Kategori: Kadın Hastalıkları

jinekolojik-muayene

Jinekolojik Muayene

Hangi Sıklıkla Jinekolojik muayene yapılır

jinekolojik muayene genellikle kadınlarda üretkenlik çağında yani 18-50 yaş aralığında yapılmaktadır. 18 yaş öncesinde düzensiz kanamalar sıklıkla jinekolojik muayene sebebidir. Menopoz döneminde ise daha çok beklenmedik vajinal kanamalar ve idrar ile ilgili şikayetler muayene sebebi olmaktadır.

Şikâyet olsun veya olmasın her kadına senelik jinekolojik muayene yapılmalıdır. Rutin yapılan bir jinekolojik muayenede öncelikle ultrasonografi yapılarak rahim ve yumurtalıklara ait şekilsel anormallikler (miyom, kist, doğuştan gelen rahim anormallikleri vs.) tespit edilir. Takiben jinekolojik masada spekulum muayenesi yapılarak rahim ağzı kontrol edilir. Ülkemizde kadınlar sıklıkla jinekolojik bir problem ile karşılaştıklarında muayeneye gelmektedir. Ancak son yıllarda Human Papilloma Virüs (HPV) Enfeksiyonu artışına bağlı olarak vajinal smear yaptırmak amacıyla jinekolojik muayeneye kadınlar gelmektedir. Jinekolojik muayenede ultrasonografik inceleme, spekulum muayenesi ve vajinal smear testi yapılması muayenenin tam olmasını sağlar. Vajinal smear testi ile rahim ağzı kanseri veya erken belirtileri tespit edilebilir.

Jinekolojik Ultrasonografik İnceleme

Ultrasonografi cihazı ile genital organlar kontrol edilerek, miyom, rahim içinde polip, rahim yapışıklıkları, basit yumurta kisti, çikolata kisti, kanser kistleri, kısırlık sebebi olabilecek durumlar tespit edilebilir. Her jinekolojik muayenede muhakkak yapılması gereklidir. Karından veya vajinal yol ile ultrasonografi yapılabilir. Bazı hastanelerde ultrasonografi işlemi radyoloji uzmanı tarafından yapılır.

Jinekolojik Muayene

Ultrasonografi işlemi yapıldıktan sonra hasta jinekolojik masaya alınır, pozisyon verilir. Öncelikle spekulum adı verilen cihaz ile vajinaya girilir, cihaz açılarak rahim ağzı görülür hale getirilir. Rahim ağzındaki ve vajinadaki mikrobik hastalıklar, yara, polip, siğil gibi durumlar tespit edilir. Gerekli görüldüğünde vajinal smear testi yapılır. Daha sonra spekulum çıkarılarak elle muayene yapılır. (Bimanual muayene). Elle muayenede rahim de bir hassasiyet, yapışıklık, büyüme, yumurtalarda ise kist ve enfeksiyon gibi durumlar tespit edilir.

 

Vajinal Smear Testi

Spekulum muayenesi yapılırken rahim ağız kısmından özel bir fırça ile hücreler alınır, lam üzerine yayılır, alkol ile fikse edilerek patolojik incelemeye gönderilir.
Özellikle rahim ağzı kanserlerinin tespitin de özellikle etkilidir. Ayrıca bazı enfeksiyon hastalıkları ve hastanın hormonal durumu ile ilgili de bilgi verebilir.

Meme Muayenesi

Jinekolojik muayeneye ilave olarak bazı doktorlar tarafından meme muayenesi de yapılabilir. Özellikle meme ile ilgili bir şikâyeti olan kadında meme muayenesi de yapılması uygun olur. Elle meme muayenesi yapıldıktan sonra şüpheli bir durum varlığında meme ultrasonografisi ve mamografi tetkiki istenebilir. 40 yaşından sonra rutin mamografik incelemeler gerekli durumlarda her sene takip amaçlı yapılabilir. Şikâyeti olmayan bir kadında ise 40 yaşından sonra iki yılda bir mamografik inceleme yapılması uygun olur.

Konu ile alakalı site içi diğer linkler.
Hpv virüsü ve rahim ağzı kanseri
Sık görülen jinekolojik problemler

Uluslararası linkler.
https://www.msdmanuals.com/home/women-s-health-issues/diagnosis-of-gynecologic-disorders/gynecologic-examination

https://www.britannica.com/science/gynecological-examination

 

Detaylı bilgi için İstanbul’un Bakırköy ilçesinde bulunan Kürtaj merkezimizi arayabilirsiniz.

dr.ismetyildirim@hotmail.com
0532 325 30 08

Rahim ağzı kanseri

Rahim Ağzı Kanseri Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Rahim ağzı kanseri en sık rastlanan kadın kanserleri arasında yer alır. Rahim ağzı kanserinde erken tanı mümkündür ve düzenli jinekolojik muayenelerini ihmal etmeyen kadınlarda kanser henüz oluşum evresindeyken bile kolayca tespit edilerek etkin biçimde tedavi edilebilir.

Bu nedenle toplumda yaygın görünen bir kanser olmasına rağmen teşhisinin kolay yapılabilmesi rahim ağzı kanserinde erken tanı alan kadınların, tamamen tedavi olabilmelerine olanak tanır. Rahim ağzı kanserlerinden öncül lezyonlar henüz 20’li yaşlardaki kadınlarda bile kanser oluşum riskini kolayca değerlendirmemizi ve bu sayede gerekli önlemleri alabilmemizi sağlar.

Rahim ağzı kanseri jinekolojik kanser türleri içinde en sık görülen ilk üç kanser türünden biri olmasına rağmen rahim ağzı kanserinde erken tanı sayesinde hastalığın tedavi şansı yüzde 95’in üzerine çıkabilmektedir. Rahim ağzı kanserine neden olan HPV türleri tespit edildiğinde, hastanın daha yakından takip edilmesi ve gerekli ise aşı ya da cerrahi ile müdahale edilmesi önemlidir. Bu girişimsel tedaviler kanser öncüsü HPV tanısı alan hastalarda kemoterapi ve radyoterapiye gerek kalmadan kişinin hızlıca ve başarılı biçimde tedavi edilebilmesinde önemli rol oynar.

Rahim Ağzı Kanseri Artıyor Mu?

Rahim ağzı kanseri artıyor mu

Önceki yıllarda rahim ağzı kanseri çoğunlukla 40’lı yaşlardan sonra tanısı konan ve tanı esnasında ileri evrelerde olan bir hastalıktı. Gelişen teknoloji ve tıp biliminin ilerlemesi ile birlikte  20’li yaşlarda kansere dönüşebilecek hücreler olarak adlandırdığımız prekanseröz lezyonlar, bize hastanın kansere olan yatkınlığı göstermekte ve kanser henüz oluşma aşamasında bile değilken önlem almamızı, rahim ağzı kanserinde erken tanı koyabilmemizi sağlamaktadır.

Rahim ağzı kanserinde erken tanı için birçok farklı yöntem kullanılmaktadır. Bu yöntemler detaylıca şu şekilde açıklanabilir:

Rahim ağzı kanserinde erken tanı yöntemi için en sık kullanılan yöntem smear testidir. Rahim ağzı hücrelerinin basit ve ağrısız biçimde sürüntü şeklinde alınması işlemi olan smear testi sonuçları rahim ağzı kanserinde erken tanı konulmasını kolaylaştıran en başarılı yöntemlerden biridir.

Kolposkopi, diğer bir erken tanı yöntemidir. Rahim ağzı özel bir büyüteç ile büyütülür ve bazı maddeler rahim ağzına uygulanır, hücre çoğalmasının fazla olduğu yani kanser potansiyeli olan bölgeler tesbit edilir ve buralardan biyopsi ( Serviks Biyopsi) işlemi yapılır.

ASCUS

Ascus Nedir?

Smear sonucunda ASCUS çıkması demek, incelemeyi yapan patoloğun inceleme esnasında 1 ya da 2 alanda kanser öncüsü hücreler görmesi sonucu durumundan şüphelenerek raporu ASCUS yani şüpheli olarak beyan etmesi demektir.

ASCUS kesinlikle net bir tanı yöntemi değildir ve hastaya kesin biçimde hücre değişimi var ya da yok denilmesi için yetersiz bir sonuçtur.  Smear sonucu ASCUS gelen hastalarda bir sonraki smear için 1 yıl beklenmez ve 2-3 ay içinde testin yenilenmesi istenir.

Bir sonraki smear zamanını beklemek yerine kolposkopi dediğimiz bir büyüteç ile rahim ağzı detaylıca görüntülenebilir. Kolposkopi değerlendirmesi esnasında hekim şüpheli bir bulguya rastlarsa inceleme esnasında ilgili bölgeden servikal biyopsi alarak incelenmek üzere patoloji laboratuvarına gönderilir.

Ayrıca ASCUS tanısı alan hastalarda HPV yani Human Papilloma Virüsü Tiplendirme Testi yapılması da gerekebilir. HPV tarama testi sonucuna göre hastaya HPV aşısı yapılmasına gerek duyulabilir. Ancak ASCUS sonucunda bazı hekimler 2-3 ay kadar beklemeyi de tercih edebilir. Bu süre olası bir kanser varsa dahi ilerlemesine neden olacak bir süre değildir.

CIN- 1

Cervical Intraepithelial Neoplasia’nin kısaltması olan CIN-1 smear testi sonuçları arasında yer alır. LG SIL olarak ta adlandırılır. Simir sonucu CIN 1 olan kadınlarda olan hastalarda bir sonraki simir testi için 6 ay beklenmemeli ve 3-4 ay içinde test yenilenmelidir.

CIN-2 ve CIN-3

Smear testinin incelenmesi sonucunda patoloji raporunda CIN 2 ya da CIN 3 ( HG SIL olarak da adlandırılır) sonuçları yazıyor ise rahim ağzından 1-2 cm’lik bir doku örneği alınır. Bu işleme Serviks Biyopsi adı verilir ve çıkartılan doku incelenmek üzerek patoloji laboratuvarına gönderilerek detaylıca incelenmesi, hastalığın ne kadar ilerlediği tesbit edilir.

Rahim Ağzı Kanseri

Serviks kanseri

Servikal biyopsi alınan hastaya rahim ağzı kanseri tanısı konulmuş ise zaman kaybetmeden hasta için en uygun tedavi protokolü uygulanır.

Kanser tanısı konulan hastaya PET CT, BT, kemik sintigrafisi gibi özel görüntüleme yöntemleri uygulanarak hastalığın yayılım gösterip göstermediği kontrol edilir. Hastalığın evresi ameliyata müsaade edecek kadar erkense zaman kaybetmeden hasta ameliyata alınarak rahim ve çevre lenf nodları çıkartılır. Bazı hastalarda ameliyat sonrası kemoterapi ve radyoterapiye gerek duyulmaz. Fakat bazı hastaların tümörü ameliyatla daha kolay çıkartmak ve ameliyatı daha kolay hale getirmek için ameliyat öncesi kemoterapi tedavisi (neoadjuvan) görmesi gerekebilir. Rahim ağzı kanserinde erken tanı bu nedenle çok önemlidir.

Kolposkopi Nedir?

Kolposkopi nedir

Rahim ağzı kanserinde erken tanı için en sık kullanılan araçlardan biri olan kolposkopi rahim ağzının, vagenin ve/veya vulvanın yakından muayene edilebilmesine sağlayan bir alettir. Kolposkop denilen ışıklı cihaz rahim ağzı görüntüsünü büyüterek bölgenin daha iyi muayene edilebilmesini ve incelenebilmesini sağlar.

Kolposkopi muayenesi öncesinde rahim ağzı ve vagendeki akıntı ve sıvıların arındırılması için tuzlu su uygulaması yapılır ve ardından özel bazı sıvılar rahim ağzına uygulanır. Bu sıvılar hastalıklı bir bölge varsa bu bölgenin beyazlamasını sağlar ve kolposkop dediğimiz araç ile bu bölge detaylıca incelenir. Doktorunuz kolposkopi sırasında gerekli görür ise bu şüpheli bölge ya da bölgelerden doku örneği alarak patolojiye gönderir.

Rahim ağzı kanserinde erken tanı için kullanılan kolposkopi işlemi genellikle 20-30 dakika süren basit bir işlemdir. Bu tetkik sayesinde serviks kanseri çok erken evrede iken yakalanabilir.

LEEP Eksizyon Tedavisi

Rahim ağzında şüpheli bir lezyona rastlanmış ise lezyonlar kısa süreli olarak takip edilebilir ya da beklemeden çıkartılabilir. Bu durum lezyonun büyüklüğüne, hücre değişikliklerinin ne denli yüksek ya da düşük olduğuna göre değişir. Ancak belirtmek gerekir ki rahim ağzında saptanan bir lezyonun kendi kendine gerileme ya da yok olma gibi bir durumu söz konusu değildir. Ayrıca bu tip oluşum gösteren lezyonların ilaçla tedavisi de henüz mümkün değildir. Bu nedenle rahim ağzı kanserinde erken tanı şansını yakalayan hastalarımızda CIN lezyonunun olduğu alan LEEP eksizyonu ya da soğuk konizasyon yöntemi kullanılarak çıkartılır.

LETZ veya LOOP eksizyonu da denen LEEP eksizyonu, servikste kanser öncüsü lezyonların çıkartılması için en sık kullanılan cerrahi yöntemidir. LEEP eksizyonu sırasında hastalıklı doku ısı yöntemi ile kesilerek çıkartılır. Kolposkopik muayene sırasında lezyonların rahim boynunun içine doğru ilerlemesinin tespit edilmesi durumunda, soğuk konizasyon işlemine geçilir. Soğuk konizasyonda ısı yerine bisturi kullanıldığından dolayı hastalıklı bölge tamamen çıkartılabilmekte hastada tam iyileşme sağlanabilmektedir.

Kolposkopi muayenesi sırasında hastalık sadece rahim ağzının dış kısmında saptanmışsa bu tür vakalarda LEEP yöntemi güvenli biçimde uygulanabilmektedir. Bu sayede rahmin dış kısmında sınırlık olan lezyonlar, rahim derinliklerine girilmesine gerek duyulmadan tedavi edilebilir. İleri yaşlardaki ve ya yeteri kadar doğum yapmış bir kadında rahim ağzında CIN 3 yani HG SIL tesbit edilirse Histerektomi yani rahimin tamamen ameliyat ile alınması bir tedavi seçeneğidir…

 

Konu ile alakalı diğer makalelerimiz:
Rahim ağzında yara
HPV virüsü nedir? nasıl tedavi edilir?
Jinekolojik muayene ve smear testi
Rahim ağzı kanser aşısı nedir?

Konu ile alakalı yabancı kaynaklar:
https://wb.md/2AZ6CHg
https://bit.ly/2GVCAXI

 

Rahim ağzı kanseri ile ilgili bilgi almak ve tedavi olmak için bize ulaşabilirsiniz.

dr.ismetyildirim@hotmail.com
0532 325 30 08

Bartolin Kisti Nedir?

Bartolin Kisti Nedir?

Kadınlarda sıklıkla görülen genital bölge enfeksiyonudur. Vajina girişinde sağlı, sollu bulunan, ilişkide kayganlaşmayı sağlayan küçük organcıklardır. Vücut direnci zayıf kadınlarda ve ilişkiye bağlı mikrop kapan kadınlarda bartolin bezlerinde enfeksiyon ortaya çıkar. Vajina girişinde genellikle tek taralı ve nadiren iki taraflı şişme, ağrı, kızarma, hassasiyet ve ödem meydana gelir. Enfeksiyon erken dönemde tedavi edildiği zaman 3-5 gün içinde antibiyotik ile bütün şikâyetler tamamen düzelir. Ancak yeterli tedavi edilmez ise veya vücut direnci zayıf ise abseye dönüşür. Kronikleşmiş hassas ağrılı kızarık enfeksiyon kitlesi halini alır.

Bartolin Kisti

Bartolin absesi cerrahi ile ve de antibiyotik ile tedavi edilse bile tekrar edebilmektedir. Bir kaç enfeksiyon sonrası vajina girişinde genellikle tek taraflı bazen ise iki taraflı ağrılı olmayan kitle şeklinde kalabilmektedir. Kitle bir fındık büyüklüğünden bir mandalina büyüklüğüne kadar olabilmektedir. Bu kitleye artık bartolin kisti adı verilir. İçi sıvı ile dolu bir kitle halini almıştır. Zaman zaman kitle abseye dönüşerek şiddetli şikayetlere yol açar.

 

bartolin-kisti
bartolin-kisti

Bartolin Kisti Tedavisi

Bartolin kistinin tedavisi tamamen cerrahidir. Aktif enfeksiyon olmadığı dönemde genel anestezi altında doğumhane veya ameliyathane ortamında kist haline gelen kitle tamamen çıkarılır. Kitlenin oluşturduğu geride kalan boşluk estetik bir şekilde kapatılır 3 hafta içinde tamamen iyileşme sağlanır.

Bartolin Kisti Ameliyatı Sonrası Cinsel Fonksiyon

Bartolin bezi çıkarıldığı zaman ilişkiye bağlı vajinada kayganlaşmanın ortadan kalkacağına inanılır. Ancak vajina sulanması sadece barfolin bezleri ile meydana gelmez, vajina içinde bulunan farklı bezlerde kayganlaşma fonksiyonu idame ettirilir. Dolayısıyla ameliyatın cinsel fonksiyona olumsuz bir etkisi söz konusu değildir.

Detaylı bilgi için İstanbul’un Bakırköy ilçesinde bulunan Kürtaj merkezimizi arayabilirsiniz.

vajinismus-nedir-tedavisi-nasildir

Vajinismus Nedir ?

Vajinismus Hastalığı Nedir?

Tanım olarak ilişkiye girememe durumudur. Sıklıkla psikolojik sebeplere bağlıdır. Özellikle yeni evli çiftlerde ciddi bir stres kaynağıdır. Tedavi edilemediği durumlarda boşanma sebebi olabilmektedir. Yeni evli çiftlerde değişik derecelerde olmak üzere %10-15 sıklıkla görülür. Vajinismusun hafif olduğu durumlarda yeni evli çiftler genellikle ilk ay ilişkiye girebilmektedir. İlk gece veya ilk hafta ilişkiye girememe Türk toplumunda sıktır.

Vajinismus Sebepleri

Sebepler sıklıkla psikolojik olmakla beraber fizikselde olabilir. Doğuştan gelen bazı cinsel organ anormallikleri ilişkiye engel teşkil edebilir. Ancak Türk toplumunda sıklıkla sebep psikolojiktir. Özellikle küçük yaşlarda cinsel konularda anne ve baba baskısı fazla olan kız çocuklarında problem daha fazla görülebilmektedir. Bunun dışında genç kızın büyüdüğü ortam da cinsel ilişkiye bakış açısı, dini sebepler, arkadaş çevresi vs. Vajinismus problemine sebep olabilmektedir.

Vajinismus Tedavisi

İlişkiye giremeyen yeni evli çiftler genellikle ilk etapta kadın doğum muayenesi için başvurur. Jinekolojik muayene yapılarak ilişkiye engel anatomik bir durum olup olmadığı tespit edilir. Yeni evli çift ile konuşarak ilişkiyle ilgili değerlendirme yapılır. Sebep tespit edilmeye çalışılır. Anatomik bir problem varlığında ameliyat ile düzeltme yoluna gidilir. Psikolojik bir sebep tespit edildiğinde, yeni evli çiftin bir psikiyatri uzmanı tarafından değerlendirilmesi istenir. Sonucuna göre yeni evli çift jinekoloj ve psikiyatri uzmanı gözetiminde tedavi edilmeye çalışılır. Psikoterapi yanında bazı ilaç tedavileri hastaya uygulanır. Jinekolojik olarak da bazı özel müdahaleler hastaya tatbik edilir. Her iki tedavi sonucunda genellikle pozitif sonuç alınabilmektedir. Doğum ile beraber genellikle vajinismus sorunu ortadan kalkmaktadır.

Detaylı Bilgi için Bakırköy Kürtaj Merkezi ile İrtibata Geçebilirsiniz…

Gebelik Esnasında Kanama

Gebelik Esnasında Kanama

Adet rötarı olduktan sonra gebeliğin son dönemine kadar değişik sebeplerle gebelerde kanama olabilir.

İlk 3’ay kanaması (1’inci trimester);
İlk 12’haftalık dönemde meydana gelen kanamadır. Düşük açısından yüksek risk taşır, gebelik kesesi rahim içine yerleşirken etrafındaki kılcal damarları çatlatarak kanamaya sebebiyet verebilir.
Bu genellikle normal bir durum olup, gebelerin %35’inde görülebilir. Daha ileri haftalarda özellikle bebeğin genetik bir probleminin mevcudiyetinde gebeliğin devam etmemesine bağlı olarak kanamalar meydana gelebilir yakın ultrasonografik takip bu durumlarda önemlidir. 12’haftayı geçen gebeliklerde herhangi bir kanama yok ise bebekte genetik bir problem olmadığı düşünülebilir.

2’inci 3 aylık dönem (2’inci trimester);
12-28’haftalık gebelik dönemidir. Erken haftalarda rahimağzı yetersizliği, plasentanın (beslenme organı) aşağıya yerleşmiş olması, rahim ağzında yara, rahimde miyom olması, rahim kasılmasının olması kanama sebebi olabilir. 22’inci haftadan sonra olan kanamalarda, erken doğum riski ortaya çıkacağı için, önleyici tedbirlerin alınması gerekmektedir. Özellikle rahim kasılmasını engelleyici ilaçlar kullanılır bunun yanında istirahat ve bol sıvı alımı uygun tedavi yöntemidir.
Kanama sebebinin ortaya çıkarılıp tedavinin ona göre yapılması gerekir. Erken doğum riski durumunda bebek akciğerlerinin yeterli gelişiminin sağlanabilmesi için bazı ilaçların kullanımı uygun olacaktır.

3’üncü 3’aylık dönem (3’üncü trimester);
28’inci haftadan itibaren miyada kadar olan dönemdir. Beslenme organı aşağıda olması, rahim kasılmalarının erken başlaması, rahim ağzında yara, kanama sebeplerindendir.  Kanamanın şiddetine göre tedavi planlanır. Rahim gevşetici ilaçlar, serum yüklemesi ve istirahat tedavi yöntemleridir. 37’haftadan öncesi doğum riski durumunda bebek akciğerleri gelişimi için ilaç uygulaması yapılır. Kanamanın şiddetli olduğu durumlarda genellikle gebelik sonlandırılır. Miyadındaki gebede doğum sancıları başladığında, rahim ağzının açılması durumunda kanamalar hafif derecede görülebilir. Bu doğum başlangıcı kabul edilebilir.

 

Detaylı Bilgi için Bakırköy Kürtaj Merkezi ile İrtibata Geçebilirsiniz…

jinekolojik-problemler

Sık Görülen Jinekolojik Problemler

Sık Görülen Jinekolojik Problemler

Adet düzensizlikleri

Ergenlik çağından menopoza kadar her dönemde kadınlarda adet düzensizlikleri görülebilir. Sıkıntı, stres, kilo alıp verme, fiziksel yorgunluk, hava değişimi, rahim ve yumurtalıkların mikrobik hastalıkları, yumurta kistleri ve rahimde miyomlar düzensizlik sebebi olabilir. Adetlerde gecikmeler olabileceği gibi, erken adet görmede önemlidir. Jinekolojik muayene ve ultrasonografik inceleme ile tanı ve tedavi yapılır.

Yumurta Kisti

Ergenlik çağından menopoz dönemine kadar yumurtalar da içi sıvı veya kan ile dolu kistler meydana gelebilir. Yaş ilerledikçe kistlerin kötü huylu olma riski artar. Özellikle 5’cm geçen kistler de patlama olasılığı yüksekliğinden dolayı ameliyat uygun seçenek olabilir. Kistlerin sebebini anlamak için uygulanan bazı kan testleri de mevcuttur.

Rahimde Miyom

Özellikle 35’yaşından sonra rahimde meydana gelen iyi huylu tümördür. Her 10’kadından 3-4 tanesinde vardır. Aşırı kanama, ağrı, düşük, erken doğum, etraf organlara da bası yapabilir. Aşırı kanama durumlarında miyom ameliyatı uygun tedavi yöntemidir. 40’yaşından sonra miyomu olan kadınlarda genellikle rahim komple alınır.

Vajina ve Rahim Mikrobik Hastalıkları

Vajina, rahim ve yumurtalarda değişik mikroplara bağlı olarak iltihabi durumun meydana gelmesidir. Akıntı, kanama, ağrı, koku, yüksek ateş gibi durumlar ortaya çıkabilir. Bir kısım mikrobik durumlar ilişki ile de bulaşabilir, dolayısıyla eşe de tedavi uygulanması gerekir. Enfeksiyonun tipine göre uygun antibiyotik tedavisi yapılır.

Menopoz

Yumurtalar da ki doğurganlığı sağlayan hücrelerin bitmesine bağlı olarak ortaya çıkan östrojen hormonunun üretilmediği dönemdir. Ateş basması, uykusuzluk, sinirlilik,  gece terlemesi, konsantrasyon zayıflığı, unutkanlık ve de ileri dönemde kemik erimesi meydana gelir. Menopoz tedavisi uygun olan kadınlarda östrojen hormonu takviyesidir.

 

Detaylı bilgi için İstanbul’un Bakırköy ilçesinde bulunan Kürtaj merkezimizi arayabilirsiniz.

dr.ismetyildirim@hotmail.com
0532 325 30 08

Rahim duvarı kalınlaşması

Rahim Duvarı Kalınlaşması Nedir? Nasıl Oluşur?

Rahim duvarı kalınlaşması, rahim kadının en önemli üreme organlarından biridir ve kaslardan meydana gelen bir organdır. Rahmin vajinaya açılan iç tabakası salgı bezleri ile bağ dokulardan oluşur. Rahim içi tabakası aynı zamanda endometrium olarak da bilinir ve bu tabaka her ay adet kanaması ile birlikte dışarı atılır. Her adet döngüsünde olası bir gebelik durumuna karşın rahim duvarı kalınlaşması meydana gelir ve bir gebelik oluşmadığında kalınlaşan rahim duvarı kendiliğinden çatlayarak adet kanaması ile birlikte vücuttan dışarı atılır. Ancak bir döllenme meydana gelirse ve gebelik oluşursa, embriyo kalınlaşan rahim duvarına tutunur ve gelişimini bu şekilde devam ettirir.

Rahim duvarı kalınlaşması, bu nedenlerin dışında da bir sebepten de kaynaklanabilir ve buna tıpta endometrial hiperplazi adı verilir. Her adet döneminin başlangıcında, yumurtalıklar tarafından östrojen hormonu rahim tabakasını kaplayan hücreleri hızla çoğaltır. Bu artış, östrojenin progesteron hormonu ile karşılaşmasına kadar devam eder. Progesteron hormonu yumurtlama döneminde ortaya çıkar ve kalınlaşmayı yavaşlatır.

Bu iki hormon maksimum seviyeye yükseldikten sonra yavaş yavaş azalır ve sonucunda adet kanaması oluşur. Bu olay üreme çağındaki sağlıklı bir kadında, her ay doğal olarak meydana gelmesi gereken fizyolojik bir döngüdür.

Endometrial hiperplazi, rahim iç tabakasının normalden daha fazla kalınlaşması durumudur. Her rahim duvarı kalınlaşması kanser anlamına gelmez ancak tedavi edilmediği takdirde kansere neden olabilmektedir. Rahim duvarının anormal kalınlaşması sıklıkla;

  • Menopoz öncesi dönemde olan kadınlarda yani 40 yaş üzeri yaş grubunda,
  • Adet gecikmesi ve adet düzensizliği olan kadınlarda,
  • Obezite sorunu, şeker hastalığı olan yetişkin kadınlarda,
  • Polikistik over sendromlu kadınlar,
  • Uzun süre progesteron ile dengelenmeyen östrojen kullanan kadınlarda görülür.

Rahim duvarı kalınlaşması belirtileri nelerdir?

Rahim duvarı kalınlaşması belirtileri

Rahim duvarı kalınlaşmasının belirtileri arasında en sık karşılaştığımız bulgu, uzun süren adet gecikmesini takip eden yoğun adet kanamalarıdır. Bu gibi şikayetleri olan kadınlar aynı zamanda ağrılı adet görme şikâyeti de yaşarlar ve ağrı genelde kasık bölgesinde toplanır.

Özellikle de menopoz sonrası kanama şikayeti olan kadınların mutlaka bir hekime başvurması ve kanamaya neden olan etmenin detaylıca araştırılması gerekir. Karın ve kasık bölgesinde ağrı ve buna eşlik eden bir vajinal kanamanız varsa endometrial hiperplaziden şüphelenmelisiniz.

Üreme çağında olan her kadının adet döngüsü 28 gün kabul edilmektedir. Adet döngüsünün ilk 14. günü rahim duvarı, östrojen etkisiyle kalınlaşmaya başlar ve 14. gün tamamlandığında yumurtlama meydana gelir. Gebelik oluşmadı ise son 14 gün rahim progesteron hormonunun etkisinde kalır. Sürecin sonunda da adet kanaması başlar.

Kadının vücudunda östrojenin etkisi altında kalan rahim iç tabakası progesteron hormonu ile karşılaşamaz ve tabakanın dökülmesini sağlamazsa rahim duvarının anormal kalınlaşması meydana gelir. Rahim duvarı kalınlaşması yaşayan bazı hastalarda hücre yapısında anormal değişimler görülebilir. Erken müdahale edilmediğinde hücre değişikliği rahim iç tabakası kanseri de denen endometrium kanserine yol açabilecek kadar ciddi sorunlara zemin hazırlayabilmektedir.

Rahim duvarı kalınlaşması tanısı nasıl konur?

Rahim Duvarı Kalınlaşması Tanısı Nasıl Konur?

Rahim duvarı kalınlaşması şüphesi olan vakalarda hekim öncelikli olarak vajinal olarak duvar kalınlığını milimetrik olarak ölçer.

Hastanın adet düzensizliği ve ağrıları da ultrason muayenesinde değerlendirilmeye alınır ve rahim içi ve yumurtalıklarda kitle, polip vs. gibi anomalilerin olup olmadığının kontrolü de yapılır.

Rahim hastalıkları şüphesinde ameliyata gerek kalmadan rahim iç tabakasına ulaşılarak kolayca biyopsi için parça alınabilir. Rahim kanseri, endometrium kanseri gibi kanserler de yine uterus içinin basit bir şekilde detaylı incelenebilmesi sayesinde erken teşhis edilebilen kanser türleri arasında yer alır. Rahim içi, yapısı gereği inceleme esnasında patoloji incelemesi esnasında parça alınmasını da mümkün kılar. Doktorunuz gerekli görürse histeroskopi de denen kameralı bir sistem ile rahim içine görüntüler ve şüpheli alanları inceleyerek tetkik ve tedavi için şüpheli parçaları basit bir müdahale ile rahimden çıkartır. Düzenli jinekolojik muayene olan hemen hemen her kadının olası kanser riski oluşmadan ya da oluşmaya başlar başlamaz erken teşhis edilebilmektedir.

Bu nedenle kanserde erken teşhisin önemi, gerek biz hekimler ve sağlık kuruluşları gerekse de belli kamu yayınları ile devlet tarafından sık sık kadınlara hatırlatılarak düzenli kontrollerini yaptırmaları için çağrıda bulunulur.

Rahim kalınlaşması tanısında kullanılan yöntemler nelerdir?

Ultrasonografi:

Rahim kalınlaşması en sık ultrason muayenesi esnasında teşhis edilir. Ultrason ile rahim iç tabakasını kalınlığı milimetrik olarak ölçülebilmektedir.

Biyopsi:

Rahim ağzına yerleştirilen tek kullanımlık ince plastik bir tüp yardımı ile rahim içinden örnek doku parçası alınır. Alınan parça araştırılmak üzere patolojiye gönderilir.

Kürtaj (Dilatasyon):

Bazı durumlarda rahimden parça alınması için kürtaj yöntemi de kullanılmaktadır. Kürtaj öncesi rahim ağzı genişletilerek, aletlerin rahim içine girişi sağlanır. Küret denen özel bir kürtaj aleti ile rahim iç tabakasından örnek parçalar çıkartılır ve patolojiye gönderilir.

Histeroskopi:

Rahim, kas yapıdan oluşan bir organdır. Bazı kısımlarına ulaşmak ve bu kısımlardan parça almak için histeroskopiye ihtiyaç duyulur. Histeroskopi, ışıklı kameraya sahip olan bir alettir ve ince bir boruya benzer. Histeroskopi ile rahimden parça alınması sonucu alınan parça incelenmek üzere patolojiye yollanır.

Rahim duvarı kalınlaşması nasıl tedavi edilir?

Rahim duvarı kalınlaşması nasıl tedavi edilir?

Rahim kalınlaşması tedavisi için genellikle progesteron içerikli ilaç tedavisi yeterli olmaktadır. Progesteron hormonu ile rahim kalınlaşması tedavisi doktor kontrolünde yapılması gereken bir tedavidir. Rahim duvarı kalınlaşması için ilaç kullanımı kesinlikle doktorun belirttiği dozu ve süreyi geçmemelidir.

Tedavi tamamlandıktan sonra hekiminiz yeniden ultrason ve gerekli görürse biyopsi yaparak kalınlaşmada bir iyileşme olup olmadığını incelemek isteyecektir. İlaç tedavisine yanıt alınmışsa hastanın belli aralıklarla yeniden kontrole gelmesi yeterli olacaktır. Fakat düzenli ilaç kullanımına rağmen kalınlaşma azalmadıysa ya da artmaya devam ediyorsa bu aşamada en etkin tedavi seçeneği cerrahi olmaktadır. Biyopsi sonucu atipik hiperplazi olan kadınların rahim kanseri (endometrium kanseri) riski oldukça fazladır ve hastanın çocuk sahibi olma düşüncesi de yoksa bu aşamada rahimin cerrahi ile alınması, rahim kanserinden korunma için en iyi seçenek olacaktır.

Rahim kalınlaşmasından korunmak mümkün müdür?

Rahim duvarı kalınlaşması önlem alınarak ve erken teşhis edilerek korunması mümkün olan hastalıklardan biridir. Bunun için özellikle de menopoz döneminde olan kadınların kullandığı ilaçlar, etken madde olarak sadece östrojen hormonu içermemelidir ve bu süreç mutlaka progesteron hormonu ile desteklenmelidir. Bu şekilde östrojen maruziyeti sonucu rahim duvarının kalınlaşması engellenebilmekte veya en aza düşürülebilmektedir.

Adet düzensizliği olan kadınlar rahim duvarında aşırı kalınlaşmayı önlemek için doktor kontrolünde progesteron içerikli ilaçlar kullanmalıdır.

Adet dönemleri düzenli olmayan kadınlar rahim duvarının aşırı kalınlaşmasını önlemek için doktorun onayıyla progesteron içeren ilaçlar kullanarak rahim duvarı kalınlaşma riskini azaltır. Fazla kilo problemi olan kadınların da rahim kalınlaşması riskleri vardır. İdeal kiloya ulaşıldığında rahim kalınlaşması riski de azalacaktır. Bunlarla birlikte gebelik ve emzirme dönemlerinde de rahim kalınlaşması riski oldukça düşüktür.

Bu nedenlerin dışında meme kanseri tedavisinde kullanılan Tamoksifen adlı ilacın da kadınlarda da rahim duvarı kalınlaşmasına neden olduğu bilinmektedir. Tamoksifen kullanan meme kanseri hastalarının, endometrium kanserinden korunmak için düzenli olarak biyopsi yaptırması gerekir.

 

Konu ile alakalı farklı yabancı kaynaklar:
https://bit.ly/2xot1g9

Detaylı bilgi için İstanbul’un Bakırköy ilçesinde bulunan Kürtaj merkezimizi arayabilirsiniz.

dr.ismetyildirim@hotmail.com
0532 325 30 08

Adet Belirtileri

Adet Belirtileri Nelerdir?

Adet Belirtileri Kadınlarda adet kanaması olacak adet döneminin yaklaşmasıyla birlikte ortaya çıkan belirtilere adet belirtileri denilmektedir. Kadınların %75 inden fazlası adet dönemi yaklaşınca çok fazla olumsuz sendromla yüzyüze gelmek ve de bunlarla başa çıkmak zorunda kalır. Her kadında farklı
Devamını Oku

Erken-adet-gorme-nedenleri

Erken Adet Görme ve Nedenleri

Erken adet görme nedenleri, normal olarak iki adet tarihinin arasında 21 günden az süre olmasıdır. Adet kanamalarının 21 günden az, 35 günden daha fazla sürede
Devamını Oku

Kadınlarda sancılı adet

Kadınlarda Sancılı Adet

Kadınlarda sancılı adet, yani adet kanaması sırasında kadınların şiddetli ağrı yaşaması durumuna tıp dilinde “dismenore” adı verilir. Adet sancısı alt karın bölgesinde ve de özellikle kasık bölgesinde başlayıp bel, sırt ve bacaklara kadar da yayılabilir. Hatta çok daha ileri durumlarda halsizlik ve kusmaya kadar da görülen zorlayıcı durumlar olmaktadır.

Kadınlarda sancılı adet yaşama şikayetleri oldukça fazla görülmektedir. Ergenlikte ilk adet kanamasından itibaren her bünyede farklılıklar gösteren bu süreç, maalesef genellikle ortak bir nokta olan sancılı adet olma konusunda kadınları bir araya getirir. Bu sancılı adet olmanın nedeni tıbbi olarak, rahim içi kasılmaları olarak gösterilir. Bu ağrıların yaşam şeklini çok fazla etkilemediği söylense de bazı durumlarda ciddi sorunlar yaratacak kadar çok yaşanıyor olabilir. Genellikle doktorun önereceği ağrı kesiciler ile giderilir ama daha ileri derecede ağrılarda doktor muayenesi ve farklı tedaviler belirlenmesi şart olmaktadır.

Adet Sancılarının Nedenleri

Kadınlarda sancılı adet nedenleri

Adet sancısının nedeni, meydana gelen adet kanamasının rahimden dışarı atılması için oluşan rahim içi kasılmalar ve rahimdeki kan dolaşımının önemli miktarda azalmasıdır. Bu dönemde rahim içinden salgılanan “prostaglandin” adı verilen maddeler sinir uçlarını uyararak, vücutta o bölgede ciddi ağrı hissedilmesine sebep olmaktadır. Prostaglandin maddesi vucüdumuzdaki pek çok dokuda bulunan ağrı hissettiren savunucu maddeleridir. Bazı durumlarda rahim içinde toplanan kanamanın dışarı atılırken geçmesi gereken yol, normal halden daha dar olabilir ya da rahim ters pozisyonda olmasından dolayı toplanan kanama kolayca dışarı atılamaz. Bu durumlarda rahmin kasılarak kanı dışarıya atmaya çalışması da ciddi ağrıya neden olmaktadır.

Adet kanaması ile yaşanan ağrı genellikle adet başlamadan bir gün önce başlar. Adetin özellikle ilk günü çok şiddetlidir ve en çok 2-3 gün sürer. Bazı durumlarda adetin son günü bile ağrı yaşanabilir. Adet sancısı olan kadınlarda aynı zamanda bulantı, baş ağrısı, kabızlık veya ishal gibi yakınmalar da izlenebilir. Bütün metabolizma etkilenmektedir.
Çok ileri derecede sancılı adet yaşanması çok fazla görülmese de, bu ağrı şekilleri çok farklı gelişebilir ve kesinlikle müdahale edilmesi gerekir. Regl ile başlayan ağrıların şiddeti çok fazla olabilir ve bu ağrılar kişinin yaşamını olumsuz şekilde etkileyebilir.

Adet döneminde kadınların rahim kasılması genelde adet sancısı olarak adlandırılır. Rahmin kasılma amacı dökülen rahmin iç duvar zarının adet dönemi ile yenilenmesi sürecinde, rahim içinde biriken kanamanın dışarı atılması için çaba sarf etmesidir.

Endometriozis

Kadınlarda sancılı adet olmasına neden olan en önemli durumlardan biri endometriozisdir. Bu durum kısırlığa kadar ilerleyecek bir sorundur. Genellikle endometriozis yaşayan bir hastanın tedavi olduktan sonra gebe kalma şansı olsa da, tıbbi olarak önlem alınmalıdır. Endometriozis ergenlikte değil ama daha ileri yaşlarda görülmektedir. Ancak tedavi kesinlikle geciktirilmemelidir.

Rahim Ağzında İltihap Olması

Bir diğer olasılık da rahim ağzında meydana gelen iltihabi hastalıklardır. Bu hastalıklar da adet döneminin sancılı geçmesine neden olmaktadır. Tedavi edilmeden sancılar geçmeyecektir. En kısa sürede bir Kadın doğum doktoruna başvurmanız gerekmektedir.

Yumurtalık Kistleri

Yumurtalık Kistleri

Kadınlarda sancılı adet yaşanmasının bir diğer nedeni de yumurtalıklarda oluşan kistlerdir. Özellikle çikolata kistleri çok fazla sancıya neden olmaktadır. Bu kistler tedavi edilmeden adet sancılarından kurtulmak mümkün olmayacaktır. Muayene bulgularına göre adet düzenleyici amaçlı olarak doğum kontrol hapları ile tedavi başlamalıdır. Bu haplar sayesinde adet sancısı da yaşanmayacaktır.
Eğer jinekolojik muayene sırasında adet sancısına yol açan bir bulguya rastlanılmış ise ilk olarak bu mevcut bulgunun ortadan kaldırılması gerekir. Tedavide başarılı olabilmek için son derece önemli bir durumdur.

Eğer yapılan jinekolojik muayenelerde herhangi bir sorun çıkmamış ise, hastaya uygulanacak ilk tedavi ağrı kesici ilaç tedavisidir. Adet kanaması başlamadan bir iki gün önce ağrı kesici içilmeye başlanmalıdır. Ancak ağrı kesici haplar da adet sancısını ortadan kaldırmak için yeterli cevap vermiyorsa, doğum kontrol hapları ile tedavi aşamasına geçilmelidir.

Tüm bu belirtilen farklı tedavi yöntemlerine rağmen adet sancısı yine de kesilmemişse, bu durumun altında yatan hastalığı kesinlikle saptamak gereklidir. Bu amaçla laparoskopi uygulanarak karın içi organlar detaylı olarak izlenebilir ve bu sırada eğer gerekli görülürse bir takım cerrahi müdahalaler yapılarak şikayetlerin giderilmesi için harekete geçilir.

 

İlginizi çekebileceğini düşündüğümüz diğer yazılarımız:

Erken adet görme nedenleri
Adet ağrısı neden olur?
Sigaranın kadınlar üzerindeki etkisi

Detaylı bilgi için İstanbul’un Bakırköy ilçesinde bulunan Kürtaj merkezimizi arayabilirsiniz.

dr.ismetyildirim@hotmail.com
0532 325 30 08

Hamilelikte idrar rengi

Hamilelikte İdrar Rengi Nasıl Olmalıdır?

Hamilelikte idrar rengi: Gebelik süresi boyunca vücudun bazı tepkileri, sağlık durumunuz hakkında da size ipuçları …

Mol Gebelik

Mol Gebelik (Üzüm Gebelik) Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Mol gebelik halk arasında üzüm gebeliği olarak da bilinen ve oldukça nadir görülen bir kadın hastalığıdır. Mol …

Kızlık zarı dikimi fiyatları

Kızlık Zarı Dikimi Fiyatları

Kızlık zarı dikimi fiyatları: Bu işlem en çok yapılan genital estetik ameliyatları arasında yer alır. Kaza, travma, …