Kategori: Jinekoloji

Deri altı implant

Deri Altı İmplant (Doğum Kontrol Çubuğu) Nedir?

Deri altı implant cilt altına bir aparat yerleştirilmesi yolu ile uygulanan bir doğum kontrol yöntemidir. Son yıllarda kullanımı oldukça yaygınlaşan ve % 99 gibi yüksek bir oranda gebelik riskine karşı koruma sağlayan bu aparatlar küçük bir cerrahi müdahale ile deri altına yerleştiriliyor. Kullanım süresi dolduğunda ise yine kesi uygulanarak çıkarılıyor ve hemen yenisinin takılması da mümkün olabiliyor.

Düzenli olarak doğum kontrol hapı içmek istemeyenler, spiral takılmasına sıcak bakmayanlar ya da prezervatif kullanımından rahatsız olanlar için doğum kontrol çubuğu çok daha konforlu bir seçeneğe dönüşebiliyor. Ancak bu yöntemin cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı hiçbir koruma sağlamadığının da altı çizilmelidir. Sadece vücuda belirli bir oranda hormon salgılayarak hamilelik ihtimalini % 1’e kadar düşürme gibi bir etkisi olan deri altı implant çeşitleri aynı zamanda kadınların doğurganlıkları üzerinde de olumsuz bir etkide bulunmaz. Gebelik planlayan kadınlar aparatın çıkarılmasını sağlayabilir ve bu sayede yeniden doğurganlık özelliğine kavuşabilir. İmplantın genellikle sol kolun üst kısmına, deri altına yerleştirildiğinde, işlemin yaklaşık 30 dakika ila 1 saat içerisinde tamamlandığını belirtelim.

Tıkla Öğren –> https://www.drismetyildirim.com/kadin-ureme-organlari

Deri Altı İmplant Ne İşe Yarar?

Deri altı implant ne işe yarar

Kolun cilt altına yerleştirilen doğum kontrol çubuğu kullanımından önce kadının hamile olmadığından emin olunması gerekir. Şayet gebelik şüphesi yoksa adet döneminin ilk 5 günü içerisinde implantın yerleştirilmesi mümkündür. Daha önce hiç doğum yapmamış olan kadınlar da bu doğum kontrol yönteminden faydalanabilir. Daha önce doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda ise deri altı implant yerleştirilmesi işlemi doğum kontrol hapı kullanımının bırakılmasından bir hafta sonra gerçekleştirilebiliyor.

En genel şekli ile deri altı implant ne işe yarar sorusunu ‘her gün düzenli olarak vücuda belirli bir miktarda hormon salgılar ve bu yolla gebeliği çok yüksek oranda önler’ yanıtını verebiliriz. Çeşitli açılardan değerlendirildiğinde bu aparatların kullanımı sunduğu avantajlar bakımından da ön plana çıkıyor. Bu avantajları şu şekilde listeleyebiliriz:

  • En az 3 yıl gibi gayet uzun bir süre gebeliğe karşı koruma sunar
  • Koruma oranının %99 olduğundan güvenli bir doğum kontrol yöntemidir
  • İmplantı çıkarttıktan hemen sonra doğurganlık yeniden kazanılır
  • Kadının hamile kalma olasılığı üzerinde olumlu ya da olumsuz bir etkisi yoktur
  • İmplant takıldıktan sadece 24 saat sonra koruma etkisi başlar
  • Günlük yaşantıyı ya da cinsel yaşam konforunu sıkıntıya sokmaz

Bu arada deri altı implant emzirme döneminde de kullanılabilen bir doğum kontrol yöntemidir. Ancak doğumdan hemen sonra takılması bazı sakıncalar barındırdığından tavsiye edilmez. Bu yöntemden faydalanmak için doğumun üzerinden en az 6 hafta geçmesini beklemeniz gerekiyor. Doktorunuza bu konuda danışmanız durumunda implant takılması için size en uygun süreyi bildirecektir.

Tıkla Öğren –> https://www.drismetyildirim.com/labioplasti-nedir

Deri Altı İmplant Fiyatları 2020

Çeşitli firmalar tarafından üretimi gerçekleştirilen ve kullanıma sunulan doğum kontrol çubuğu fiyatları tahmin edileceği gibi farklı fiyatlara sahip oluyor. Bu nedene fiyat konusunda tek bir rakamdan söz etmek sizin için yanıltıcı olabilir. Hangi markanın deri altı implant ürününün tercih edildiğine bağlı olarak bu doğum kontrol yöntemi için ayrılması gereken bütçe de değişebilir. Ancak genel olarak fikir sahibi olmak isteyenlere, bu aparatların fiyatlarının çok yüksek olmadığı bilgisini aktarabiliriz. Gayet ekonomik bir doğrum kontrol yöntemidir ve her yaşta kullanıma uygundur.

Deri Altı Çubuğu İmplantı Nasıl Etki Eder?

Deri altı çubuğu nasıl etki eder

Cilt altına yerleştirilen doğum kontrol çubuğu vücuda hormon salgılar ve bu yolla da rahmin iç bölümünde yer alan zarın da incelmesini sağlar. Bu sayede döllenme gerçekleştiğinde döllenen yumurta rahmin iç kısmına yerleşemez. Aynı zamanda deri altı implant yumurtlamayı da engelleme özelliğine sahiptir ancak bu özelliğinin doğum kontrol hapları ile kıyaslandığında daha düşük olduğunu da belirtmek gerekiyor. Bu nedenle yumurtlamayı önlemekten ziyade döllenen yumurtanın rahim içerisine yerleşmesini engelleyerek gebeliği önleme özelliği taşıyor.

Kadınlar deri altı implant kullandıklarında sperm hücreleri kadın üreme hücreleri ile buluşsa bile döllenen yumurtanın adet döneminde vücuttan atılması mümkün olabiliyor. Ancak bu doğum kontrol yönteminin her kadın için uygun olmadığını da belirtmeliyiz. Kimler deri altı implant kullanmamalı sorusuna kısa bir liste ile açıklık getirelim:

  • Daha önce meme kanseri geçirmiş olanlar
  • Doğumun üzerinden henüz 6 hafta geçmemiş olan anneler
  • Herhangi bir karaciğer hastalığı olanlar
  • Adet dönemleri dışında vajinal kanama yaşayanlar
  • Gebelik şüphesi olanlar ya da gebe olanlar
  • Sentetik progesteron hormonu kullanması sakıncalı olanlar
  • Tüberküloz, hipertansiyon ya da epilepsi rahatsızlığı olanlar

Bu kadınlar daha farklı doğum kontrol yöntemlerine yönelebilir ve bu konuda da kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarına danışabilir. Bununla birlikte kimler için deri altı implant yönteminin ideal bir seçenek olduğunu da gözden geçirmekte fayda var:

  • Uzun süreli koruma sunan bir doğum kontrol yöntemi arayanlar
  • Çeşitli nedenlere bağlı olarak östrojen hormonu içeren doğum kontrol yöntemlerini kullanması sakıncalı olanlar
  • Doğum kon trol hapı kullanmak istemeyenler/ kullanması sakıncalı olanlar
  • Doğum kontrol yöntemi uyguladığının bilinmesini istemeyenler

Tıkla Öğren –> https://www.drismetyildirim.com/vajinismus

Deri Altı Çubuğu İmplant Zararlı mıdır?

Elbette deri altı implant sadece avantajları bakımından değil zararları ya da yan etkileri bakımından da merak ediliyor. Öncelikle implantların sanıldığı gibi ciddi bir kilo artışına yol açmadığını belirtelim. Yapılan araştırmalar bu yöntemi tercih eden kadınların sadece 1 ila 2 kilo aldıklarını gösteriyor. Aynı zamanda adet düzensizliği yaşayan kadınlar için de bu yöntem sakıncalı olabilir. Çünkü nadir görülüyor olsa da implantların adet düzensizliğine yol açabildiği biliniyor. Çoğu zaman adet düzensizliği sadece 3 ila 4 ay sürüyor. Sonrasında yeniden adet düzeni sağlanabiliyor.

Yaygın şekilde görülen doğum kontrol çubuğu yan etkilerini şu şekilde açıklayabiliriz:

  • Hafif baş ağrısı
  • Adet döneminde daha yoğun kanama
  • Adet süresinin uzaması
  • Memelerde hassasiyet
  • Çok hafif olmak kaydıyla mide bulantısı

Bunlar dışında deri altı implant kullanımına bağlı çok fazla yan etki bulunmuyor. Vücuda herhangi bir zararının olmaması nedeniyle de cazip bir seçenek olduğunun altını çizmekte fayda var. Gizlilik özelliği yani kullanımının bir başkası tarafından anlaşılmasının mümkün olmaması da bu yöntemi pek çok farklı doğum kontrol yönteminden ayırıyor.

Cilt Altı İmplantı Ne Kadar Koruma Sağlar?

Kadınların doğum kontrol çubuğu hakkında sıklıkla merak ettikleri konulardan biri de bu aparatların koruma süresi oluyor. En az 3 yıl boyunca koruma sağlayan bu ürünler koruma süresi bakımından da çok sayıda kadın için cazip bir doğum kontrol yöntemine dönüşebiliyor. Tercih edilen deri altı implant türüne göre koruma süresinin 5 yıla kadar uzayabildiğini de belirtmek gerekiyor. Koruma süresi dolduğunda deri üzerine çok küçük bir kesi uygulanır ve kullanım süresi dolan aparat çıkarılır. Ardından beklemeye gerek kalmadan yeni bir deri altı implant uygulanması mümkündür. Vücudu dinlendirmeye gerek kalmadan bu doğum kontrol yönteminin kullanılmasına devam edilebilir ve uzun süreli kullanımlarda da vücuda herhangi bir zarar vermez.

Tıkla Öğren –> https://www.drismetyildirim.com/dogum-kontrol-yontemleri

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
dr.ismetyildirim@hotmail.com

Kadın üreme organları

Kadın Üreme Organları Nelerdir?

Kadın üreme organları içte yer alanlar ve dışta yer alanlar şeklinde 2 farklı grupta değerlendirilir. Genital iç organlar leğen kemikleri ile bel kemiği tarafından oluşturulan bir kemik çatının içinde bulunur. Kadın ile erkeğin kemik çatıları birbirinden farklıdır. Çünkü kadınların anatomisi hamile kalmaya, bebeğin rahim içerisinde büyümesi ve gelişmesine uygundur.

İç Genital Organlar

Vajina

Vajina

İç genital kadın üreme organları vajinayla başlar. Vajina yaklaşık olarak 10 cm uzunluğa sahiptir ve vajina girişiyle başlayarak uç kısmında rahim ağzı yer alır. Boru şeklinde düşünülebilecek olan vajinanın girişinde salgı bezleri de bulunur. Bu salgı bezleri vajinada kayganlık sağlama görevini üstlenmiştir. Ön ve arka duvarları birbirinin üzerine katlanmış olarak duran vajina, doğum esnasında genişler. Bu sayede bebeğin başının geçmesi mümkün olur.

Şu makalemize de göz atmanızı öneririz:
Tıkla Öğren –> https://www.drismetyildirim.com/kegel-egzersizi

Uretra

Uretra nedir

Yine boru şeklinde olan kadın üreme organları arasında uretra da bulunuyor. İdrarın biriktiği mesanenin hemen devamında yer alan uretra aynı zamanda idrar boşaltım sisteminin de son aşamasıdır. Uretranın kadınlarda, erkeklere nazaran daha kısa olması, idrar yolu enfeksiyonu gibi sorunların da kadınlarda daha yaygın görülmesini beraberinde getiriyor.

Rahim Ağzı

Rahim ağzı

Sperm hücrelerinin rahim içerisine girişini sağlayan kadın üreme organları arasında rahim ağzı da bulunuyor. Aynı zamanda rahim ağzı doğum sırasında bebeğin rahimden çıkış yeridir. Rahim ağzı kanalında salgı bezleri de bulunuyor ve bu bezlerin salgıladığı sıvı sperm hücrelerinin rahme ulaşmasını kolaylaştırıyor. Bu arada rahim ağzı salgılarının çeşitli bakterilerin rahim ağzından vajinaya ulaşmasını engellediğini de belirtelim. Sadece birkaç milimetre açıklığa sahip olan, koni biçimindeki rahim ağzı doğum sırasında genişliyor ve rahim ağzı açıklığı 10 santimetreye kadar ulaşabiliyor. Bu esnada rahim ağzında yumuşama da meydana gelir.

Rahim

Rahim

En önemli kadın üreme organları arasında bulunan rahim, uterus olarak da adlandırılıyor. Rahmin yan kısımlarında boynuz şeklinde fallop tüpleri yer alıyor. Oldukça güçlü kaslara sahip olduğundan kasılma özelliği de bulunan rahim, genel olarak armut şeklinde bir yapıya sahiptir diyebiliriz. Rahmin iç kısmı endometrium yani rahim içi boşluk şeklindedir. Hamile olunmadığında rahmin ağırlığı yaklaşık 60 gramdır. Gebelik döneminde ise rahim 3 kg ağırlığına sahip bir bebeği taşıyabilecek büyüklüğe erişir. Doğum zamanında kasılmalar meydana gelir ve bebeğin doğumu gerçekleşir. Rahim de diğer kadın üreme organları gibi bebeğin sağlıklı bir şekilde büyümesi ve doğumun gerçekleşmesi görevini üstlenirken aynı zamanda bebeği darbelere karşı da korur. Kadınlar menopoza girdiklerinde artık rahim de görevini tamamlamıştır. Bu nedenle menopoz sonrasında rahmin boyutları da küçülür.

Endometrium

Endometrium

Endometrium da kadın üreme organları arasında yer alıyor ve rahmin iç kısımdaki boşluk rahmin iç tabakası ile kaplanmış durumdadır. Sperm hücreleri tarafından döllenen yumurta fallop tüplerinden geçiyor ve bu bölgeye ulaşıyor. Bu bölgeye yerleşen döllenmiş yumurta büyümeye başlıyor. Rahmin iç tabakasının adet dönemlerinde yenilendiğini ve kendini yeni bir hamilelik için hazırlamaya başladığını söyleyebiliriz. Şayet gebelik oluşmazsa bu tabaka adet kanaması ile vücuttan tahliye edilir ve sonrasında yenilenir.

Doğum kontrol yöntemleri nelerdir?
Hemen tıkla öğren –> https://www.drismetyildirim.com/dogum-kontrol-yontemleri

Dış Genital Organlar

Dış genital kadın üreme organları ise vücudu örten cilt tabakasının devamı şeklindedir. Bu organları, iç genital organların bir giriş kapısı gibi düşünebilirsiniz. Dış genital organlar genel olarak topluca ‘vulva’ şeklinde adlandırılır.

Dış Dudaklar

Dış dudaklar

Vajina girişinin sağında ve solunda yer alan kıvrımların dış bölümünde bulunanlar dış dudak olarak adlandırılır. Her kadının vücudunda bulunan dış kadın üreme organları arasında yer alan dış dudaklar, ön kısımda pubis tepesinde, arka kısımda ise anüsün üst kısmında birleşir. Üzerinde genital kıllar bulunur ve iç kısmı da yağ dokusundan oluşur.

İç Dudaklar

İç dudaklar

Dış dudakların iç kısmında yer alanlar ise iç dudak olarak adlandırılıyor. Klitorisin üst bölümünden vajina girişinin altına doğru uzanan iç dudaklar kıvrımlı bir yapıya sahiptir. İç dudakların ebatları her kadında farklı olabilir. Bazı kadınlarda bacaklar kapalı olduğunda iç dudaklar görünmüyorken bazı kadınlarda görünebilir. Ayrıca bu kadın üreme organları cilt altı yağ dokusu da içermiyor.

Labioplasti ameliyatı nasıl yapılır? merak ediyorsan aşağıdaki linkten öğrenebilirsin:
Tıkla Öğren –> https://www.drismetyildirim.com/labioplasti-nedir

Vajina Girişi

Vajina girişi

İç dudakların hemen devamında vajina girişi bulunur. Vajina girişi kızlık zarına kadar devam eder ve yaklaşık 1 cm ila 2 cm uzunluktadır. Kızlık zarı, vajina girişi ile vajinayı buluşturan dokudur.

Kızlık Zarı

Kızlık zarı

Hymen olarak adlandırılan kızlık zarı da kadın üreme organları listesinde bulunuyor. Hafif esnek bir yapıya sahip olan kızlık zarının orta kısmında delik bulunur. Bu delik adet döneminde kanın vücuttan tahliyesini sağlar. Kızlık zarı çoğu zaman ilk cinsel ilişki esnasında bütünlüğünü kaybeder. Ancak çok esnek olması durumunda bütünlüğünü koruyabilir. Uzun süre kızlık zarının da iç genital organları enfeksiyona karşı koruduğu düşünülse de orta bölümünde delik bulunuyor olması nedeniyle bu işlevi halen tartışma konusudur.

Klitoris

Klitoris

Erkeklerde penisin uç kısmı, kadınlardaki klitorisin karşılığı oluyor. Pubis tepesinin hemen altında yer alan klitorisin hem üstü hem de yanları iç dudaklar ile çevrili şekildedir. Klitorisin alt bölümünde ise idrar deliği yer alır. İdrar deliğinin de altında vajina girişi bulunuyor. Klitoris aslında Y şeklinde bir görünüme sahiptir. Cinsel ilişki esnasında sertleşebilme özelliğine sahip olan klitoris, kadınlarda orgazmında son derece önemlidir ve kan damarlanması bakımından da zengin bir yapıya sahiptir.

İdrar Deliği

İdrar çıkış deliği

Uretra ağzı yani idrar deliği klitorisin alt kısmında yer alır. İç dudakların ön bölümde birleştiği yerde konumlanmış olan idrar deliğinin temel işlevi ise idrarın vücuttan atılmasını sağlamaktır. İdrar deliği uretranın son bölümünü oluşturur.

Perine

Özellikle Kegel egzersizleri konusunda adından sıklıkla söz edilen perine de kadın üreme organları arasında yer alıyor. Dış dudakların arka bölümde birleştiği yer ile anüs arasında kalan bölüm ‘perine’ olarak adlandırılır. Deriyle kaplı olan perine hem idrar hem de dışkı kontrolünü sağlayan kaslara sahiptir. Kadınlarda doğum sırasında perine bölgesi bir hayli gevşer ve bu sayede bebeğin başının vajinadan çıkmasına yardımcı olur. Hatta kimi zaman doğuma yardımcı olması için doğum kesisi uygulanır ve epizyotomi uygulanan bölge de perine bölgesidir.

Kadın Vücudu Anatomisi

Kadınlarda leğen ve bel kemiği çatısının açılığı erkeklerde olduğundan farklı bir biçimde; yuvarlak şekildedir. Özellikle iç kadın üreme organları bu kemik çatı yardımı ile korunur. Erkeklerde ise bu kemik çatı kalp şeklindedir ve kalp şeklindeki kemik açılığı ağır yük taşımaya, yuvarlak kemik çatı açıklığı ise bebeğin başının doğum sırasında doğum kanalına girmesini sağlar.

Görüldüğü gibi iç ve dış kadın üreme organları tamamen gebelik için uygun bir yapılanma şeklindedir. Bebeğin doğum öncesinde gelişiminin sürebilmesi ve doğumun da gerçekleşebilmesini sağlayabilen bir yapılanma karşımıza çıkıyor. Bazıları küçük bazıları da büyük anatomik yapıya sahip olan kadın üreme organlarının herhangi birinde anatomik bir sorun olması, hamile kalmayı engelleyebilir ya da sorunsuz bir doğum yapılabilmesini önleyebilir. Ancak günümüzde iç ve dış genital organlara cerrahi müdahaleler yapılabiliyor ve anatomik bozuklukların tamamı olmasa da çok büyük bir bölümü giderilebiliyor.

Vajinismus nedir? neden olur?
Hemen tıkla öğren –> https://www.drismetyildirim.com/vajinismus

 

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
dr.ismetyildirim@hotmail.com

Kegel egzersizi

Kegel Egzersizi Nedir?

Kegel egzersizi pelvik taban kaslarının güçlendirilmesi amacıyla yapılan ve vajina kaslarının güçlenmesine, toparlanmasına yardımcı olan egzersizdir. Bu egzersiz yöntemini ilk kez tanımlayan isim Güney Kaliforniya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görev yapan Doç. Dr. Arnold Henry Kegel oldu. Bu nedenle egzersiz, O’nun ismi ile adlandırılıyor. Pelvik taban kaslarının yanı sıra mesane, vajina, rahim ve rektum bölgelerinin daha iyi çalışmasını da amaçlayan egzersiz sayesinde idrar ve dışkı yaparken organların daha rahat çalışması da mümkün olabiliyor.

Kegel Egzersizi Nasıl Yapılır?

Öncelikle bu egzersizi yapmadan mesanenin boşaltılması gerekiyor. Genital bölgede bulunan kasları kasmanız halinde hangi kasların sıkıştığını hissedebilirsiniz. Bu kasların kasılması idrar akışını keser ve mide gazının geçişini de engeller. Temel olarak egzersiz kapsamında bu kasların güçlenmesi sağlanıyor. Kasları sıkmak ve yaklaşık 6 saniye beklemek gerekir. Sonrasında kasların serbest bırakılması ve tamamen gevşemesinin sağlanması lazım…

Gün içerisinde 15 ila 20 defa Kegel egzersizi yapılabilir. Daha az sayıda yapılması durumunda egzersizin veriminin düşeceğini söyleyebiliriz. Bu egzersizin yapıldığının dışarıdan anlaşılması mümkün olmaz. Dolayısıyla bu durum egzersizin istenen her yerde özgürce yapılabilmesini sağlıyor. Ancak egzersizi yaparken yani kasları kasarken pelvik taban kasları ile birlikte üretra ve anüs bölgesinin de sıkıştığından emin olunması gerekiyor. Aynı zamanda karın ile kalça bölgesindeki kasların da aksine kasılmaması gerekir. Şayet bu kaslar da kasılıyorsa egzersizi doğru yapamıyor olabilirsiniz.

Bu arada Kegel egzersizi yaparken nefesin tutulması doğru değildir. Düzenli bir şekilde nefes alıp vermeye devam etmelisiniz. Bununla birlikte ‘egzersiz ne kadar çok yapılırsa o kadar iyi olur’ düşüncesi de doğru değildir. Kasları fazla yormanız işlevlerinin bozulmasına sebebiyet verebilir. İdeal sayıdan daha fazla ya da daha az yapmamaya özen gösterin. Aynı zamanda egzersizin idrarı tutarak yapılmaması da önem taşıyor. İdrarı tutarak yapılan egzersiz sadece hastanın hangi kası kasması gerektiğini öğrenmesi amacını taşır. Sonrasında mesane boşaltılmalı ve egzersiz bu şekilde yapılmalıdır.

Vajinismus nedir? nasıl tedavi edilir? detaylı bilgi için aşağıdaki linkten öğrenebilirsiniz.

Tıkla –> Vajinismus

Kegel Egzersizinin Faydaları Nelerdir?

Kegel egzersizinin faydaları

Genel olarak Kegel egzersizi doğru şekilde yapıldığında pek çok fayda sunabiliyor. Bu faydalara şu örnekleri verebiliriz:

  • Vajina kaslarının güçlenmesini sağlar
  • Gebelikte Kegel egzersizi yapılması mesane, vajina ve kalça kaslarının güçlenmesini sağlar
  • Normal doğumu kolaylaştırır ve doğum süresini kısaltır
  • Doğum sonrası ağrı daha az olur
  • Menopoz döneminde vajinanın sıkılığının daha uzun süre korunmasını sağlar
  • Kadınlarda cinsel haza ulaşmayı kolaylaştırır
  • Erkeklerde prostat ile erken boşalma sorunuyla mücadeleye yardımcı olur

Kegel Egzersizi Ne Kadar Sürede Etki Eder?

Sıklıkla merak edilen konulardan biri de Kegel egzersizi faydalarının ne zaman hissedilmeye başlanacağı oluyor. Ancak bu sorunun yanıtı kişiden kişiye değişir. Egzersiz öncesinde kasların durumu ve egzersizin düzenli olarak yapılıp yapılmadığı gibi unsurlara bağlı olarak faydalarını hissetmeniz için geçmesi gereken süre de değişebilir. Genel olarak hastalar 15 gün sonrasında faydasını görmeye başladıklarını dile getirse de bu süre 1 aya kadar da uzayabilir.

Östrojen hormonu nedir? fazlalığı veya azlığı ne gibi sonuçlar doğurur? detaylı bilgi için aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

Tıkla –> Östrojen hormonu

Hamilelikte Kegel Egzersizinin Faydaları

Hamilelikte kegel egzersizi

Gebelik döneminde Kegel egzersizi yapmanın pek çok faydası bulunuyor. Bunlardan ilki hamilelik döneminde hatta doğumdan sonra bile yaşanabilen idrar ve dışkı kaçırma gibi semptomların ortaya çıkmasını engelleyebiliyor olmasıdır. Güçlü pelvis tabanına sahip olmak sayesinde tüm bu semptomlardan korunmak mümkün olabiliyor. Aynı zamanda doğum sırasında epizyotomiye ihtiyaç duyulmasını engelleyebilir. Beraberinde düzensiz yırtık oluşmasını da önleyebilir.

Doğumdan sonra vajinanın çok daha kolay bir şekilde eski halini almasını da sağlayabilen bu egzersizlerin faydası doğumdan sonra da devam edebiliyor. Örneğin düzenli olarak egzersiz yapan kadınların, doğum sonrasında cinsellikle ilgili haz kaybı yaşama oranlarının çok daha düşük olduğu biliniyor. Ancak gebelik döneminde de bu egzersizi doğru şekilde yapmak, aşırıya kaçmamak önem taşıyor. Egzersiz esnasında bel ve karında ağrı olmaması gerekiyor. Şayet ağrı varsa egzersizi doğru yapmıyor olma ihtimaliniz yüksektir.

İlginizi çekebileceğimiz  diğer makalemize aşağıdan göz atabilirsiniz.

Tıkla –> Doğum kontrol yöntemleri

Vajinusmus Tedavisinde Kegel Egzersizi

Vajinusmus tedavisinde Kegel egzersizi yönteminden sıklıkla faydalanılır. Egzersiz ile pelvik kaslarının kontrolünün sağlanması hedeflenir. Aynı zamanda vajina bölgesindeki kaslarla ilgili rahatlama sağlıyor olması da bu rahatsızlığın tedavisinde egzersizlerden faydalanılmasının nedenleri arasında yer alır. Sadece kasların kasılıp bırakılması şeklinde uygulanan bu basit egzersiz yöntemi, bir süre sonrasında vajina bölgesindeki kaslarla ilgili kontrolün gelişmesini de beraberinde getirebilir.

Pelvik Kası Nedir?

Genel olarak pelvik tabanının çok sayıda kastan oluştuğunu söyleyebiliriz. Leğen kemiğinin alt tabanını çevreleyen bu kaslar pelvis kası olarak adlandırılır. Uygulanan Kegel egzersizi ile güçlendirilmeye çalışılan kaslar da bu kas dokularıdır. Pelvis kaslarının vücuttaki görevlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Pelvis içinde ve karnın alt bölümünde konumlanan organların yerinde durmasına yardımcı olur
  • İdrar ve dışkı kontrolünü sağlar
  • İdrar ve dışkı yapma isteğinin mesane ile kalın bağırsağa iletilmesini sağlar
  • İstendiğinde idrar ve dışkılamanın yapılabilmesi için gevşer

Bu kasların tamamen istemli olduğunu ve şayet bir sağlık sorunu yoksa kişinin kontrolü altında bulunduğunu belirtebiliriz. Ancak organların içerisinde yer alan düz kaslardan daha farklı bir çalışma prensibine sahiptir. Çeşitli nedenlere bağlı olarak pelvis kaslarında gevşeme meydana gelebiliyor. Zira Kegel egzersizi gevşeme sorununu ortadan kaldırmaya yardımcı olması amacıyla uygulanıyor. Pelvis kaslarında gevşemeye neden olabilen unsurları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Yaşın ilerlemesi
  • Çok sayıda doğum yapmak
  • Uzun süren zorlu doğumlar
  • Kronik öksürük problemi
  • Aşırı kilo
  • Sıklıkla ağır kaldırmak
  • Bu bölgeyle ilgili geçirilen bazı ameliyatlar
  • Kronik kabızlık ya da aşırı ıkınma

Pelvik Taban Ne Demektir?

Pelvik taban

Pelvik taban, leğen kemiğinin iç kısmını örten kas tabakasıdır. Leğen kemiğinin içinde bulunan mesane, rahim, yumurtalık ile rektumun fonksiyonlarını yerine getirmesi için destek oluşturan pelvik taban, Kegel egzersizi konusunda da önem taşıyor. Leğen kemiğinin içerisinde taban dokusunu oluşturan pelvik taban, organların konumunu korumasına da yardımcıdır.

Genital estetik nasıl yapılır? nelere dikkat etmek gerekir? detaylı bilgi için aşağıdaki makalemize göz atabilirsiniz.

Tıkla –> Genital estetik nasıl yapılır

Perine Kasları Nedir?

Perine kasları Kegel egzersizi konusunda sıklıkla gündeme geldiğinden hangi kaslar olduğu da merak edilebiliyor. Vajinanın dış dudak bölgesi ile anüs arasında kalan bölge perine olarak adlandırılır. Bu bölgede yer alan kaslar da perine kaslarıdır ve idrar ile dışkı işlevlerinin kontrolü bu kaslar yardımıyla sağlanır.

Erkek Kegel Egzersizi Nasıl Yapılır?

Erkeklerde de Kegel egzersizi başarılı sonuçlar doğurabiliyor. Özellikle idrar kaçırma sorununu ortadan kaldırma amaçlı olarak yapılan egzersizler, genel olarak kadınlar tarafından yapılan egzersiz ile aynı mantıktadır. Bu egzersizde idrar yaparken idrarınızı bir anda tutmanız gerekiyor. Pelvik taban kaslarını kasma yolu ile idrar akışının 6 saniye ila 8 saniye durdurulması, sonrasında yeniden 6 saniye ila 8 saniye idrar akışının sağlanması şeklinde uygulanıyor.

Günde 3 – 4 defa bu egzersizi yaparak bu kasların güçlenmesini sağlayabilirsiniz. Birkaç deneme sonrasında erkekler de tıpkı kadınlar gibi hangi kaslarını kasmaları gerektiğini öğrenebiliyor. Bu egzersizin günün herhangi bir saatinde ve herhangi bir yerde idrar akışı olmadan da uygulanabildiğini belirtmek gerekiyor. Söz konusu kasların kasılması ve bir süre beklendikten sonra bırakılması şeklinde uygulanabilir.

 

 

Konu ile alakalı dış kaynak:
https://www.wikihow.com.tr/Kegel-Egzersizleri-Nas%C4%B1l-Yap%C4%B1l%C4%B1r

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
dr.ismetyildirim@hotmail.com

Labioplasti

Labioplasti Nedir? Nasıl Yapılır?

Labioplasti ameliyatı genital organın iç dudak olarak bilinen labia minör bölgesinin onarılması ya da bu bölgede meydana gelen sarkmanın giderilmesi amacıyla gerçekleştirilen cerrahi operasyondur. Vajinanın iç dudak bölgesinde yapısal olarak asimetrinin olması, ideal orandan daha büyük ya da daha sarkık görünmesi kadınlarda çeşitli sıkıntıların yaşanmasına neden olabiliyor. Özgüven eksikliği, dar kıyafet giyememe ya da tahriş gibi çeşitli sorunlara sebebiyet verebilen bu durum, labioplasti ameliyatı ile kolaylıkla ortadan kaldırılabiliyor. Cerrahi operasyon kalıcı bir sonuç elde etmeyi sağladığından çok daha fazla tercih ediliyor.

Labioplasti Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Çoğunlukla lokal anestezi altında gerçekleştirilen labioplasti ameliyatı ender durumlarda genel anesteziyle birlikte de yapılabiliyor. Operasyonun süresi her hastada aynı değildir ancak genellikle 30 dakika ila 60 dakika içerisinde ameliyatın tamamlandığını söyleyebiliriz. Operasyon esnasında sarkık bir görünüm sergileyen fazla doku cilde kesi uygulanması yolu ile çıkarılır. Ardından vücutta kendiliğinden eriyen dikiş ipleri kullanılır ve ameliyat tamamlanır. Bu nedenle dikiş aldırmaya da gerek olmaz.

Ameliyatın adet döneminde yapılmaması gerekiyor. Bunun nedeni labioplasti ameliyatı sonrasında hijyen koşullarını sağlayabilmektir. Hastanın kendini iyi hissetmesi durumunda uzun süreli ev istirahatine de gerek duyulmaz. Birkaç gün sonrasında iş hayatına geri dönülebiliyor. Ayrıca bu ameliyatta kanama riskinin çok fazla olmadığını da belirtebiliriz. Dikişler genelde 10 gün sonrasında vücutta eriyor ve bu süre boyunca hijyene maksimum düzeyde dikkat esilmesi gerekiyor. Ameliyattan sonraki gün duş alınabiliyor ancak 10 gün boyuna küvette yatılmaması gerekiyor. 15 gün boyunca sauna, hamam, havuz gibi ortamlarda bulunulmaması, enfeksiyon riski nedeniyle önemlidir.

İlginizi çekebileceğimizi düşündüğümüz diğer makalemiz:
Tıkla –> Kegel egzersizi

Labioplasti Fiyatları 2020

Labioplasti fiyatları

Cerrahi operasyonlarda fiyatların farklılık göstermesi son derece normal bir durum olduğundan labioplasti fiyatları olarak da karşınıza pek çok farklı rakam çıkabilir. Elbette fiyatlar üzerinde etkili olan çeşitli faktörler bulunuyor. Örneğin mevcut dokuda ne oranda sarkma olduğuna ya da nasıl bir müdahale yapılacağına bağlı olarak labioplasti fiyatları değişebiliyor. Operasyonu gerçekleştirecek olan doktorun deneyimi yine fiyatlar üzerinde etkili olan bir diğer unsurdur. Fiyat araştırmasından önce randevu alarak muayene olmanızda fayda var. Bu sayede labioplasti fiyatları 2020 olarak tarafınıza net bir bilgi iletilebilir. Ancak genel olarak bu operasyon için yüksek rakamlardan oluşan bir bütçe ayırmak gerekmediğini söyleyebiliriz. Ülkemizde labioplasti fiyatları gayet makul rakamlardan oluşuyor. Önemli olan deneyimli bir doktor tarafından operasyonun gerçekleştirilmesidir.

Labioplasti Neden Uygulanır?

Genital bölgede küçük dudaklarda sarkma ya da büyüme olması kadınları sadece psikolojik açıdan etkilemiyor. Sürekli tekrarlayan vajinal ya da üriner enfeksiyon sorunu nedeniyle kadınların günlük hayatı, sosyal yaşamı ya da iş yaşamı da olumsuz etkilenebiliyor ve bu nedenle labioplasti ameliyatı yapılması gerekebiliyor. Aynı zamanda bu sorun, cinsel ilişki konforunda da ciddi bir düşüşe neden olabiliyor. Hareketlerin kısıtlanması ve aynı zamanda cinsel ilişki esnasında ağrı hissetme gibi çeşitli şikayetlerin olabildiğini söyleyebiliriz.

Bununla birlikte iç dudak sarkması ya da büyüklüğü bikini, mayo gibi dar kıyafetleri giyme özgürlüğünü kadınların elinden alabiliyor. Bu sorunu yaşayan kadınların büyük bölümü tayt ya da dar kesim pantolon giyme noktasında bile çeşitli sıkıntılar yaşayabiliyor. Fiziksel görünüm nedeniyle kadınların bazı spor dallarıyla ya da sahne sanatlarıyla ilgilenmeleri de mümkün olmayabiliyor. İşte tüm bu sorunları ortadan kaldırmak için labioplasti ameliyatı uygulanıyor ve böylelikle her açıdan kadınlar hayatlarını çok daha özgür bir şekilde devam ettirebiliyor.

Diğer makalemize göz atın deriz:
Tıkla –> Östrojen hormonu

Labioplasti Kimlere Uygulanabilir?

Labioplasti kimlere uygulanabilir

İç dudaklarda asimetrik görünüm olan, bu dokularda sarkma meydana gelen ya da idealden daha büyük iç dudak görünümüne sahip olan her kadın labioplasti ameliyatı olabilir. Ancak bunun için ameliyata engel olabilecek bir sağlık sorununun bulunmuyor olması gerekir. Aynı zamanda hamilelik ve emzirme dönemlerinde cerrahi operasyon sakıncalı olduğundan, kadınların bu dönemleri atlattıktan sonra ameliyatı gündemlerine almalarında fayda olacaktır.

En çok merak edilen unsurlardan biri de labioplasti ameliyatı sonrasında yaşananlar oluyor. Bu ameliyat hamile kalma olasılığınızda asla bir değişime neden olmaz. İleride normal doğum yapmanızı da engellemez. Operasyon ile sadece iç dudak bölgesine müdahale ediliyor. Rahme ya da gebelikte önemi büyük olan yumurtalıklara herhangi bir müdahale yapılmadığından gönül rahatlığı ile ameliyattan faydalanabilirsiniz. Hiç doğum yapmamış olan kadınların da bu operasyondan faydalanabileceğini belirtelim.

Son olarak labioplasti ameliyatı işleminin kızlık zarına da hiçbir zarar vermediği bilgisini aktaralım. Daha önce cinsel ilişkiye girmemiş olan kadınlar da operasyon ile sarkık ya da büyük iç dudak görünümünden rahatlıkla kurtulabilir. Kızlık zarı vajina girişinin birkaç cm içerisinde yer alır. Oysa bu operasyon ile vajinanın 1 cm içerisine bile müdahale edilmiyor. Sadece fazla olan doku kesi ile çıkarılıyor ve iç dudaklara daha düzgün, daha ideal boyutlarda bir görünüm kazandırılıyor. Kızlık zarı bu operasyondan asla etkilenmiyor.

Labioplasti Nasıl ve Nerede Yapılır?

Elbette labioplasti ameliyatı cerrahi bir operasyondur ve mutlaka uzman hekimler tarafından yapılması gerekir. Bu operasyon için kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile görüşmeniz gerekiyor. Ameliyat için uygun aday olup olmadığınızın belirlenmesinin ardından operasyonun nerede ve nasıl yapılacağı, ameliyat sonrasında nelere dikkat etmeniz gerektiği gibi her türlü bilgi doktorunuz tarafından size iletilecektir.

Sizin için önerdiğimiz bir diğer makalemiz:
Tıkla –> Vajinismus

Labioplasti Cinsel Hazzı Etkiler mi?

Labioplasti cinsel hazzı etkiler mi

En çok merak edilen konulardan biri de labioplasti ameliyatı sonrasında cinsel ilişkide haz kaybı olup olmayacağıdır. Operasyon cinsel hazzı etkilemez çünkü bu ameliyat esnasında klitorise herhangi bir müdahale yapılmıyor. Hatta aksine, klitoris üzerinde fazla doku olması durumunda, labioplasti ile beraber klitoral hüdoplasti operasyonu bir arada yapılabiliyor. Bu durumda klirotis üzerindeki fazla doku kesi ile çıkarıldığından kişinin cinsel ilişkide daha fazla haz alması mümkün olabiliyor. Ancak labioplasti ameliyatı sonrasında haz kaybının kesinlikle söz konusu bile olmadığının altını çizmek gerekir.

Küçük Dudakların Sarkması

Çeşitli nedenlere bağlı olarak küçük dudaklarda ortaya çıkan sarkık görüntü labioplasti ameliyatı ile ortadan kaldırıldığında kadınların özellikle cinsellikle ilgili yaşadıkları özgüven sorunu da ortadan kalkabiliyor. Sarkma ise sadece sıklıkla kilo alıp vermekten bile kaynaklanabiliyor. Kilo alındığında bu dokulardaki yağların genişlemesi yüzeyin büyümesini de beraberinde getiriyor. Derinin esnekliği azalıyor ve kilo verildiğinde de deri esnek olmadığından daha sarkık, daha kırışık bir görünüm ortaya çıkıyor. Farklı nedenlerle de sarkma meydana gelebiliyor ancak klinik istirahat bile gerektirmeyen bir cerrahi operasyon ile bu sorunların tamamen ortadan kalkması da mümkündür.

Göz atmanızı önerdiğimiz makalemiz:
Tıkla –> Rahim ağzı kanser aşısı

İç Dudak Sarkması Neden Olur?

İç dudaklarda sarkık bir görünüm olması, tamamen genetik faktörlerden kaynaklanabilir ve bu durum da beraberinde labioplasti ameliyatı operasyonunu getirebilir. Zira çoğunlukla iç dudaklarda sarkmanın yapısal olarak görüldüğünü söyleyebiliriz. Labia minörde sarkma olmasının diğer nedenlerini ise şu şekilde sıralamak mümkün:

  • Normal doğum yapmış olmak
  • Zayıf olmak
  • Kilo vermek
  • Düzenli cinsel ilişki
  • Kaza geçirme
  • Doğum yırtıkları

Hangi nedenle ortaya çıktığı labioplasti ameliyatı prosedüründe bir değişime neden olmaz. Genetik faktörlerle meydana gelen sarkma durumunda da, çok sayıda normal doğum yapmaktan kaynaklanan doku sarkmalarında da operasyonun yapılabildiğini belirtelim.

 

Konu ile alakalı dış kaynaklar:
https://www.webmd.com/women/guide/vaginoplasty-and-labiaplasty-procedures#1

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
dr.ismetyildirim@hotmail.com

Östrojen Hormonu Nedir

Östrojen Hormonu Nedir

Östrojen hormonu yumurtalıklardan salgılanan bir cinsiyet hormonudur. Östrojen hormonu seviyesinin fazla ya da eksik olması farklı sorunlara neden olur. Gerek östrojen eksikliği gerekse de östrojen fazlalığı yaşayan kadınların şikayetleri de hormon replasman tedavisi de denen hormon tedavisi yöntemleri ile giderilebilmektedir. Peki nedir bu östrojen

Östrojen hormonu nedir, ne işe yarar?

İnsanda cinsiyet belirleyici 2 hormondan biri olan östrojen hormonu kadınlarda yumurtalıktan salgılanan, adet döngüsünü saplayan, meme büyümesi, kalça şekillenmesi, gebelik oluşunda rahim iç zarını bebeğin tutunup büyüyebileceği bir ortama hazırlanması gibi kadınsal özelliklerin oluşumunu sağlayan en belirgin hormondur.

Östrojen fazlalığı neden olur?

Yumurta hücresi âdetin ilk gününde gelişmeye başlar ve ortalama 12-16 gün sonra yumurtlama oluşur. Yumurtlama sonrası açığa çıkan korpus luteum adlı doku tarafından da progesteron hormonu salgılayarak östrojene karşılık verir. Yumurtlamanın gerçekleşmemesi durumunda hormon seviyesi hızla artacak ve vücutta östrojen artışı meydana gelecektir.

Kadınların yaşam biçimleri de östrojen fazlalığına neden olabilmektedir. Düşük lifli beslenme, sigara ve alkol kullanımı, aşırı kafein tüketimi gibi yaşam tarzı olan kadınlarda hormon fazlalığı daha fazla görünmektedir. Aynı zamanda hormon replasman tedavileri, kortizon kullanımı, fenotiazinler (nöroleptik psikiyatri ilaçları) gibi ilaçlar da hormon birikimine neden olurlar. Diğer yandan ksenoöstrojen denen östrojeni taklit ederek hormon gibi davranan kimyasallar da ciddi östrojen artışına neden olur.

Östrojen gibi davranan bu tip kimyasallar insülin direncini arttırır ve vücuttaki yağ oranının artmasına neden olarak karaciğerde fonksiyon bozukluklarına neden olurlar. Aynı zamanda granüloza hücreli yumurtalık tümörleri de östrojen salgılayarak hormon artışına neden olan tümörlerdir.

Östrojen eksikliği neden olur?

Östrojen Eksikliği

Hipotalamus ve hipofiz bezleri tarafından bazı hormonların üretilmesi, yumurta hücresinin gelişmesi ve hormon sentezleyebilmesi için gereklidir. Beyin içinde bulunan hipotalamus ve hipofiz bezlerinde meydana gelen bazı işlev bozuklukları bu hormonların üretilmesini engelleyebilir. Bu durumda yumurtalıklarda östrojen üretimi tetiklenmediğinden hormon eksikliği oluşur.

Menopoz ile birlikte yumurtalık rezervi tükendiğinden ve aktif yumurta hücresi kalmadığında da östrojen eksikliği gözlenebilir. Menopoz doğal sürecinde ya da cerrahi de olsa aynı durumun yaşanması muhtemeldir.

Fazla östrojen belirtileri nelerdir?

Östrojen fazlalığının belirtileri başında ilk belirti olarak adet düzensizliği gelir. Yumurtlama olmadığı için artan östrojen seviyesi rahim iç tabakasını sürekli büyümesine neden olur ancak progesteron olmadığı yumurta çatlamaz yani adet bir türlü başlamaz.

Adet gecikmesi oldukça uzun sürer ve sonunda parçalı, pıhtılı kanamalar şeklinde adet görülür. Östrojen fazlalığının uzun yıllar sürmesi rahim iç zarı kalınlaşmasına neden olur. Rahim iç zarı kalınlaşması da daha çok menopoza yakın kadınlarda ya da menopoz sonrasında rahim iç zarı (endometrium) kanseri sebeplerinin başında gelir.

Östrojen eksikliği belirtileri nelerdir?

Estrogen eksikliğinin belirtileri başında adet görememe gelir. Gerekli sinyalleri ulaştırmayı başaramayan beyin ya da uyarıları verse de karşılığında adet gecikmesi ilk belirtisi adet görememedir. Yumurta hücresini olmaması demek estrogen sentezlenememesi demektir ve bu da rahim iç zarı gelişememesine sonucunda da adet görememeye neden olur.

Saç dökülmesiyle bir bağlantısı var mıdır?

Saç dökülmesi nedenleri arasında androjen hormonu kaynaklı dökülmeleri görülür. Erkeklik hormonu olan androjen kadınlarda saç dökülmesi sebeplerinden sorumlu olan bir hormondur. Polikistik over sendromu, östrojenle birlikte androjen hormonunda da artış gözlenmesine neden olur. Polikistik over sendromunda erkek tipi saç dökülmesi, artan androjen seviyesinden kaynaklı olarak sık görülebilmektedir.

Östrojenin vücuttaki görevleri nelerdir?

Kadın cinsiyetinin belirlenmesinde en önemli hormon olduğu bilinen estrogen kadın tipi tüylenme, meme büyümesi, adet döngüsünün sağlanması ve gebe kalma gibi, sayısız kadınsal özellikten sorumludur.

Östrojen düşüklüğü nasıl tedavi edilir?

Östrojen Düşüklüğü

Östrojen düşüklüğü belirtileri için uygulanan hormon testleri sonucu beyin ile ilgili bir sorun olup olmadığı araştırılır. Çoğunlukla menopoz kaynaklı olan östrojen eksikliği için dışarıdan hormon destek ilaçları ile tedavi edilir.

Düşük östrojen seviyelerinden kullanılan yöntem olan yerine koyma tedavisi ile vücutta azalan hormon dışarıdan verilerek dengelenir. Hormon tedavisi oral, vajinal ya da topikal olarak verilebilir. Çoğu zaman menopozal dönemde veya menopoz sonrası şikâyetlerin giderilmesi için başvurulan bir tedavi yöntemi olan hormon tedavisi menopozal semptomların giderilmesini sağlar.

Önceki yıllarda çok daha fazla kullanılan hormon tedavisinin kanser gelişimine, damar tıkanıklığı ve pıhtı oluşumuna neden olduğu bilinmektedir. Bu nedenle hormon tedavisi öncesi doktorunuz fayda/zarar oranına göre bir tedavi metodu belirleyecektir. Buna örnek olarak rahmi alınmış bir kadın, meme sorunları ya da farklı ek riskleri yoksa yalnızca estrogen içeren ilaçlar verilir. Rahimi alınmamış bir postmenopozal bir hastaya ise progesteron+östrojen içerikli tedaviler uygulanır. Bu hormon tedavileri minimum dozda tutulur ve mümkün olduğunca kısa bir tedavi süreci uygulanmalıdır.

Hormon ilaçlarının bu gibi yan etkilerinden dolayı riski ve yan etkisi olmayan farklı tedavi metodları arayışı halen devam etmektedir. Fitoöstrojen denen bitkiseller insan vücudunda östrojen benzeri etkiler gösterir ve hormon seviyesini dengelemek için kullanılan başlıca yöntemlerdendir.

İzoflavon ve lignan olan 2 farklı fitoöstrojen türü vardır. Soya fasulyesi ve soya ürünlerinde izoflavondan gibi kuru baklagillerin menopoz belirtilerini azalttığı bilinmektedir. Lignan içeren keten tohumu, kepekli tahıllar, bazı bakliyatlar, sebze ve meyveler de menopoz semptomlarına iyi geldiği bilinse de üzerinde yapılmış yeterli çalışmalar bulunmamaktadır.

Östrojen fazlalığında ne gibi önlemler alınmalıdır?

Yumurtlama döngüsünün düzenlenmesi ile genç kadınlarda adet düzeni yeniden sağlanabilir. Ancak orta yaşlı kadınların hormon seviyesini düzenlenmesi için hormon tedavisi ya da hormon içerikli spiral uygulaması seçeneklerdendir. Hormon tedavisi rahim içi kalınlaşmasını da önleyeceğinden rahim içi kanserinin önlenmesi için de oldukça önemlidir.

Karın şişkinliği ve memelerde hassasiyet nedenleri nelerdir?

Estrogen vücutta su tutulmasına yani ödeme neden olan bir hormondur. Adet olamama, adet gecikmesi gibi durumlarda özellikle de ellerde ve ayaklarda meydana gelen şişliklerin nedeni de budur. Karın şişkinliği, gaz problemleri, meme hassasiyeti, duygu durum bozuklukları, bacak ve kalçalarda selülit, libido azalması gibi durumlara neden olan yüksek östrojen düzeylerinin aynı zamanda meme kanseri ve rahim kanseri ile de yakından ilişkili olduğu bilinmektedir.

Sık sık meydana gelen sıcak basması, migren, kronik baş ağrısı, vajinal kuruluk, idrar kaçırma, kas zayıflığı, sırt ve eklem ağrıları, dikkat dağınıklığı, anksiyete, kemik erimesi ve kalp-damar hastalıkları gibi komplikasyonlar da düşük estrogen seviyesi sonucu meydana gelmektedir.

Vajinismus nedir?

Konu ile alakalı yabancı kaynaklar:

https://www.medicalnewstoday.com/articles/277177.php

 

Detaylı bilgi için İstanbul’un Bakırköy ilçesinde bulunan Kürtaj merkezimizi arayabilirsiniz.

dr.ismetyildirim@hotmail.com
0532 325 30 08

jinekolojik-muayene

Jinekolojik Muayene

Hangi Sıklıkla Jinekolojik muayene yapılır

jinekolojik muayene genellikle kadınlarda üretkenlik çağında yani 18-50 yaş aralığında yapılmaktadır. 18 yaş öncesinde düzensiz kanamalar sıklıkla jinekolojik muayene sebebidir. Menopoz döneminde ise daha çok beklenmedik vajinal kanamalar ve idrar ile ilgili şikayetler muayene sebebi olmaktadır.

Şikâyet olsun veya olmasın her kadına senelik jinekolojik muayene yapılmalıdır. Rutin yapılan bir jinekolojik muayenede öncelikle ultrasonografi yapılarak rahim ve yumurtalıklara ait şekilsel anormallikler (miyom, kist, doğuştan gelen rahim anormallikleri vs.) tespit edilir. Takiben jinekolojik masada spekulum muayenesi yapılarak rahim ağzı kontrol edilir. Ülkemizde kadınlar sıklıkla jinekolojik bir problem ile karşılaştıklarında muayeneye gelmektedir. Ancak son yıllarda Human Papilloma Virüs (HPV) Enfeksiyonu artışına bağlı olarak vajinal smear yaptırmak amacıyla jinekolojik muayeneye kadınlar gelmektedir. Jinekolojik muayenede ultrasonografik inceleme, spekulum muayenesi ve vajinal smear testi yapılması muayenenin tam olmasını sağlar. Vajinal smear testi ile rahim ağzı kanseri veya erken belirtileri tespit edilebilir.

Jinekolojik Ultrasonografik İnceleme

Ultrasonografi cihazı ile genital organlar kontrol edilerek, miyom, rahim içinde polip, rahim yapışıklıkları, basit yumurta kisti, çikolata kisti, kanser kistleri, kısırlık sebebi olabilecek durumlar tespit edilebilir. Her jinekolojik muayenede muhakkak yapılması gereklidir. Karından veya vajinal yol ile ultrasonografi yapılabilir. Bazı hastanelerde ultrasonografi işlemi radyoloji uzmanı tarafından yapılır.

Jinekolojik Muayene

Ultrasonografi işlemi yapıldıktan sonra hasta jinekolojik masaya alınır, pozisyon verilir. Öncelikle spekulum adı verilen cihaz ile vajinaya girilir, cihaz açılarak rahim ağzı görülür hale getirilir. Rahim ağzındaki ve vajinadaki mikrobik hastalıklar, yara, polip, siğil gibi durumlar tespit edilir. Gerekli görüldüğünde vajinal smear testi yapılır. Daha sonra spekulum çıkarılarak elle muayene yapılır. (Bimanual muayene). Elle muayenede rahim de bir hassasiyet, yapışıklık, büyüme, yumurtalarda ise kist ve enfeksiyon gibi durumlar tespit edilir.

Vajinal Smear Testi

Spekulum muayenesi yapılırken rahim ağız kısmından özel bir fırça ile hücreler alınır, lam üzerine yayılır, alkol ile fikse edilerek patolojik incelemeye gönderilir.
Özellikle rahim ağzı kanserlerinin tespitin de özellikle etkilidir. Ayrıca bazı enfeksiyon hastalıkları ve hastanın hormonal durumu ile ilgili de bilgi verebilir.

Meme Muayenesi

Jinekolojik muayeneye ilave olarak bazı doktorlar tarafından meme muayenesi de yapılabilir. Özellikle meme ile ilgili bir şikâyeti olan kadında meme muayenesi de yapılması uygun olur. Elle meme muayenesi yapıldıktan sonra şüpheli bir durum varlığında meme ultrasonografisi ve mamografi tetkiki istenebilir. 40 yaşından sonra rutin mamografik incelemeler gerekli durumlarda her sene takip amaçlı yapılabilir. Şikâyeti olmayan bir kadında ise 40 yaşından sonra iki yılda bir mamografik inceleme yapılması uygun olur.

 

Konu ile alakalı site içi diğer linkler
Hpv virüsü ve rahim ağzı kanseri
Sık görülen jinekolojik problemler

 

Detaylı bilgi için İstanbul’un Bakırköy ilçesinde bulunan Kürtaj merkezimizi arayabilirsiniz.

dr.ismetyildirim@hotmail.com
0532 325 30 08

Vajinismus

Vajinismus Nedir? Neden Olur? Nasıl Çözülür?

Vajinismus tedavisi olan bir rahatsızlıktır ve uygulanacak tedavi protokolü hastanın durumuna bağlı olarak değişebilir. Aynı zamanda hangi tip ilişkiye girememe hastalığı olduğuna bağlı olarak da tedavi seçenekleri arasından en uygun olanı tercih edilir. Kimi zaman hastaya sadece bilgi vermek bile tedaviden çok daha başarılı neticeler elde etmeyi sağlayabiliyor. Ancak tedavinin bir ekip çalışması gerektirdiğini, kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından yapılan jinekolojik muayene sonrasında hastanın bilişsel ve davranışsal terapi almasının gerekebileceğini de belirtmeliyiz. Bununla birlikte vajinismus tedavisi fiyatları sanıldığı kadar yüksek değildir şeklinde bir bilgi de aktaralım.

Vajinismus Neden Olur?

Vajinismus neden olur

Elbette cinsel ilişkiye girememe tedavisi öncesinde bu rahatsızlığa neden olan unsur ya da unsurları tespit etmek gerekiyor. Genel olarak ilişkiye girememe hastalığı sebep bakımından 2 farklı çerçevede değerlendirilir. Bunlar; yapısal nedenler ve psikolojik nedenlerdir.

Yapısal Nedenler

  • Vajinanın kısa olması
  • Vajina içerisinde perde olması
  • Kızlık zarının sert ya da kalın olması
  • Bartholin kisti
  • Vajinal enfeksiyon
  • Pelvik inflamatuar hastalığı
  • Vulvar vestibulitis hastalığı

Psikolojik Nedenler

  • İlk gece korkusu
  • Çevreden anlatılan yanlış bilgiler
  • Cinsel ilişkinin acı veren bir eylem olduğu düşüncesi
  • Daha önce cinsel istismar yaşamış olmak
  • Kendini yetersiz görme, vücudunu beğenmeme gibi düşünceler

Şayet yapısal nedenlerle ilişkiye girememe hastalığı yaşanıyorsa öncelikle bu yapısal faktörlerin ortadan kaldırılmasına yönelik bir vajinismus tedavisi prosedürünün uygulanması gerekir.

Kegel egzersizi vajinismus da işe yarar mı? detaylı bilgi için aşağıdaki makalemize göz atın:
Tıkla –> Kegel egzersizi

Vajinismus Belirtileri Nasıldır?

İlişkiye girememe hastalığı

Genellikle ilişkiye girememe hastalığı farklı belirtiler ile kendini gösterebiliyor. Ancak yaygın bir şekilde görülen durum, istemsiz vajinal kasılmalar nedeniyle cinsel ilişkiye hiç girememe ya da ilişkide zorlanma şeklindedir. Bazı hastalarda ise cinsel ilişki ağrılı olarak gerçekleşebilir. Zira vajinismus tedavisi de hastanın hangi belirtileri yaşadığı dikkate alınarak uygulanır. Bu sayede en kısa sürede, en başarılı şekilde cinsel ilişkiye girememe tedavisi tamamlanır ve hastanın yaşadığı sıkıntıların tümünün ortadan kaldırılması hedeflenir. Gayet düşük olan vajinismus tedavisi fiyatları sayesinde tüm hastalar tedavi seçeneklerinden faydalanarak konforlu bir cinsel yaşama kavuşabilir. En yaygın ilişkiye girememe hastalığı belirtilerini ise şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Korku nedeniyle cinsel ilişkiye girememe
  • Cinsel ilişkiye girme ancak ağrı yaşama
  • Ön sevişme sonrasında aniden vajinal kasılma yaşama ve ilişkiye girmekte zorlanma
  • İlişki öncesinde aniden gelen titreme, kasılma, ilişki pozisyonundan çıkma
  • Cinsel ilişkiye sadece bir ya da birkaç pozisyonda, kendini zorlayarak girebilme
  • Jinekolojik muayene olamama
  • Ped ya da tampon kullanmaktan korkma
  • Vajinaya dokunamama hatta bakamama
  • Cinsel isteksizlik
  • Partnerin vücudunu çıplak görmesinden korkma, utanma

İlginizi çekebileceğimizi düşündüğümüz diğer makalemiz:
Tıkla –> Spiral nedir

İlişkiye Girememe Rahatsızlığı Kimlerde Görülür?

Yapılan araştırmalar ilişkiye girememe hastalığı görülme sıklığının bazı toplumlarda kültürel nedenlerle daha fazla olduğunu ortaya koyuyor. Ülkemizde de yaygın görülen bir rahatsızlık olduğunu söyleyebiliriz. Genellikle vajinismus tedavisi gören hastalarda bazı karakteristik özellikler de olabiliyor. Bu nedenle ilişkiye girememe hastalığı kimlerde daha sık görülüyor sorusuna şu yanıtı verebiliriz:

  • Çok sayıda korkusu olan kişiler ( karanlık, yükseklik, kan, yalnızlık, böcek vs.)
  • Vücudunun ağrı eşiği düşük olan kişiler
  • Aşırı otokontrolü yüksek olan kişiler
  • Başkalarına güvenmekte aşırı düzeyde zorlanan kişiler
  • Geçmişinde cinsel istismar olan kişiler
  • Ailesi tarafından aşırı baskı altına büyütülmüş olan kişiler
  • Katı ahlaki ve dini kurallar çerçevesinde büyütülmüş olan kişiler

Yukarıda sıralanan özelliklere sahip olmayan kişiler de bu rahatsızlık nedeniyle vajinismus tedavisi görebiliyor. Örneğin sorunsuz cinsel yaşamı olan bir kadında yaşadığı cinsel taciz sonrasında vajinismus hastalığı görülebilir.

Önerdiğimiz diğer makalemiz:
Tıkla –> Labioplasti nedir

Tanı Yöntemleri Nelerdir?

Vajinismus tanı yöntemleri

Öncelikle vajinismus tedavisi yöntemleri arasından en doğru tercihin yapılabilmesi, hastalığın nedenlerinin net bir şekilde tespit edilmesine bağlıdır. Tanı konması için de jinekolojik muayene gerekiyor. Hastalar için jinekolojik muayene endişe verici olabilir ancak bu muayenenin vajinismus tedavisi için şart olduğunu belirtmeliyiz. En fazla birkaç dakika sürecek olan muayene esnasında hastaların rahat olması önem taşıyor. Gereksiz bir panik ve korku yaşanması muayene süresinin uzamasına neden olabilir ve ilişkiye girememe hastalığı tanısının konmasını sıkıntıya sokabilir. Muayene esnasında herhangi bir alet kullanılmadığını, bu muayenenin hastaya asla acı vermediğini de belirtmek gerekiyor. Basit bir gözlem muayenesi sonrasında hastanın şikayetleri de dinlenir ve ilişkiye girememe hastalığı tanısında hastanın şikayetleri de önem taşır. Bu aşamada da doktorunuz ile yaşadığınız sıkıntıları paylaşmaktan çekinmemelisiniz.

Genital estetik ile ilgili merak ettikleriniz için aşağıdaki linke tıklayın:
Tıkla –> Genital estetik nasıl yapılır

Vajinismus Tedavisi Nasıl Olur?

Hastanın tedavi olmayı istemesi, tüm negatif düşüncelerden kendini arındırması cinsel ilişkiye girememe tedavisi için ilk adım olarak kabul edilir. Yapılan jinekolojik muayenede fiziksel bir faktör tespit edilirse bu faktörün ortadan kaldırılması sağlanır. Bunun dışında vajinismus tedavisi hastanın bu sorunu nasıl yaşadığına bağlı olarak farklı yöntemlerle yapılabilir. Tedavide egzersizlerin de büyük önem taşıdığını söyleyebiliriz. Genel olarak uygulanan egzersizler şunlar olabilir:

  • Ayna egzersizi
  • Masaj
  • Kegel egzersizi
  • Pelvik taban rehabilitasyonu
  • Parmak egzersizleri
  • Dilatör

Yukarıda sıralanan egzersizlerden ve çalışmalardan hangisinin yapılacağına doktorunuz tarafından karar verilir ve vajinismus tedavisi egzersiz programlarıyla da desteklenir. Bilişsel ve davranışsal tedavi yöntemleri ile başarılı bir sonuç elde edilebilmesi için eşlerin desteğine de ihtiyaç duyulur. Tedavinin tamamen hastaya özgü olarak belirlenebildiğini de söylemek mümkün. Her hasta için her tedavi şekli uygun olmayabilir. Bazı hastalar için parmak egzersizleri itici olabiliyor ve bu durum tedaviyi bırakmalarına bile sebebiyet verebiliyor. Bazı hastalarda ise dilatör çalışmaları daha itici görülüyor. Sonuç olarak ilişkiye girememe hastalığı nasıl ki her bireyde aynı şekilde seyretmiyorsa, tedavi de aynı biçimde uygulanmayabilir.

Tedavi kapsamında nelerin olduğu vajinismus tedavisi fiyatları üzerinde etkili olur. Ancak egzersizler genellikle hastanın kendi kendine uyguladığı yöntemlerdir. Bu nedenle önerilen egzersizlerin fiyatları etkilediğinden söz edilemez. Tedavi ücretlerini belirleyen daha farklı faktörlerdir.

Kadınlarda östrojen hormonu ne işe yarar? merak ediyorsanız aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:
Tıkla –> Östrojen hormonu

Sekonder Vajinismus Nedir?

Vajinismus yani ilişkiye girememe hastalığı 2’ye ayrılır. Bunlar primer ve sekonder vajinismustur. Elbette cinsel ilişkiye girememe tedavisi de her ikisinde farklı şekilde uygulanabilir. Primer tip, ilk cinsel ilişkide vajinanın kasılması ve cinsel ilişkinin gerçekleşmemesidir. Bu tipte vajinal kasılma karakteristik bir belirtidir. Sekonder ise cinsel hayatı normal olan bir kadının yaşadığı bir durum sonrasında vajinismus hastalığına yakalanmadır. Bu durum ise genellikle ağrılı cinsel ilişki, kürtaj, zorlu bir doğum yapmak ya da cinsel istismar oluyor. Sekonder tipin temelinde de korku yatıyor ve vajinismus tedavisi terapi destekli olarak yapılabiliyor. Elbette vajinismus tedavisi fiyatları da bu durumda değişkenlik gösteriyor.

Kadınların en çok merak ettikleri bir diğer konuyu aşağı açıkladık:
Tıkla –> Rahim ağzı kanser aşısı

Vajinismus Tedavisinin Fiyatları

Öncelikle vajinismus tedavisi fiyatları değişkendir. Çünkü vajinismus tedavisi pek çok farklı yöntemle yapılabiliyor. Tedaviye kimi zaman ameliyat, kimi zaman terapiler eşlik edebiliyor. Dolayısıyla vajinismus tedavisi fiyatları da bu unsurlardan etkilenerek değişkenlik gösteriyor. Genel olarak makul rakamlardan oluşuyor olsa da hastalığın şiddetinin de vajinismus tedavisi fiyatları üzerinde etkili olduğunu söyleyebiliriz. Ancak şu unutulmamalıdır; ilişkiye girememe hastalığı % 100 tedavi edilebilir ve hastalar konforlu bir cinsel yaşama kısa sürede kavuşabilir.

 

 

Konu ile alakalı dış kaynaklar:
https://www.e-psikiyatri.com/vajinismus-nedir

 

Detaylı bilgi almak için aşağıdaki bilgilerden bizlere ulaşabilirsiniz.

Cep Tel: 0532 325 30 08
Asistan Tel: 0535 761 60 97
dr.ismetyildirim@hotmail.com

jinekolojik-problemler

Sık Görülen Jinekolojik Problemler

Adet düzensizlikleri

Ergenlik çağından menopoza kadar her dönemde kadınlarda adet düzensizlikleri görülebilir. Sıkıntı, stres, kilo alıp verme, fiziksel yorgunluk, hava değişimi, rahim ve yumurtalıkların mikrobik hastalıkları, yumurta kistleri ve rahimde miyomlar düzensizlik sebebi olabilir. Adetlerde gecikmeler olabileceği gibi, erken adet görmede önemlidir. Jinekolojik muayene ve ultrasonografik inceleme ile tanı ve tedavi yapılır.

Yumurta Kisti

Ergenlik çağından menopoz dönemine kadar yumurtalar da içi sıvı veya kan ile dolu kistler meydana gelebilir. Yaş ilerledikçe kistlerin kötü huylu olma riski artar. Özellikle 5’cm geçen kistler de patlama olasılığı yüksekliğinden dolayı ameliyat uygun seçenek olabilir. Kistlerin sebebini anlamak için uygulanan bazı kan testleri de mevcuttur.

Rahimde Miyom

Özellikle 35’yaşından sonra rahimde meydana gelen iyi huylu tümördür. Her 10’kadından 3-4 tanesinde vardır. Aşırı kanama, ağrı, düşük, erken doğum, etraf organlara da bası yapabilir. Aşırı kanama durumlarında miyom ameliyatı uygun tedavi yöntemidir. 40’yaşından sonra miyomu olan kadınlarda genellikle rahim komple alınır.

Vajina ve Rahim Mikrobik Hastalıkları

Vajina, rahim ve yumurtalarda değişik mikroplara bağlı olarak iltihabi durumun meydana gelmesidir. Akıntı, kanama, ağrı, koku, yüksek ateş gibi durumlar ortaya çıkabilir. Bir kısım mikrobik durumlar ilişki ile de bulaşabilir, dolayısıyla eşe de tedavi uygulanması gerekir. Enfeksiyonun tipine göre uygun antibiyotik tedavisi yapılır.

Menopoz

Yumurtalar da ki doğurganlığı sağlayan hücrelerin bitmesine bağlı olarak ortaya çıkan östrojen hormonunun üretilmediği dönemdir. Ateş basması, uykusuzluk, sinirlilik,  gece terlemesi, konsantrasyon zayıflığı, unutkanlık ve de ileri dönemde kemik erimesi meydana gelir. Menopoz tedavisi uygun olan kadınlarda östrojen hormonu takviyesidir.

 

Detaylı bilgi için İstanbul’un Bakırköy ilçesinde bulunan Kürtaj merkezimizi arayabilirsiniz.

dr.ismetyildirim@hotmail.com
0532 325 30 08

Doğum kontrol yöntemleri

Doğum Kontrol Yöntemleri

Doğum kontrol yöntemleri gerek kadınlar gerekse de erkekler tarafından kullanılır. Kadınların doğum kontrol yöntemi için en çok tercih ettikleri yöntemler arasında doğum kontrol hapı, rahim içi araç yani spiral, fitil ya da iğne gibi ilaçlar bulunur.

Modern gebelikten korunma yöntemleri yüksek oranda gebelikten korunma sağlasa da en etkili doğrum kontrol metodu tüp ligasyonu yani kadının tüplerinin bağlanması yöntemidir.

Doğum Kontrol Yöntemleri Nelerdir?

Rahim içi araç (Spiral)

Spiral Kullanını

Türkiye’de en yaygın kullanılan yöntemdir. Özellikle doğum yapan kadınlarda sıklıkla kullanılır. Adetleri düzenli olan ve hijyenik problemi olmayan kadınlar için en uygun korunma yöntemidir.

Spiral esnek materyalden yapılan bir araçtır ve bir sağlık personeli tarafından kolaylıkla rahim içine yerleştirilir. Spiral etkili doğum kontrol yöntemleri arasında yer alır ve döllenmiş yumurtanın rahim içine yerleşmesini önler.

Spiral çıkarıldıktan hemen sonra korunmasız cinsel ilişki yaşanırsa, hamilelik oluşma ihtimali oldukça yüksektir.

Spiralin yararları nelerdir?

  • Gebeliği %99 oranında önler.
  • Bakır spiraller, bir kere takıldığında 10–12 yıl boyunca gebelikten etkin şekilde koruma sağlar.
  • Spiral cinsel ilişkiyi olumsuz etkilemez.

Spiralin zararları nelerdir?

  • Spiral takıldıktan sonra özellikle de ilk 3 ay adet gününü ve kanamasını 2 katına çıkartabilir. Bu durum 3 ayın sonunda eski düzenine geri dönecektir.
  • Spiral takılı iken adet dönemi eskisinden daha ağrılı olabilir. Ağrı şikayetini doktorunuza söyleyerek uygun ağrı kesici kullanılabilirsiniz.
  • Cinsel yolla bulaşan hastalık riski olanlar kadınların spiral kullanması uygun değildir.
  • Spiral kayması durumunda rahimin koruyucu özelliği azalır. Bu nedenle düzenli aralıklarla jinekolojik muayene olunması tavsiye edilir.

Doğum Kontrol Hapları (Oral Kontraseptif)

Doğum kontrol hapları

En sık kullanılan ikinci gebelikten korunma yöntemidir. Doğum yapmamış kadınlarda, adet düzensizliklerinde, tekrarlayan yumurtalık kisti olan kadınlarda, adet sancısı fazla olan kadınlarda ve yumurta tembelliğinde daha çok kullanılır. Bünyeye uygun doğum kontrol hapının jinekolojik muayene sonrası verilmesi gerekir.

Doğum kontrol hapları yüksek oranda sentetik östrojen yani kadınlık hormonları ile progesteron içeren ilaçlardır. Doğum kontrol hapları her gün düzenli olarak ağızdan alınır ve yumurta oluşumunu engeller. Rahim ağzı salgılarının da kalınlaşmasını sağlayarak, rahim ağzından sperm girişini engeller.

Gebelikten korunma yöntemleri arasında oldukça etkin bir yere sahip olan doğum kontrol hapları cinsel ilişki olsun ya da olmasın her gün alınması gerekir. Hapın kullanımı unutulursa gebe kalma tehlikesi bulunur.

Doğum kontrol hapları ne işe yarar?

  • Adet düzenlenmesini sağlar.
  • Ağrılı adet gören kadınların adet öncesi gerginliğini ve ağrılarını azaltır.
  • Adet kanamasının miktarını azaltır. Adet kanaması fazla olan kadınlarda tedavi amacı ile kullanılabilir.
  • Yumurtalık ve rahim kanserine karşı koruyucu etkisi vardır.
  • Yumurtalık ve meme kisti olan kadınlarda kistlerin büyümesini engeller.
  • Dış gebeliği önler.
  • Rahim ve fallop tüplerinde iltihap oluşmasını engeller.
  • Hormon kontrolü sağlama özelliği sayesinden akne ve sivilce tedavisinde kullanılır.

Doğum kontrol haplarının zararları nelerdir?

  • Doğum kontrol hapları bulantı yapabilen ilaçlardır. Bu nedenle de gece yatmadan önce ya da akşam yemeğinden sonra içilmesi şikayetlerin azalmasına yardımcı olur.
  • Ödem artışına neden olabildiğinden ilacı kullanırken daha az tuzlu tüketilmesi ve daha fazla hareket edilmesi su tutulumunu azaltacaktır.
  • Doğum kontrol yöntemleri arasında yer alan doğum kontrol hapları kan basıncını yükseltebilir. Bu nedenle düzenle olarak tansiyon ölçümü yapılması önemlidir.

Kimler Doğum Kontrol Hapları Kullanmamalıdır?

  • Hap kullanmayı düzenli hale getiremeyen kişiler, gebelik önleyici hap kullanmak yerine diğer doğum kontrol yöntemleri arasından kendisine uygun olanı seçmelidir.
  • Adet düzensizliğinin nedeni saptanana kadar doğum kontrol hapı kullanılmamalıdır.
  • Şeker hastaları, karaciğerinde işlev bozukluğu, yüksek tansiyon gibi hastalıkları olanlar gebelikten koruyucu farklı yöntemler tercih etmelidir.
  • Damar tıkanıklığı, bacaklarda şişlik, kızarıklık ve ağrılı durumlarda doğum kontrol hapı kullanılmamalıdır.
  • İlacı kullanırken bulantı, kusma şikâyetlerine eşlik eden şiddetli baş ağrıları olan durumlarda gebelik önleyici ilaç kullanılmamalıdır.

Geri Çekilme (Dışarı Boşalma)

Özellikle boşalma esnasında dışarıya spermlerin boşaltılmasıdır. Çok güvenilir bir yöntem değildir.

Prezervatif Kullanımı

Prezervatif kullanımı

Doğum kontrolü açısından önemlidir. Özellikle mikrobik hastalıklardan korunmak için kullanılmalıdır. Kondom kullanımı erkeklerin en çok kullandığı doğum kontrol yöntemleri arasında yer alır. Prezarvatif, penis ile vajina arasında bir bariyer oluşturarak spermler rahim içine geçişine engeller.

Prezervatif satışı eczanelerde ve büyük marketlerde yapılmaktadır. Aynı zamanda sağlık ocakları, ana çocuk sağlığı merkezleri ve aile planlaması merkezleri ile hastanelerden ücretsiz olarak alınabilmektedir. Erken boşalmayı da engellediği gibi AIDS, bel soğukluğu ya da frengi gibi cinsel yolla bulaşan hastalıkların bulaşma riskini de düşürür.

Kadının Tüplerin Bağlanması (Tüp Ligasyonu)

En etkili doğum kontrol yöntemidir. Özellikle sezaryen ameliyatları sonrası veya isteğe bağlı olarak tüpler bağlanır. Kalıcıdır, geri dönüşü yoktur. Tüpler, yumurtalıklar ile ve rahim arasında köprü görevi görürü ve bu nedenle tüplerin bağlanması kadına herhangi bir zarar vermez.

Erkeğin Kanallarının Bağlanması (Vazektomi)

Bununla birlikte erkeklerin tüplerinin bağlanması da son derece etkin olan doğum kontrol yöntemleri arasında yer alır. Tıpkı kadının tüplerinin bağlanması gibi geri dönüşü olmayan kalıcı doğum kontrol yöntemleri arasında yer alır.

Erkeklerin kanallarının bağlanması için basit bir cerrahi işlem gerektirir ve hastanın kısa bir süre kadar hastanede yatması yeterlidir.

Ameliyattan sonra yara yerinin dikkatlice korunması yeterlidir. Erkeğin kanallarının bağlanması sertleşmeyi, boşalmayı, meni miktarını, meni rengini, cinsel isteği ya da cinsel tatmini azaltmaz ve arttırmaz.

İğneler (aşı, enjekte edilen hormonlar)

Doğum kontrol yöntemleri arasında tercih edilen yöntemlerden biri de hormon içeriden gebelik önleyici iğnelerdir. Bu iğneler ayda 1 ve 3 ayda bir yapılan iki farklı türe sahiptir. İğne yapıldıktan sonra hormonlar, yavaşça kana salınır ve gebeliğin önlenmesini sağlar. Doğum kontrol yöntemleri arasında gebelik önlemek için en sık kullanılan yöntemlerden biri olan doğum kontrol hapları ile aynı etkiyi sağlar. Aynı zamanda rahim ağzı salgısını kalınlaştırarak spermlerin rahim içine geçişini engeller.

Diyafram

Diyafram kullanımı doğum kontrol yöntemleri arasında pek fazla tercih edilen bir yöntem değildir. Her cinsel ilişki öncesinde kadın diyaframı vajina ağzına yerleştirir ve bu şekilde spermlerin rahim içine geçişi engellenir.

Sperm öldüren tabletler ve fitiller (Spermisitler)

Korunmasız cinsel ilişki sonrasında rahim içine yerleşen sperm hücrelerinin öldürülmesi için kullanılan fitil kadın tarafından, ilişki öncesi vajen içine yerleştirilir. Fitil içindeki etken maddeler sperm hücrelerini etkisiz hale getirir ve bu şekilde yumurta hücresi döllenemez.

Ertesi gün hapı kullanımı da korunması cinsel ilişki sonrası olası gebeliği önlemek için kullanılan doğum kontrol yöntemlerindendir.

 

Konu ile alakalı benzer makalelerimiz:

Dışarı boşalma nedir?

Spiral takılması

Konu ile alakalı yabancı kaynaklar:
https://bit.ly/2YvMwzi

Detaylı bilgi için İstanbul’un Bakırköy ilçesinde bulunan Kürtaj merkezimizi arayabilirsiniz.

dr.ismetyildirim@hotmail.com
0532 325 30 08

Rahimağzı kanser aşısı

Rahimağzı Kanser Aşısı Nedir?

Rahimağzı kanser aşısı: Yaklaşık 15 yıldır ülkemizde yapılan rahimağzı kanser aşısı, HPV adı verilen bazı virüslerin rahim ağzında kanser yapma riskini engellemek amacı ile geliştirilmiştir. Ülkemizde 9 ile 46 yaş arası kadınlara yapılması önerilmektedir.

Özellikle vajinal smear sonrası HPV mikrobu ile karşılaştığı anlaşılan kadınlarda takip oldukça önemlidir. Bu durumlarda ve de virüs ile hiç karşılaşmamış kadınlarda ise HPV aşısı yapılarak virüsün potansiyel kanser yapıcı etkisi ortadan kaldırmak mümkündür. Bu durumlarda kadınların daha dikkatli olması ve kontrollerini düzenli olarak yapması gerekmektedir.

Aşı 3 doz halinde yapılır. 0, 1 ve 6. Aylarda tek doz halinde uygulanmaktadır.

Rahim ağzı kanseri meme kanserinden sonra tüm dünyada görülen en sık 2. kadın kanseri türüdür. Rahim ağzı kanseri gelişimi uzun yıllar sürer bu nedenle de erken teşhis edilebilen kanserler arasında yer alır. Erken teşhis edilebilen hatta önlenebilen bir kanser türü olan serviks kanseri kadınların düzenli jinekolojik muayene yaptırması ile henüz oluşum evresinde iken fark edilebilir.

Serviks kanserinin gelişim hızının yavaş olması tedavi seçenekleri arttırırken aynı zamanda rahim ağzı kanseri nedeniyle ölüm oranlarını ciddi anlamda düşürür.

Rahim Ağzı Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Rahimağzı kanseri belirtileri nelerdir

Rahim ağzı kanserinin belirtileri uzun süre devam eder ve belirtilerin başlaması ile birlikte kanser oluşumu erkenden saptanabilir. Rahim ağzı kanserine neden olan etmenler bir hayli fazladır ancak en belirgin belirtiler aşağıdaki gibi sıralanabilir.

  • HPV virüsü denilen genital siğillerin varlığı ve siğille birlikte sık sık tekrar eden enfeksiyon,
  • Düzensiz adet görme ve/veya cinsel ilişki sonrası vajinal kanama,
  • Ağrılı cinsel ilişki ve idrar yaparken oluşan ağrı,
  • Genital bölge ile birlikte sırt ve bacaklarda görülen ağrı,
  • Sürekli yorgunluk hissi, iştah ve kilo kaybı,
  • Vajinal bölgede rahatsızlık hissi ile birlikte kötü kokulu akıntı,
  • Özellikle tek bir bacakta şişkinlik ve ağrı serviks kanserinin belirtileri arasında yer alır.

HPV virüsünün neden olduğu enfeksiyonlar çoğunlukla tedavi gerektirmeden kendiliğinden iyileşir. Ancak HPV tipleri oldukça farklı komplikasyonlara neden olur ve özellikle de tip 16 HPV ve tip 18 HPV nedeniyle meydana gelen ve iyileşme gözlenmeyen enfeksiyonlar, serviks kanseri öncesi lezyonlara zemin hazırlayabilir. Tedavi edilmeyen bu tip HPV virüslerinden kaynaklı lezyonlar ilerleyerek kansere neden olabilir. Ancak bu lezyonların ilerlemesi uzun yıllar alır.

Kanser, sinsi bir hastalıktır ve genelde ileri evrelere geldiğinde belirti verir. Kanser belirtileri hissedilmeye başlandığında kanserin evre genelde ilerlemiş olur ve bu da gerek tedavi olanakları gerekse de yaşam süresi azalır. Ancak düzenli yapılan vajinal muayeneler ile HPV virüsü tanımlanabilir ve erken dönemde tedavi edilerek kanser gelişimi engellenebilir. Kanserde erken teşhis bu nedenle son derece önemlidir.

Rahim ağzı kanseri aşısı ile HPV virüsünün özellikle de kanser öncüsü olan tipleri engellenebilir. Rahim ağzı kanseri aşısı yapılması için ne uygun zaman kişinin cinsel olarak henüz aktif olmadığı dönemdir. Cinsel ilişki öncesinde yapıldığında rahim ağzı kanseri aşısı daha etkin fayda sağlar.

HPV Nasıl Bulaşır?

Hpv nasıl bulaşır

HPV virüsü serviks kanserinin en bilindik nedenidir. Sıklıkla genital bölgede görülen bu siğillere genital siğil de denir ve sıklıkla oral, anal ve vajinal cinsel temasla bulaşır. Cinsel partnerler arasında virüsün bulaşma oranı yaklaşık olarak %60 civarındadır.

HPV virüsünün bulaşma riskinin daha fazla olduğu durumlar aşağıda gibi sıralanabilir:

  • Cinsel ilişkiye erken yaşta başlamak,
  • Cinsel partnerin sayısının birden fazla olması,
  • Korunmasız cinsel ilişkiye girmek,
  • Cinsel yolla bulaşan enfeksiyon geçmişi
  • Bağışıklık sisteminin türlü nedenlerden dolayı düşük olması genital siğillerinin bulaşma riskini arttıran faktörlerdir.

HPV Cinsel İlişki Haricinde Bulaşabilir mi?

Genital siğil cinsel temas dışında da bulaşma riski olan virüslerdir. Her ne kadar en sık bulaşma riski cinsel temas türleri ile olsa da virüslerin HPV’li kişi ya da kişiler teması sonucunda da bulaşabildiği görülür.

Kişinin vücudunda farklı bölgelerde bulunan siğil ya da siğillerden temas yoluyla ve HPV bulunan kişi ya da kişilerle temas ile de bulaşabilmektedir

Rahimağzı Kanseri Aşısı Yaş Sınırı Nedir?

Rahimağzı kanser aşısı yaş sınırı nedir

HPV aşısı 11-12 yaşında olan kız ve erkek çocuklarında yapılabilen bir aşıdır. Ancak cinsel ilişki söz konusu olsa dahi 9-26 yaş aralığında kız çocuklarına ve kadınlara HPV testi yapılma gereği duyulmadan üç doz olarak aşı uygulanabilir. Ayrıca rahim ağzı kanseri aşısı, kadınlarda 43 yaşına kadar yapıldığında da kansere neden olan HPV tiplerinin oluşumunu ciddi oranda azalttığı tespit edilmiştir.

HPV aşılarının etken maddesinde HPV 16 ve 18’e karşı antijen bulunur. Bu iki tip virüsün rahim ağzı kanserlerinin %70-80’inden sorumlu olduğu tüm dünyada yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur. Rahim ağzı kanseri aşısı içerisinde yer alan bu iki HPV tipine karşın %100 koruma sağlar.

Ancak her ne kadar aşı yapılmış olsa da düzenli olarak pap smear taraması yapılmasına devam edilmelidir.

Rahimağzı kanser aşısı etkili olabilmesi için 3 doz halinde uygulanır ve uygulama kol ya da kalçadan kas içine uygulanır. İlk aşı uygulamasından sonraki 1. ayda ve 6. ayda 3 doz tamamlanır.

Rahim ağzı kanseri gebelik döneminde yapılamaz. İlk doz uygulamasının hemen ardından hamile kalınırsa doğumdan sonra hastanın yeniden aşıya başlaması gerekir. Hamilelik döneminde aşı yapılmış ise gebeliğin sonlandırılmasına gerek yoktur. HPV aşısının gebelik esnasında bebeğe zarar verdiğine dair herhangi bir kanıt yoktur. Öyle ki HPV aşısı emzirme döneminde güvenli bir şekilde yapılabilen bir aşıdır.

Rahimağzı kanser aşısı içerisinde canlı ya da ölü virüs bulunmaz bu nedenle de aşı sonrasında herhangi bir yan etkiye neden olmaz. Aşı sonrasında yalnızca aşı yerinde kızarıklık, ağrı ya da şişlik gibi basit yan etkiler görülebilir.

Rahimağzı Kanseri Aşısı Fiyatı

Rahim ağzı kanserlerinde en sık karşımıza çıkan neden ‘insan papilloma virüs’ türleri yani HPV’nin yol açtığı kanser türleridir. Serviks kanserlerinin %99,7 yani yaklaşık %100’üne yakın nedeni HPV virüsü kaynaklıdır.

Serviks kanseri uzun süre belirti vermeyen bir kanser türüdür. Bulaşıcı bir virüs olan HPV enfeksiyonunun şimdiye kadar yaklaşık olarak 100 farklı türü tespit edilmiştir. Bu 100 türden 15’inin kansere neden olduğu saptanmış olsa da en tehlikeli HPV türü HPV 16 ve 18 virüs tipleridir. Bu virüs tiplerinin serviks kanserinin ortalama %70’ine neden olduğu bilinmektedir. Bu iki tipin dışında en yaygın görülen HPV tipleri 45, 33 ve 31’dir.

Rahimağzı Kanseri Aşısını Devlet Karşılıyor mu?

Genital siğil aşısının ücretini devlet karşılamaz ancak gerek dünyada gerekse de Türkiye’de kadınların aşıya ulaşabilmesi, rahimağzı kanserinden korunması için yapılan çalışmalar sonucunca aşı fiyatları hayli düşürülmüştür.

HPV aşısı fiyatları hemen hemen her yıl değişir. Rahimağzı kanseri aşısı fiyatı önceki yıllarda bir hayli yüksek olsa da yapılan çalışmalar ile aşı fiyatları indirilmiştir. Bu sayede her kadının aşıya erişimi dolayısıyla da rahim ağzı kanserinden korunması kolaylaştırılmıştır.

Büyük özel sağlık sigortaları olan kişilerde aşının ücretsiz olarak yapılması söz konusu olsa da HPV aşısı SGK tarafından karşılanan bir aşı türü değildir.

 

İlginizi çekebileceğimizi düşündüğümüz diğer makalelerimiz

Jinekolojik muayene ve smear testi

Detaylı bilgi için İstanbul’un Bakırköy ilçesinde bulunan Kürtaj merkezimizi arayabilirsiniz.

dr.ismetyildirim@hotmail.com
0532 325 30 08

Deri altı implant

Deri Altı İmplant (Doğum Kontrol Çubuğu) Nedir?

Deri altı implant cilt altına bir aparat yerleştirilmesi yolu ile uygulanan bir doğum kontrol yöntemidir. Son yıllarda …

Düşük yapmak

Düşük Yapmak Ne Demek? Nasıl Anlaşılır?

Düşük yapmak en genel tanımıyla gebeliğin 20. haftasından önce çeşitli nedenlere bağlı olarak fetüsün kaybedilmesidir. …

Kadın üreme organları

Kadın Üreme Organları Nelerdir?

Kadın üreme organları içte yer alanlar ve dışta yer alanlar şeklinde 2 farklı grupta değerlendirilir. Genital iç …