Günümüzde gelişen teknoloji, bilim, eğitim ve kültür ile birlikte, yaşam anlayışı, evlilikten beklentiler, eşler arasındaki ilişki ve buna bağlı yaşamın birçok alanına ilişkin düşünceler değişme ve gelişme gösteriyor. Bunun bir uzantısı da bebek sahibi olmaya karar veren eşlerin bu duruma kendilerini fiziksel ve psikolojik olarak hazır hissetmeleridir. Bebek sahibi olma duygusu yerine pek az şeyin konulabileceği bir duygudur. İnsanı umutlandıran, heyecanlandıran, hayaller kurmasını sağlayan bazen kafa karıştırıcı bazen huzur verici bir süreçtir. Çocuk sahibi olmak, ortaklaşa paylaşılacak bir sorumluluktur. Eşler birlikteliklerinin hangi aşamasında çocuk sahibi olmak istediklerine beraber ve enine boyuna tartışarak karar verirler. Bundan dolayı gebeliklerin çoğu planlı olmaktadır. Gebeliği ister planlayın, ister sürpriz bir şekilde olsun, önemli olan eşlerin anne ve baba olmaya istekli olması, bunun gereklerini yerine getirmeye hazır olmalarıdır.
Gebelik, kadının son adetinin ilk gününden itibaren 40 hafta sürer. Gebelik yaşı hesaplanırken bütün dünyada son adetin 1. gününden itibaren hesaplama yapılır. Beklenen doğum tarihini hesaplamak için Nagele formülünden yararlanılır. Buna göre son adetin 1. gününden 7 gün ileriye gidilir, 3 ay geriye gelinir ve 1 sene ilave edilir. Örneğin son adeti 12 Nisan 1999' da olan bir kadının beklenen doğum tarihi 19 Ocak 2000 dir. Ancak bu tarih 2 hafta önce 1 hafta sonrası da olabilir. Ayrıca gebelik yaşı hesaplanırken ultrasonografik incelemeden de yararlanılabilir. Özellikle son adet tarihini bilmeyen kadınlarda ölçüm ultrasonografiye göre yapılır.
Gebelik tanısı alan bir kadının bundan sonra hayatında önemli bir dönem başlamıştır. Fiziksel ve psikolojik, gebeliğe özgü birçok değişiklik artık kaçınılmazdır. Gebelikte karşılaşılabilecek belirtilerin normal fizyolojik bir durum mu yoksa bir problem mi olduğu anlaşılabilmelidir. Bu nedenle, gebeliğin başından sonuna kadar gebelik takibinin yapılabileceği profesyonel yardıma ihtiyaç vardır.
Gebelik 3 dönemde incelenir. Bu dönemlere ' trimester' adı verilir ve 3' er aylık dönemleri kapsar. Her dönemin kendine özgü özellikleri ve gereklilikleri vardır.
Bu bölümde, siz anne adaylarının, gebeliğin her döneminde sıklıkla karşılaşabileceği problemlerin ayrıntılarıyla incelenmesi ve bu problemlere karşı yapılması gerekenler anlatılacaktır. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için 3'er aylık dönemler halinde anlatım yapılacaktır. A. İlk Üç Aylık Dönem ;
1. Gebelik Değişiklikleri ;
Gebeliğin başlangıcında fiziksel değişiklikler sizi rahatsız etse de, sağlığınızı veya bebeğin sağlığını tehlikeye sokmaz. Her gebelik kendi içinde ele alınır. Aşağıda yazılan sorunların hepsi veya bir kısmı ile karşılaşabilirsiniz. Belirtilerin ne olduğunu ve kendinizi rahat hissetmek için bunlara karşı ne yapacağınızı bilirseniz gebeliğiniz o kadar rahat geçecektir.
* Yorgunluk ;
Gebeliğin başlangıcında kadınların çoğu normalden daha fazla yorgundur. Bu duygu çok iyi anlaşılabilir bir duygudur. Vücudunuzun yapması gereken çok iş vardır. Vücut, gebeliğin ilk haftalarında bebeğe daha fazla besin taşıyabilmek için daha fazla kan üretir. Bu da kalbin daha fazla çalışmasına sebep olur ve nabız dakikada 10 - 15 atım artar. Gebelik planlı olsun veya olmasın bu dönemde biraz duygusal ve sıkıntılı olacaksınız. Bebeğinizin sağlıklı olup olmayacağı endişesi olacak ve nasıl anne olacağınız konusunda içinizde sıkıntılar, karmaşık duygular olacaktır.
Yorgunluğa karşı ne yapılmalıdır ; ihtiyacınız olduğu kadar dinlenin. İyi yeme ile birlikte sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklarınız varsa kurtulmaya çalışın. Gün içerisinde ayaklarınızı hafif yükselterek sırt üstü yatıp istirahat edin, hafif şekerlemeler yapın. Çalışıyorsanız, hemen iş sonrası akşam yemeğinden sonra hafif uyuyabilirsiniz. Erkenden yatarak, ertesi gün için gerekli enerjiyi toplayın. Gece sık tuvalete kalkıp uykunuzun bölünmesini engellemek için yatmadan önce fazla sıvı almayın. Düzenli beslenme ile enerji seviyenizi arttırın. Özellikle, yeterli protein ve vitamin takviyesi yapılmıyorsa yorgunluk iyice artar.
* Bulantı ve Kusma ;
Gebelik başında, gebelik hormonlarının kandaki seviyelerinin yükselmesine bağlı olarak meydana gelir. Ayrıca mide-barsak sistemindeki değişikliklerde bir etkendir. Mide, gebelik hormonlarının etkisi ile yavaş yavaş boşalır. Bulantı ve kusma ayrıca, duygusallık, stres ve yorgunlukla artabilir. Genellikle sabahları bulantı sık görülsede akşamları veya günün herhangi bir saatinde olabilir. Bu şikayet gebelerin % 70' inde mevcuttur. İlk gebelikte, genç kadınlarda ve ikiz gebelerde daha fazla olabilir. 4 – 8 haftalıkken başlar 3. ayın sonuna kadar devam eder ve genellikle kesilir. Bazen gebeliğin sonuna kadar devam edebilir.
Ne yapılmalıdır ; yeme alışkanlıklarınızı değiştirin. Gün içerisinde daha sık ve daha az öğünler bulantıyı azaltır. Sıvı alımını azaltmakta iyileşmeye yardımcı olur. Midenin tamamen boş ve tamamen dolu olmaması gerekir. Her iki durumda bulantıyı arttırır. Sabah kalktığınızda bulantınız fazla ise hemen yataktan çıkmayın, biraz istirahat edin. Demli olmayan bir çay için.Yatağın başında galeta, kraker gibi kuru yiyecekler bulundurun. Yorgunlukla bulantı şiddetlenebileceği için sık sık istirahat edin. Hoş olmayan koku ve yiyeceklerden uzak durun. Bulantı ve kusmanın çok fazla olduğu, yorgunluğun aşırı olması ve hiç bir şey yememe durumunda doktorunuza başvurun. * İdrara Sık Çıkma ;
İlk 3 ayda rahimin hızlı büyüyüp idrar torbasına baskı yapması ve böbreklerin fazla çalışması ile idrar ihtiyacı artar. Ayrıca hapşırırken, öksürürken ve gülerken idrar kaçırabilirsiniz.
İhtiyaç hissedilen her an idrarın yapılması gerekir. İdrarı tutmak idrar yolu enfeksiyonuna zemin hazırlar. Dolayısı ile bol sıvı alınarak idrar yolları her zaman temiz tutulmalıdır. Ancak idrarınız yanma ile beraber sık oluyorsa ve de kasık bölgesinde ağrı mevcut ise idrar yolu enfeksiyonu açısından doktorunuza başvurunuz. Gece yatarken taze sıkılmış portakal suyu almak idrarı asitlendireceğinden enfeksiyon oluşumunu bir parça önleyecektir. İdrarınızı yaparken önce doğru eğilmek idrar torbanızın tam boşalmasını sağlayacaktır.
* Memelerde Hassasiyet ;
Gebelik hormonlarının artması ile memelerde dolgunluk ve hassasiyet artışı olur. Göğüsleri iyi destekleyen sutyenler ağrıyı azaltabilir. Ayrıca gebelerde sutyen takmak rahatlık sağlar. Ancak memelerde şekil değişikliği, çekilmeler olması durumunda doktorunuzla görüşünüz. Gebeliğin ileri dönemlerinde memelerde çatlamalar ve süt gelmesi olabilir. Meme uçlarında belirginleşme, renk artışı ve kenarlarda tomurcuklanmalar olabilir.
* Baş ağrısı ve Kendini iyi Hissetmeme ;
Erken dönemlerde görülen baş ağrıları gebeyi rahatsız edebilir. Gebelik hormonlarına bağlı kan dolaşımındaki değişiklikler, gebelik stresi ve yorgunluk etken olabilir. Gebeliğin ilk aylarında kan dolaşımında oluşan değişikliklere bağlı tansiyon düşük seyredebilir. Özellikle yatar pozisyondan ayağı kalkışlarda baş dönmesi olabilir. Bunlara ilave stres, yorgunluk, açlık bayılmalara sebep olabilir.
Kendini iyi hissetmeme, karın ağrısı ve vaginal kanama ile beraber ise ciddi bir nedene bağlı olabilir. Bu gibi durumlarda doktorunuza danışınız.
Gebeliğe bağlı baş ağrılarını diğer baş ağrısı sebeplerinden ayırmak gerekir. Özellikle sinüzit ve migrene bağlı baş ağrıları ekarte edilmelidir. Gevşeme egzersizleri ve stresin, yorgunluğun düzeltilmesi ile baş ağrıları azaltılabilir. Doktorunuza danışarak uygun ağrı kesiciler alabilirsiniz.
* Kilo Artışı ;
Bütün gebelik boyunca ortalama 10 – 12 kg alınır. İlk 5 aylık dönemde bu maximum 4 kg dır. 5. aydan sonra aylık kilo alımı 2 kg olmalıdır. İlk üç ayda gebeler genellikle 1 kg alır. Ancak bulantı ve kusmaları fazla olan gebelerde kilo kaybı görülebilir. Ultrasonografik kontrolde bebeğin gelişimi normal olduğu sürece bu kilo kaybı önemli değildir. Gebelik boyunca aşırı kilo alımı sanıldığının aksine bebeğin kilolu olmasına sebebiyet vermez. Aşırı kilo alımı doğumu zorlaştıracağı gibi ileri dönemlerde yüksek tansiyonun ortaya çıkmasına sebebiyet verebilir.
Bebeğinizin tüm önemli yapıları ve organ sistemleri, ilk üç ayda oluşur. Daha sonraki dönemde ise bunlar büyüyüp gelişirler ve bebeğiniz kilo almaya başlar.
İlk 3 ayın sonunda bebek ortalama 7 cm uzunluğunda ve 28 gr ağırlığındadır. Kalp yaklaşık 26. günden itibaren atmaya başlar. Üreme organları gelişmiştir, fakat bebeğin cinsiyeti ultrasonografide tam olarak anlaşılamaz. El ve ayak parmakları oluşmuştur, tırnaklar oluşmaya başlamıştır. Dolaşım ve solunum sistemleri çalışmaktadır. Karaciğer safra yapmaktadır ve böbrekler idrar torbasına idrar salgılamaktadır. Ultrasonografide bebeğin hareketleri görülmeye başlamıştır.
2. İlk 3 aylık dönemde görülen problemler ;
Gebeliğin erken dönemlerinde birçok kadın kendisini rahatsız eden belirtilerden şikayetçidir. Bunlar genelde endişe edilecek problemler değildir, fakat hangi belirtilerin doktora başvurulacak durumlar olduğunu bilmelisiniz.
* Vaginal Kanama veya Kirlenme ;
Sık görülen bir belirti değildir. Her 4-5 kadından birinde olabilir. Kanamanın şiddeti, süresi ve devamlı olup olmadığı önemlidir. Her türlü kanama durumunda muhakkak doktorunuza başvurunuz.
Bu dönemde kanama sebepleri değişiktir. Bebeğin rahim içerisine yerleşmesine bağlı kanama olabileceği gibi, gebeliğe bağlı hassas hale gelen rahim ağzında ilişki sonrasında kanama olabilir. Ancak bu dönemde en önemli kanama sebebi her 10 kadından 1'inde görülen düşük ( Abortus ) kanamasıdır. Özellikle kasık ağrısı ile beraber olan vaginal kanamalarda ultrasonografik kontrol yapılmalıdır. Ultrasonografide gebelik normal görülmüş ise, gebeye istirahat etmesi, ilişkiye girmemesi ve kabız olmaması önerilir. Tekrarlayan düşüklerde ilaç tedavisi verilebilir.
* Kasık Ağrısı ;
İlk gebe kaldığınızda, kalça ve belinizde ağrılar olabilir. Rahim genişlerken, onu tutan bağlar bu genişlemeye ayak uydurabilmek için gerilirler. Bu da ağrıya sebebiyet verir. Rahatsızlık verici olsa da endişelenmeye gerek yoktur. Ilık bir banyo gevşemenize ve sancılarınızın azalmasına yardımcı olur. Ayrıca dinlenme egzersizleri ile de rahatlayabilirsiniz.
Ağrı sürekli, şiddetli ve istirahatle düzelmiyorsa, ateş ve kanama ile beraber ise doktorunuza başvurun.
* Vaginal Akıntı ;
Lokal ağrı ve tahrişe neden olmayan, hafif beyaz akıntı vaginadaki herhangi bir enfeksiyon yüzünden değil, normal vaginal salgının artması sonucu oluşur ( Gebelik beyaz akıntısı ) . Akıntı renginde sarı yeşile dönüşme, buna ilave kaşıntı, yanma ve koku artışı tedavi gerektiren durumlardır.
Bütün bu sayılan temel belirtilerin yanında görülebilen başka belirtilerden de söz edebiliriz, özellikle ileri dönemlerde karında, bacaklarda çatlaklar, mide ve boğaza doğru yayılan yanma hissi, bazı mekanik olaylara ve hormonlara bağlı gelişen kabızlık, leğen içi basıncın artmasından kaynaklanan hemoroid, bacaklarda meydana gelen varis, diş ve diş etlerinde meydana gelen değişiklikler ileri boyutlara ulaşmadıkça fizyolojik kabul edilebilir.
3. Doktor Kontrolü ;
Gebeliğinizin kesin tanısı doktorunuz tarafından konulmalıdır. Eczanede yapılmış pozitif sonuç vermiş bir gebelik testi tek başına yeterli değildir. Ultrasonografide gebeliğin muhakkak rahim içerisinde, haftasına uygun olarak görülmesi gereklidir. Adet rötarı 10 günü geçtiğinde karından bakılan ultrasonografide rahim içerisinde gebelik kesesinin görülmesi ortalama 5,5-6 haftalık gebeliği gösterir. 7. Haftada bakılan ultrasonografide kese içerisinde bebek taslağı görülürken, 8. haftada kalp atımlarının izlenmesi gereklidir. Bu gebelik gidişatının normal olduğunu gösteren en önemli bulgudur. Bu nedenle bu dönemde doktorunuz tarafından sık ultrasonografik incelemeye çağrılabilirsiniz.
Bu dönemde, herhangi bir şikayet yok ise ( Akıntı, kanama vb. ) vaginal muayene çok gerekli değildir. Gebelik başlangıcında check up mahiyetinde yapılması gereken bazı testler mevcuttur. Bu testler ile anne adayı şeker, böbrek, tansiyon, kalp, anemi, hepatit B, ve enfeksiyonlar açısından değerlendirilir. Her gebe için açılan özel bir dosyada bu bilgiler mukayese edilir.
Bu dönemde aklınıza gelen her türlü probleminizi doktorunuza sorabilirsiniz. Genellikle sık sorulan sorulardan biri ilaç kullanımıdır. Doktorunuza danışmadan hiç bir ilacı kullanmanız doğru değildir. Çok gerekmedikçe bu dönemde röntgen çektirmemeniz doğru olacaktır. Ayrıca herhangi bir kanama ve kasık ağrısı yok ise cinsel ilişkide kısıtlama olmayacaktır. Beslenmeniz dengeli ise vitamin dahil hiç bir ilaç almanıza gerek yoktur.
B. İkinci 3 aylık Dönem
1. Fiziksel Değişiklik ve Belirtiler
İkinci 3 aylık dönem, gebeliğin 13. haftası ile 27. Haftası arasındaki dönemdir. ' Altın Dönem ' olarak bilinen bu dönem de gebeliğin ilk 3 ayındaki şikayetler azalmış ve son 3 ayın ciddi şikayetleri henüz başlamamıştır. Bulantılar azalmış, yorgunluk geçmiş ve uykular düzene girmiştir. Ayrıca bu dönemde bebeğiniz size gerçek gibi gelmeye başlamıştır. 16.- 20. haftalar civarı bebeğin ilk hareketlerini hissedebilirsiniz. 5. ay' da karnınız belli hale gelmiştir. Gardrobunuzu değiştirmenin, gelen bebek için evde planlar yapmanın zamanı gelmiştir. İkinci 3 aylık dönem bu kadarda problemsiz bir dönem değildir. Bazı yeni belirtiler bu dönemde ortaya çıkabilir.
* Ağrılar ;
Gebelik esnasında kalça bölgenizdeki kemiklerin arasındaki eklemler yumuşayıp gevşerler. Bu doğum sırasında bebeğin geçebilmesi için bir hazırlıktır ve ağrılı olabilir. Rahim iyice büyüdüğünden, ağırlık merkezi yer değiştirir ve siz farkında olmadan bel kemiklerinde öne doğru yer değiştirme meydana gelir. Buna bağlı özellikle sırt ve bel ağrıları ortaya çıkar.
Sırt ağrısını azaltmak için oturmanıza, yürümenize ve kalkışlarınıza dikkat etmelisiniz. Ani hareketlerden kaçının. Omuzlarınızı geride tutup, doğru duruş egzersizleri yapın. Yatarken veya dinlenirken dizleriniz ve kalçalarınız kıvrımlı bir şekilde, bir tarafa bakacak şekilde yatın. Bebeğe daha fazla kan gidebilmesi için sol yan pozisyonda yatış tercih edilmelidir. Sırtüstü, düz yatmak ağrılarınızı arttıracaktır. Bel ve karın bölgenizi güçlendirecek hafif egzersiz engel bir durum yoksa yapılabiir.
Gebeliğin bu döneminde birkaç sebebe bağlı karın ağrıları olabilir. Özellikle aşırı yorulma ve ayakta kalma durumunda sertleşme ve ağrı olabilir. Bu ağrının en önemli özelliği istirahat ile geçmesidir. Karın alt kısmındaki ağrılar idrar yaparken yanma ile beraber ise idrar yolu enfeksiyonuna bağlı olabilir. İdrar testi yapılarak sebep bulunmalıdır. Daha evvelden karın bölgesine uygulanan bir ameliyat geçirmiş iseniz, ağrının sebebi buradaki yapışıklıkların gerilmesi olabilir. Gebelik sırasında apendiks ve safra kesesi taşları ağrısı farklı yerlerde olabilir. Ağrı yapabilecek hiç bir sebep bulunmamış ise normal rahim büyümesine ve rahim bağlarının gerilmesine bağlı olduğu düşünülebilir.
Bacak krampları, bu dönemde sık görülebilir. Genellikle geceleri olur ve bazen uykudan uyandırır. Kalsiyum alımındaki yetersizlik, yorgunluk ve büyüyen rahimin sinirler üzerine yaptığı basınç ağrıya sebep olabilir. Kalça kaslarını gerici egzersizler yapmak, uzun süre oturmaktan ve ayakta durmaktan kaçınmak, kramp bölgesine sıcak uygulama yapmak ve özellikle süt içimi ile kalsiyum alımını arttırmak, ayrıca mağnezyum takviyesi rahatlık sağlar.
* Mide Yanmaları ;
Mide yanması, mide içeriğinin yemek borusuna doğru geri kaçmasından oluşur. Bu durumda mide asitleri yemek borusunu tahriş eder. Büyüyen rahimin mideye baskı yapması, gebelik hormonlarına bağlı mide-barsak hareketlerinin yavaşlaması sebeptir. Ayrıca bu dönemde kansızlığı engellemek için alınan kan yapıcı tabletlerde bu şikayete yol açabilir.
Sık sık ve küçük öğünler ile beslenmek, yağlı ve baharatlı gıdalardan özellikle kızartma türü yiyeceklerden uzak durmak gerekir. Fazla miktarda çay, kahve, çikolata ve kuruyemişten sakının. Sırtüstü yatmaktan kaçının, baş seviyenizi yükseltin.
* Cilt Değişiklikleri ;
Gebelik hormonları cildinizde belli değişikliklere neden olabilir. Bunlardan en sık görüleni kadınların % 90' ında görülen cilt kararmasıdır. Bu belirti esmer kadınlarda daha belirgindir. Cilt kararması güneş ışığı ile daha da artabilir. Bu durumda fazla güneşe maruz kalmayın. Dışarıda olduğunuz zaman vücudunuzu en az 15 koruma faktörlü bir güneş kremi ile koruyun. Unutulmamalıdır ki, cilt kararmaları doğumdan hemen sonra kaybolur.
Yine bu dönemde kırmızı ve kaşıntılı avuç içi ve tabanlar, nemlendirici kremler kullanılarak tedavi edilebilir. Vücuttaki ben sayısında artış olabilir. Tırnaklar kırılgan ve yumuşak olabilir. Oje kullanmak bu durumu daha da kötüleştirebilir.Elleriniz gibi tırnaklarınızıda nemlendirin.
* Kabızlık ;
Gebelikte en sık görülen ve rahatsızlık veren durumdur. Sebep, barsak hareketlerinin yavaşlaması ve rahimin barsaklara baskı yapmasıdır. Gebeliğin son döneminde hemoroid oluşumunu arttırır.
Tedavide, dietin düzenlenmesi önemlidir. Liften zengin beslenme ve fazla sıvı alımı şikayetleri hafifletir. Her türlü çiğ sebze, meyve ve et yemeği yiyebilirsiniz. Kuru kayısı, kuru erik ve kuru incir kompostoları içebilirsiniz. Günlük yürüyüş egzersizlerinizi arttırınız. Doktorunuza danışmadan bir ilaç kullanmayınız.
* Anemi ( Kansızlık ) ;
Gebeliğin 5. ayından sonra bebeğin hızlı büyümesi ile demir ihtiyacı artar. Yeterli takviye olmadığından kan yapımı azalacağından anemi ortaya çıkar. Artmış demir ihtiyacının besinlerle temin edilmesi zordur. Demir içeren preparatlar verilerek bu ihtiyaç karşılanır. Gebe kadınlarda anemi, yorgunluk ve strese yol açar. Annenin hastalıklara karşı direncinin azalmasına yol açar. Yorgunluk, solukluk, çarpıntı, nefesten kesilme, baş dönmesi ve sersemlik anemi belirtileridir.
Aylık yapılan kan testleri ile anemi varlığı tespit edilebilir. Ancak ne olursa olsun, 5. aydan itibaren her gebenin düzenli demir preperatları kullanması gereklidir.
* Kilo Artışı ;
İlk 3 aylık dönemden sonra haftada 400 500 gr. lık bir kilo artışı normaldir. Gebeliğin 26. haftasında bebeğin ağırlığı yaklaşık 670 gr, boyu 23 cm dir.
Bu dönemde bebeğinizin hareketlerini hissetmeye başlarsınız. Bebeğinizde sizi duyabilmeye başlamaktadır. Bebeğinizin diğer duyu organlarıda bu dönemde gelişmektedir. 16. Haftadan başlayarak bebeğiniz ışığa hassas hale gelmektedir.
Bebeğin hareketlerini yaklaşık 20. haftada hissedersiniz. Hareketler bu dönemde biraz düzensizdir. Hareketlerin en aktif olduğu dönem 27- 32. haftalardır. Bebeğinizin hareketleri arttığında bebeğiniz size daha gerçekmiş gibi gelecektir. İlk üç aylık dönemde gebeliği size hatırlatan bulantı ve kusmalardır. Fakat bu dönemde çok daha hoş bir duygu gebeliği size hatırlatmaktadır ; bebeğin hareketleri.
Yine bu dönemde bazı değişiklikler ortaya çıkabilir. Vücut şeklinin ve denge merkezinin değişmesi ile denge bozuklukları olabilir. Bu yüzden topuksuz ayakkabı giymek, ani pozisyon değişikliklerinden kaçınmak , özellikle banyoda düşmemeye dikkat etmek gerekir. Düşme durumunda doktorunuzla görüşmeniz ve ultrasonografik inceleme faydalı olacaktır. Yine bu dönemde diş etlerinde ve burunda kanamalar olabilir.
2. Doktor Kontrolü ;
Gebeliğin 8. Haftasından itibaren kalp atımları görüldükten sonra aksi bir durum olmadıkça 4 haftada bir muayeneye gitmelisiniz. Her muayenede yapılacak farklı tetkik ve ultrasonografik inceleme bölgeleri vardır. Tansiyon takibi, kilo artışı, karın çevresi genişliği, el ve ayaklarda ödem varlığı, bebeğin hangi kısmı ile doğum kanalına yöneldiği kontrol edilir. Özellikle 16.-19. haftalarda yapılan ultrasonografik inceleme bebekteki anormal gelişimi incelemek açısından önemlidir. Yine bu dönemde anneden alınan kanda bazı hormonların seviyesine bakılarak, bebekte zeka ile ilgili bir problem varlığı ( Down Sendromu )ve yapısal bir sorun varlığı ( Nöral tüp defekti ) tahmin edilebilir. Anormal gelen test sonucunda Amniosentez ile ileri tetkik yapılmalıdır.
24.-26. Haftalarda yapılan ayrıntılı ultrasonografik inceleme ile bebeğin kalp gelişimi, anormallik açısından değerlendirilebilir. Yine bu dönemde gerekli ise Doppler Ultrasonografi yapılarak gidişat hakkında bilgi sahibi olunabilir. Yine 26. Hafta civarında gerekli durumlarda şeker yüklemesi yapılarak gebeliğe bağlı şeker hastalığı tespit edilebilir. C. Üçüncü 3 Aylık Dönem ;
Gebeliğin 28. haftasında başlar ve doğumda biter. Bu dönemde doğumun nasıl başlayacağını ve nasıl sonuçlanacağını düşünmeye başlarsınız. Bu dönemde bebeğinizin sağlıklı olup olmayacağı konusundaki endişeler ve korkularınız anlaşılabilir.
1. Fiziksel Değişiklikler ve Belirtileri ;
Gebelikten önce uterusun ( rahim ) ağırlığı yaklaşık 56 gr. dır. Doğum sırasında ağırlığı yaklaşık 1 kg. ın üzerindedir. Gebelikte meydana gelen bütün fiziksel belirtilerin çoğu uterusun bu büyümesinden kaynaklanır.
* Nefes Nefese Kalma ;
Gebeliğin son dönemlerinde sanki yeterince hava alamıyormuşsunuz gibi gelir. Bunun sebebi, büyüyen uterusun akciğerlere alttan yaptığı baskıdır. Dolayısı ile akciğerlere yeterli hava giremez.
Ayrıca progesteron adlı hormon, beyinde solunum merkezi üzerine etki yaparak derin nefes alıp vermenize neden olur. Kendi rahatsızlığınız dışında, bebeğiniz ile ilgili endişelenmenize gerek yoktur. Genişlemiş solunum ve dolaşım sistemleri sayesinde bebeğiniz yeterince oksijen almaktadır.
Vücudu dik duruma getirmek, egzersiz ile akciğer kapasitesini arttırmak, sırt üstü yatıldığında baş seviyesini yükseltmek nefes nefese kalma şikayetini azaltır. Gebeliğin son haftalarında büyüyen uterusun biraz öne gelmesi şikayeti ortadan kaldırır.
* Kalça Ağrısı ;
Gebelik hormonlarına bağlı eklemlerdeki gevşemeler özellikle hareket esnasında şiddetli ağrı ortaya çıkabilir. Genellikle tek taraflı bir ağrıdır. Yine bu dönemde uterusun siyatik sinire baskı yapması sonucu kalça ve uyluk bölgesinde ağrı, his kaybı ve uyuşukluk olabilir. Düzenli yapılan bel ve karın kaslarını güçlendirici egzersizler ağrıları azaltabilir. Ilık banyo ve ağrılı kalçanın diğer tarafına yatmak da ağrıyı azaltabilir. Bebeğin pozisyon değiştirmesi ile de ağrı azalabilir.
* Uyku Problemleri ;
Doğum yaklaştıkça geceler iyice zorlaşır. Bir sebep uterus büyümesinin verdiği rahatsızlık iken, diğer bir sebep doğum olayının verdiği korku ve endişedir. Gece yatağa gitmeden önce alınan ılık bir banyo ve sol tarafa dönük vaziyette ayaklar karına çekili durumda uyumak, baş altına yastık koymak uyumayı kolaylaştıracaktır.
* Varis Problemleri ;
Kalbe kanı taşıyan damarların kanı yukarıya doğru tam olarak taşıyamaması neticesinde özellikle ayaklarda belirgin olmak üzere cilt altından kırmızı mor çizgiler görülür. Gebelikte büyüyen bebeği desteklemek için meydana gelen dolaşım değişiklikleri, sıklıkla bu yan etkiye sebebiyet verir. Uterus, bacak damarları üzerinde basınç oluşturduğundan varisler görülebilir veya şiddetlenebilir.
Uzun süre ayakta kalmamak, uzun süre oturmamak, yatar pozisyonda ayakları yukarı kaldırmak, düzenli egzersiz yapmak, varis çorabı giymek rahatlama sağlar. Doğum sonrası varisler genellikle kaybolur.
* Hemoroid ( Basur ) ;
Hemoroid, makat bölgesinde, kanın göllenmesi neticesinde oluşur. Uterusun yaptığı basınç sonucu bölgedeki damarların yukarı akışı bozulur. Kanama, kaşıntı ve ağrıya sebep olur.
Meyve, sebze gibi yüksek lifli diyet ve bol miktarda sıvı alınarak kabızlık önlenmelidir. Ilık banyo hemoroidin küçülmesine yardımcı olur. Uzun süre oturmaktan kaçının.
* İdrar Kaçırma ;
Büyüyen uterusun idrar torbası üzerine yaptığı basınç zaman zaman idrar kaçırmaya sebep olur. Bu rahatsız edici belirti gülerken, aksırırken ve öksürürken oluşur. Doğum sonrası genellikle kaybolur. Sık sık tuvalete çıkmak şikayeti engeller.
* Kilo Artışı ;
Gebeliğin sonunda yaklaşık 10- 12 kg kazanırsınız. 3. Dönemde kadınların çoğu yaklaşık 5 kg kazanır. 28. Haftanın sonunda bebeğin yaklaşık kilosu 1000 gr, boyu 35- 40 cm dir.
Bu dönemde bebeğin cildi ince ve kırmızıdır. Vernix Kazeoza adı verilen beyaz yağlı bir madde cildi kaplamaktadır. Gözler açılır ve kapanır, bebek parmağını emebilir. 8. Ayda bebek doğum pozisyonuna girer. Baş aşağıda, kollar ve bacaklar karına doğru çekilmiştir. 40. Haftada bebeğin ortalama ağırlığı 3- 3,5 kg, boyu 46 50 cm dir.
Gebeliğin son döneminde bebeğin kilosu artmaya devam ederken uterusun içinde hareketlerini daha iyi hissedersiniz. 3. dönemde bebeğin hareketleri daha sık ve şiddetli olacaktır. Bebeğin hareketlerinde ani azalma bir problemin işareti olabilir. Bu durumda hemen doktorunuza başvurunuz. Bebeğin hareketlerini değerlendirirken önemli bir kriter, bebeğin hareket ettiği bir dönemde elinizi karnınıza koyduğunuzda 20 dakika içerisinde hissettiğiniz hareket sayısıdır. İki ve daha fazla hareket olumlu bir göstergedir.
* Doktor Kontrolü ;
Gebelikle ilgili bazı komplike durumların ortaya çıkması açısından önemli bir dönemdir. Gebelik diyabeti, hipertansiyon, erken doğum, beslenme organının ( plasenta ) zamanından önce yerinden ayrılması, beslenme organının doğum kanalına yakın yerleştiği durumlarda kanama olması, karşılaşılabilecek problemlerdir. Ultrasonografik inceleme özellikle kafa çevresi ve femur ( uyluk kemiği ) uzunluğu ölçülerek bebek gelişiminin haftasına uygun olup olmadığı kontrol edilmelidir. Beslenme organının yaşlanma derecesi, bebeğin suyu kontrol edilmelidir. Bebeği sıkıntıya sokabilecek durumların tesbiti yapılabilir. Çocuk hareketlerinin azaldığı durumlarda bebek kalp atışları monitörize edilmelidir. ( Non- Stres Testi ). 32. Haftaya kadar 4 haftada bir yapılan muayeneler, 32. haftadan sonra, 35. haftada, 37., 38., 39., ve 40. haftada yapılmalıdır. Yani doğuma yakın muayeneler sıklaştırılmalıdır. Ve gebe en iyi şartlarda doğuma hazırlanmalıdır.
|
|