Jinekolojik Problemler
Yumurtalık Kistleri PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı   
Cumartesi, 24 Nisan 2010 10:28
 

Kadınların korkulu rüyası yumurtalık kistleri myomlardan sonra en sık saptanan jinekolojik problemlerdir. Kist saptanması hemen akla operasyonu gerektirmekle beraber, yumurtalık kistlerinin sadece bir bölümü operasyon gerektirmektedir.

Bu bölümde özellikle sık saptanan yumurtalık kistleri anlatılacaktır. Yumurtalık kistlerini fizyolojik(operasyon gerektirmeyen) ve patolojik(operasyon gerektirenler) diye basitçe ayırabiliriz.

Fizyolojik Kistler : Her adet başında yumurtalıkların birinde yumurta geliÅŸir(folikül). Bu aslında küçük bir kisttir. Cidarı ve içinde berrak bir sıvı bulunur. İçi su dolu balona benzer. Yumurtlama ile bu yumurta kisti içine kan dolar ve yumurtlama kisti( Korpus Luteum) adını alır. Gebelik oluÅŸursa bu yumurtlama kisti gebeliÄŸi koruyan progesteron hormonunu üretir. Gebelik olmamışsa adet kanaması ile beraber bu kist de kaybolur.

Adet ile kaybolmayan ve yumurta büyüklüÄŸünden, portakal büyüklüÄŸüne kadar olan bu tür kistlere yumurta kisti veya fizyolojik kist adı verilir. Genelde kendi halinde küçülüp kaybolabilir. EÄŸer kaybolmazsa ilaç tedavisiyle, büyük oranda ortadan kalkabilir. Ancak kistin patlaması ve karın içine kanama veya kistin sapı etrafında burulması ile aciliyet gerektiren durumlarda operasyon düÅŸünülebilir.

Bazen yumurtlama kisti(korpus luteum) yumurtlama sonrası kanamaya sebep olur ve kist kanaması dediğimiz bir durumdan dolayı operasyon gerektirebilir.

Operasyon gerektiren kistler: bu kistler yukarda anlatılan kistlerden farklı olarak ilaç tedavisine cevap vermezler ve mutlaka saptandıklarında operasyon ile çıkarılmaları gerekmektedir. En sık rastlananları basit kistler, çukulata kistleri(endometriosis kistleri), dermoid kistler, fibromlar ve kanser ÅŸüphesi olan kistlerdir.

Basit kistler : Genelde yumurta kistleridir. İçi berrak su ile dolu balon gibi düÅŸünülebilir. İlaç tedavisine cevap vermeyen ve boyutları 5 cm üzerindedir. Operasyon yapılmasının nedeni yumurtalıkta baskı yaparak zarar vermesi, patlama ihtimali ve  sapı etrafında burulması ihtimali nedeniyle yapılır.

Çukulata Kistleri(endometriosis Kistleri): içi erimiÅŸ çukulatayı andıran koyu kıvamlı bir sıvı ile doludur. Ayrıca sıklıkla karın içinde yapışıklıklar ile beraberdir. Karın içinde endometriosis odakları da bulunur. Bu kistlerin küçük boyutlarda iken özel ilaçlar ile tedavisi mümkün olsa da kesin tedavi yöntemi cerrahidir. Ayrıca karın içindeki yapışıklılar ve endometriosis odaklarının tedavisi yapılması gerekir.

Dermoid Kistler: doÄŸuÅŸtan anne karnında iken yumurtalıklarda bazı kalıntılardan ortaya çıkar. Genelde kistin içinde koyu yaÄŸ kıvamında sıvı, saç ve bazen diÅŸ gibi oluÅŸumlar göze çarpar. Saptandığında yumurtalık kanseri ile karıştığından mutlaka operasyon gerektirirler.

Fibromlar: rahimdeki myomlara benzeyen bilardo topu gibi içi dolu ve sert olan kitlelerdir. Ultrasonografi ve operasyonda kanser ile benzerliÄŸinden dolayı operasyon gerektirir

Kanser ÅŸüphesi olan kistler: ultrasonografi bulguları nedeniyle sert kısımları sıvı kısmından çok olan bu kistlerde kötü huylu hastalık olasılığı yüksek olduÄŸundan, operasyon gerektirir. Hatta operasyon esnasında patolog çıkan parçayı deÄŸerlendirip iyi huylu ise operasyon rutin ÅŸekilde tamamlanır. Kötü karakterde ise kanser operasyonuna geçilir.

Kistlerin Belirtileri:

1. Karın ve kasık aÄŸrısı: deÄŸiÅŸik ÅŸiddetlerde olur. Çok ÅŸiddetli ve dayanılamayacak aÄŸrılarda kist patlaması veya sapı etrafında burulması(trsyonndan ÅŸüphelenilir

2. Bel ağrısı

3. Karında şişlik

4. Ele kitle gelmesi

Tanı Metodları:

1. Ultrasonograrfi: jinekolojik kitlelerde çok önemli bir yeri olan bu yöntemde kistin büyüklüÄŸü ve karakteri hakkında bilgi edinilebilir. Bakire olmayan kadınlarda vaginal yoldan yapılan bu yöntem oldukça ayrıntılı bilgi verir. Ayrıca kötü huylu olan kitlelerin ayrımında da yardım eder

2. Hormonal Testler: Ca 12-5, Ca 15-3, olarak bilinen bu testler iyi ve kötü huylu kistlerin ayrımında önemli rol oynar

3. Doppler Ultrasonografi: Kistlerin damarlanması ve bu damarlardaki bazı ölçümler ile kötü huylu kistlerin tanınmasında yardımcı olan tanı yöntemidir.

Tedavi:

1. İlaç tedavisi: en sık kullanılan ilaçlar doÄŸum kontrol haplarıdır. Basit yumurtlama kistlerinde % 90 oranında tedavi için yeterli olabilir. Bu esnada her adet sonrası yapılan ultrasonografi ile büyüklük takip edilir. İlaca cevap vermeyen kistlerde operasyon düÅŸünülebilir. GnRH analogları adı altında toplanan ilaçlar(lucrin Depot, Decapeptyl Depot) ise daha çok çukulata kistlerinin operasyon öncesi küçültülmesi veya operasyon sonrası tekrarını engellemek için kullanılır

2. Cerrahi tedavi: normal amelyat veya laparoskopik yöntemlerle yapılabilir. Operasyonun türüne tetkikler sonucunda karar verilir. Burada yaÅŸ, doÄŸurganlık ve kistin büyüklüÄŸü ile karakteri rol oynar. Bazen laparoskopik baÅŸlayan operasyon hastanın yumurtalığını korumak amacıyla normal operasyonla sonuçlandırılabilir. Özellikle kanser ÅŸüphesi olan kistlerde laparoskopiden kaçınılır.

 

Kanser ÅŸüphesi olan kistlerde operasyonda patolog da hazır bulunur ve çıkan parçanın ilk deÄŸerlendirilmesini yaparak operasyon yön vermede yardımcı olur.

Operasyonda yapılan amelyat türeri: yumurtalık kistinin çıkarılması, kistin bulunduÄŸu yumurtalığın alınması veya rahim ve yumurtalıkları tümünden çıkarılması ÅŸeklinde olabilir. Bebek isteyen kadınlarda ÅŸartlar uygunsa sadece kist çıkarılarak yumurtalığın korunmasına çalışılır. Fakat kist yumurtalığı tamamen baskıyla yok etmiÅŸse tüm yumurtalık alınır. Yaşı ileri olan, menopozdaki kadınlarda ve kanser ÅŸüphesi olan ve doÄŸurganlığını tamamlamış olan kadınlarda rahim ve yumurtalıklar alınabilir.

LAST_UPDATED2
 
Rahim Ve İdrar Torbası Sarkması PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı   
Cumartesi, 24 Nisan 2010 10:28
Rahim sarkması cinsel organların, bu organları karın içersinde sabitleyen bağların özelliklerini yitirmesi nedeniyle aşağıya vajinaya doğru yer değiştirmeleridir. Genellikle sadece rahim değil onun hemen önünde ve arkasında yer alan idrar torbası ve kalın barsağın son kısmı da rahimle birlikte sarkma gösterir.


Normalde bu organlar kendilerini tutan bağların sayesinde ancak sınırlı olarak hareket edebilirler. Yaş ilerledikçe ve özellikle yapılan doğum sayısı arttıkça bu bağlar esnekliklerini kaybeder ve böylece genital organların vajina içine sarkmasına neden olabilirler. Bazen sarkma öylesine belirgindir ki, kadın vajina girişinde rahim ağzını eliyle hissedebilir. Hatta bazen rahim ihmal edilmiş vakalarda vaginanın dışına da çıkabilir.

İdrar torbası sarkması vajina ön duvarına komşu olan idrar torbasının vajina içerisinde bombeleşmesine verilen isimdir. Bu durum da özellikle öksürme, hapşırma, ağır bir nesne kaldırma gibi karın içi basıncını artıran durumlarda kadının vajina içerisinde bombeleşen idrar torbasını eliyle hissetmesine neden olur. Bu şikayete, her zaman olmamak kaydıyla, genellikle idrar kaçırma da eşlik eder. İdrar kaçırma sorunu en hafif şekliyle yalnızca öksürme, aksırma ve ıkınma durumunda ortaya çıkar.

Sarkmanın şiddetinin artmasıyla birlikte gülme, cinsel ilişkide, hatta ayakta durma, gibi durumlarda da idrar kaçırma sorunu ortaya çıkar. İdrar torbası sarkması ileri durumlarında idrar torbası ile uretra adı verilen idrarı torbadan dış ortama ileten boru arasında olması gereken açının bozulmasına ve böylece idrar kaçırma şikayetinin ortaya çıkmasına neden olur. En ileri ve oldukça ender görülen durumlarda idrar hiç tutulamaz ve idrar torbasına gelen idrar burada depolanmadan direkt olarak dışarı boşalır.

Rahim sarkması tek başına olduğunda kadının özellikle ayakta durduğunda, öksürdüğünde, hapşırdığında ve ıkındığında ağrı ve alt bölgede dolgunluk hissetmesine neden olur
Rektum (kalın bağırsağın son kısmı) sarkması ise vajina arka duvarıyla komşu olan rektumun vajinaya doğru bombeleşmesidir. Rektum sarkması çoğu durumda özel bir sorun yaratmamakla birlikte kabızlık sorunu yaşanmasına neden olabilir. Genital organlarda sarkma sorunu yaşayan kadınların diğer bir sorunu da zor doğumlarda ortaya çıkan yırtıkların vajinada genişleme şikayetine yol açmasıdır. Bu durum kadının eşiyle cinsel yaşamda sorunlar yaşamasına, çiftin eskisi gibi cinsel yaşamdan zevk alamamasına neden olabilir.

Genital organlarda sarkma özellikle çok sayıda ve zor doğum yapmış kadınlarda görülür. Uzun süren doğumlar genital organları yerinde tutan bağların uzaması, bazı bölgelerden yırtılması ve böylece organları yerinde tutma işlevlerinin azalmasıyla sonuçlanır. Sezaryan ile doğum yapmış olan kadınlarda ve hiç doğum yapmamış kadınlarda ise sarkma çok daha nadir görülür.

Genital organ sarkmaları ender olarak tek başlarına görülürler. Sıklıkla rahim sarkması, idrar torbası sarkması ve kalın barsağın son kısmının sarkması ve idrar kaçırma şikayeti beraberce görülür.

Nasıl Tanı Konur?

Genital organ sarkması hiçbir sorunu olmayan bir kadında tesadüfen saptanabileceği gibi sıklıkla idrar kaçırma veya "alt bölgede dolgunluk hissi" yaşayan bir kadının jinekolojik muayenesi esnasında sarkmanın kolaylıkla görülmesiyle konur.

Tedavi Yöntemleri

Rahim sarkmasının tedavisi kadının yaşına, hastalığın derecesine, kadının genel sağlık durumuna ve daha sonra çocuk doğurmak isteyip istemediğine göre değişir. İleride bu problemin gelişmesi düzenli Kegel egzersizleri denilen vajina etrafındaki ve perine kasları kasma egzersizleri yapılarak kısmen de olsa engellenebilir.

Ailesini tamamlamış bir kadında genital organ sarkması durumunda uygulanan tedavi şekli genellikle rahimin vajina tarafından çıkarılması ve ön ve arka vajina duvarlarındaki fazlalıkların çıkarılarak vajina daraltılması şeklindedir. Vajen daraltma operasyonu geçiren kadınlar eğer gebe kalılarsa normal doğum yerine sezeryan olmaları gerekir.

İdrar kaçırma sorununun tedavi edilmesi için daha farklı ameliyat tekniklerinin kullanılması gerekebilir. Bu konuda detaylı bilgi için bakınız İdrar Kaçırma

Üreme çağındaki ve halen doğum yapmayı düşünen ya da ailesini tamamlamış olsa bile rahim alınmasını kabul etmeyen bir kadında ise rahim alınmaksızın yalnızca ön ve arka vajina duvarlarındaki fazla doku alınarak genişlemenin tamiri yani vajinanın daraltılması yoluna gidilir.

Böylelikle doğum sonrası vajina genişlemesi yakınması olan kadınların şikayetleri azalacak ve cinsel yaşamdan da eskisine oranla daha fazla tatmin sağlanacaktır.

Vajina daraltılması operasyonuna tıpta vajinoplasti adı verilir.


Belirgin rahim sarkması durumunda karın yoluyla rahimi yerinde tutan bağlara ulaşılarak bu bağların yukarı çekilmesi ve böylelikle rahimin alınmaması mümkündür. Ancak yukarı çekme operasyonlarının çok da uzun ömürlü olmadığı bilinmelidir. Yapılan operasyonun tipine ve yapan cerrahın tekniğine bağlı olarak 3-5 yıl içersinde tekrarlama riski ortaya çıkabilir.

Çok nadiren çocukları olmasına rağmen rahiminin alınmasını istemeyen veya başka çocuk doğurmak arzusunda olan bayanlarda ya da rahim alınması operasyonunu dahi kaldıramayacak kadar yaşlı ve genel durumu kötü hastalarda operasyon yerine pesser adı verilen ve vajinaya yerleştirilerek rahimi destekleyip yukarda tutan cihazlar da kullanılabilir ama bu tür tedaviler çok özel durumlarda uygulanmaktadır.

Günümüzde ailesini tamamlamış bayanlarda çocuk taşımaktan öteye bir fonksiyonu olmayan rahimin alınması sarkmalarda uygulanacak en akılcı tedavi şeklidir.

 

 
Rahim Ağzında Yara PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı   
Cumartesi, 24 Nisan 2010 10:28

 

 

Servikal erozyon ("rahimağzı yarası")

Rahimağzı kanalının iç yüzeyini döşeyen epitel hücreleri salgı yapıcı (glanduler) özellikler taşırlarken, vajinanın iç yüzey hücreleri bu dokuyu çeşitli dış etkenlere karşı (bakteriler, virüsler, cinsel ilişkinin "aşındırıcı" etkileri) korumakla görevli yassı epitel (skuamöz) yapıda hücrelerdir. Bu iki ayrı hücre türünün yakın komşulukta olduğu bölgeye değişim bölgesi (transformasyon zonu) adı verilir

Değişim bölgesinde birbirinden farklı bu iki hücre türü değişik yapıları ve davranış özellikleri nedeniyle sürekli birbirleriyle "geçimsiz" durumdadırlar. Kısaca söylemek gerekirse bu bölgede bir hücre türü diğer hücrenin sınırlarının ilerisine geçerek o bölgede kendi hakimiyetini kurmak istemekte ve bu nedenle burada hücreler adeta bir sınır savaşı halinde bulunmaktadırlar. Bölgede sürekli bir yıkım-yenilenme söz konusudur. Bu esnada sürekli olarak bazı hücreler atılır ve yenisiyle değiştirilir.

Halk arasında "yara" olarak bilinen hastalık aslında değişim bölgesinin rahimağzı içindeki salgı yapıcı hücrelerin değişim bölgesindeki zaferinden başka bir şey değildir. Değişim bölgesindeki "savaş" salgı yapıcı hücreler tarafından kazanılmış ve vajinanın yassı epitel hücreleri erozyon yoluyla "eritilmiştir". Bu erime spekulum muayenesinde rahimağzı üzerine "kızarık" bir görünüm kazandırır ve doktor tarafından halk diline "yara" olarak tercüme edilir.

Normalde rahimağzı kanalının içinde vajinanın asit ortamından uzak olarak yaşayan hücreler dışarıya taştıklarında salgılarını yapmaya devam ederler. Salgı yapıcı hücreler sayıca artmış olduklarından yaptıkları salgı miktarı da artar ve bu durum kadının akıntı şikayeti duymasına neden olabilir.

Rahimağzı kanalının doğal salgısı alkalen özellikler taşır. Vajinanın doğal ortamı ise asit özelliktedir. Vajinayı enfeksiyonlara karşı koruyan laktobasil adlı bakteriler yalnızca asit ortamda yaşayabilirler. Rahimağzı kanalının artmış alkalen salgısı vajinanın asit ortamını bozduğunda laktobasillerin sağlıklı bir şekilde çoğalmaları engellenir ve bu da vajinada enfeksiyon ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir. Sık sık vajinit geçiren kadınlarda altta yatan muhtemel neden bu yüzden bir rahimağzı yarası da olabilmektedir.

Rahimağzı "yarası" akıntı şikayeti dışında bir sorun yaratmayabilir ve çoğu durumda muayene esnasında tesadüfen saptanır. Bazı kadınlarda ise ilişki esnasında kanamaya neden olabilir. Rahimağzı yarası görünüm olara kanser veya kanser öncüsü lezyonlarla karışabileceğinden, saptandığında mutlaka papsmear alınarak durum değerlendirmesi yapılır. Papsmear raporunda da erozyon tanısı doğrulanır.

Erozyon, papsmear incelemesi yapıldıktan sonra mutlaka kriyoterapi ile (dondurarak) koterizasyonla (yakılarak) veya lazer ile buharlaştırılarak giderilmesi önerilen bir durumdur.

Doğum kontrol hapı kullanımı rahimağzı kanalı içindeki salgı yapıcı hücrelerin çoğalmasını kolaylaştırdığından doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda rahimağzı yarasına nispeten daha sık rastlanmaktadır.

Ayrıntılı Bilgi İçin Dr.İsmet YILDIRIM'ı Arayabilirsiniz.

 

 
Myom PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı   
Cumartesi, 24 Nisan 2010 10:27
MİYOMLAR

Miyom, rahimin normal yapısında bulunan ve bu organın kasılmasını sağlayan düz kas dokusundan kaynağını alan iyi huylu kitleye verilen isimdir.

Kimlerde miyom vardır?

Her 100 kadından yaklaşık 15'inde çapı ufak veya büyük, az sayıda veya çok sayıda, belirti veren veya vermeyen miyomlara rastlamak mümkündür.

Miyomlar sıklıkla 30-40 yaş grubu kadınlarda saptanırlar. Ergenlik çağından önce teorik olarak miyomlara rastlamak mümkün olmakla beraber bu durum enderdir. Miyomlar menopoz çağında vücutta östrojen hormonu salgısının azalmış olmasıyla birlikte gerileme gösterirler ve bu nedenle üreme çağında miyom tanısı almış kadınların çoğunda menopoza girdikten belli bir süre sonra miyomların hızla küçüldüğü ve hatta kaybolduğu gözlenir.

Neden miyom olur?

Neden bazı kadınlarda miyom gelişip diğerlerinde gelişmediği konusunda yapılan çalışmalar halen devam etmektedir. Siyah ırkta beyaz ırka göre miyom sıklığının 5 kat yüksek olması, aile içinde bir bireyin miyom tanısı alması durumunda (özellikle anne, kız kardeş veya abla gibi birinci derece akrabalarda) diğer bir aile bireyinde miyom görülme sıklığının artması, hastalığın kalıtsal yönünün güçlü olduğunu göstermektedir.

Üreme çağında gelişen miyomların menopozdan sonra hızla gerilemesi de yine miyom gelişiminde östrojen hormonunun oldukça etkili bir rolü olduğunu düşündürmektedir. Gebelik döneminde artan östrojen hormonu salgısına bağlı olarak büyüme gösteren miyomların gebelikten sonra hızla küçülme eğilimi göstermesi bu görüşü doğrular niteliktedir.

Miyomlar ne şekilde karşımıza çıkarlar ve nasıl tanımlanırlar?

Miyomlar hemen her durumda kaynak aldıkları rahimin sınırları içerisinde yer alan oluşumlardır. Bir kadının rahiminde yanlızca bir tek miyom bulunabileceği gibi, çok fazla sayıda miyom beraberce bulunabilir.

Miyomlar yalnızca 1 santimetre kadar küçük çapta olabilecekleri gibi çapları 30 santimetreyi geçen miyomlara da rastlamak mümkündür.

Miyomların rahim içinde yerleştikleri bölge bu kitlelerin yarattığı etkileri ve belirtileri yakından etkiler:

 

Miyomlar konum itibarıyla en sık rahim düz kas tabakasının içinde gömülü olarak yeralırlar ("intramural"=duvariçi miyomlar). Daha sonra sıklık sırasına göre rahimin dışına doğru büyüyecek şekilde ("subseröz"= rahimin dış kılıfının hemen altında), rahim iç tabakasına doğru büyüyecek şekilde ("submüköz"= rahim içini kaplayan "mukoza" tabakasının hemen altında), veya rahimin yanlarında ("intraligamenter") bulunabilirler.

Miyomlar ne gibi belirtiler yapar?

Miyomlar sıklıkla belirti vermezler ve başka bir nedenle yapılan jinekolojik değerlendirmede tesadüfen saptanırlar. Belirtilere neden olan miyomların yaptığı şikayetler öncelikle rahim içinde bulundukları bölgeye, sonra da büyüklük ve sayılarına bağlıdır. "Submüköz" yer alan çok ufak bir miyom rahim iç tabakasını tahriş ederek düzensiz kanamalara yol açabilirken, "subseröz" yer alan portakal büyüklüğünde bir miyom hiçbir belirti vermeyebilir.

Genel olarak, "submüköz" yer alan miyomların sıklıkla ara kanamalara neden olduğu söylenebilir. Yine bu yerleşimdeki miyomların rahim iç tabakasında etkili oldukları alan ne kadar büyük olursa, gebelikte düşüğe neden olma olasılıkları da o kadar artar.

"İntramural" yerleşimli miyomlar ise sıklıkla adet kanamalarının uzun sürmesi şeklinde belirti verirler. Bu durum, bu miyomların rahim kasılmasınının kanamayı durdurmadaki etkinliğini azaltmasına bağlanabilir.

"Subseröz" miyomlar ufak olduklarında sıklıkla belirti vermezler, ancak çok büyük olduklarında etraf dokularda yaptıkları basıya bağlı belirtiler verebilirler. Örnek olarak öne doğru büyüyen bir miyom idrar torbasına baskı yaparak sık idrara çıkma şikayetlerine neden olabilir. Yine arkaya doğru büyüyen bir miyom kalınbağırsağa baskı yaparak kabızlık şikayetine neden olabilir. Fallop tüplerine bası, bir gebe kalamama nedeni olabilir.

 

Miyomlarda Bozulma ("Dejenerasyon")

Miyomlar özellikle hızlı büyüdüklerinde kendilerini besleyen kan damarlarının yetersiz kalması sonucu dejenerasyon adı verilen yapısal değişikliklere uğrarlar. Vücutta kanla beslenmesi yetersiz olan her organda olduğu gibi bu durumun miyomlarda oluşması da ani başlayan şiddetli ağrıların hissedilmesine neden olur. Miyomların bozulmasına özellikle gebelik döneminde nispeten sık rastlanır.

Miyomların Kanserleşmesi

Miyomlarda kanserleşmeye çok ender rastlanır. Miyom dokularından gelişen sarkom türü kanserler oldukça kötü seyirli kanserlerdir.

Miyom tanısı nasıl konur?

Miyom tanısı koymak kolaydır. Miyoma özel belirtilerle doktora başvuran bir kadında yapılan jinekolojik değerlendirme (muayene ve ultrasonografi) düşük bir hata payıyla tanı koyulabilmesi için yeterlidir.

Miyom tanısı konduktan sonra tedavi için nasıl bir yol izlenir?

Jinekolojik muayenede miyom saptanmış olması mutlak bir ameliyat nedeni değildir ve saptanan miyomların ancak ufak bir yüzdesi için ameliyat gerekir.

Genel olarak söylemek gerekirse kadının yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyecek kadar şiddetli belirti veren miyomlar ve kanserleşme eğilimi gösterip göstermediği konusunda emin olunamayan miyomlar için ameliyatla tedavi yolu tercih edilir.

Menopozdan sonra ortaya çıktığı belirlenen miyomlar, kısa zamanda hızla büyüyen miyomlar, muayenede yumuşama eğilimi saptanan miyomlar ve ilk saptandıklarında çok büyük olan miyomlar için çoğu durumda ameliyat önerilir.

Gebeliğin planlandığı dönemde saptanan miyomlarda, gebelik üzerinde olumsuz etki yapma ihtimalinin yüksek olduğu düşünülüyorsa, miyom veya miyomların gebelik oluşmadan ameliyatla çıkarılmaları uygun bir yaklaşımdır.

Belirti vermeyen ve üstte belirtilen özellikleri taşımayan miyomlarda belli aralıklarla (genellikle 6 ay aralıklarla) yapılan takip sıklıkla yeterli olmaktadır. Takip süresi içerisinde büyümeye veya belirti yapmaya başlayan miyomlarda ameliyat tekrar gündeme gelir.

Tedavi için ne gibi seçenekler vardır?

Miyom nedeniyle tedavi gerektiğinde tedavi yolunu belirleyici en önemli etken çocuk arzusunun devam edip etmediğidir. Ailesini tamamlamış ve çok sayıda miyomu olan kadınlarda sıklıkla önerilen tedavi şekli rahimin tümüyle alınmasıdır.

 

Çocuk arzusunun devam etmesi durumunda ise rahim yerinde bırakılır ve ameliyatla miyomların çıkarılması yoluna gidilir.

 

LAST_UPDATED2
 
İdrar Yolu Enfeksiyonları PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı   
Cumartesi, 24 Nisan 2010 10:26

Erişkin kadınların her yıl %10-20' sinde idrar torbası ve uretra denilen idrar yolunda enfeksiyon meydana gelir. Erkeklere göre kadınlar idrar yolları enfeksiyonlarına daha sık yakalanırlar. Uretra denilen kısmın kadınlarda daha kısa olması ve bu bölgede mikropların uretraya daha kolay geçebilir olması duyarlılığı arttırır. İdrar yolları iltihabında belirtiler genel olarak;

* İdrar yaparken yanma olması,

* Sık idrara çıkma,

* Çabuk sıkışma hissi,

* Kasık orta kısmında ağrı ve hassasiyet, şeklindedir.

Tanı; yukarıdaki belirtilere ilave olarak idrar tetkiki yapılarak tanı kesinleştirilir. Hasta idrarını verdikten hemen sonra, mikroskobik ve kimyasal incelemesi yapılır. Her mikroskobik alandaki iltihap hücre ( Lökosit) sayısı ve bakteri sayısı kontrol edilir. Her alanda lökosit sayısının 6-7 üzerinde ve bakteri görülmesi genellikle enfeksiyon lehine bulgulardır. Ayrıca idrarda bakterinin cinsini belirlemek amacı ile Kültür testi, bu bakteriye etki edecek antibiyotiği belirlemek amacı ile de Antibiyogram testi yapılabilir. İdrar yolu enfeksiyonlarında sıklıkla karşılaşılan bakteri, bir barsak bakterisi olan Koli Basili' dir. Dolayısı ile bazen Kültür-Antibiyogram yapmadan direk bu bakteriye yönelik antibiotik verilebilir. İdrar yolu enfeksiyonu sıklıkla vagina ve rahim enfeksiyonları ile karışabileceği için genital muayene yapılması ayırıcı tanı için önemlidir.

Tedavi; antibiyotikler, antiseptikler ve idrar pH' ını asit yapan ilaçlar kullanılır. Tedaviye cevap vermeyen iltihabi durumlarda idrar yollarında yapısal ( Doğumsal) bir anormallik aramak doğru olur. İdrar yollarında taş, tümör, kronik iltihaba bağlı yapısal değişikliklerde tedaviyi engelleyebilir. Ayrıca, gebelerde, beslenme bozukluğunda, şeker hastalarında, kanser tedavisi alanlarda vücut direncinin zayıf olmasından dolayı tedaviye cevap yeterli olmayabilir. Bu durumların hepsinde antibiyotik tedavisinin daha uzun süreli olması ve sıvı alımının bol olması gereklidir. Ayrıca C vitamini alınması idrarın asidik olmasına ve bakterilerin üremesine engel teşkil ederek antibiotik tedavisine yardımcı olabilir.

Bazı kadınlarda özellikle ilişki sonrasında idrar yolu enfeksiyonu sık görülür. Bu kadınlara ilişki sonrası koruyucu antibiotik kullanımı ve ilişkiden hemen sonra idrara çıkması önerilir.

 

Balayı Sistiti ;

Yeni evli kadınlarda ilişki sıklığına bağlı olarak idrar yolunun çıkış kısmında tahriş meydana gelir. Tahrişe bağlı olarak bölgede bulunan bakterilerde çoğalma, uretra ve idrar torbasına geçiş olur. Oluşan enfeksiyon idrar yaparken aşırı yanma, sıkışma hissi ve şiddetli acıya yol açar. Tedavide antibiyotik kullanımı ve ilişkiye ara verilmesi önerilir. Prezervatif kullanımı fayda sağlayabilir.

 

Ayrıntılı bilgi için Dr. İsmet YILDIRIM' ı arayabilirsiniz.

 

 

 
LAST_UPDATED2
 
<< Başlat < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

Son Eklenenler

Gebelik TeÅŸhisi Her ay düzenli adet gören bir kadında adet rötarı olmuÅ...
Gebelik Takibi Günümüzde gelişen teknoloji, bilim,...
Gebelikte Beslenme Gebelikte beslenme diğer dönemlerdeki...
Gebelikte Egzersiz DOĞUMA HAZIRLANMAK ÜZERE YAPILAN EGZ...
Gebelikte Laboratuar Labaratuvar Bütün gebelik boyunca y...

Çok Okunanlar

Osteoporoz(Kemik Erimesi) Osteoporoz   Osteoporoz ( kemik e...
Menopoz Nedir Üreme döneminden yaşlılığa geçiş dönemine “Klimak...
Erkekte Kısırlık Çocukları olmayan çiftlerin yaklaşık %40...
SiÅŸmanlık (Obezite)  Aşırı Zayıflık Durumlarında Kısırlık Ve Tedav...
Meme SaÄŸlığı   Meme Hastalıkları Memeler bütün yaÅ...

  soc-video-logo

Slideshow Image 1
Slideshow Image 2
Slideshow Image 3
Slideshow Image 4
Slideshow Image 5
Slideshow Image 6
Slideshow Image 7
Slideshow Image 8
Slideshow Image 9
Slideshow Image 10