Kategori: Kadın Hastalıkları

Yumurtalık Kanseri Nedir

Yumurtalık Kanseri Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Yumurtalık kanseri: Normal vücut hücreleri büyüme, bölünme ve kontrollü çoğalma yetisine sahiptir. Bazen hücrelerdeki bölünme anormal bir hal alabilir ve kontrol dışı bir
hücre çoğalması halini alabilir. Bu şekilde tümör oluşumuna yol açarlar.
Tümörler iki ye ayrılır iyi huylu (Benign) ve kötü huylu (Malign). İyi huylu tümörler organ içinde lokalize kalır, yayılma potansiyeline sahip değildir.
Kötü huylu tümörler bulundukları organa zarar verecek şekilde büyürler ve de etraftaki sağlıklı organlara yayılırlar.
Ayrıca kötü huylu tümörler kan ve lenf yolu ile uzak organlara yayılabilirler.

Bir veya her iki yumurtayı tutan kötü huylu tümördür. Sık görülen bir kanser değildir, ancak tanı konduğunda hastalık oldukça ilerlemiş olup
jinekolojik kanserler içinde ölüm sebeplerinin başında gelir. Özellikle ileri yaşlarda meydana gelen kanser tipidir. Diğer jinekolojik kanserler içinde
ölüm oranı en yüksek olandır. Over kanserleri overin yüzeyindeki hücrelerden gelişebileceği gibi, iç kısmında bulunan üreme ile ilgili hücrelerden de gelişebilir.
Over tümörleri genellikle %90ı yumurtalık yüzeyindeki hücrelerden meydana gelir ve epitel hücreli tümör adını alır.

Yumurtalık Kanseri
Yumurtalık Kanseri

Yumurtalık Kanseri Kimlerde Görülür

Yumurtalık yüzey hücreleri tümörlerinde risk faktörleri oldukça fazladır. Aşağıdaki sayılan faktörler risk artışında önemli sebeplerdir.
-55 Yaş üzeri olmak
-Ailesinde meme kanseri, yumurta kanseri, bağırsak kanseri ve rahim kanseri olmak.
-Evvelden meme kanseri hastalığı geçirmek.
-BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonlarına sahip olmak genetik zemine bağlı over kanseri riskinde artış yapar.
-Doğum yapmamış kadınlarda risk yüksektir.
-Kısırlık riski yükseltir.
-Endometriosis adı verilen jinekolojik hastalık riski yükseltir.
-Lynch sendromu riski taşımak (Bağırsak, rahim, meme kanserlerini beraber bulundurma)

Yumurtalık Kanseri Teşhisi

Yumurtalık Kanseri Teşhisi
Yumurtalık Kanseri Teşhisi

Herşeyden önce her kadında hastalığın ortaya çıkmasından önce tarama testleri oldukça önemlidir. Özellikle rutin jinekolojik muayeneler,
vajinal smear testleri, rutin ultrosonografik incelemeler checkup şeklinde her kadına yapılır. Over tümörü için rutin bir tarama testi yoktur ancak
şikayet durumuna göre uyanık davranmalı ve jinekolojik muayeneye gidilmelidir. Over kanseri ne kadar erken teşhis edilirse tedavisi o kadar kolaydır.
Özellikle aşağıda sayılan belirtiler ile karşılaşıldığında hemen jinekolojunuza danışmalısınız.
-Aşırı şişkinlik ve karında genişleme
-Kasık ve karın ağrısı
-Sık idrara çıkma ve sıkışma hissi
-Yemede zorluk ve tokluk hissi olması
-Bu belirtilerin dışında özellikle menopoz sonrası vajinal kanama olması, bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler önemlidir.

Bu belirtiler sıklıkla over tümörü ile ilgili belirtiler değildir, ancak şüphe yaratan durumlardır. Bu belirtilere sahip hastaların muhakkak jinekolojik
muayene olması gerekir. Özellikle ultrosonografi ile veya diğer görüntüleme yöntemleri ile tanının desteklenmesi gerekir. CA125 kan testi yapılarak tanı
konulabilir bu testlerde kesin tanı konularak tedavi yoluna gidilir.

Yumurtalık Kanseri Nasıl Tedavi Edilir?

Yumurtalık Kanseri Tedavisi
Yumurtalık Kanseri Tedavisi

Kesin over kanseri tanısı konulmuş ise özellikle cerrahi ile rahim yumurtalar ve tüplerin tamamen çıkarılması önemlidir.
Mümkün olduğu kadar çevredeki lenf bezleri çıkarılması ve patolojik incelemeden geçmesi önemlidir. Bazı vakalarda sadece yumurtanın çıkarılması yeterlidir.
Cerrahi işleminden sonra genellikle kemoterapi gereklidir, bazen kemoterapi cerrahi önceside yapılabilir.

Over kanseri tedavisi yapıldıktan sonra düzenli aralıklarla hastalığın takip edilmesi gerekir. Tedavi sonrası hastanın şikayetleri ve gidişatı yakından takip edilir.
Aynı zamanda CA125 testi yapılarak hastalığın tekrar başlayabilme riski kontrol edilir. Görüntüleme yöntemleri rutin yapılmaz ancak yapılması tavsiye edilir.
Görüntüleme yöntemleri, ultrasonografi, akciğer grafisi, manyetik rezonans (MR) ve bilgisayarlı tomografidir.

Yumurta Kanseri Riski Nasıl Azaltılır?

Doğum kontrol hapları kullanımı yumurtalık kanseri riskini azaltır. Doğum kontrol haplarının 5 yıldan fazla kullanılması yumurtalık kanserlerinde %20 lik
azalma meydana getirir. Ancak doğum kontrol haplarında özellikle ileri yaşlarda meydana gelen derin ventronbozu, kalp krizi ve felç riskine dikkat
edilmelidir.
Son yıllarda yumurtalık kanserinin tüplerden gelişine dahi görüş vardır. Bu nedenle rahim ve yumurtalığı alınan kadınlarda, tüpleri bağlanan kadınlarda
tüplerin muhakkak tam olarak çıkarılması çok önemlidir. Sadece tüpleri alınan kadınlarda yumurtalık kanseri riskinde azalma meydana gelebilir.
Özellikle BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonu olan kadınlarda periyodik over kanseri testlerinin yapılması oldukça önemlidir. Özellikle vajinal ultrasonografiye
ilave olarak CA125 kan testleri yapılması gerekir. Gen mutasyonları olan hastalarda rahim ve yumurtalıkların tamamen alınması başka bir seçenektir.

Rahim kanseri nedir?

Konu ile alakalı yurt dışı kaynaklar:
https://www.mayoclinic.org/diseases-conditions/ovarian-cancer/symptoms-causes/syc-20375941

Detaylı bilgi için İstanbul’un Bakırköy ilçesinde bulunan Kürtaj merkezimizi arayabilirsiniz.

dr.ismetyildirim@hotmail.com
0532 325 30 08

HPV virüsü

HPV Virüsü Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

HPV virüsü kadınlarda ve erkeklerle karşılaştığımı ve kansere neden olduğu kanıtlanmış tehlikeli bir hastalıktır.  Human papilloma virüs’ün kısaltılmış hali olan HPV rahim ağzı siğilleri oluşumuna sebep olur. Bu nedenle de rahim ağzı kanseri ve rahim kanserinin en bilindik nedenleri arasındadır. Çoğunlukla cilt yüzeyinde ve rahim içi gibi genital bölgelerin iç kısımlarını örten mukoza oluşan HPV virüsü, ‘çok katlı yassı epitel’ de denen cilt örtü katmanlarını tahrip ederek enfeksiyon oluşturur. HPV virüsü türleri oldukça fazla olan geniş bir virüs türü ailesine sahiptir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında yer alan HPV, siğillerin olduğu bölge ile temas halinde bulaşma riski vardır. Örneğin elde olan bir siğil tokalaşma ile karşı tarafa da bulaşabilmektedir.

Genital siğil belirtileri nelerdir?

Deri üzerinde yassı ya da kabarık biçimde bazen içi su dolu kabarcıklar hâklinde bazen de pembe, kahverengi tonlarında rengi olan siğiller genelde milimetrik olarak ölçülse de bazı kişilerde siğillerinin boyutları birkaç santime kadar ulaşabilmektedir. Bağışıklık sistemi çeşitli nedenlerle düşmüş olan yani immunsupresif kişilerde ve diyabet hastalarında görülen siğiller ise çoğunlukla türevlerinden daha büyük ve üst üste binmiş biçimde görülür.

Siğillerin sayısı ve boyutu bazı kişilerde gerileye bildiği gibi bazen de artış görülebilmektedir. Çoğu zaman genital siğiller belirti vermese de kanama ve kaşıntı şikâyetleri bazı hastalarda görülebilir. Kadınlarda, iç genital bölgedeki meydana gelen siğiller bağlı olarak cinsel ilişki sırasında veya sonrasında ve gebelikte kanama olarak belirti verebilir. Dış genital bölgedeki siğillerin çoğu ise gözle görünür ve kaşıntı yapabilir. Erkeklerde genital siğiller ise penis, kasık, testis, makat bölgesinde görülebilmektedir. Erkeklerde genital siğiller düşük oranda olsa da bazen idrar yolları ve anüs çevresine oluşur ve bu durumda erkeklerde idrara yapma zorluğu ile belirti verir.

Virüsün bulaşmasından uzun yıllar sonra siğiller ortaya çıkabilir ve HPV sessizce pusuda beklerken hiç belirti vermeden ilerleyebilir ya da hiç ortaya çıkmadan yok olabilir. Bunun nedeni bağışıklık sisteminin virüsü yok etmesidir. Her virüste siğil olmak zorunda değildir.

Virüsün türleri nelerdir?

İnsan Papilloma Virüsü Enfeksiyonu olarak bilinen ve 170’in üzerinde farklı türü olan virüsün 30 ile 40 türünün anogenital olduğu bilinmektedir. Bu da 30-40 tip virüsün dış genital organların yüzeyinde ve anüs ve anüs etrafını tahrip ederek enfekte olmasına sebep olduğu anlamına gelir.

Kansere neden olur mu?

170’in üzerinde farklı alt türe sahip olan Human papilloma virüs için kansere neden olan yüksek risk grupları 16, 18, 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59, 68, 73, 82 ve 68 gibi virüs tipleri iken düşük tipler 6, 11, 40, 42, 43, 44, 54, 61, 70, 72 ve 81 olarak bilinmektedir.

Rahim ağzı kanserleri nedenlerinin tümünden HPV virüsü sorumlu tutulurken HPV enfeksiyonu baş boyun kanserleri, penis kanseri, vulva kanseri, vajina kanseri ve anal kanser türlerinden sorumlu tutuluyor. Cinsel temasın olduğu bu bölgelerde çok daha sık karşımıza çıkan HPV virüsü kanser gelişiminde az ya da rol oynar. HPV Tip 16’nın Rahim ağzı kanserlerinin %50’sinden HPV Tip 18’in ise %15-20’sinden sorumlu olduğu bilinmektedir. Genital siğil, rahim rahim ağzı siğilleri gibi hastalıkların da en bilindik nedeni olan İnsan Papilloma Virüsü Enfeksiyonu kanser başta olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına da neden olmaktadır. Genital siğillerin nedenleri araştırıldığında hastaların %90’ın da düşük riskli virüs tipleri olan tip 6 ve 11 enfeksiyonu rol çıkar.

HPV nasıl bulaşır?

Genital siğillerin enfeksiyon yapma potansiyeli oldukça yüksektir. Genital siğil çoğunlukla oral, makat ve vajinal cinsel temasla bulaşır. Partnerler arasında bulaşma oranı yaklaşık %60’dır. Yüksek bulaşma oranı nedeniyle cinsel aktif bireylerde hayat boyu genital siğil görülme oranı %50’ye yaklaşmıştır.

HPV bulaşmasındaki riskler;

  • Cinsel ilişkiye erken yaşta başlamak
  • Birden fazla cinsel partnerle birlikte olmak
  • Korunmasız cinsel ilişkiye girmek
  • Cinsel ilişki ile bulaşan enfeksiyon geçmişi
  • Bağışıklık sistemi düşüklüğü

HPV virüsü nasıl tedavi edilir?

HPV virüsünün tedavisi yoktur. Ancak enfeksiyon çoğu zaman kişilerin kendi bağışıklık sistemi tarafından yok edilebilmektedir. Kanseri gelişimi incelendiğinde bir hücrenin doğal döngüsünden çıkarak bir anormal olarak bölünmesi gözlemlenir. Rahim ağzı kanseri oluşumda da bu anormal bölünme bazı ara basamaklardan geçerek kanser gelişir. Smear testi gibi ileri testler ile rahim ağzından biyopsi alınır ve test sonucunda yıllar sonra kansere dönüşme ihtimali olan bazı kanser türleri dâhi saptanabilir. HPV tedavi edilebilen bir virüs olmasa da HPV’nin yol neden olduğu kanser öncesi saptanmış bulgular tedavi edilerek kanser oluşumu engellenebilmekte veya en aza indirilebilmektedir.

Rahim ağzı kanseri taraması ya da rahim kanseri taraması gibi kolaylıkla parça alınarak net bir biçimde inceleme sayesinde erken teşhisin büyük faydalarını gördüğümüz hastalıklarda test sonucu karşılaştığımız anormallikler saptanabilmekte ve gerekli görülürse en hızlı şekilde tedavi başlanabilmektedir. Rahim ağzı siğilleri, genital siğiller virüsten kaynaklı enfeksiyon varlığın en bilindik göstergelerindendir. Genital siğiller ilaçla ya da basit veya cerrahi müdahalelerle tedavi edilebilmektedir.

HPV virüsü erkeklerde ve kadınlarda ne gibi belirtiler verir?

Hem erkeklerde genital siğil hem de kadınlarda genital siğil kolaylıkla tespit edilebilen lezyonlardır. Erkeklerde penis, skrotum da denen testis torbası bölgesinde görülebilen genital siğil; kadınlarda ise vulva adı verilen dış genital bölgeler sıklıkla oluşsa da boğazda, ağız çevresi ve dudaklarda anüsün etrafında siğil ortaya çıkabilir. Genital siğiller ile kendini gösteren düşük riskli HPV tipleri çok kolay belirti verirken yukarıda da saydığımız virüs tipleri kanserle doğrudan ilişkili olsa da çoğu zaman belirti vermezler ve ancak tarama testleri ile saptanabilmektedirler. Bu nedenle kanserde erken teşhisin önemi değer biçilemeyecek kadar fazladır.

Erkeklerde HPV virüsü nasıl anlaşılır?

Erkeklerde HPV teşhisi için bilinen bir teşhis yoktur.

HPV’den korunmak için ne yapılmalıdır?

HPV aşısı korunmanın en etkili ve en önemli basamağıdır. Aynı zamanda sünnet olmak ve prezervatif kullanmak da virüs bulaşma riskini azaltır.

HPV aşısı nedir?

HPV aşısı 3 farklı türe sahiptir ve aşıların her biri FDA tarafından onaylıdır. 9-26 yaş aralığındaki çocuklarda ve yetişkinlerde aşı için onay alınmıştır. Aynı zamanda önceden HPV tanısı almamış 24-45 yaş arasındaki kadınlara da aşı yapılmaktadır. Kas içine yapılan aşı HPV aşısının içerdiği HPV tiplerine bağlı olarak siğillerden ve kanser gelişiminden koruyucu etkisi vardır. Aşılar 0, 1 veya 2 ve 6. ayda kas içerisine enjektör vasıtasıyla yapılmalıdır.

 

Sigaranın kadınlar üzerindeki etkisi nedir?

Detaylı bilgi için İstanbul’un Bakırköy ilçesinde bulunan Kürtaj merkezimizi arayabilirsiniz.

dr.ismetyildirim@hotmail.com
0532 325 30 08

Sigaranın Kadınlar Üzerindeki Etkisi

Sigaranın Kadınlar Üzerindeki Etkisi

Sigaranın Kadınlar Üzerindeki Etkisi: Gelişmekte olan toplumlar da özellikle son yıllar da sigara kullanan kadın sayısı artmaktadır. Doğal olarak da sigaraya bağlı ölüm sebepleri de kadınlar da artmıştır. Özellikle akciğer kanseri sigara içen kadınlar da birincil ölüm sebebi olmuştur. Yapılan araştırmalar da kadınların sigaraya erkeklere göre daha duyarlı olduğunu göstermiştir. Gerek genetik yapı gerekse kadın akciğer anatomik yapısı bu duyarlılığı arttırmaktadır ayrıca sigaraya başlamış kadınların erkeklere göre sigarayı bırakması daha zordur. Kullanım süresi uzadıkça da kadın sağlığı üzerin de olumsuz etkiler artmaktadır. Bütün organlar üzerine sigaranın olumsuz etkileri mevcuttur.

Sigara Kısırlığa Yol Açar mı?

Sigara içiminin erkekler de olduğu gibi kadınlarda da üreme üzerine etkisi vardır. Erkekler de sigara içimi özellikle sperm sayısı ve kalitesin de azalmaya yol açar, kadınlar da da aynı şekil de yumurta kalitesi azalır. Sigara dumanın da bulunan karbon monoksit, nikotin, hidrokarbonlar, kadmiyum gibi ağır metaller kanda serbest radikaller oluşturarak gelişmekte olan yumurtaya zarar verir. Ayrıca yumurta kan akımının azalmasına sebebiyet vererek sayı ve kalite de azalmaya yol açar.

Döllenmiş yumurtanın döl yatağına yerleşmesini engeller, döllenmiş yumurtanın tüpler içerisin de ilerlemesini engeller. Buna ilave olarak erken gebelikler de rahim kan akımını azaltarak düşüklere sebebiyet verir. Gebeliği boyunca sigara içen kadınlar da erken doğum riski artar ve bebekte gelişme geriliği meydana gelir. Benzer etkiler aynı mekanizmalarla aşılama ve tüp bebek yapılan hastalarda da görülür.

Sigara içmek Cinsel Hayatınızı Etkileyebilir

Sigaranın Cinsellik Üzerindeki Etkisi

Sigara içen kadınlar da uzun dönem yan etkileri cinsellik üzerine de olabilmektedir. Genital bölge kan akımının azalmasına bağlı olarak vajina da esneklik sağlayan kollajen ve elastik lif yapımın da azalma meydana gelir. Bu durum ilişki de ağrıya sebebiyet verebilir ve isteksizlik yaratabilir. Ayrıca vajina da sulanma da azalma olur ve kuruluk ortaya çıkar, kuruluk acı hissine sebebiyet vererek ilişki de isteği azaltır.

Yumurtalar da kan akımının azalmasına bağlı olarak östrojen hormonun da uzun vadede azalma meydana gelir. Genital bölge de olumsuz etkilenmeler ortaya çıkar, benzer etki ile menopoz daha erken başlayabilir ve cinsellikte problemler ortaya çıkabilir östrojen eksikliğine bağlı olarak ileri dönemler de idrar kaçırma ve kemik erimesi gibi durumlar ortaya çıkabilir.

Kemik erimesinin sebebi sigara mıdır?

Sigara içmek kemik erimesi sebebimidir

Kadınlar da kemik erimesi menopoz ile beraber artar östrojen hormonunun kemikler üzerine olan olumlu etkisi menopoz ile beraber kaybolur. Gerek östrojen hormonunun azalması gerekse sigara içindeki maddelerin kemik üzerine olan olumsuz etkileri kemik erimesin de hızlanmaya sebebiyet verir. Sigara dumanın da bulunan serbest radikaller kemik yapımını sağlayan hücrelerin fonksiyonlarının azalmasına sebebiyet verir.

Kollojen lif yapımının azalmasına bağlı olarak kemik erimesinde hızlanma meydana gelir. Kemik erimesine bağlı kırılma riskinin artmasına bağlı olarak emboli riski artar ve ölüm oranları yükselir. Sigaranın kadınlar üzerindeki etkisi çok fazla olabildiği gibi kemik erimesinin de başlıca sebepleri arasın da sayabiliriz.

Sık görülen jinekolojik problemler için tıklayınız

Detaylı bilgi için İstanbul’un Bakırköy ilçesinde bulunan Kürtaj merkezimizi arayabilirsiniz.

dr.ismetyildirim@hotmail.com
0532 325 30 08

genital-sigil

Genital Siğil

Genital Siğil Nedir?

Genital siğil, HPV virüsüne bağlı olarak meydana gelen cilt yüzeyinde karnabahar şeklinde büyüyen hastalıktır. Genel olarak cinsel yolla bulaşan HPV adı verilen insan papilloma virüsüne bağlı gelişir. Virüsün özelliği insandan insana geçiş yapmasıdır. Onkogen yani kanser yapma potansiyeli olan bir virüstür. Virüs vücuda girdikten sonra virüsün tipine bağlı olarak ve de kişinin vücut direncine bağlı olarak hızlı gelişebilme potansiyeline sahiptir.

Son yıllarda bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de çok hızlı bir şekilde HPV enfeksiyonları yayılmaktadır. Özellikle cinsel ilişki yaşının geriye gelmesi toplumlarda cinselliğe bakış açısının değişmesi, ilişkiye girilen partner sayısının fazla olması virüsün vücuda girişini kolaylaştırmaktadır. Virüs ile temas edildikten sonra vücut direncine bağlı olarak erken evrede genital  siğiller daha ileri dönemde ise kadınlarda rahim ağzı kanseri riski artmaktadır.

HPV Virüs Hastalıkları

Birçok HPV virüs tipi vardır genital bölgeyi tutan HPV virüsü olduğu gibi, cildin diğer bölgelerini tutan HPV virüs tipleri mevcuttur. İlişki sonrası HPV virüsü alındığında özellikle genital bölgede kadın ve erkekte karnabahar şeklinde değişik milimetrik boyutlardan birden fazla cilt belirtilerine sebep olur. Kadınlarda ileri dönemlerde HPV virüsü rahim ağzına yerleşerek rahim ağzı kanserine yol açabilir.

Kadın ve erkeklerde seksüel pratiğe bağlı olarak ağız içinde, yutakta ve ses tellerinde papillom adı verilen siğiller ortaya çıkabilir, ayrıca özellikle homoseksüel erkeklerde anal bölgede siğiller görülebilir. Siğillerin yeterli tedavi edilmediği durumlarda cildin neresinde olursa olsun kansere dönüşüm potansiyeli vardır.

Genital Siğil Tedavisi

Genital siğiller tespit edilir edilmez hızlı bir şekilde tedavi edilmelidir. Erken tedavi edilen siğillerde yayılma ve bulaşma riski azaltılır. Değişik tedavi yöntemleri vardır. Hastalığın yaygınlık derecesine göre kimyasal ilaç tedavisi, elektrik ile yakma, gaz ile dondurma tedavileri uygulanır. Çok büyük kitleler haline dönüşmüş siğillerde cerrahi ile kitle çıkarılır. Genital bölgedeki siğil sayısının fazla olduğu durumlarda anestezi altında koter ile yakma işlemi daha uygun olabilir. Sayı olarak daha az olan siğillerde lokal anestezi ile elektrik koter veya dondurma işlemi yapılabilir. Aynı şekilde ağız içi ve ses telleri siğillerde de benzer uygulamalar yapılır. Kadınlarda tedaviden sonra vajinal smear testi yapılarak HPV virüsünün rahim ağzına etkisi kontrol edilir. Ayrıca vajina sürüntüsünden HPV tip tayini yapılabilir.

HPV Aşısı

Özellikle HPV virüsü ile karşılaşmamış 9-46 arası kadınlara rahim ağzı kanser aşısı yapılarak, siğil ve de rahim ağzı kanserine karşı koruma sağlanır. Son yıllarda HPV virüsü ile karşılaşmış hastalarda tedavi sonrası HPV aşısı yapılmaktadır. Ayrıca HPV virüsü ile karşılaşmış  kadın ve erkeklerin partnerlerine de koruyucu amaçlı HPV aşısı yapılmaktadır.

Hpv virüsü ve rahim ağzı kanseri makalemizi okumak için tıklayınız.

Detaylı bilgi için İstanbul’un Bakırköy ilçesinde bulunan Kürtaj merkezimizi arayabilirsiniz.

dr.ismetyildirim@hotmail.com
0532 325 30 08

adet-agrisi

Adet Ağrısı

Ağrılı Adet Görme

Adet ağrısıAğrılı adet görme, genellikle genç kızların ilk adet görmeye başladığı dönemde meydana gelir. Yeni adet görmeye başlayan genç kızlarda. Yaklaşık %80 ‘ inde ağrılı adet mevcuttur. Hafif bir kasık ağrısı olabileceği gibi çok şiddetli, güçlü ağrı kesici gerektiren durumlarda ortaya çıkabilir. Ağrılı adet görmek çoğu zaman sosyal bir problem haline gelmekte ve iş gücü kaybına yol açmaktadır.

Ağrılı adet(Dismenore) değişik yaş gruplarında değişik sebeplere bağlı olarak meydana gelir. Özellikle doğum yapmamış kadınlarda %80 sıklıkla mevcuttur. Düzenli adet gören kadınlarda adet ağrısı yumurtlamanın düzenli olduğunu gösterir. Çoğunlukla adet sancısı durumunda anatomik anormal bir durum mevcut değildir. Adet sancısı hormonal sebeplere bağlıdır. Bunun dışında rahim ile ilgili bazı hastalıklarda (miyom, adenomyozis), yumurtalıklarla ile ilgili bazı hastalıklarda (kist, enfeksiyon, yapışıklıklar), tüpler ile ilgili hastalıklar (tüplerde sıvı birikimi, tümöral durumlar) ağrılı adet meydana gelir. Ağrılı adet görme yanında bazen bulantı, kusma ve ishal gibi durumlarda ortaya çıkar.

adet-ilaci
adet-ilaci

 

Ağrılı Adet Tedavisi

Genç kızlarda ve hiç doğum yapmamış kadınlarda meydana gelen, hormonal sebeplere bağlı olan adet ağrısı durumlarında NSAID adı verilen ağrı kesiciler ile tedavi yapılır. Gerekirse bu ilaçların oral alınan tabletleri dışında iğne formları veya fitilleri de kullanılabilir. Ağrının fazla olduğu durumlarda ağrı kesici tedaviye ilave olarak hormon düzenleyici tedavi (doğum kontrol hapları, vb.) kullanılabilir.

Yumurta kistlerine bağlı ağrı durumlarında kistin sebebine bağlı olarak tedavi planlanır. Özellikle 5 cm’ den büyük kistlerde cerrahi tedavi uygun olabilir.

Endometriosis adı verilen hastalıkta rahim , tüp ve yumurtalıkların etrafındaki yapışıklıklardan dolayı adet ağrıları ortaya çıkabilir, bu durumda cerrahi yöntemlerle (laparoskopi veya açık cerrahi ) tedavi yolun gidilir.

 

Erken adet görme ve nedenleri için tıklayınız.

Detaylı bilgi için İstanbul’un Bakırköy ilçesinde bulunan Kürtaj merkezimizi arayabilirsiniz.

dr.ismetyildirim@hotmail.com
0532 325 30 08

Kadınlarda idrar kaçırma

Kadınlarda İdrar Kaçırma Sebepleri

Üriner inkontinans yani idrar kaçırma toplumda sık yaşanan problemlerden biridir. Özellikle 30 yaşın üstünde olan kadınların yaklaşık olarak % 40’ı gibi ciddi bir oranını etkileyen kadınlarda idrar kaçırma sorunu, utanma duygusunu da beraberinde getirebiliyor. Bu nedenle söz konusu problemi yaşayan kadınların büyük bölümü, yedek iç çamaşırı taşıma, emici pedler kullanma ya da dışarıya çıkacağı zaman sıvı tüketimini azaltma gibi çeşitli yöntemler eşliğinde bu sorunla baş etmeye çalışıyor.

Hem erkeklerde hem de kadınlarda idrar kaçırma sorunuyla birlikte yaşanan utanma duygusu, yaşam kalitesinde ciddi bir kısıtlama olmasıyla sonuçlanabiliyor. Çünkü bu sorunu yaşayan kişiler tüm günlük hayatlarını ve sosyal aktivitelerini idrar kaçırma merkezinde planlamaya başlıyor. Haliyle Üriner inkontinans sorununa cinsel yaşamla ilgili sıkıntıların, özgüven eksikliğinin, depresyonun ve benzeri psikolojik sıkıntıların eşlik etmeye başlaması da uzun sürmüyor.

Oysa kadınlarda idrar kaçırma problemi tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Artık tıp teknolojisi oldukça ilerledi ve hastanın durumuna en uygun tedavi protokolünün seçilmesi ile birlikte tedaviye kısa zamanda başlanabiliyor. Hastalar konforlu bir tedavi süreci eşliğinde yaşadıkları tüm bu sıkıntılardan kurtulabiliyor. Utanma duygusuna yenik düşmek ve yaşam kalitesini düşürmek yerine tedavinin tercih edilmesi, çok daha akılcı bir seçim olacaktır.

İdrar Kaçırma Tipleri Nelerdir?

Kadınlarda idrar kaçırma tipleri

Stres İnkontinans

Stres inkontinans, genellikle doğum ve menopoz sonrasında yaşanan idrar kaçırma tipidir. Karın içi basıncın arttığı durumlarda mesaneden dışarı açılan kanalların zayıf olması nedeniyle kadınlarda idrar kaçırma ortaya çıkabiliyor. Hapşırma, öksürme, kahkaha atma, ani şekilde ayağa kalkma ve ağır kaldırma gibi durumlarda idrar kaçırma görülür.

Urge İnkontinans

Bu idrar kaçırma tipinde genellikle kişide aniden tuvaletini yapma ihtiyacı doğar ancak tuvalete yetişemeden idrar kaçırır. Nedeni ise mesanede ani şekilde istemsiz kasılmalar olmasıdır. Bu sorunu yaşayan hastalar sadece gün içinde değil, geceleri de sıklıkla tuvalete gitme ihtiyacı hissederler. Parkinson, alzheimer, idrar yolu enfeksiyonu gibi çeşitli rahatsızlıklardan kaynaklı olan Üriner inkontinans sorunu, yaygın şekilde urge tip inkontinans olarak ortaya çıkıyor.

Mix İnkontinans

Bazen kadınlarda idrar kaçırma hem stres hem de urge tipinde olabiliyor. Bu durum mix inkontinans olarak değerlendirilir.

Taşma İnkontinans

Taşma tip idrar kaçırmanın nedeni mesane duyularının algılanamamasıdır. Beyne idrar yapma hissine neden olan sinyaller ulaşmadığı için, mesanenin kapasitesi dolduğunda idrar kaçırma meydana gelir. Şeker hastalığı gibi sinirlerde tahribata neden olan hastalıklar, bazı mesane yaralanmaları ve omurilik zedelenmesi gibi nedenlerle ortaya çıkan kadınlarda idrar kaçırma durumunda taşma tip inkontinans ile de sıklıkla karşılaşabiliyoruz.

Böbrekler ve Mesane Nasıl Çalışır?

Böbrekler ve mesane nasıl çalışır

Böbrekler ve mesanenin çalışma düzeni kadınlarda idrar kaçırma problemi ile çok yakından ilgilidir. Halk arasında idrar torbası olarak da bilinen mesane, böbreklerden gelen idrarın biriktiği vücut bölgesidir. Böbreklerin ürettiği idrar üreter olarak adlandırılan tüplerden geçerek mesaneye ulaşır. Mesane bölgesindeki kaslar beyin ve bu vücut bölgesinde yer alan sinirler ile kontrol edilir. Böylelikle mesane kaslarında gevşeme ve kasılma hareketleri meydana gelir. İdrar geldikçe mesane kesesi esnemeye başlar ve bu esnemeye karşın mesanenin alt bölümünde yer alan kaslar mesane ağzının kapalı kalmasını sağlar.

Mesane belirli bir doluluğa ulaştığında sinirler yardımı ile beyne ileti gider ve kişide idrar yapma isteği oluşur. Böylelikle mesanede biriken idrar kişinin kontrolü ile üretra adı verilen tüp ile vücuttan dışarı atılır. Ancak kadınlarda idrar kaçırma problemi mevcut olduğunda idrar istemsiz olarak vücuttan atılabiliyor. Vücutta idrarın sağlıklı bir şekilde depolanabilmesi ve boşaltılabilmesi için beyin ve mesane ile birlikte pelvik kaslarının da sağlıklı ve koordine şekilde çalışıyor olması gerekir.

Kadınlarda İdrar Kaçırma Neden Olur?

Kadınlarda idrar kaçırma neden olur

Pek çok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıkabilen kadınlarda idrar kaçırma doğum sırasında pelvis kaslarında zayıflama ya da yırtık olmasından kaynaklanabiliyor. Vajinada ve pelviste zor doğumdan kaynaklı sarkmalar olması da nedenler arasında yer alıyor. İdrar yollarında ya da böbreklerde taş olması, kronik kabızlık, kronik sistit ve obezite de Üriner inkontinans sorununu doğurabiliyor. Bununla birlikte vajinal enfeksiyonların ve menopozun da bu soruna sebebiyet verebildiğini belirtebiliriz.

Demans alzheimer hastalığı, şeker hastalığı, bazı beyin tümörleri, parkinson hastalığı, bazı sinir sistemi hastalıkları ve omurilik zedelenmeleri de idrar kaçırma nedenleri listesinde yer alıyor. Bazı ilaçların kullanımından kaynaklı olarak bile kadınlarda idrar kaçırma sorunu doğabiliyor. Buna örnek olarak bazı kas gevşetici ilaçları, depresyon ilaçlarını, idrar söktürücü ilaçları, tansiyon düşürücü ilaçları, alerji ilaçlarını ve sakinleştirici ilaçları gösterebiliriz. Zira toplumda bu sorunun yaygın şekilde görülmesinin nedeni de çok sayıda farklı etmene bağlı olarak idrar kaçırmanın ortaya çıkabiliyor olmasıdır.

Kadınlarda İdrar Kaçırma Tedavisi

Kadınlarda idrar kaçırma tedavisi

Daha önce değindiğimiz gibi kadınlarda idrar kaçırma farklı nedenlerle ortaya çıkabiliyor ve dolayısıyla tedavi öncesinde hastada görülen bu sorunun nedeninin tespit edilmesi gerekiyor. Hastanın öyküsünün ve şikayetlerinin dinlenmesi, idrar analizi yapılması, mesane günlüğü, pelvik ultrasonografi, stres testi, postvoid rezidüel ölçüm gibi çeşitli tetkik ve muayeneler ile kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından tanı konur. Tanı öncesinde doktor tarafından bazı spesifik testlerin yapılması da istenebilir. Aynı zamanda sistoskopi ve sistogram gibi tanı koymaya yönelik işlemlerin yapılması da gerekebilir.

Hastada Üriner inkontinans tiplerinden hangisinin olduğu ve şiddet düzeyi belirlendikten sonra uygun tedavi protokolüne karar verilir. Bu rahatsızlıkta tedavinin hastaya özel olarak seçildiğini belirtmek gerekir. Tedavide fiziksel ve davranışsal terapiler tercih edilebildiği gibi doktor tarafından cerrahi müdahale kararı da verilebilir. Bununla birlikte kombine tedavilerin uygulanması da gerekebilir.

Şayet Üriner inkontinans şiddetli düzeyde değilse, mesane egzersizleri, tuvalet egzersizleri ya da pelvik taban kas egzersizleri ile başarılı bir sonuç elde edilebiliyor. Hastanın durumuna bağlı olarak ilaç tedavisi ya da elektriksel stimülasyon yöntemi de seçilebilir. Sentetik materyal injeksiyonları % 60 gibi bir başarı oranına sahip olan tedavilerden biridir. Mesanenin kas tabanına botoks uygulaması yapılması, sinir uyarıcı cihaz kullanımı ise her ne kadar tedavi metotları arasında yer alsa da günümüzde çok ender durumlarda tercih ediliyor.

İdrar Kaçırma Ne Zaman Gerçek Bir Problemdir?

Maalesef kadınlarda idrar kaçırma halk arasında hayatın bir parçası ya da yaşın ilerlemesinin getirdiği bir durum olarak da değerlendirilebiliyor. Oysa kişinin günlük aktiviteleri, sosyal yaşantısı, cinsel yaşamı bu durumdan olumsuz yönde etkileniyorsa ve nihayetinde yaşam kalitesi düşüyorsa, idrar kaçırmaya gerçek bir problem olarak bakılmasının zamanı çoktan gelmiş demektir.

Kimi zaman idrar kaçırmaya idrarda kan görülmesi ya da idrarı yaparken yanma olması, zorlanma gibi durumlar da eşlik edebiliyor. Dolayısıyla kadınlarda idrar kaçırma zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gereken durumlardan biridir ve halk arasında da bu şekilde değerlendirilmesi gerekir. Yaşanan bu sıkıntıyla ilgili şikayetler, kadın hastalıkları ve doğum uzmanına utanma ve sıkılma duygusu yaşamadan rahatlıkla anlatılmalıdır. Tüm doktorların Üriner inkontinans sorununa utanılacak bir durum olarak değil, tıbbi bir durum olarak baktığını ve konuyu sadece tıbbi açıdan değerlendirdiğini unutmamalısınız.

 

İlginizi çekebileceğimizi düşündüğümüz diğer makalelerimiz:

Rahim ağzında yara nedir?

Kızlık zarı dikimi nasıl yapılır

Hamilelik belirtileri nelerdir

Tüp bebek nasıl yapılır

Konu ile alakalı yabancı kaynaklar:

https://www.florence.com.tr/kadinlarda-idrar-kacirma-uriner-inkontinans-ve-tedavisi

 

İdrar kaçırma ile alakalı detaylı bilgi için bizlere ulaşabilirsiniz

dr.ismetyildirim@hotmail.com
0532 325 30 08

laparoskopik-ameliyatlar

Laparoskopik Jinekolojik Ameliyatlar

Laparoskopik ameliyatlar: Son yıllarda gelişen teknolojiye paralel olarak jinekolojik operasyonlarda da yeni yöntemler ortaya çıkmıştır. Endoskopik operasyonda genel olarak bir boru ile vücut içine girilerek organlar görülür hale getirilir ve gerekli cerrahi işlem yapılır. Genellikle çoğu branş tarafından endoskopi işlemi kullanılmaktadır.

Jinekolojik operasyonlarda genellikle ameliyatlar karın içine yapıldığından “laparoskopik operasyon” adını alır jinekolojik laparoskopik ameliyatlar, yumurta kistlerinde, rahim miyomlarında, dış gebelik durumlarında, jinekolojik tümörlerde yapılır.

Laparoskopik Kist Operasyonu

Sıklıkla yumurta kisti operasyonlarında laparoskopi işlemi kullanılmaktadır. Özellikle basit kist, çikolata kisti ve de sebebi belli olmayan yumurta kistlerinde laparoskopi işlemi kullanılır.

Laparoskopik Rahim Operasyonu

Rahimde miyom, şekilsel anormallikler laparoskopik ameliyat ile düzeltilebilir. Bazı durumlarda rahim ve yumurtalıklar komple laparoskopik cerrahi ile alınabilir.

Laparoskopik Dış Gebelik Ameliyatı

Dış gebelik, gebeliğin rahim içinde olmayıp, tüplerde veya yumurta yüzeyinde olması durumudur. İç kanamaya sebebiyet verir. Teşhis edildiğinde hızlı bir şekilde ameliyat gerekir. Laparoskopi ( kapalı) ameliyat uygun bir seçenektir.

Laparoskopik Ameliyatının Avantajları

Özellikle hasta için daha konforlu, daha az ağrıya sebebiyet veren ve de hızlı bir iyileşme sağlayan bir ameliyat şeklidir. Tecrübeli ellerde yapıldığında ameliyat süresi oldukça kısadır, ancak açık ameliyatlara göre süre oldukça uzun olabilir. Büyük bir ameliyat kesisi yapmaktansa toplam en fazla 3 veya 4 delikten ameliyat yapılır ve iyileşme daha hızlı olur.

Ancak laparoskopik cerrahi işlem için hasta seçimi oldukça önemlidir. İşlem her hasta için uygun olmayabilir. Hastanın genel durumu, jinekolojik problemin özelliği ve de hastalığın derecesi ameliyat şeklini belirleyici sebeptir.

 

Konu ile alakalı diğer kaynaklar:

Dış gebelik nedir nasıl tedavi edilir
https://bit.ly/2KmlxBf

 

Detaylı bilgi için İstanbul’un Bakırköy ilçesinde bulunan Kürtaj merkezimizi arayabilirsiniz.

dr.ismetyildirim@hotmail.com
0532 325 30 08

jinekolojik-muayene

Jinekolojik Muayene

Hangi Sıklıkla Jinekolojik muayene yapılır

jinekolojik muayene genellikle kadınlarda üretkenlik çağında yani 18-50 yaş aralığında yapılmaktadır. 18 yaş öncesinde düzensiz kanamalar sıklıkla jinekolojik muayene sebebidir. Menopoz döneminde ise daha çok beklenmedik vajinal kanamalar ve idrar ile ilgili şikayetler muayene sebebi olmaktadır.

Şikâyet olsun veya olmasın her kadına senelik jinekolojik muayene yapılmalıdır. Rutin yapılan bir jinekolojik muayenede öncelikle ultrasonografi yapılarak rahim ve yumurtalıklara ait şekilsel anormallikler (miyom, kist, doğuştan gelen rahim anormallikleri vs.) tespit edilir. Takiben jinekolojik masada spekulum muayenesi yapılarak rahim ağzı kontrol edilir. Ülkemizde kadınlar sıklıkla jinekolojik bir problem ile karşılaştıklarında muayeneye gelmektedir. Ancak son yıllarda Human Papilloma Virüs (HPV) Enfeksiyonu artışına bağlı olarak vajinal smear yaptırmak amacıyla jinekolojik muayeneye kadınlar gelmektedir. Jinekolojik muayenede ultrasonografik inceleme, spekulum muayenesi ve vajinal smear testi yapılması muayenenin tam olmasını sağlar. Vajinal smear testi ile rahim ağzı kanseri veya erken belirtileri tespit edilebilir.

Jinekolojik Ultrasonografik İnceleme

Ultrasonografi cihazı ile genital organlar kontrol edilerek, miyom, rahim içinde polip, rahim yapışıklıkları, basit yumurta kisti, çikolata kisti, kanser kistleri, kısırlık sebebi olabilecek durumlar tespit edilebilir. Her jinekolojik muayenede muhakkak yapılması gereklidir. Karından veya vajinal yol ile ultrasonografi yapılabilir. Bazı hastanelerde ultrasonografi işlemi radyoloji uzmanı tarafından yapılır.

Jinekolojik Muayene

Ultrasonografi işlemi yapıldıktan sonra hasta jinekolojik masaya alınır, pozisyon verilir. Öncelikle spekulum adı verilen cihaz ile vajinaya girilir, cihaz açılarak rahim ağzı görülür hale getirilir. Rahim ağzındaki ve vajinadaki mikrobik hastalıklar, yara, polip, siğil gibi durumlar tespit edilir. Gerekli görüldüğünde vajinal smear testi yapılır. Daha sonra spekulum çıkarılarak elle muayene yapılır. (Bimanual muayene). Elle muayenede rahim de bir hassasiyet, yapışıklık, büyüme, yumurtalarda ise kist ve enfeksiyon gibi durumlar tespit edilir.

Vajinal Smear Testi

Spekulum muayenesi yapılırken rahim ağız kısmından özel bir fırça ile hücreler alınır, lam üzerine yayılır, alkol ile fikse edilerek patolojik incelemeye gönderilir.
Özellikle rahim ağzı kanserlerinin tespitin de özellikle etkilidir. Ayrıca bazı enfeksiyon hastalıkları ve hastanın hormonal durumu ile ilgili de bilgi verebilir.

Meme Muayenesi

Jinekolojik muayeneye ilave olarak bazı doktorlar tarafından meme muayenesi de yapılabilir. Özellikle meme ile ilgili bir şikâyeti olan kadında meme muayenesi de yapılması uygun olur. Elle meme muayenesi yapıldıktan sonra şüpheli bir durum varlığında meme ultrasonografisi ve mamografi tetkiki istenebilir. 40 yaşından sonra rutin mamografik incelemeler gerekli durumlarda her sene takip amaçlı yapılabilir. Şikâyeti olmayan bir kadında ise 40 yaşından sonra iki yılda bir mamografik inceleme yapılması uygun olur.

 

Konu ile alakalı site içi diğer linkler
Hpv virüsü ve rahim ağzı kanseri
Sık görülen jinekolojik problemler

 

Detaylı bilgi için İstanbul’un Bakırköy ilçesinde bulunan Kürtaj merkezimizi arayabilirsiniz.

dr.ismetyildirim@hotmail.com
0532 325 30 08

Rahim ağzı kanseri

Rahim Ağzı Kanseri Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Rahim ağzı kanseri en sık rastlanan kadın kanserleri arasında yer alır. Rahim ağzı kanserinde erken tanı mümkündür ve düzenli jinekolojik muayenelerini ihmal etmeyen kadınlarda kanser henüz oluşum evresindeyken bile kolayca tespit edilerek etkin biçimde tedavi edilebilir.

Bu nedenle toplumda yaygın görünen bir kanser olmasına rağmen teşhisinin kolay yapılabilmesi rahim ağzı kanserinde erken tanı alan kadınların, tamamen tedavi olabilmelerine olanak tanır. Rahim ağzı kanserlerinden öncül lezyonlar henüz 20’li yaşlardaki kadınlarda bile kanser oluşum riskini kolayca değerlendirmemizi ve bu sayede gerekli önlemleri alabilmemizi sağlar.

Rahim ağzı kanseri jinekolojik kanser türleri içinde en sık görülen ilk üç kanser türünden biri olmasına rağmen rahim ağzı kanserinde erken tanı sayesinde hastalığın tedavi şansı yüzde 95’in üzerine çıkabilmektedir. Rahim ağzı kanserine neden olan HPV türleri tespit edildiğinde, hastanın daha yakından takip edilmesi ve gerekli ise aşı ya da cerrahi ile müdahale edilmesi önemlidir. Bu girişimsel tedaviler kanser öncüsü HPV tanısı alan hastalarda kemoterapi ve radyoterapiye gerek kalmadan kişinin hızlıca ve başarılı biçimde tedavi edilebilmesinde önemli rol oynar.

Rahim Ağzı Kanseri Artıyor Mu?

Rahim ağzı kanseri artıyor mu

Önceki yıllarda rahim ağzı kanseri çoğunlukla 40’lı yaşlardan sonra tanısı konan ve tanı esnasında ileri evrelerde olan bir hastalıktı. Gelişen teknoloji ve tıp biliminin ilerlemesi ile birlikte  20’li yaşlarda kansere dönüşebilecek hücreler olarak adlandırdığımız prekanseröz lezyonlar, bize hastanın kansere olan yatkınlığı göstermekte ve kanser henüz oluşma aşamasında bile değilken önlem almamızı, rahim ağzı kanserinde erken tanı koyabilmemizi sağlamaktadır.

Rahim ağzı kanserinde erken tanı için birçok farklı yöntem kullanılmaktadır. Bu yöntemler detaylıca şu şekilde açıklanabilir:

Rahim ağzı kanserinde erken tanı yöntemi için en sık kullanılan yöntem smear testidir. Rahim ağzı hücrelerinin basit ve ağrısız biçimde sürüntü şeklinde alınması işlemi olan smear testi sonuçları rahim ağzı kanserinde erken tanı konulmasını kolaylaştıran en başarılı yöntemlerden biridir.

Kolposkopi, diğer bir erken tanı yöntemidir. Rahim ağzı özel bir büyüteç ile büyütülür ve bazı maddeler rahim ağzına uygulanır, hücre çoğalmasının fazla olduğu yani kanser potansiyeli olan bölgeler tesbit edilir ve buralardan biyopsi ( Serviks Biyopsi) işlemi yapılır.

ASCUS

Ascus Nedir?

Smear sonucunda ASCUS çıkması demek, incelemeyi yapan patoloğun inceleme esnasında 1 ya da 2 alanda kanser öncüsü hücreler görmesi sonucu durumundan şüphelenerek raporu ASCUS yani şüpheli olarak beyan etmesi demektir.

ASCUS kesinlikle net bir tanı yöntemi değildir ve hastaya kesin biçimde hücre değişimi var ya da yok denilmesi için yetersiz bir sonuçtur.  Smear sonucu ASCUS gelen hastalarda bir sonraki smear için 1 yıl beklenmez ve 2-3 ay içinde testin yenilenmesi istenir.

Bir sonraki smear zamanını beklemek yerine kolposkopi dediğimiz bir büyüteç ile rahim ağzı detaylıca görüntülenebilir. Kolposkopi değerlendirmesi esnasında hekim şüpheli bir bulguya rastlarsa inceleme esnasında ilgili bölgeden servikal biyopsi alarak incelenmek üzere patoloji laboratuvarına gönderilir.

Ayrıca ASCUS tanısı alan hastalarda HPV yani Human Papilloma Virüsü Tiplendirme Testi yapılması da gerekebilir. HPV tarama testi sonucuna göre hastaya HPV aşısı yapılmasına gerek duyulabilir. Ancak ASCUS sonucunda bazı hekimler 2-3 ay kadar beklemeyi de tercih edebilir. Bu süre olası bir kanser varsa dahi ilerlemesine neden olacak bir süre değildir.

CIN- 1

Cervical Intraepithelial Neoplasia’nin kısaltması olan CIN-1 smear testi sonuçları arasında yer alır. LG SIL olarak ta adlandırılır. Simir sonucu CIN 1 olan kadınlarda olan hastalarda bir sonraki simir testi için 6 ay beklenmemeli ve 3-4 ay içinde test yenilenmelidir.

CIN-2 ve CIN-3

Smear testinin incelenmesi sonucunda patoloji raporunda CIN 2 ya da CIN 3 ( HG SIL olarak da adlandırılır) sonuçları yazıyor ise rahim ağzından 1-2 cm’lik bir doku örneği alınır. Bu işleme Serviks Biyopsi adı verilir ve çıkartılan doku incelenmek üzerek patoloji laboratuvarına gönderilerek detaylıca incelenmesi, hastalığın ne kadar ilerlediği tesbit edilir.

Rahim Ağzı Kanseri

Serviks kanseri

Servikal biyopsi alınan hastaya rahim ağzı kanseri tanısı konulmuş ise zaman kaybetmeden hasta için en uygun tedavi protokolü uygulanır.

Kanser tanısı konulan hastaya PET CT, BT, kemik sintigrafisi gibi özel görüntüleme yöntemleri uygulanarak hastalığın yayılım gösterip göstermediği kontrol edilir. Hastalığın evresi ameliyata müsaade edecek kadar erkense zaman kaybetmeden hasta ameliyata alınarak rahim ve çevre lenf nodları çıkartılır. Bazı hastalarda ameliyat sonrası kemoterapi ve radyoterapiye gerek duyulmaz. Fakat bazı hastaların tümörü ameliyatla daha kolay çıkartmak ve ameliyatı daha kolay hale getirmek için ameliyat öncesi kemoterapi tedavisi (neoadjuvan) görmesi gerekebilir. Rahim ağzı kanserinde erken tanı bu nedenle çok önemlidir.

Kolposkopi Nedir?

Kolposkopi nedir

Rahim ağzı kanserinde erken tanı için en sık kullanılan araçlardan biri olan kolposkopi rahim ağzının, vagenin ve/veya vulvanın yakından muayene edilebilmesine sağlayan bir alettir. Kolposkop denilen ışıklı cihaz rahim ağzı görüntüsünü büyüterek bölgenin daha iyi muayene edilebilmesini ve incelenebilmesini sağlar.

Kolposkopi muayenesi öncesinde rahim ağzı ve vagendeki akıntı ve sıvıların arındırılması için tuzlu su uygulaması yapılır ve ardından özel bazı sıvılar rahim ağzına uygulanır. Bu sıvılar hastalıklı bir bölge varsa bu bölgenin beyazlamasını sağlar ve kolposkop dediğimiz araç ile bu bölge detaylıca incelenir. Doktorunuz kolposkopi sırasında gerekli görür ise bu şüpheli bölge ya da bölgelerden doku örneği alarak patolojiye gönderir.

Rahim ağzı kanserinde erken tanı için kullanılan kolposkopi işlemi genellikle 20-30 dakika süren basit bir işlemdir. Bu tetkik sayesinde serviks kanseri çok erken evrede iken yakalanabilir.

LEEP Eksizyon Tedavisi

Rahim ağzında şüpheli bir lezyona rastlanmış ise lezyonlar kısa süreli olarak takip edilebilir ya da beklemeden çıkartılabilir. Bu durum lezyonun büyüklüğüne, hücre değişikliklerinin ne denli yüksek ya da düşük olduğuna göre değişir. Ancak belirtmek gerekir ki rahim ağzında saptanan bir lezyonun kendi kendine gerileme ya da yok olma gibi bir durumu söz konusu değildir. Ayrıca bu tip oluşum gösteren lezyonların ilaçla tedavisi de henüz mümkün değildir. Bu nedenle rahim ağzı kanserinde erken tanı şansını yakalayan hastalarımızda CIN lezyonunun olduğu alan LEEP eksizyonu ya da soğuk konizasyon yöntemi kullanılarak çıkartılır.

LETZ veya LOOP eksizyonu da denen LEEP eksizyonu, servikste kanser öncüsü lezyonların çıkartılması için en sık kullanılan cerrahi yöntemidir. LEEP eksizyonu sırasında hastalıklı doku ısı yöntemi ile kesilerek çıkartılır. Kolposkopik muayene sırasında lezyonların rahim boynunun içine doğru ilerlemesinin tespit edilmesi durumunda, soğuk konizasyon işlemine geçilir. Soğuk konizasyonda ısı yerine bisturi kullanıldığından dolayı hastalıklı bölge tamamen çıkartılabilmekte hastada tam iyileşme sağlanabilmektedir.

Kolposkopi muayenesi sırasında hastalık sadece rahim ağzının dış kısmında saptanmışsa bu tür vakalarda LEEP yöntemi güvenli biçimde uygulanabilmektedir. Bu sayede rahmin dış kısmında sınırlık olan lezyonlar, rahim derinliklerine girilmesine gerek duyulmadan tedavi edilebilir. İleri yaşlardaki ve ya yeteri kadar doğum yapmış bir kadında rahim ağzında CIN 3 yani HG SIL tesbit edilirse Histerektomi yani rahimin tamamen ameliyat ile alınması bir tedavi seçeneğidir…

 

Konu ile alakalı diğer makalelerimiz:
Rahim ağzında yara
HPV virüsü nedir? nasıl tedavi edilir?
Jinekolojik muayene ve smear testi
Rahim ağzı kanser aşısı nedir?

Konu ile alakalı yabancı kaynaklar:
https://wb.md/2AZ6CHg
https://bit.ly/2GVCAXI

 

Rahim ağzı kanseri ile ilgili bilgi almak ve tedavi olmak için bize ulaşabilirsiniz.

dr.ismetyildirim@hotmail.com
0532 325 30 08

Gebelik Esnasında Kanama

Gebelik Esnasında Kanama

Adet rötarı olduktan sonra gebeliğin son dönemine kadar değişik sebeplerle gebelerde kanama olabilir.

İlk 3’ay kanaması (1’inci trimester);
İlk 12’haftalık dönemde meydana gelen kanamadır. Düşük açısından yüksek risk taşır, gebelik kesesi rahim içine yerleşirken etrafındaki kılcal damarları çatlatarak kanamaya sebebiyet verebilir.
Bu genellikle normal bir durum olup, gebelerin %35’inde görülebilir. Daha ileri haftalarda özellikle bebeğin genetik bir probleminin mevcudiyetinde gebeliğin devam etmemesine bağlı olarak kanamalar meydana gelebilir yakın ultrasonografik takip bu durumlarda önemlidir. 12’haftayı geçen gebeliklerde herhangi bir kanama yok ise bebekte genetik bir problem olmadığı düşünülebilir.

2’inci 3 aylık dönem (2’inci trimester);
12-28’haftalık gebelik dönemidir. Erken haftalarda rahimağzı yetersizliği, plasentanın (beslenme organı) aşağıya yerleşmiş olması, rahim ağzında yara, rahimde miyom olması, rahim kasılmasının olması kanama sebebi olabilir. 22’inci haftadan sonra olan kanamalarda, erken doğum riski ortaya çıkacağı için, önleyici tedbirlerin alınması gerekmektedir. Özellikle rahim kasılmasını engelleyici ilaçlar kullanılır bunun yanında istirahat ve bol sıvı alımı uygun tedavi yöntemidir.
Kanama sebebinin ortaya çıkarılıp tedavinin ona göre yapılması gerekir. Erken doğum riski durumunda bebek akciğerlerinin yeterli gelişiminin sağlanabilmesi için bazı ilaçların kullanımı uygun olacaktır.

3’üncü 3’aylık dönem (3’üncü trimester);
28’inci haftadan itibaren miyada kadar olan dönemdir. Beslenme organı aşağıda olması, rahim kasılmalarının erken başlaması, rahim ağzında yara, kanama sebeplerindendir.  Kanamanın şiddetine göre tedavi planlanır. Rahim gevşetici ilaçlar, serum yüklemesi ve istirahat tedavi yöntemleridir. 37’haftadan öncesi doğum riski durumunda bebek akciğerleri gelişimi için ilaç uygulaması yapılır. Kanamanın şiddetli olduğu durumlarda genellikle gebelik sonlandırılır. Miyadındaki gebede doğum sancıları başladığında, rahim ağzının açılması durumunda kanamalar hafif derecede görülebilir. Bu doğum başlangıcı kabul edilebilir.

 

Detaylı Bilgi için Bakırköy Kürtaj Merkezi ile İrtibata Geçebilirsiniz…

Deri altı implant

Deri Altı İmplant (Doğum Kontrol Çubuğu) Nedir?

Deri altı implant cilt altına bir aparat yerleştirilmesi yolu ile uygulanan bir doğum kontrol yöntemidir. Son yıllarda …

Düşük yapmak

Düşük Yapmak Ne Demek? Nasıl Anlaşılır?

Düşük yapmak en genel tanımıyla gebeliğin 20. haftasından önce çeşitli nedenlere bağlı olarak fetüsün kaybedilmesidir. …

Kadın üreme organları

Kadın Üreme Organları Nelerdir?

Kadın üreme organları içte yer alanlar ve dışta yer alanlar şeklinde 2 farklı grupta değerlendirilir. Genital iç …