasıdır. Bu sorun bağ dokularında aşırı düzeyde zayıflama meydana geldiğinde ortaya çıkıyor. Bağ dokularında bu oranda bir zayıflama olması ise zorlu vajinal doğum ya da çok sayıda vajinal doğum yapmaktan kaynaklanıyor.

Aynı zamanda genetik faktörlerden kaynaklı olarak da böyle bir sorun yaşanabileceğini belirtebiliriz. Hastalarda ciddi şikayetlere yol açtığından uterus prolapsusu mutlaka tedavi edilmesi gereken bir durumdur.

Rahim Sarkması Nasıl Tedavi Edilir?

Rahim sarkması nasıl tedavi edilir

Her ne kadar hafif düzeyde olan rahim sarkması tedavi gerektirmiyor olsa da sarkmanın ilerleyebileceğini unutmamak lazım… Bu nedenle düzenli olarak kontrollere gidilmesi gerekiyor. Hafif sarkmalarda pelvik kaslarının güçlendirilmesine yönelik olarak Kegel egzersizleri gibi yöntemler uygulanabilir. Aynı zamanda hastaların ağır kaldırmaması, öksürükten ve kabızlıktan kaçınması gibi unsurlar da önem taşıyor. Tedavide en çok göz önünde bulundurulan unsurlardan biri hastanın ilerleyen dönemde hamile kalmak isteyip istemeyeceği oluyor.

Şayet hasta ileride çocuk sahibi olmayı istiyorsa vajinal pesser yani vajinal halka kullanımı tercih edilebilir. Rahmin ebatlarına göre en uygun olan vajinal pesser hekim tarafından belirlenir ve hastaya da nasıl kullanılacağına dair detaylı bilgi aktarılır. Bu halka rahmin aşağıya doğru sarkmasını engelliyor.

Bir diğer tedavi seçeneği de cerrahi operasyondur. Pelvik dokularının onarılmasını sağlamak amacıyla sentetik dokular kullanılabilir ya da hastadan doku alınarak zayıflayan bölüme transfer edilebilir. Lakin şiddetli bir rahim sarkmasından söz ediyorsak ve hastanın ileride gebelik planlaması da yoksa histerektomi ameliyatı yapılabilir.

Açık ya da kapalı teknikle yapılabilen bu ameliyat esnasında rahim bağ dokularından tamamen ayrılır ve vücuttan tahliye edilir. Bu sayede hastanın yaşadığı sıkıntıların ortadan kalkması sağlanır. Hangi tedavi yönteminin tercih edileceğine ise hekim tarafından karar verilir. Günümüzde bu ameliyatlar çok daha ilerlemiş tekniklerle gerçekleştiriliyor ve bu nedenle iyileşme süresi de daha kısa oluyor. Hastaların iş hayatlarına ve gündelik yaşamlarına çok uzun süre ara vermelerine gerek kalmıyor.

Bilgin olsun –> https://www.drismetyildirim.com/rahim-agzinda-yara

Rahim Sarkması Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Cerrahi operasyon konusunda endişe eden hastalar rahim sarkması tanısı konduğunda genellikle ‘tedavi edilmezse ne olur’ sorusunu yöneltiyor. Eğer hafif düzeyde bir rahim sarkması mevcutsa ve hastanın herhangi bir şikayeti yoksa tedaviye de gerek olmaz. Fakat vajinanın dışına çıkacak şekilde ilerlemiş bir rahim sarkmasından söz ediyorsak tedavinin mutlaka yapılması gerekir. Çünkü bu durum pek çok sağlık sorununu da beraberinde getirebilir. Örneğin rahim iç çamaşırına temas edebilir ve bu da ülser başta olmak üzere bazı sağlık sorunlarına yol açar.

Ayrıca rahim ile beraber pelvik organlarda da sarkma meydana gelmiş olabilir. Mesanenin sarkması da bu tabloya eşlik edebilir. Bu durumda da idrara çıkmak zorlaşır ve sıklıkla idrar yolu enfeksiyonu meydana gelir. Şayet rektum üzerinde yer alan bağ dokularında zayıflama meydana geldiyse bu durumda bağırsak hareketleri ile alakalı çeşitli sorunlar yaşanır. Sonuç olarak ilerlemiş rahim sarkmasının beraberinde farklı sorunlar da getirmemesi için tedavi edilmesi çok önemlidir.

Rahim Sarkması Neden Olur?

Rahim sarkması neden olur

Uterus yani rahim pelvis kasları ve ligament adı bağ dokuları sayesinde mevcut konumunu koruyor. Ancak bu kas ve bağ dokularında zayıflama olduğunda yer çekiminin de etkisi ile rahim aşağı yönlü kaymaya başlıyor ve rahim sarkması problemi ortaya çıkıyor. Kas ve bağ dokularında zayıflamaya neden olan unsurlar ise şöyledir:

  • Yaşın ilerlemesi
  • Menopoz sonrasında östrojen miktarındaki azalma olması
  • Çok sayıda vajinal doğum yapmak
  • Çoğul gebelikler
  • İri bebek doğurmuş olmak
  • Doğumsal travmalar
  • Daha önce pelvis operasyonları geçirmiş olmak
  • Genetik faktörler
  • Aşırı kilo
  • Kronik öksürük sorunu
  • Sıklıkla ağır kaldırmak
  • Kronik kabızlık problemi

Rahim Sarkması Tanısı Nasıl Koyulur?

Tanı konabilmesi için mutlaka ileri tetkiklerin yapılması gerekmiyor. Hastaların rutin jinekolojik kontrolleri esnasında da rahim sarkması tanısı konabilir. Çoğunlukla hastalar çeşitli şikayetler ile kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarına başvuruyor. Hastanın şikayetlerinin dinlenmesi ve pelvik muayene yapılması tanı konması için yeterli olabiliyor.

Muayene esnasında sarkmanın ne oranda olduğunun anlaşılabilmesi için doktor hastadan ıkınmasını isteyebilir. Aynı zamanda pelvik kaslarında ne oranda zayıflama olduğunu anlamak için de muayene sırasında pelvik kaslarını kasmasını isteyebilir. Bu sayede tek bir muayene ile çoğu zaman tanı konuyor ve rahimdeki sarkmanın durumuna bağlı olarak tedavi seçenekleri değerlendirilebiliyor.

İlgini çekebilir –> https://www.drismetyildirim.com/rahim-duvari-kalinlasmasi

Rahim Sarkması Ameliyatı Riskli mi?

Rahim sarkması ameliyatı

Risk içermeyen bir ameliyat yoktur. Haliyle rahim sarkması ameliyatının da bazı riskler içerdiğini belirtmek gerekiyor. Rahmin vücuttan tahliye edilmesine yönelik olarak gerçekleştirilen ameliyatta enfeksiyon ve kanama riski bulunur. Ancak deneyimli bir doktorun tercih edilmesi halinde kanama riski son derece az olacaktır.

Enfeksiyon riski ise doktor tarafından reçete edilen antibiyotik ilaçların kullanımı ve hastanın iyileşme dönemi boyunca hijyene dikkat etmesi sayesinde minimuma indirgeniyor. Genel anestezi altında gerçekleştirilen bir ameliyat olduğundan anesteziden kaynaklı riskler de mevcuttur. Pek çok ameliyat ile kıyaslandığında komplikasyon gelişme olasılığının da gayet düşük olduğunu belirtebiliriz.

Merak edenler için –> https://www.drismetyildirim.com/kadinlarda-idrar-kacirma

Rahim Sarkması Ultrasonda Görülür mü?

Yapılan ultrason görüntülemesi ile rahim sarkması anlaşılabilir ve aynı zamanda sarkmanın derecesi de belirlenebilir. Ancak genellikle ultrasonografi ya da manyetik rezonans görüntüleme gibi tetkiklere gerek duyulmadığını da belirtelim. Pelvik muayene ile bu durum kolaylıkla tespit edilebiliyor. Haliyle hastanın farklı tetkikler yaptırmasına da gerek olmuyor. Sadece ender durumlarda söz konusu tetkiklere ihtiyaç duyulabilir ve bu durumda zaten doktorunuz size bilgi verecektir. Konuya dair sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
Mail: dr.ismetyildirim@hotmail.com

Kızlık Zarı Bozulduğu Nasıl Anlaşılır?

Kızlık zarı bozulduğu nasıl anlaşılır konusu online olarak sıklıkla araştırılan konular arasında yer alıyor. Hymen dokusu yani halk arasındaki adıyla kızlık zarı, vajina girişinin yaklaşık olarak 1,5 cm içerisinde yer alır. Orta bölümünde delik bulunur ve adet dönemlerinde kan bu delikten sızarak vücuttan tahliye edilir.

Kızlık zarını vücuttaki diğer dokulardan ayıran en önemli özellik kendiliğinden iyileşmiyor olmasıdır. İlk cinsel ilişki ile birlikte bütünlüğünü kaybeden kızlık zarı kendiliğinden yeniden bütünlük kazanamaz. Bunun için mutlaka kızlık zarı dikimi işleminin yapılması gerekir. Kızlık zarı dikimi işlemi kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından gerçekleştirilir ve kalıcı ya da geçici olmak üzere 2 farklı teknikle gerçekleştirilir.

Genellikle kızlık zarı bozulduğu nasıl anlaşılır konusu mastürbasyon sonrasında gündeme geliyor. Mastürbasyon ya da vajina bölgesine darbe alınması gibi durumlarda ‘kızlık zarı yırtılmış mıdır’ endişesi ortaya çıkıyor. Her iki durum da kızlık zarının bütünlüğünü kaybetmesine yol açabilir. Net bir bilgi alabilmek için kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından muayene edilmeniz gerekir.

Bilgin olsun –> https://www.drismetyildirim.com/kizlik-zari-bozulmadan-hamile-kalinir-mi

Kızlık Zarı Bozulmasının Belirtileri

Kızlık zarı bozulmasının belirtileri

Öncelikle kızlık zarı bozulduğu nasıl anlaşılır sorusunun en net yanıtını ‘kanama’ olduğunu belirtmek gerekiyor. Kızlık zarı bütünlüğünü kaybettiğinde hafif bir kanama meydana gelir. Ancak bu kanama kimi zaman meydana gelmeyebiliyor ve bu durum da yanılmaya sebebiyet verebiliyor. Bir diğer deyişle ilk cinsel ilişkide kanama olmaması kızlık zarının yırtılmadığı anlamına gelmez. Damarlanmanın çok olduğu hymen dokusunda kanama olmayabiliyor. Ancak kimi zaman kızlık zarının çok esnek olması durumunda da ilk cinsel ilişkide yırtılma meydana gelmiyor. Dolayısıyla kanama da olmuyor.

Bu bilgiler ışığında kızlık zarı bozulduğu nasıl anlaşılır sorusuna yanıt olabilecek belirtileri şu şekilde listeleyebiliriz:

  • Hafif ve kısa süreli kanama olması
  • Kasıklarda hafif düzeyde ağrı olması
  • Vajina içinde kısa süreli batma hissi ya da yanma hissi olması

Elbette bu 3 belirti aynı anda ortaya çıkabildiği gibi hiçbir belirti görülmeyebilir. Kanama konusu bu noktada oldukça kritiktir. Çünkü daha önce de değindiğimiz gibi kızlık zarının yırtılması durumunda kanama hiç olmayabilir ya da çok minimum düzeyde bir kanama meydana geldiği için anlaşılmayabilir.

Sadece kasıklarda ağrı olması da tek başına kızlık zarının yırtılma belirtisi olarak kabul edilmiyor. Pek çok farklı nedene bağlı olarak ağrının ortaya çıkabildiğini göz önünde bulundurmak gerekiyor. Ayrıca az sayıda kadının ağrı belirtisi yaşadığını da unutmamak gerekir. Şayet kızlık zarı bozulduğu nasıl anlaşılır sorusunun yanıtını kesin olarak bilmek isterseniz kadın hastalıkları ve doğum uzmanından randevu alarak muayene olmalısınız.

Tıkla öğren –> https://www.drismetyildirim.com/kizlik-zari-dikimi-fiyatlari

Kızlık Zarı Muayenesi Nasıl Yapılır?

Kızlık zarı muayenesi

Her ne kadar bazı kadınlarda jinekolojik muayene konusunda bir tedirginlik olsa da aslında kızlık zarı muayenesi son derece hızlı bir şekilde tamamlanıyor. Bu muayenenin herhangi bir acıya ya da ağrıya asla neden olmadığını belirtmek gerekir. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından yapılan bu muayene sonrasında kızlık zarı bozulduğu nasıl anlaşılır konusunu araştırmanıza gerek kalmaz çünkü doktor tarafından kızlık zarının yırtılıp yırtılmadığı size bildirilir.

Öncelikle hastanın jinekolojik muayene masasına yatması gerekiyor. Bu muayene acı vermediğinden herhangi bir anestezi işlemine de gerek olmaz. Tıbbi bir alet kullanımına bile gerek kalmaz. Yapılan muayenede hymen dokusu çıplak gözle görülebilir. Sadece çok ender durumlarda kızlık zarı olması gereken yerden biraz daha içeride yer alabiliyor.

Böyle bir durumda da tıbbi cihaz kullanılmıyor. Sadece hastadan ıkınması isteniyor ve böylelikle doktorun hymen dokusunu gözden geçirmesi mümkün olabiliyor. Dolayısıyla sadece 5 dakikalık bir muayene ile kızlık zarı bozulduğu nasıl anlaşılır sorusuna net bir yanıt verilebiliyor.

Bu arada kızlık zarı muayenesinin yapılabilmesi için 18 yaşından büyük olan kadınların kendi talebi yeterli olur. Ancak 18 yaşın altına olan kişilerde bu muayenenin yapılabilmesi için ebeveynlerinden birinin olması ve muayeneye onay vermesi gerekiyor. Bu noktada merak edilen bir konuya daha açıklık getirelim.

Kızlık zarı muayenesi ve muayene sonucu gizlilik esasına dahildir. Bu bilgiler asla üçüncü kişilerle, kurum ve kuruluşlarla paylaşılmaz. Sadece adli vakalar söz konusu olduğunda yasal prosedür gereği bilgi talebinde bulunulması durumunda bu bilginin paylaşılması mümkün olabilir.

Bir bakın deriz –> https://www.drismetyildirim.com/kizlik-zari-zedelenmesi-ve-kanamasi-nasil-olur

Kızlık Zarı Çıplak Gözle Görülür mü?

Kızlık zarı muayenesinin halk arasında acı veren bir işlem olduğunun sanılması, kadınların kızlık zarı bozulduğu nasıl anlaşılır sorusuna farklı yöntemlerle yanıt aramasını beraberinde getiriyor. Oysa bu muayene hiçbir şekilde acı ya da ağrıya neden olmuyor. Ayna yardımı ile kadınların kızlık zarını görmesi, bozulup bozulmadığını anlaması mümkün olmaz. Zira vajina içerisine ayna yardımı ile bakılması durumunda hangi dokunun hymen dokusu olduğunun anlaşılması da pek mümkün değildir.

Kızlık zarı çıplak gözle görülebilir ve çıplak gözle bakılması kızlık zarı bozulduğu nasıl anlaşılır sorusunun yanıtı için yeterli olur. Ancak sadece kadın hastalıkları ve doğum uzmanları bu zarı tespit edebilir, bozulup bozulmadığını anlayabilir. Ayna ile vajina içerisine baktığınızda gördüğünüz dokulardan birinin hymen olduğunu sanabilir ve yanılabilirsiniz.

Kızlık zarının yırtıldığını düşünebilirsiniz ancak aslında bu doku bütünlüğünü halen koruyor olabilir. Bu nedenle gelişigüzel yöntemler yerine tıbba güvenmeniz ve muayene için randevu almanız çok daha akılcı bir seçim olacaktır.

Kızlık Zarı İlk Cinsel İlişkide Mutlaka Kanar mı?

Kızlık zarı ilk cinsel ilişkide kanar mı

Çoğunlukla ilk cinsel ilişkide hymen dokusu bütünlüğünü kaybeden ve hafif bir kanama meydana gelir. Ancak ‘çoğunlukla’ diyoruz çünkü bazı kadınlarda hymen dokusu esnek bir yapıya sahip olabiliyor. Bu nedenle ilk cinsel ilişkide kanama meydana gelmiyor. Hatta bu oranın günümüzde % 44 düzeyinde olduğunu belirtmek gerekir.

Böyle durumlarda kızlık zarı bozulduğu nasıl anlaşılır konusu gündeme geliyor. Bazı kadınlarda ise hymen dokusunda damarlanma son derece az oluyor ve kızlık zarı ilk cinsel ilişkide yırtılsa bile kanama meydana gelmeyebiliyor. Bu gibi durumlarda muhakkak bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile görüşmeniz gerekir. Kanama olmaması, her daim kadınların daha önce cinsel ilişki deneyimi yaşadığı anlamına gelmez. Yapılan muayene ile kızlık zarının esnek olup olmadığı, yırtılıp yırtılmadığı belirlenebilir.

Bilgin olsun –> https://www.drismetyildirim.com/adet-doneminde-hamile-kalinir-mi

İlk Kızlık Zarı Kanaması Ne Kadar Sürer?

Kızlık zarında kanamanın süresi de en az kızlık zarı bozulduğu nasıl anlaşılır sorusu kadar merak edilen bir konudur. Kan pembeye yakın olabildiği gibi parlak kırmızı ya da kahverengiye yakın bir renkte olabilir. Kanama genellikle cinsel ilişkinin yaşandığı anda meydana gelir ve birkaç saat içerisinde kendiliğinden durur. Ender durumlarda bir sonraki gün de devam eden bir kanama söz konusu olabilir. Ancak daha uzun sürmesi, kanamaya şiddetlenen ağrının eşlik etmesi gibi durumlarda zaman kaybetmeden kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmanız gerekir.

Mastürbasyon Kızlık Zarına Zarar Verir mi?

Parmak ya da bir cisim kullanılarak yapılan mastürbasyon kızlık zarının yırtılmasına yol açabilir. Parmağın ya da cismin vajinanın 1,5 cm içerisine girmesi hymen dokusunun yırtılması için yeterli oluyor. Zira çok sayıda kadın kızlık zarı bozulduğu nasıl anlaşılır sorusunun yanıtını mastürbasyon sonrasında kapıldığı endişeden kaynaklı olarak merak ediyor.

Tıkla öğren –> https://www.drismetyildirim.com/kadinlarda-masturbasyon

 

Unutulmamalıdır ki kızlık zarı ile ilgili en doğru bilgiyi kadın hastalıkları ve uzmanının yaptığı jinekolojik muayene sonucu verilebilir. Kızlık zarı yapısı kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Herkesin söylediği belirtiler kesin diye bir şey yoktur. Kızlık zarı yapısını kendiniz çıplak gözle görerek yorum yapamaz veya durumunu anlayamazsınız.

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
Mail: dr.ismetyildirim@hotmail.com

PLT nedir

PLT Nedir? Trombosit Yüksekliği ve Düşüklüğü Belirtileri

PLT nedir konusunda genel bir tanım yapmak gerekirse, ‘kanın pıhtılaşmasını sağlayan ve yapısında hücre çekirdeği bulunmayan kan elemanları’ ifadesi kullanılabilir. Kişinin PLT düzeyi ise laboratuvarda gerçekleştirilen bir test ile rahatlıkla tespit edilebiliyor. PLT üretiminden sorumlu olan ise kemik iliğidir. İşte bu nedenle kemik iliğiyle ilgili çeşitli sorunlar yaşandığında bu durum PLT değerlerini de etkisi altına alabiliyor. Sonuç olarak Plateletnedir konusunu tüm detayları ile birlikte ele almakta fayda olacaktır.

Kan damarlarında bir yaralanma meydana geldiğinde Platelet  konusu önemini daha net belli ediyor. Çünkü böyle bir durumda trombositler yaralanmanın meydana geldiği vücut bölgesine yapışarak vücuda sinyal gönderiyor ve bu sinyal ile vücuttaki diğer pıhtılaşma ajanları da yaralanan bölgeye ulaşıyor. Plateletler birbirlerine bağlanarak adeta bir tıkaç gibi pıhtı oluşumunu sağlıyor. Çeşitli rahatsızlıklar ya da uygulanan tedaviler durumunda trombosit düşüklüğü meydana gelebiliyor. Kandaki trombosit yüksekliği de en az PLT düşüklüğü kadar önem taşıyor.

Tıkla Öğren –> https://www.drismetyildirim.com/anti-hbs-nedir

PLT Kan Değeri Nedir?

İnsanlarda 150.000 ila 400.000 arasında PLT bulunur. Kimi zaman bireylerin yapılan analiz sonrasında karşılaştığı ve hemen sonrasında da PLT nedir sorusuna yanıt aradığı PLT’nin ölçümlerinde 150.000 – 400.000 ‌/mcL referans aralığı dikkate alınır.

Alt sınırın 150.000 olduğunu söyleyebiliriz ve PLT’nin bundan daha az olması durumunda trombosit düşüklüğü söz konusudur. Aynı şekilde değerin 400.000’den fazla olması durumunda ise trombosit yüksekliği gündeme gelir. Elbette bu kan hücresi elemanlarının kandaki oranının düşmesi ya da yükselmesi pek çok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıkabiliyor.

Trombosit Yüksekliği Nedir, Ne Anlama Gelir?

trombosit yüksekliği

Aslında Platelet konusunda merak edilen konu bu değerin yüksekliği ve bunun ne anlama geldiği de olabiliyor. Trombositin yüksek olmasının nedenlerinin 2 farklı kategoride değerlendirildiğini söyleyebiliriz. Bunların ilki trombositemidir ve trombosit yüksekliği nedeni bilinemez. Herhangi bir rahatsızlıktan bağımsız bir şekilde PLT yüksekliği tablosu ortaya çıkar. Diğeri ise trombositozdur ve trombosit yüksekliği çeşitli rahatsızlıkların belirtisi olarak ortaya çıkar. Bu durumda mevcut hastalığın tanısı konularak tedaviye başlanır. Her iki durum da PLT nedir konusuyla yakından ilgilidir.

Tıkla Öğren –> https://www.drismetyildirim.com/adetten-hemen-sonra-hamile-kalinir-mi

Trombosit Düşüklüğü Nedir, Nedenleri Nelerdir?

Öncelikle PLT nedir konusunda bilinmesi gereken unsur trombositlerin çeşitli nedenlere bağlı olarak düşebiliyor olmasıdır. PLT ölçümü için yapılan testte PLT nedir sorusunun yanıtı olan trombosit seviyesi 150.000 ‌/mcL altındaysa PLT düzeyi düşük demektir. PLT neden düşer ya da trombosit düşüklüğü neden olur sorusunun yanıtı olarak da şu 3 maddeden söz edebiliriz:

  • Kemik iliğinin yeterince trombosit üretememesi
  • Kan dolaşımı esnasında trombositlerin yok olması
  • Karaciğer ya da dalakta trombositlerin yok olması

Genel olarak 3 grupta kategorize ediliyor olsa da aslında trombosit düşüklüğü onlarca farklı nedenle ortaya çıkabilir.

Trombosit (‌PLT) Yüksekliği Tedavisi

Trombosit yüksekliği tedavisi

En az PLT nedir konusu kadar önem taşıyan bir diğer konu da PLT’nin yüksek olmasıdır ve bu durum çeşitli rahatsızlıklara yol açabilir. Doktor kontrolünde olması kaydıyla kan sulandırıcı ilaç kullanımı tedavi yöntemlerinden biri olabiliyor. Fakat öncelikle hastada trombosit yüksekliği sonucunu doğuran unsurun araştırılması gerekiyor. Maalesef PLT yüksekliği ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor ve bu nedenle mutlaka tedaviye başlanması için geç kalınmaması gerekiyor.

Hamilelik döneminde de PLT nedir sorusu akıllara gelebilir çünkü PLT yüksekliği söz konusu olabilir. Bu durumda da doktor tarafından reçete edilmesi şartıyla bazı ilaçların kullanılması gerekebilir. Kimi zaman trombosit yüksekliği felç gibi sorunlara neden olabiliyor ve bu durumda bir ya da birkaç seans halinde plateletferez yönteminin uygulanması gerekebiliyor. Bu yöntem ise hastanın kanının PLT’den ayrıştırılması esasına dayanıyor. Trombosit seviyesinin yüksek olmasının en önemli risklerinden biri kanın pıhtılaşmasıdır.

Tıkla Öğren –> https://www.drismetyildirim.com/kadinlarda-masturbasyon

Trombosit (‌PLT) Düşüklüğü Tedavisi

Tedavi öncesinde trombosit düşüklüğü nedeninin saptanması gerekir. Bunun için bazı test ve tetkiklerin yapılmasına ihtiyaç doğabiliyor. Ancak PLT nedir ve düşüklüğünde kullanılabilecek ilaçlar hangileri konusuna da değinmek gerekir. PLT’yi yükselten bir ilaç yok. Sadece trombosit düşüklüğü durumunda steroit içeren bazı ilaçlar ile trombositlerin vücuttaki yıkımı azaltılmaya çalışılabilir. Acil durumlarda hastaya kan plazması naklinin yapılması da gündeme gelebilir. PLT düşüklüğünü yaşayan hastaların Platelet konusunda dikkat etmeleri gereken en önemli unsur kanamaya neden olabilecek her türlü hareket ve aktiviteden uzak durmalarıdır.

Tıkla Öğren –> https://www.drismetyildirim.com/rahim-agzinda-yara

‌‌PLT’yi Düşüren Yiyecekler

Bazı yiyeceklerin tüketilmesi de PLT nedir konusunu gündeme taşıyabiliyor. Çünkü bu yiyecekler PLT oranının düşmesine neden olabiliyor ve trombosit yüksekliği sorusu yaşayanların doktor tarafından önerilmesi kaydıyla bu yiyecekleri beslenme programına dahil etmesi gerekebiliyor. Ancak trombosit yüksekliği değil, PLT’nin düşük olması sorununa sahipseniz bu yiyecekleri tüketmemeye de özen göstermelisiniz. Genel olarak Platelet ve hangi yiyecekler düşürür sorusuna bir liste halinde yanıt verebiliriz:

  • Çiğ sarımsak
  • Üzüm çekirdeği
  • Erik ve nar
  • Aloe ‌vera suyu
  • Omega 3 zengini balık türleri
  • Salatalık
  • Mantar
  • Turp
  • Tarçın

Tıkla Öğren –> https://www.drismetyildirim.com/adet-belirtileri-nelerdir

PLT Düşüklüğü Belirtileri

Mutlaka PLT nedir konusuyla birlikte düşük olması durumunda vücutta hangi semptomlar görülür konusunu da irdelemek gerekir. Çünkü hastalar genellikle çeşitli semptomlar yaşıyor olsa da PLT nedir konusu akıllara gelmeyebiliyor ve dolayısıyla tanı konmasında geç kalınabiliyor. Genel olarak trombosit düşüklüğü belirtilerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Ciltte sıklıkla morarma olması
  • Halsiz ve yorgun hissetme
  • Cildin kesilmesi durumunda kanamanın çok olması
  • Regl dönemi kanamasının çok olması
  • Dalağın büyümesi
  • İdrarda ya da dışkıda kan olması
  • Sık yaşanan baş ağrıları
  • Ciltte sarılık

Bu belirtilerden sadece biri ortaya çıktığında bile trombosit düşüklüğü akıllara gelmelidir ve hemen bir doktora başvurmanız gerekir.

Trombosit Düşüklüğünde Neler Yenmeli?

Trombosit düşüklüğü ne yenmeli

Hastaların PLT nedir konusunda bilmesi gereken kritik noktalardan biri, PLT düşüklüğünün bir hastalıktan kaynaklanabiliyor olmasıdır. Bu nedenle trombosit düşüklüğü nedeninin araştırılması ve tedavinin uygulanması gerekiyor. Sadece doğru yiyecekleri tüketerek hastalıkları ortadan kaldırmak pek mümkün olmaz. Bu nedenle Platelet sorusuna yanıt ararken tüketilmesi gereken yiyecekler konusunda da doktorunuza danışmanızda fayda var. Genel olarak trombosit düşüklüğü durumunda yenebilecek gıdalara şu örnekleri verebiliriz: ,

  • Kabak
  • Havuç
  • Lahana
  • Patates
  • Ispanak
  • Kereviz
  • Yeşil mercimek
  • Antep fıstığı
  • Süt ve yumurta
  • Nar
  • Bal kabağı
  • C vitamini açısından zengin meyveler

Tıkla Öğren –> https://www.drismetyildirim.com/polikistik-over-sendromu-ameliyati-nedir

PLT Yüksekliği Hangi Hastalığın Belirtisidir?

Hastalar için PLT nedir konusunda endişe verici olan trombositin yükselmesinin hangi hastalıklara işaret ettiği olabiliyor. Elbette trombosit yüksekliği çeşitli hastalıklardan kaynaklanıyor olabilir. Ancak sadece büyük bir ameliyat geçirmek ya da ciddi bir kan kaybı yaşamak da trombosit yüksekliği sonucunu doğurabiliyor. Genel olarak PLT nedir konusuyla ilgili merak edilen PLT yüksekliği nedenlerini hemen aktaralım:

  • Hemolitik kansızlık
  • Beslenmeden kaynaklı kansızlık
  • İltihaplı hastalıklardan bazıları
  • Vücudun çeşitli nedenlerle alerjik reaksiyon göstermesi
  • Ameliyatlardan kaynaklanan bazı yan etkiler
  • Kanser ve kanser tedavileri
  • Bazı ilaçların kullanımı
  • Kemik iliği hastalıkları
  • Ameliyatla dalağın aldırılması

 

Tıkla Öğren –> https://www.drismetyildirim.com/kadinlarda-idrar-kacirma

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
Mail: dr.ismetyildirim@hotmail.com

Corona Virüsü

Corona Virüsü Nedir? Kediler de Görülür mü?

Corona virüsü üst solunum yolarında enfeksiyona yol açan ve belirtileri mevsimsel grip rahatsızlığına oldukça benzeyen viral etkenlerden biridir. Tüm dünya genelinde ciddi bir paniğe yol açan ve binlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olan bu virüs aslında büyük bir virüs ailesinin bir alt türüdür. Özellikle akciğerlerde tahribata neden olan ve tedavi edilmemesi durumunda akut solunum yolu yetersizliği sendromuna yol açan virüsün 4 alt grubu bulunuyor. Bunlar;

  • Alfa
  • Beta
  • Gama
  • Delta

400’den fazla Corona virüsü türü bulunuyor. Ancak bu virüslerden sadece 4 tür insanlarda rahatsızlığa neden oluyor. 2002 yılında görülen SARS ve 2012 yılında görülen MERS adlı virüsler bu virüs ile aynı gruptadır. Ancak 2020 yılında görülen Corona virüsünün ağır bir tablo ortaya koyması, büyük paniğe neden olurken aynı zamanda dünyanın ortak sorunlarından biri haline gelmesini beraberinde getirdi.

HPV virüsü nedir?
Tıkla Öğren –> https://www.drismetyildirim.com/hpv-virusu-nedir-nasil-tedavi-edilir

Corona Virüsü Belirtileri Nelerdir?

Corona virüsü belirtileri

Öncelikle Corona virüsü belirtilerinin, virüs bulaştıktan hemen sonra ortaya çıkmadığını söyleyebiliriz. Virüsün 14 günlük bir kuluçka dönemi oluyor. Ancak bazı hastalarda belirtiler sadece 2 günde de ortaya çıkabiliyor. En yaygın şekilde görülen belirtileri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Yüksek ateş
  • Öksürük
  • Denge sorunları
  • Solunum problemleri
  • Halsizlik
  • Karın bölgesinde şişme olması
  • Görme ile ilgili sorunlar
  • Gözlerde renk değişimi olması
  • İştah kaybı ve kilo kaybı

Bazı hastalarda bu belirtilere ishal, mide bulantısı ve kusma da eşlik edebiliyor. Yani sindirim sistemi ile ilgili bazı bulgular da yukarıda sıralanan belirtiler ile beraber ortaya çıkabiliyor. Zatürre ve böbrek yetmezliği gibi komplikasyonlara neden olabilen virüsün hayati risk doğurduğundan da söz etmek gerekir. Çünkü Corona virüsü bulaşan hastaların % 3’ünün hayatını kaybettiği belirtiliyor.

65 yaş üstü olan kişilerde Corona virüsü daha ölümcül bir tabloya neden olabiliyor. İlerleyen yaş ile birlikte kanser tanısı konmuş olması, kronik akciğer problemlerinin mevcudiyeti, şeker hastalığının olması, kalp ve böbrek hastalıklarının bulunması, hastaların ölüm riskini daha ileri bir seviyeye taşıyabiliyor. Genç ve sağlık sorunu bulunmayan kişilerde ise virüs kaynaklı semptomlar daha hafif düzeyde ortaya çıkabiliyor. Grip benzeri belirtiler şeklinde kendini gösterebilen virüsün genç kesimde daha az tahribata neden olduğunu belirtebiliriz. Bu nedenle iyileşme oranları da genç kesimde daha yüksek oluyor.

Corona Virüsü Kimlerde Görülür?

Corona virüsü kimlerde görülmez

2019 yılının Aralık ayında, Çin’in Vuhan kentinde görülen Corona virüsü kısa zamanda dünyanın pek çok ülkesine yayıldı. Virüsün Vuhan’daki canlı hayvan pazarında yarasa ya da yılan tüketilmesinin ardından insanlara geçtiği tahmin ediliyor. Virüsün bulaşma ihtimali herkes için eşittir.

Ancak ölüm riski söz konusu olduğunda bu riskin daha önce de belirttiğimiz gibi yaşı ilerlemiş olanlar, bağışıklık sistemi zayıf olanlar ya da çeşitli hastalıklarla mücadele edenler için daha ciddi bir boyut kazandığını söyleyebiliriz. Çeşitli önlemler alınması, virüsün bulaşma riskini ortadan kaldırabilir.

İnsanların bu virüse karşı bağışıklığı yok. Bu nedenle herkesin risk altında olduğunu belirtmek gerekir. Ancak Corona virüsü bulaştığında mutlaka ağır semptomlar ile karşılaşılması da söz konusu değildir. İnsanlara bulaşan virüs hafif grip semptomlarına neden olabiliyor ve herhangi bir tedavi uygulanmadan iyileşen kişiler de mevcut.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar nelerdir?
Tıkla Öğren –> https://www.drismetyildirim.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar

Corona Virüsü Nasıl Bulaşır?

Virüsün görüldüğü tüm ülkelerde en çok üzerinde durulması gereken soru Corona virüsü nasıl bulaşır olmalıdır. Virüs damlacık yoluyla bulaşıyor. Öksürük, aksırık ve tokalaşma virüsün kolaylıkla bulaşmasını sağlayabiliyor. Üst solunum yollarına bulaşan ve buradan da kolaylıkla vücuda yayılan virüs özellikle alt solunum yollarına ulaştığında ölüme sebebiyet veriyor.

Ellerin sürekli olarak eşyalar ile temas etmesi virüsün ellere ve ardından vücuda bulaşması olasılığını güçlendiriyor. Bu nedenle ellerin sıklıkla yıkanması Corona virüsü bulaşma riskini azaltmak adına büyük önem taşıyor. Gün içerisinde eller ile yüze dokunulmamalıdır. Virüs sanıldığı gibi havada asılı kalmıyor. Bu nedenle insanlar ile mesafenin en az 1 metre olmasına da dikkat edilmelidir.

Kedilerde Corona Virüsü Görülür mü?

Kedilerde corona virüsü

Özellikle sosyal medyada Corona virüsü ile ilgili gerçeği yansıtmayan çok sayıda bilgi ile karşılaşılabiliyor. Bunlardan biri de kedi ve köpeklerde virüsün bulunduğu ve insanlara da geçebildiğidir. Öncelikle kedilerde de bu virüsün bulunabileceğini belirtmek gerekir. Ancak kedilerden ya da köpeklerden insana Corona virüsü bulaşmaz. Kedilerde sık karşılaşılan fip hastalığı aslında corona virüsünün mutasyona uğramış halidir. Fip hastalığı da kedilerden insana bulaşmaz. Köpeklerde bu virüsü yok eden bir aşı mevcutken maalesef kedilerde söz konusu virüsü yok eden bir ilaç ya da aşı bulunmuyor. Sonuç olarak corona virüsünün zoonoz yani hayvanlardan insanlara geçebilen virüslerden biri olmadığını belirtebiliriz.

Corona Virüsü Tedavisi Var mı?

Dünya Sağlık Örgütü 44 bin hasta üzerinde yaptığı araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Bu araştırmaya göre hastaların % 81’i bu rahatsızlığı hafif atlatıyor. % 14’ü hastalığı ciddi geçiriyor ve % 5’i de ağır hastalanıyor. En çok merak edilen konulardan biri de Corona virüsü tedavisinin olup olmadığıdır. Henüz tedavi için kullanılabilecek bir antiviral ilaç yok. İnternette virüs aşısının bulunduğu yönünde çok sayıda bilgi bulunuyor olsa da henüz bu virüsü tamamen ortadan kaldıran bir aşı ya da ilaç bulunamadı.

Diğer virüs türleri ile mücadelede kullanılan ilaçlar Corona virüsü üzerinde etkili olamıyor. Sadece hastayı rahatlatmaya ve yaşadığı semptomları azaltmaya yönelik tedaviler uygulanabiliyor. Bu süreçte hastanın dinlenmesi, bağışıklık sistemini güçlendiren yiyecekler tüketmesi, bol sıvı alınması ve vücut direncinin artırılması gibi yöntemler tercih ediliyor. Aynı zamanda başkalarına bulaşma riski nedeniyle hastaların karantina altına alınması da gerekiyor.

Virüsten Korunma İçin Neler Yapılabilir?

Vücudunuza Corona virüsü bulaşmaması için alabileceğiniz bazı önlemler var. Bunları kısaca aktaralım.

  • Ellerinizi sıklıkla yıkayın. Yıkama esnasında sabunun en az 20 saniye ellerinizin tüm yüzeyine yayılmasını sağlayın.
  • Dışarıdan eve girdiğinizde herhangi bir yerle temas etmeden önce ellerinizi yıkayın.
  • Evde ve dışarıda sıklıkla alkol bazlı el dezenfektanı kullanın.
  • Dışarıya çıkarken maske kullanmak önemli tedbirlerden biridir.
  • Öksürme ya da hapşırma esnasında mutlaka ağzınızı mendille kapatın ve mendili yere değil, çöpe atın.
  • Elleriniz ile yüzünüze dokunmamaya çalışın.
  • Başkalarının kişisel eşyalarını kullanmayın.
  • Kapı kolları gibi sıklıkla dokunulan tüm yüzeyleri her gün dezenfekte edin.
  • Tokalaşmayın, insanlara 1 metreden daha fazla yaklaşmamaya çalışın.
  • Çiğ ya da iyi pişmemiş hayvansal ürünleri tüketmeyin.

Corona Virüs Aşısı Çıktı mı?

COVID-19 adlı Corona virüsü üzerinde araştırılmalar yapılmaya devam ediyor. Ancak henüz virüsün aşısı bulunamadı. Tüm dünya virüse karşı etkili olabilecek bir ilacın bulunması için yapılan çalışmalardan olumlu bir sonuç alındığı haberini bekliyor. Kimi zaman basında da aşının bulunduğu yönünde haberler çıkabiliyor. Ancak henüz herhangi bir ülkeden, virüse karşı etkili olabilecek bir aşının bulunduğuna dair resmi bir açıklama yapılmadı. Virüse karşı tedbir alınması ve kişisel temizliğe, hijyene dikkat edilmesi, yayılma hızını azaltmak adına da önem taşıyor.

Anti hbs nedir

Anti HBS Nedir? Yüksekliği Ne Demek?

Anti HBS nedir sorusuna ‘hepatit B virüsünü tespit etmek amacıyla laboratuvar ortamında gerçekleştirilen bir test’ tanıtını verebiliriz. Kimi zaman kişinin hepatit B aşısı yaptırıp yaptırmadığını tespit etmek amacıyla da gerçekleştirilen bu testin asıl amacı vücudun virüs ile mücadelesini sağlayan antikorların ölçümüdür. Hepatit B virüsünün yüzeyinde bulunan proteinlere karşı vücut tarafından üretilen bu antikorlar ‘anti HBS’ adını taşır ve anti HBS nedir şeklindeki sorusunun yanıtı olan söz konusu test de adını buradan alır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre ülkemizde 2,5 milyon hepatit B virüsüne sahip kişi mevcut ve bu rakam hızla yükselmeye devam ediyor. Henüz tanı konulmamış olan yüz binlerce hasta olduğu düşünülüyor. Dolayısıyla anti HBS nedir ya da hepatit B aşısı nedir gibi konular istisnasız herkesi yakından ilgilendiriyor. Sadece kan numunesi ile gerçekleştirilen bir test ile anti HBS yüksekliği kolaylıkla tespit edilebilir. Bu virüsün gebelikte de büyük önem taşıdığının altını çizelim.

Tıkla  Öğren –> Adetten hemen sonra hamile kalınır mı

Anti HBS Nasıl Oluşur?

Anti hbs nasıl oluşur

Karaciğer kanseri ya da karaciğer yetmezliği gibi ciddi hastalıklara yol açabilen hepatit B virüsü son derece kolay bir şekilde bulaşabiliyor. HIV virüsünden daha bulaşıcı olan hepatit B vücut dışında 7 gün canlı kalabilecek dirence sahiptir. Bu nedenle anti HBS nedir konusunda araştırma yapanların mutlaka bu virüsün bulaşma yollarını da öğrenmesi gerekir. Örneğin tıraş bıçağı, diş fırçası gibi kişisel eşyaların paylaşımı, virüsün kolaylıkla bulaşmasını sağlar ve anti HBS nedir konusu gündeme gelir.

Dünya genelinde virüs en çok kan yoluyla ve cinsel yolla bulaşıyor. Dövme yaptırma, küpe ya da piercing taktırma esnasında virüsü kapan çok sayıda kişi var. Kontrolden geçirilmemiş kan nakli, enjeksiyon malzemelerinin paylaşımı da bulaşma yollarından biridir. Özellikle bazı meslek gruplarının anti HBS yüksekliği taramasını mutlaka yaptırması önerilir. Şayet anti HBS pozitif çıkarsa problem olmaz ancak negatif çıkması durumunda aşı yaptırılması gerekiyor.

Kimler için anti HBS nedir konusunun daha önemli olması gerektiği sorusuna bir liste ile yanıt verebiliriz:

  • Diyaliz hastası olanlar
  • Hepatit B taşıyan anneden doğanlar
  • Uyuşturucu kullananlar (damardan)
  • Fazla sayıda cinsel partneri olanlar
  • Sıklıkla kan ya da kan ürünü taktıranlar
  • Sağlık çalışanları
  • Kan ürünleri ile temas edenler

Bu kişiler için anti HBS pozitif sonuç yani vücudun hepatit B virüsüne karşı direnci çok daha fazla önemlidir ve gerekli testin mutlaka yaptırılması gerekir. Taşıyıcı olan kişilerin ise 6 ayda bir kontrole gitmesi de önerilir.

Tıkla Öğren –> Çikolata kisti nedir

Anti HBS Pozitif Ne Demek?

Anti hbs pozitif ne demek

Test yaptıranlar anti HBS pozitif çıktığında vücudunda hepatit B virüsünün olduğunu düşünüyor. Oysa test sonucunun pozitif olması kişinin hepatit B virüsüne karşı direncinin olduğunu gösterir. Aşı yaptırmış olan kişilerde anti HBS nedir konusu aşının tam doz olarak yapılıp yapılmadığı ile birlikte değerlendirilmelidir. Aşısı olan kişilerde anti HBS yüksekliği 12 mIU/ml üzerinde olabiliyor. Bu rakam sonucun pozitif olduğunu gösterir.

Fakat anti HBS nedir konusunda akılları karıştıran konu test sonucunun 5 mIU/ml ila 12 mIU/ml arasında olmasıdır. Bu değerler ‘belirsiz’ olarak kabul edilir. Genellikle hepatit B aşısı yaptıranlar ancak tek doz yaptırmış olanlarda böyle bir sonuç çıkar. Aşının tek doz yaptırılması ise tutmaması riskinin yüksek olduğu anlamına gelir. Aynı zamanda anti HBS yüksekliği 100 mIU/ml hatta 1000 mIU/ml olabilir. Bu kişilerin vücudunun virüse karşı bağışıklığı vardır.

Tıkla Öğren –> Genital siğil

Anti HBS Negatif Ne Demek?

Yapılan testlerde anti HBS pozitif çıkması ya da negatif çıkması ne anlama geliyor sorusuyla da sıklıkla karşılaşıyoruz. Kişide anti HBS pozitif çıkmadığında hepatit B virüsüne karşı vücudunun dirençli olduğu söylenemez. Özellikle aşı yaptırmamış olan kişilerde sonuç negatif çıkar. Bununa birlikte taşıyıcı olanlarda, kronik hepatit B geçirenlerde de anti HBS nedir konusu daha farklı bir boyut kazanabiliyor çünkü bu kişilerde de sonuç negatif çıkabilir. Akut bir durumun mevcudiyetinde de sonuç negatif çıkar.

Şayet anti HBS yüksekliği istenen seviyede değilse aşı yaptırılması gerekebilir. Bu durumda doktorunuzun önerilerini dikkate almanızda fayda var. Aşının mutlaka çocukluk döneminde yaptırılmış olması gerekmiyor. Yetişkinler de aşı yaptırabilir. Böylece anti HBS nedir konusunda daha güvenli bir yaklaşım söz konusu olabilir çünkü aşının koruyuculuk oranı son derece yüksektir.

Tıkla Öğren –> Adet geciktirici ilaçlar

Anti HBS Ne Kadar Olmalı?

Anti hbs ne kadar olmalı

İstenen tablo, anti HBS pozitif sonuç ile karşılaşılmasıdır. Oldukça sinsi bir virüs olan hepatit B’ye karşı vücudun direnç göstermesi için anti HBS yüksekliği 5 mIU/ml ve üzerinde olmalıdır. Kişinin bu virüse karşı bağışıklık kazanma dönemi ise bilinemiyor. Bazı kişilerde yaptırılan aşıdan sonra vücudun bağışıklığından söz edilebilirken bazı kişilerde ise bağışıklık virüs ile karşılaşılmasından sonra meydana geliyor. Sonuç olarak anti HBS nedir konusu vücudun direnciyle yakından ilgilidir.

Merak edilen konulardan biri de anti HBS nedir sorusundan ziyade tedavinin olup olmadığıdır. Virüsün ilaç tedavisi ile aktivitesini sınırlamak, hastanın yaşam kalitesini ya da hayatta kalma olasılığını yükseltmek mümkün olabiliyor.

İlaç tedavisinin amaçlarından biri de hastada hepatosellüler karsinomi yani öncü karaciğer kanseri gelişmesini engellemek oluyor. Fakat hepatit B virüsünün vücutta hiçbir belirti göstermeden kalabildiğini de bilmenizde fayda var. Kimi hastalarda ise grip benzeri semptomlara neden olabiliyor ve haliyle hastaların aklına anti HBS nedir ya da hepatit B virüsü yerine basit bir grip rahatsızlığı geldiğinden tedavide geç kalınabiliyor.

Tıkla Öğren –> Kadınlarda sancılı adet

Hamilelikte Anti HBS Yüksekliği

Gebelikte anti HBS nedir konusu bebeğin sağlığını da ilgilendirir. Plasenta yoluyla anneden bebeğe hepatit B geçmesi oldukça ender görülür ancak doğum esnasında bebeğe bu virüsün bulaşması ihtimali son derece yüksektir. Dolayısıyla anne adaylarında anti HBS pozitif sonuç daha önemli bir form kazanıyor.

Hamilelik planlayan çiftlerin anti HBS nedir konusuna daha titiz yaklaşması ve mutlaka gerekli testi yaptırması tavsiye edilir. Daha önce aşı yaptırmış olabilirsiniz. Yine de aşıdan 5 ila 10 yıl sonra test yaptırmanızda ve anti HBS yüksekliği düzeyinin ölçülmesinde fayda olacaktır. Anne adayları HbsAg olarak da bilinen bu test ile taşıyıcı ya da hasta olup olmadığını kolaylıkla öğrenebilir.

Tıkla Öğren –> Kadınlarda mastürbasyon

Anti HBS Sonucu

Aşının tam koruma sağladığından söz edebilmek için anti HBS pozitif sonuç vermiş olmalıdır. Sadece tek tüp kan numunesi ile test gerçekleştirilebiliyor. Bu noktada anti HBS nedir ya da test hepatit B kan panelini oluşturan 3 test nedir gibi sorular akılları karıştırabilir. Bu testleri en genel şekliyle şu şekilde açıklayabiliriz:

  • HBsAg testi: Hepatit B yüzey antijeni ölçümü
  • HBsAb veya anti-HBs testi: Hepatit B yüzey antikoru ölçümü
  • HBcAb veya anti-HBc testi: Hepatit B çekirdek antikoru ölçümü

Ayrıca anti HBS nedir konusunda bilinmesi gereken bir başka unsur daha var. O da doktorunuzun bir süre sonrasında yeniden test yaptırmanızı isteyebileceğidir. Özellikle hepatit B ile yakın zamanda enfekte olunan durumlarda virüsün kan numunesinde saptanması 9 haftalık bir süreyi kapsayabiliyor. Dolayısıyla anti HBS yüksekliği ölçümünün yeniden yapılması gerekiyor. Doktorunuz testi 6 ay sonra tekrarlamanızı da önerebilir.

Tıkla Öğren –> Kızlık zarı dikimi fiyatları

 

Konu ile alakalı yabancı kaynaklar:
https://www.em-consulte.com/en/article/665758

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
Mail: dr.ismetyildirim@hotmail.com

Adetten hemen sonra hamile kalınır mı

Adetten Hemen Sonra Hamile Kalınır mı

Adetten hemen sonra hamile kalınır mı sorusuna ‘olasılık var’ şeklinde yanıt vermek gerekiyor. Her ne kadar adet döneminin hemen ardından gebelik oluşma riski düşük olsa da bu soruya tıbbi anlamda ‘hayır’ yanıtı verilemez. Gebelik oluşması için öncelikle sperm hücrelerinin kadın üreme hücreleri ile buluşması gerekiyor. Bu buluşma ortalama olarak iki adet döneminin ortasında gerçekleşiyor olsa da kimi zaman daha erken ya da daha geç dönemde de sperm hücreleri yumurtanın döllenmesini sağlayabilir ve hamilelik oluşabilir.

Özellikle adet düzensizliği yaşayan ya da ay içerisinde bir değil birkaç kez yumurta salınımı olan kadınlar için adetten hemen sonra hamile kalınır mı sorusu daha fazla önem taşıyor. Çünkü bu durumda yumurtanın döllenme için ideal olgunluğa erişme zamanı değişebiliyor ve dolayısıyla korunmasız cinsel ilişki yaşanması halinde adetten hemen sonra gebelik ortaya çıkabiliyor. Ender görülüyor olsa da adet döneminde hamile kalan kadınlar da olduğunu belirtmek gerekir.

İlginizi çekebileceğimizi düşündüğümüz makalemiz:
Tıkla –> Kadınlarda mastürbasyon

Kadınlarda Yumurtlama Döngüsü Nasıl Olur?

Kadınlarda yumurtlama döngüsü

Kadınlarda üreme fonksiyonları aynı olsa da hormonal dengeler ya da metabolizmanın çalışma düzeni farklılık gösterebiliyor. Bu da yumurtlama döngüsünün farklı olmasını beraberinde getiriyor. Her kadın dünyaya geldiğinde belirli bir yumurta rezervine sahip oluyor. Zaman içerisinde bu rezerv azalıyor ve belirli bir yaşın ardından hızla tükeniyor.

Tükenmesi ise doğurganlık yetisinin kaybedilmesi anlamına geliyor. Yani kadınlar menopoz dönemine girdiklerinde artık hamile kalamazlar. Bununla birlikte adetten hemen sonra hamile kalınır mı sorusunun yumurta rezervinin durumuyla değil, yumurtanın salındığı zaman ile ilgili olduğunu da belirtmek gerekiyor.

Üreme döneminde olan kadınlarda, spesifik durumlar dışında, her ay bir adet yumurta salınımı olur. Yumurta salınımı foliküllerin bir kısmının çatlaması ile meydana gelir ve yumurta fallop tüpünden geçerek döllenme için hazır bir şekilde bekler. Şayet bu dönemde korunmasız cinsel ilişki yaşanırsa ve sperm hücresi yumurtayı döllerse gebelik şansı ortaya çıkar.

Ancak döllenme olmazsa bu yumurta ilk adet kanaması ile vücuttan atılır. Elbette döllenmenin olması, % 100 sağlıklı bir gebelik oluşacağı anlamına gelmiyor. Sağlıklı bir gebelik için yumurtanın rahim içinde olması gereken yere yerleşmesi, embriyoya dönüşmesi gerekir. Tüm bunlar sadece bir anda hatta birkaç saatte meydana gelen bir süreç değildir.

Yani adetten hemen sonra hamile kalınır mı konusunu, cinsel ilişkinin yaşanmasının hemen ardından, aynı gün gebelik oluşması şeklinde değerlendirmemek gerekiyor. Yumurtanın sperm hücresi ile buluştuğunda ideal olgunlukta olup olmadığı da gebeliği belirleyen faktörlerden biridir.

En çok sorulan sorulardan bir tanesine açıklık getirdik:
Tıkla –> Kızlık zarı bozulmadan hamilelik

Yumurtlama Hangi Günde Olur?

Yumurtlama zamanı, hamilelik planlaması yapan kadınların mercek altına aldığı konulardan biridir. Çünkü kadınlarda yumurtlama, 5 ila 6 gün süren bir süreç olsa da bu zaman zarfında hamile kalma olasılığının en güçlü olduğu dönem, sadece 1 gündür. Dolayısıyla hamilelik için o önemli günde erkek ve kadın üreme hücrelerinin buluşmasını sağlamak gerekiyor.

Bu konuda toplumda yanlış düşünceler olduğuna da değinmek gerekir. Söz ettiğimiz o 1 gün, gebe kalmak için ay içerisindeki tek şansınız değildir. Yumurtlama dönemi dışında da hamile kalma şansı bulunur ancak olasılık çok düşüktür. Zira adetten hemen sonra hamile kalınır mı sorusunun gündeme gelmesinin nedenlerinden biri de budur. Tıbben tüm ay boyunca hamile kalma olasılığı mevcuttur.

Sperm hücreleri rahimde koşulların uygun olması durumunda 3 gün aktif kalabiliyor. Aktif olması bu 3 gün boyunca döllenmenin meydana gelebileceği anlamına geliyor. Özellikle adet düzensizliği yaşayan kadınlar için adetten hemen sonra hamile kalınır mı konusunun önem taşıması da bundan kaynaklanıyor. Henüz yumurta döllenme için ideal olgunlukta değilken yaşanan korunmasız cinsel ilişki, 3 gün sonra yumurtanın döllenmesini sağlayabilir. Çünkü bu 3 gün içerisinde yumurta ideal olgunluğa erişebilir ve sperm hücreleri de rahimde hala aktif olduğundan gebelik tablosu ortaya çıkabilir.

Yine birden fazla sayıda yumurta salınımı olan kadınlarda da adetten hemen sonra hamile kalınır mı sorusunun yanıtı ‘evet’ olarak verilebilir. Kadınlarda adet kanaması 21 gün ila 35 gün arasında değişen bir periyot eşliğinde gerçekleşiyor. Yumurtlama günü ise adet gününün 14 gün öncesidir. Kaç günde bir adet olduğuna bağlı olarak yumurtlama günü değişebiliyor.

Adet periyodu 35 gün olan bir kadın ile 21 gün olan bir kadının yumurtlama dönemi aynı zamana tekabül etmez. Hormonal durumların da yumurta salınımının daha erken ya da daha geç olmasına sebebiyet verebildiğini belirtmek lazım…

Kızlık zarı dikimi fiyatları ne kadardır? hemen tıkla öğren:
Tıkla –> Kızlık zarı dikimi fiyatları

Adetten Kaç Gün Sonra Hamile Kalınır?

Adetten kaç gün sonra hamile kalınır

Öncelikle adetten hemen sonra hamile kalınır mı ya da kaç gün sonra hamile kalınır konusunda adet düzensizliğinin olup olmadığının önem taşıdığını belirtelim. Düzenli olarak yaklaşık 28 günde bir adet gören kadınlarda hamile kalma olasılığının en yüksek olduğu dönem, adetin başladığı ilk günden itibaren saymak kaydıyla 14. gün ila 16. gün arasıdır.

Fakat ayın diğer günlerinde de hamile kalma şansının bulunduğunun altını çizelim. Özellikle istenmeyen gebelik söz konusu ise adetten hemen sonra hamile kalınır mı sorusunun yanıtını göz önünde bulundurmak ve korunma yöntemlerini tercih etmek gerekiyor. Adet dönemine çok yakın bir zamanda hatta adet döneminde bile hamile kalınabilir.

Hamilelik planlayanlar için adetten hemen sonra hamile kalınır mı konusu, farklı bir anlam taşıyabiliyor. Çünkü kadınlar hamile kalabilmek için yumurtlama dönemini yakalamaya çalışıyor. Yumurtlama dönemini bilebilmek adına LH testleri kullanılabilir. Evde idrar numunesi ile yapılan bu testler hamile kalma şansının en yüksek olduğu zamanı öğrenmenizi sağlar.  Tıpkı evde uygulanan gebelik testleri gibi çubuk formunda üretilen bu testlerde çift çizginin çıkması, LH hormonunun yükseldiği anlamına gelir. Hamilelik için en uygun olunan dönem, test sonucunda her iki çizginin belirginliğinin aynı olduğu gündür.

Önerdiğimiz makalemiz:
Tıkla –> Kızlık zarı zedelenmesi

Yumurtlama Zamanı Dışında Gebelik Olur mu?

Tıpkı adetten hemen sonra hamile kalınır mı konusu gibi yumurtlama döneminin dışında gebelik oluşup oluşmayacağı da merak edilebiliyor. Yumurtlama dönemi dışında hamile kalma ihtimali son derece düşüktür. Ancak asla ‘imkansız’ diyemeyiz.

Çünkü ihtimal düşük de olsa yumurtlama dönemi dışında gebelik oluşma ihtimali tıbben mevcut ve bu dönem dışında hamile kalan çok sayıda kadın olduğunu da ekleyelim. Bu noktada sperm hücrelerinin rahimde 3 gün aktif kalabildiğini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Yani yumurtlama dönemi bitmiş olsa da döllenmenin meydana gelme olasılığı 3 gün boyunca devam eder.

Hamilelik planlaması yapan kadınlar regle den hemen sonra hamile kalınır mı sorusunun yanıtını, cinsel ilişki periyodunu belirlemek amacıyla da merak edebiliyor. Sadece yumurtlama döneminde cinsel ilişkiye girmek sperm kalitesini olumsuz yönde etkiler.

Aynı zamanda yumurtlama döneminde her gün ya da gün içerisinde birkaç gün cinsel ilişkiye girmek de sperm hücrelerini olumsuz yönde etkileyebiliyor. Bu nedenle ‘ne kadar çok cinsel ilişki yaşanırsa hamile kalma şansı o kadar artar’ düşüncesi doğru değildir. Hamilelik planlaması yapan çiftlerin olabildiğince 2 günde bir düzenli cinsel ilişki yaşamaya özen göstermeleri önerilir. Yumurtlama döneminden 1 ila 2 gün önce cinsel ilişkiye girilmesi ise gebelik şansının daha yüksek olmasını sağlar.

 

Adet belirtileri ile ilgili makalemize göz atmanızı öneririz:
Tıkla –> Adet belirtileri nelerdir

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
Mail: dr.ismetyildirim@hotmail.com

Kadınlarda mastürbasyon

Kadınlarda Mastürbasyon Yapmak Zararlı mı?

Kadınlarda mastürbasyon kişinin cinselliği kendi kendine yaşaması ve cinsel doyuma ulaşmak için yapılan eyleme verilen addır. Bir diğer deyişle ‘kendi kendine uyarım’ olarak da değerlendirilebilen bu eylemle ilgili pek çok kültürde tabular yıkılmış olsa da halen mastürbasyonun ‘ayıp’, ‘yanlış’, ‘anormal’ olarak kabul edildiği kültürler de var. Özellikle bazı kültürlerde kadınların orgazm noktasına ulaşmak için bir erkek ile değil kendi kendine cinsellik yaşaması eleştirel bir durum olmaktan çok daha fazlasına dönüşüyor ve ‘sapıklık’ olarak bile değerlendirilebiliyor.

İşte bu nedenle kadınların mastürbasyon yapması zararlı mı gibi konular gündeme geliyor. Kimi zaman toplumda kadınları bu eylemden uzak tutmak için mastürbasyon yapmanın zararlı olduğu, bağımlılık yaptığı ve pek çok farklı gerçek dışı bilgiler küçük yaşlarda kadınlara anlatılmaya başlanıyor. Oysa mastürbasyon bağımlılığı çok farklı bir durumdur ve kadınların cinselliği kendi kendine yaşaması mutlaka bağımlılığa dönüşecek şeklinde bir kaide asla yoktur.

Şu makalemize de göz atmanızı öneririz:
Hemen Tıkla –> Kızlık zarı zedelenmesi

Adetliyken Mastürbasyon Yapmak Zararlı Mı?

Adetliyken mastürbasyon yapmak

Adet döneminde kadınlarda mastürbasyon herhangi bir zarara yol açmaz. Çoğu kişi adet döneminde “özdoyurum” olarak da adlandırılan mastürbasyon eyleminin vücuda zarar vereceğine inanıyor olsa da bu bilgi doğru değildir. Aksine adet dönemlerinde orgazm esnasında kanda oluşan bazı maddeler adeta bir ağrı kesici gibi davranabiliyor. Adet döneminin gerginliğinin ve sinirlilik halinin azalmasına da yardımcı olan mastürbasyon, daha az sıkıntılı bir adet dönemi geçirilmesini sağlayabiliyor. Dolayısıyla adet döneminde kadınların mastürbasyon yapması zararlı mı sorusunun yanıtı net bir şekilde “hayır” olarak verilmelidir.

Adet dönemlerinde kadınlarda mastürbasyon eylemi genital bölgedeki baskıyı da azaltabiliyor. Hormonlara bağlı olarak kadınların bu dönemlerde cinsel dürtüleri daha fazla olabiliyor. Bu nedenle sadece adet dönemlerinde mastürbasyon bağımlılığı derecesinde olmasa da sıklıkla mastürbasyon yapan kadınların sayısı oldukça fazladır. Ancak adet dönemlerinde rahim ağzı hafif düzeyde genişler ve enfeksiyon riski biraz daha fazla olur. Bu nedenle mastürbasyon esnasında bir cisim kullanmak gibi durumlarda hijyen koşullarına dikkat edilmesi gerekiyor.

Önerdiğimiz diğer makalemiz:
Hemen Tıkla –> Kızlık zarı bozulmadan hamile kalınır mı

Kadınlarda Orgazmın Zararları Var mı?

Elbette kadınlarda mastürbasyon sonrasında orgazma ulaşmanın hiçbir zararı yoktur. Mastürbasyon hem fiziksel hem de psikolojik anlamda ciddi bir rahatlama etkisi yapar. Ayrıca hem erkeklerde hem de kadınlarda mastürbasyon yaparak ya da karşı cins ile cinselliği yaşayarak orgazm olmanın çeşitli kalp hastalıklarına ve kanser türlerine karşı vücudu koruduğu pek çok araştırma ile kanıtlandı.

Orgazmın vücudu koruması ise bu esnada salgılanan hormonlardan kaynaklanıyor. Dolayısıyla kadınların mastürbasyon yapması zararlı mı sorusunun yanıtı bu noktada da önemini oraya koyuyor. Düzenli olarak orgazm olmanın sağlığa olan faydaları sadece kalp rahatsızlıklarına karşı vücudun direncinin artmasından ibaret değil. Elbette mastürbasyon bağımlılığı daha farklı bir çerçevede ele alınıyor.

Kadınlarda Mastürbasyon Bağımlılığı

Kadınlarda mastürbasyon bağımlılığı

Kompülsif mastürbasyon olarak değerlendirilebilen kadınlarda mastürbasyon bağımlılığı titiz bir şekilde ele alınması gereken bir konudur. Çünkü sıklıkla mastürbasyon yapıyor olması o kişinin mastürbasyon bağımlısı olduğu anlamına gelmez. Elbette kadınlarda mastürbasyon yapma sıklığı oldukça değişkendir. Hatta aynı kadının yaşamı boyunca sıklıkla mastürbasyon yaptığı dönemler de olabilir, son derece seyrek yaptığı dönemler de olabilir, hiç yapmadığı dönemler de olabilir. Bu durumun gayet normal olduğunun altını çizmek gerekiyor.

Fakat kadınlarda mastürbasyon yapma isteğinin kişinin iş hayatını, sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkileyecek düzeyde olması, sürekli orgazm olma isteği nedeniyle yaşantısına, sorumluluklarına odaklanamaması gibi durumlarda yardım alınması gerekiyor. İşte bu durumda kadınların mastürbasyon yapması zararlı mı sorusunun yanıtı o kişi için farklılaşıyor. Çünkü mastürbasyon kaynaklı olmasa da mastürbasyon isteği nedeniyle yaşamının olumsuz etkilenmesinden kaynaklı olarak bu eylem, o kişiye has olmak üzere zararlı bir form kazanıyor.

İlginizi çekebileceğimizi düşündüğümüz diğer makalemiz:
Hemen Tıkla –> Kızlık zarı dikimi fiyatları

Mastürbasyon Adeti Geciktirir mi?

Yanıtı sıklıkla merak edilen konulardan biri de kadınlarda mastürbasyon yapmanın adet gecikmesine yol açıp açmadığı oluyor. Mastürbasyon, adeti geciktirmez. Çoğu zaman kadınların mastürbasyon yapması zararlı mı konusunda da merak edilen asıl unsur adet düzensizliği ile ilgili oluyor. Ancak adet düzensizliği ya da adet gecikmesinin nedeni mastürbasyon değildir. Bu durumu yaşayan kişilerin mutlaka bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile görüşerek nedeninin araştırılmasını sağlamalıdır.

Yapılan araştırmalar, 18-22 yaş arasında olan kadınlarda mastürbasyon yapanların oranının % 92 olduğunu gösteriyor. Kadınlar adet görmeye başladıktan sonra ilk birkaç yıl adet gecikmeleri ya da düzensizlikler yaşanıyor. Bu durumda akıllara mastürbasyon geliyor ve adet gecikmesinin orgazm kaynaklı olduğu düşünülüyor. Ayrıca bu yaşlarda daha sık mastürbasyon yapılması nedeniyle kişinin mastürbasyon bağımlılığı yaşadığı düşüncesine kapıldığı da gözlemlenebiliyor.

Mastürbasyon Kızlık Zarına Zarar Verir mi?

Mastürbasyon kızlık zarına zarar verir mi

Yine kadınların mastürbasyon yapması zararlı mı konusunda merak edilen bir diğer unsur da kızlık zarına zarar verip vermediğidir. Bu sorunun yanıtı mastürbasyonun ne şekilde yapıldığına bağlı olarak değişir. Çünkü kadınlarda mastürbasyon esnasında vajina içerisine bir cisim girmesi gibi durumlarda kızlık zarı zarar görebilir ve yırtılabilir. Ancak kadınlarda mastürbasyon sürtünme ya da vajen girişine parmakla baskı uygulama gibi yöntemlerle yapıldığında bu eylem kızlık zarına zarar vermez. Bununla birlikte orgazm olmanın da kızlık zarına hiçbir şekilde zarar vermediğini belirtelim. Orgazma ulaşma süresinin normalden daha uzun ya da daha kısa olması da kişinin mastürbasyon bağımlılığı yaşadığı anlamına gelmez ve orgazm süresinin de bağımlılık ile hiçbir ilgisi yoktur.

En çok sorulan bir diğer sorulardan birisine aşağıdaki linkten açıkladık:
Hemen Tıkla –> Erken adet görme nedenleri

Kadınlarda Boşalamama Tedavisi Nasıldır?

Anorgazmi yani kadınlarda mastürbasyon yaparak ya da karşı cins ile cinselliği yaşayarak orgazm olamama sorunu oldukça yaygın yaşanan problemlerden biridir. Bu sorun iki farklı çerçevede ele alınır çünkü iki farklı nedenle ortaya çıkar. O da beyin ve genital alandır. Cinselliğin küçük yaşlarda yanlış öğretilmesi, kişinin bir süre mastürbasyon yapmasının ardından kendi kendine mastürbasyon bağımlılığı tanısı koyarak cinsellikten uzaklaşması ya da aşırı otokontrol gibi pek çok spesifik neden, anorgazmiye yol açabiliyor.

Ancak orgazm olamama genital bölgeden de kaynaklanabiliyor ve bu durumda devreye çeşitli egzersizler ile kişinin genital bölgeyi tanımasını sağlama, vajinal kaslara hükmetme ve bu kasları daha iyi kullanmayı öğretme gibi tedavi protokolleri uygulanabiliyor ve orgazm problemi bu yolla çözülebiliyor. Ayrıca bazı tıbbi müdahaleler ile genital bölge hassasiyetini artırma gibi tedavi yöntemleri de tercih edilebilir. Ancak hepsinden önemlisi kadınların mastürbasyon yapması zararlı mı gibi çeşitli tabuların öncelikle beyinde yıkılması gerekiyor. Çünkü bu tabular kadınların cinselliğe bakış açısını ciddi seviyede etkiliyor.

En çok merak edilen konulardan birini aşağıda açıkladık.
Hemen Tıkla –> Kadınlarda idrar kaçırma

Orgazmın Yarım Kalması Ne Demek?

Orgazm yarım kalması

Cinsel ilişkide orgazm iki tarafın ulaşması gereken bir doyum noktasıdır. Ancak çiftlerden biri orgazm noktasına ulaşsa da diğer taraf bu noktaya henüz ulaşmamış oluyor ve bu durum da orgazmın yarım kalması olarak adlandırılıyor. Elbette erkeklerde ya da kadınlarda mastürbasyon durumunda orgazmın yarım kalması durumu genelde yaşanmıyor. Ancak cinselliğin karşı cinse ile yaşanması durumunda bu sorun yaşanabiliyor ve sorunu yaşayan da genellikle kadınlar oluyor.

Araştırmalar evli çiftler de dahil olmak üzere orgazmın yarım kalması durumunu yaşayan kadınların, yaşamında mastürbasyona daha fazla yer verdiğini de ortaya koyuyor. Zira bu gibi durumlarda kadınların mastürbasyon yapması zararlı mı gibi konular da gündeme gelebiliyor. Kadınların orgazmın yarım kalması sorununu erkeklerden daha yaygın şekilde yaşamasının nedenlerine ise şu örnekleri verebiliriz:

  • Ön sevişme yaşamadan cinsel ilişkiye başlamak
  • Erkeğin cinsellikte tüm kontrolü ele alması
  • Erkeğin aceleci davranması ya da sadece kendi orgazmına odaklanması
  • Kadınların kendi orgazmından ziyade erkeği tatmin etmeye odaklanması

Konu ile alakalı yabancı kaynaklar:
https://www.womenshealthmag.com/sex-and-love/a19898988/masturbation-fun/

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
Mail: dr.ismetyildirim@hotmail.com

Yerleşme Kanaması

Yerleşme Kanaması (Üstüne Görme) Nedir?

Yerleşme kanaması döllenmenin meydana gelmesi durumunda embriyonun rahim içerisine yerleşmesi yani tutunması sırasında …

Prolaktin

Prolaktin (Süt Hormonu) Nedir? Kaç Olmalı?

Prolaktin beynin orta bölümünde yer alan hipofiz bezi tarafından salgılanan bir hormondur. Kısaca ‘PRL’ olarak …

Kolposkopi

Kolposkopi Nedir? Nasıl Yapılır?

Kolposkopi alt genital bölgenin detaylı bir incelemeden geçirilmesi için güçlü bir ışık kaynağı ve mercekler …