Rahimağzı kanser aşısı: Yaklaşık 15 yıldır ülkemizde yapılan rahimağzı kanser aşısı, HPV adı verilen bazı virüslerin rahim ağzında kanser yapma riskini engellemek amacı ile geliştirilmiştir. Ülkemizde 9 ile 46 yaş arası kadınlara yapılması önerilmektedir.
Özellikle vajinal smear sonrası HPV mikrobu ile karşılaştığı anlaşılan kadınlarda takip oldukça önemlidir. Bu durumlarda ve de virüs ile hiç karşılaşmamış kadınlarda ise HPV aşısı yapılarak virüsün potansiyel kanser yapıcı etkisi ortadan kaldırmak mümkündür. Bu durumlarda kadınların daha dikkatli olması ve kontrollerini düzenli olarak yapması gerekmektedir.
Aşı 3 doz halinde yapılır. 0, 1 ve 6. Aylarda tek doz halinde uygulanmaktadır.
Rahim ağzı kanseri meme kanserinden sonra tüm dünyada görülen en sık 2. kadın kanseri türüdür. Rahim ağzı kanseri gelişimi uzun yıllar sürer bu nedenle de erken teşhis edilebilen kanserler arasında yer alır. Erken teşhis edilebilen hatta önlenebilen bir kanser türü olan serviks kanseri kadınların düzenli jinekolojik muayene yaptırması ile henüz oluşum evresinde iken fark edilebilir.
Serviks kanserinin gelişim hızının yavaş olması tedavi seçenekleri arttırırken aynı zamanda rahim ağzı kanseri nedeniyle ölüm oranlarını ciddi anlamda düşürür.
Yazı İçeriği
Rahim Ağzı Kanseri Belirtileri Nelerdir?
Rahim ağzı kanserinin belirtileri uzun süre devam eder ve belirtilerin başlaması ile birlikte kanser oluşumu erkenden saptanabilir. Rahim ağzı kanserine neden olan etmenler bir hayli fazladır ancak en belirgin belirtiler aşağıdaki gibi sıralanabilir.
- HPV virüsü denilen genital siğillerin varlığı ve siğille birlikte sık sık tekrar eden enfeksiyon,
- Düzensiz adet görme ve/veya cinsel ilişki sonrası vajinal kanama,
- Ağrılı cinsel ilişki ve idrar yaparken oluşan ağrı,
- Genital bölge ile birlikte sırt ve bacaklarda görülen ağrı,
- Sürekli yorgunluk hissi, iştah ve kilo kaybı,
- Vajinal bölgede rahatsızlık hissi ile birlikte kötü kokulu akıntı,
- Özellikle tek bir bacakta şişkinlik ve ağrı serviks kanserinin belirtileri arasında yer alır.
HPV virüsünün neden olduğu enfeksiyonlar çoğunlukla tedavi gerektirmeden kendiliğinden iyileşir. Ancak HPV tipleri oldukça farklı komplikasyonlara neden olur ve özellikle de tip 16 HPV ve tip 18 HPV nedeniyle meydana gelen ve iyileşme gözlenmeyen enfeksiyonlar, serviks kanseri öncesi lezyonlara zemin hazırlayabilir. Tedavi edilmeyen bu tip HPV virüslerinden kaynaklı lezyonlar ilerleyerek kansere neden olabilir. Ancak bu lezyonların ilerlemesi uzun yıllar alır.
Kanser, sinsi bir hastalıktır ve genelde ileri evrelere geldiğinde belirti verir. Kanser belirtileri hissedilmeye başlandığında kanserin evre genelde ilerlemiş olur ve bu da gerek tedavi olanakları gerekse de yaşam süresi azalır. Ancak düzenli yapılan vajinal muayeneler ile HPV virüsü tanımlanabilir ve erken dönemde tedavi edilerek kanser gelişimi engellenebilir. Kanserde erken teşhis bu nedenle son derece önemlidir.
Rahim ağzı kanseri aşısı ile HPV virüsünün özellikle de kanser öncüsü olan tipleri engellenebilir. Rahim ağzı kanseri aşısı yapılması için ne uygun zaman kişinin cinsel olarak henüz aktif olmadığı dönemdir. Cinsel ilişki öncesinde yapıldığında rahim ağzı kanseri aşısı daha etkin fayda sağlar.
HPV Nasıl Bulaşır?

HPV virüsü serviks kanserinin en bilindik nedenidir. Sıklıkla genital bölgede görülen bu siğillere genital siğil de denir ve sıklıkla oral, anal ve vajinal cinsel temasla bulaşır. Cinsel partnerler arasında virüsün bulaşma oranı yaklaşık olarak %60 civarındadır.
HPV virüsünün bulaşma riskinin daha fazla olduğu durumlar aşağıda gibi sıralanabilir:
- Cinsel ilişkiye erken yaşta başlamak,
- Cinsel partnerin sayısının birden fazla olması,
- Korunmasız cinsel ilişkiye girmek,
- Cinsel yolla bulaşan enfeksiyon geçmişi
- Bağışıklık sisteminin türlü nedenlerden dolayı düşük olması genital siğillerinin bulaşma riskini arttıran faktörlerdir.
HPV Cinsel İlişki Haricinde Bulaşabilir mi?
Genital siğil cinsel temas dışında da bulaşma riski olan virüslerdir. Her ne kadar en sık bulaşma riski cinsel temas türleri ile olsa da virüslerin HPV’li kişi ya da kişiler teması sonucunda da bulaşabildiği görülür.
Kişinin vücudunda farklı bölgelerde bulunan siğil ya da siğillerden temas yoluyla ve HPV bulunan kişi ya da kişilerle temas ile de bulaşabilmektedir
Rahimağzı Kanseri Aşısı Yaş Sınırı Nedir?

HPV aşısı 11-12 yaşında olan kız ve erkek çocuklarında yapılabilen bir aşıdır. Ancak cinsel ilişki söz konusu olsa dahi 9-26 yaş aralığında kız çocuklarına ve kadınlara HPV testi yapılma gereği duyulmadan üç doz olarak aşı uygulanabilir. Ayrıca rahim ağzı kanseri aşısı, kadınlarda 43 yaşına kadar yapıldığında da kansere neden olan HPV tiplerinin oluşumunu ciddi oranda azalttığı tespit edilmiştir.
HPV aşılarının etken maddesinde HPV 16 ve 18’e karşı antijen bulunur. Bu iki tip virüsün rahim ağzı kanserlerinin %70-80’inden sorumlu olduğu tüm dünyada yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur. Rahim ağzı kanseri aşısı içerisinde yer alan bu iki HPV tipine karşın %100 koruma sağlar.
Ancak her ne kadar aşı yapılmış olsa da düzenli olarak pap smear taraması yapılmasına devam edilmelidir.
Rahimağzı kanser aşısı etkili olabilmesi için 3 doz halinde uygulanır ve uygulama kol ya da kalçadan kas içine uygulanır. İlk aşı uygulamasından sonraki 1. ayda ve 6. ayda 3 doz tamamlanır.
Rahim ağzı kanseri gebelik döneminde yapılamaz. İlk doz uygulamasının hemen ardından hamile kalınırsa doğumdan sonra hastanın yeniden aşıya başlaması gerekir. Hamilelik döneminde aşı yapılmış ise gebeliğin sonlandırılmasına gerek yoktur. HPV aşısının gebelik esnasında bebeğe zarar verdiğine dair herhangi bir kanıt yoktur. Öyle ki HPV aşısı emzirme döneminde güvenli bir şekilde yapılabilen bir aşıdır.
Rahimağzı kanser aşısı içerisinde canlı ya da ölü virüs bulunmaz bu nedenle de aşı sonrasında herhangi bir yan etkiye neden olmaz. Aşı sonrasında yalnızca aşı yerinde kızarıklık, ağrı ya da şişlik gibi basit yan etkiler görülebilir.
Rahim Ağzı Kanser Aşısı Yaptıranlarda Koruyuculuk Ne Kadar Sürer?
Rahim ağzı kanser aşısı ile ilgili en çok merak edilen konuların başında aşının ne kadar süre koruma sağladığı gelir. Yapılan uzun dönemli çalışmalar, aşının bağışıklık sistemi üzerinde güçlü ve kalıcı bir yanıt oluşturduğunu göstermektedir. Aşı sonrası oluşan antikor düzeyleri, HPV’ye karşı uzun yıllar boyunca etkin koruma sağlayabilir.
Mevcut bilimsel veriler, aşının en az 10–15 yıl boyunca yüksek düzeyde koruyuculuk sunduğunu ortaya koymaktadır. Bu süre zarfında bağışıklık yanıtının azalmadığı ve ciddi HPV ilişkili hastalıkların görülme oranının düşük kaldığı bildirilmektedir. Güncel bilgiler ışığında, rutin hatırlatma dozlarının zorunlu olmadığı kabul edilmektedir.
Ancak her bireyin bağışıklık sistemi farklıdır. Bu nedenle aşının sağladığı koruma, düzenli kontroller ve tarama testleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Aşı, koruyucu bir kalkan sunar; ancak tek başına yeterli bir güvence olarak görülmemelidir.
Aşı Sonrası Düzenli Tarama Testleri Neden Hâlâ Önemlidir?
Aşı yaptırmış olmak, tarama testlerinin tamamen bırakılabileceği anlamına gelmez. HPV’ye karşı geliştirilen aşılar, yüksek riskli tiplerin büyük bölümüne karşı etkilidir; ancak tüm tipleri kapsamaz. Bu nedenle rahim ağzı sağlığının izlenmesi için tarama testleri önemini korur.
Smear testi ve HPV DNA testi, hücresel değişikliklerin erken dönemde saptanmasını sağlar. Aşılı bireylerde risk daha düşük olsa da, sıfır değildir. Tarama programları sayesinde olası değişiklikler erken aşamada fark edilebilir ve tedavi edilebilir.
Aşı ve tarama testleri birlikte uygulandığında, koruyuculuk en üst düzeye çıkar. Bu yaklaşım, rahim ağzı kanserinin önlenmesinde en etkili stratejilerden biridir.
Rahim Ağzı Kanser Aşısı Olanlarda HPV Bulaşma Riski Tamamen Ortadan Kalkar mı?
Rahim ağzı kanser aşısı, HPV bulaşma riskini ciddi ölçüde azaltır; ancak bu riski tamamen ortadan kaldırmaz. Aşı, kanserle en güçlü ilişkiye sahip HPV tiplerine karşı yüksek koruma sağlar. Buna rağmen daha nadir görülen bazı tiplerle karşılaşma ihtimali teorik olarak devam eder.
Bu durum aşının etkisiz olduğu anlamına gelmez. Aksine, aşılı bireylerde yüksek riskli HPV enfeksiyonları ve kanser öncüsü lezyonlar çok daha nadir görülür. Klinik veriler, aşılamanın hastalık yükünü belirgin şekilde azalttığını göstermektedir.
Bu nedenle aşı, “tam koruma” yerine “yüksek düzeyde risk azaltma” sağlayan bir önlem olarak değerlendirilmelidir. Koruyucu davranışlar ve düzenli kontrollerle birlikte ele alındığında etkisi en üst seviyeye ulaşır.
HPV Enfeksiyonu Geçirmiş Olanlar Aşıdan Yine de Fayda Görür mü?
Daha önce HPV enfeksiyonu geçirmiş olmak, aşının faydasız olacağı anlamına gelmez. HPV’nin çok sayıda farklı tipi vardır ve çoğu kişi bu tiplerin yalnızca birkaçıyla karşılaşmıştır. Aşı, henüz maruz kalınmamış tiplere karşı koruma sağlayabilir.
Bu nedenle geçmişte enfeksiyon öyküsü olan bireyler de aşıdan yarar görebilir. Aşı, yeni enfeksiyonların önlenmesine yardımcı olabilir ve gelecekte ortaya çıkabilecek riskleri azaltabilir. Bu durum özellikle genç erişkinlerde önemlidir.
Aşının uygunluğu, bireysel sağlık durumu dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Hekim görüşüyle verilen kararlar, aşının sağlayacağı faydayı en doğru şekilde ortaya koyar.
Rahim Ağzı Kanser Aşısı Toplum Sağlığı Açısından Neden Kritik Bir Rol Oynar?
Rahim ağzı kanser aşısı, yalnızca bireysel koruma sağlamaz; aynı zamanda toplum sağlığı üzerinde de önemli bir etki yaratır. Aşılama oranları yükseldikçe, HPV’nin toplum içindeki dolaşımı azalır ve dolaylı koruma oluşur.
Birçok ülkede yürütülen yaygın aşılama programları, rahim ağzı kanseri ve kanser öncüsü lezyonların görülme sıklığını belirgin şekilde düşürmüştür. Bu sonuçlar, aşının uzun vadeli etkisini açıkça ortaya koymaktadır.
Toplumsal düzeyde aşılama, gelecekteki nesiller için ciddi bir sağlık kazanımı anlamına gelir. Bu nedenle aşı, bireysel bir tercih olmanın ötesinde, koruyucu halk sağlığı uygulaması olarak değerlendirilmelidir.
Rahim Ağzı Kanser Aşısı Erkeklerde Neden Önemlidir?
Rahim ağzı kanser aşısı genellikle kadın sağlığıyla ilişkilendirilse de, erkekler açısından da önemli bir koruyucu role sahiptir. HPV yalnızca rahim ağzı kanserine değil; erkeklerde görülebilen genital siğiller, anal kanser ve bazı baş-boyun kanserleriyle de ilişkilidir. Bu nedenle aşılama, yalnızca bireysel koruma değil, virüsün toplumda yayılımını azaltma açısından da önem taşır.
Erkeklerin aşılanması, HPV’nin dolaşım zincirini kırmaya yardımcı olur. Böylece hem erkeklerin kendi sağlıkları korunur hem de partnerlerine virüs bulaştırma riski azalır. Bu durum, dolaylı olarak kadınlarda rahim ağzı kanseri riskinin düşmesine katkı sağlar.
Toplum genelinde bağışıklık oluşturmak için aşının yalnızca kadınlara değil, erkeklere de uygulanması giderek daha fazla önerilmektedir. Bu yaklaşım, HPV’ye bağlı hastalıkların uzun vadede kontrol altına alınmasında önemli bir strateji olarak kabul edilir.
Aşılama Yaşı Geçerse Koruyuculuk Azalır mı?
Aşının en etkili olduğu dönem, kişinin HPV ile karşılaşmadığı yıllardır. Bu nedenle çocukluk ve ergenlik döneminde yapılan aşılamalar en yüksek koruyuculuğu sağlar. Ancak bu durum, ileri yaşlarda yapılan aşının etkisiz olduğu anlamına gelmez.
Yaş ilerledikçe HPV ile temas ihtimali artsa da, herkes tüm HPV tipleriyle karşılaşmış değildir. Bu nedenle daha ileri yaşlarda yapılan aşılama da hâlâ anlamlı bir koruma sağlayabilir. Özellikle henüz yüksek riskli HPV tipleriyle karşılaşmamış bireylerde aşının faydası devam eder.
Aşılama yaşı konusunda kesin bir “çok geç” sınırı yoktur. Burada önemli olan, bireyin risk profili ve sağlık durumunun hekim tarafından değerlendirilmesidir. Doğru zamanda yapılan aşılama, yaşa bakılmaksızın koruyucu bir etki sunabilir.
Rahim Ağzı Kanser Aşısı ile Doğurganlık Arasında Bir İlişki Var mı?
Rahim ağzı kanser aşısı ile doğurganlık arasında olumsuz bir ilişki olduğuna dair bilimsel bir kanıt bulunmamaktadır. Aşı, üreme organlarının işlevini bozmaz ve yumurtalık rezervi, hormon dengesi ya da gebelik şansı üzerinde olumsuz bir etki yaratmaz.
Bu konuda ortaya atılan iddialar genellikle bilimsel dayanağı olmayan yanlış bilgilere dayanır. Aşı, bağışıklık sistemini HPV’ye karşı eğiten bir uygulamadır ve üreme hücrelerine zarar vermez. Yapılan geniş kapsamlı çalışmalar, aşılanan bireylerde doğurganlıkla ilgili bir risk artışı göstermemiştir.
Aksine, rahim ağzı kanserinin ve kanser öncüsü lezyonların önlenmesi, uzun vadede üreme sağlığının korunmasına katkı sağlar. Bu nedenle aşı, doğurganlığı tehdit eden değil, dolaylı olarak koruyan bir uygulama olarak değerlendirilmelidir.
Aşı Sonrası Görülen Yan Etkiler Ne Kadar Sürer?
Aşı sonrasında görülen yan etkiler genellikle hafif ve geçicidir. En sık bildirilen yan etkiler, enjeksiyon yapılan bölgede ağrı, kızarıklık veya hafif şişliktir. Bazı kişilerde kısa süreli halsizlik, baş ağrısı veya düşük ateş görülebilir.
Bu belirtiler çoğu zaman birkaç gün içinde kendiliğinden geçer ve kalıcı bir sorun oluşturmaz. Ciddi yan etkiler son derece nadirdir ve aşının güvenliği, milyonlarca doz uygulama sonrası elde edilen verilerle desteklenmektedir.
Yan etkiler konusunda doğru bilgilendirme yapılması, aşılama kararını kolaylaştırır. Beklenen hafif reaksiyonlar, bağışıklık sisteminin aşıya yanıt verdiğinin bir göstergesi olarak kabul edilir ve genellikle tedavi gerektirmez.
Rahim Ağzı Kanser Aşısı Küresel Sağlık Politikalarında Neden Önceliklidir?
Rahim ağzı kanser aşısı, dünya genelinde önlenebilir kanserler arasında yer alan rahim ağzı kanserine karşı en etkili koruyucu araçlardan biri olarak kabul edilir. Bu nedenle birçok ülke, aşıyı ulusal bağışıklama programlarına dahil etmiştir.
Dünya Sağlık Örgütü, rahim ağzı kanserinin küresel ölçekte ortadan kaldırılabilir bir hastalık olduğunu vurgulamakta ve aşılama, tarama ve tedaviyi içeren bütüncül stratejiler önermektedir. Aşının yaygınlaştırılması, özellikle sağlık hizmetlerine erişimi sınırlı bölgelerde büyük bir fark yaratmaktadır.
Küresel düzeyde aşılama oranlarının artması, gelecekte rahim ağzı kanserine bağlı ölüm oranlarının ciddi şekilde azalmasını sağlayabilir. Bu nedenle aşı, bireysel korumanın ötesinde, küresel halk sağlığı açısından stratejik bir öneme sahiptir.
Rahimağzı Kanseri Aşısını Devlet Karşılıyor mu?
Genital siğil aşısının ücretini devlet karşılamaz ancak gerek dünyada gerekse de Türkiye’de kadınların aşıya ulaşabilmesi, rahimağzı kanserinden korunması için yapılan çalışmalar sonucunca aşı fiyatları hayli düşürülmüştür.
HPV aşısı fiyatları hemen hemen her yıl değişir. Rahimağzı kanseri aşısı fiyatı önceki yıllarda bir hayli yüksek olsa da yapılan çalışmalar ile aşı fiyatları indirilmiştir. Bu sayede her kadının aşıya erişimi dolayısıyla da rahim ağzı kanserinden korunması kolaylaştırılmıştır.
Büyük özel sağlık sigortaları olan kişilerde aşının ücretsiz olarak yapılması söz konusu olsa da HPV aşısı SGK tarafından karşılanan bir aşı türü değildir.
İlginizi çekebileceğimizi düşündüğümüz diğer makalelerimiz
Konu ile alakalı yabancı kaynak:
https://www.nhs.uk/conditions/cervical-cancer/
Detaylı bilgi için bize ulaşın:
[email protected]
0532 325 30 08
