Doğum
Epidural Anestezi PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı   
Cumartesi, 24 Nisan 2010 08:40
EPİDURAL ANESTEZİ İLE AĞRISIZ DOĞUM ve SEZERYAN

Doğum ağrısı bilinen en şiddetli ağrılardan birisidir. Anlatılan öykülerin ve bazı filmlerdeki doğum ağrısı çeken kadın görüntülerinin de etkisiyle normal doğumdan korkan pekçok kadın vardır. Dolayısıyla bu ağrının, doğum eylemininin fizyolojisini (rahmin kasılması, gebenin ıkınması gibi) etkilemeksizin kısmen veya tamamen giderilmesi çok önemlidir. Günümüzde bu ağrılarla başa çıkabilmenin en  etkin yöntemi epidural anestezidir. Bu yöntem ile rahat, konforlu ve ağrısız bir doğum yapmak mümkündür. 

EPİDURAL ANESTEZİ
Epidural anestezi vücudun belirli bir bölgesindeki ağrı iletimini durduran bölgesel bir anestezi çeşididir. Yöntem, bir anestezi uzmanı tarafından uygulanır. Uygulamadaki prensip, omuriliği çevreleyen ve “dura” adı verilen zarın etrafına lokal anestezik madde verilerek ağrı uyarılarının beyine ulaşmasının engellenmesi sonucunda AĞRI hissinin ortadan kalkmasıdır.
Epidural anestezinin normal doğumda uygulanmasındaki amaç sadece ağrıyı gidermek olduğundan, epidural aralığa sezaryen ameliyatlarına göre daha az dozlarda lokal anestezik ile birlikte güçlü ağrı kesiciler de verilir.
Bu sayede motor kayıp olmayacağından(kas gücü kaybı) anne adayı ağrı duymadığı halde dokunmaları hissedebilir ve bacaklarını oynatabilir. Lokal anesteziğin miktarı çok düşük tutularak anne adayının normal doğum eylemi sırasında yürüyebilmesi sağlanmaktadır(Walking Epidural). Normal ağrısız doğum için epidural kateter takılmış bazı anne adaylarının sezaryene ihtiyacı olabilir.

Bu durum acil olmayan faktörler (ilerlemeyen doğum eylemi) veya acil faktörler (anne veya bebeğin durumu risk altında) sonucu olabilir. Hastaya epidural kateter yerleştirilmiş olduğundan, böyle durumlarda anestezi doktoru kateterden ek ilaç vererek uyuşukluğu cerrahi için yeterli düzeye getirir.
EPİDURAL ANESTEZİ UYGULAMASI
Doğum ağrıları başlayıp düzenli hale geldikten sonra, oturur ya da yan yatmış durumda iken dizlerinizi karnınıza çekmeniz ve başınızı öne eğmeniz, böylece belinizi kamburlaştırmanız gerekmektedir. İşlem sırasında, verilen pozisyonu bozmadan hareketsiz kalmanız önemlidir. Bel bölgeniz antiseptik bir madde ile temizlenir ve yüzeyel olarak uyuşturulur. Özel bir kateter epidural aralığa yerleştirilir, kateterin çıkmaması için sırtınıza bantla sabitlenir. Kateter yerleştirilirken, elektrik çarpması gibi bir his olabilir; bunu anestezi doktorunuza bildirmeniz yararlıdır.
İşlem bittikten sonra sırt üstü yatmanız, hareket etmeniz katetere bir zarar vermez, kateteri hissetmezsiniz. Kateterinizden  lokal anestezik ilaç yapılmasından yaklaşık 20-30 dakika sonrasında doğum sancınızın ağrısı belirgin olarak azalacak veya tamamen geçecek ancak, rahim kasılmalarını karnınızda hafif bir basınç, kasıklarınızda baskı şeklinde hissedeceksiniz. Bundan sonra ağrı ve rahatsızlık duyduğunuzda , istediğinizde ek ilaç vermenizi sağlayan bir ağrı pompası epidural kateterinize bağlanır. Bu pompa güvenli dozlarda ilaç vermenizi sağlayacak şekilde anestezi doktorunuz tarafından ayarlanmıştır.

Sonrasında size verilen düğmeye basarak ağrı kontrolü sizin tarafınızdan sağlanacaktır. Böylece doğal bir olay olan doğumun aşamalarından sancısız bir şekilde haberdar olacak ve ıkınarak doğuma katılıp onu çabuklaştıracaksınız. Doğum esnasında çok yorulup bitkin hale düşmeyen anne bebeğini hemen kucağına alıp emzilebilecek,böylece anne bebek ilişkisi hemen başlayacaktır.

Epidural anestezi tıbbi açıdan engel yoksa isteyen herkese uygulanabilir.
Eğer;
Bel bölgesinde enfeksiyon varsa,
Kanama ve pıhtılaşma bozukluğunuz varsa ya da kanı sulandıran ilaç kullanıyorsanız,
Ve bu yöntemin uygulanmasını istemiyorsanız UYGULANAMAZ .

Epidural anestezinin istenmeyen etkileri yok denecek kadar azdır ve geçicidir. Hafif baş dönmesi,bulantı, geçici tansiyon düşmesi olabilir. %1’den düşük olasılıkla baş ağrısı ve sırt ağrısı görülebilir. Verilen ilaçlara bağlı olarak bacaklarda geçici güçsüzlük olabilir. Sinirlere zarar verilmesi ve enfeksiyon riski, ağrının yeterince giderilememesi, kateterin yerleştirilememesi oldukça nadirdir.

Ayrıntılı Bilgi İçin Dr.İsmet Yıldırım ile Görüşebilirsiniz

 

 
Sectio(Sezeryan) PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı   
Cumartesi, 24 Nisan 2010 08:38

 

 

Normal vaginal yolla doğumun mümkün olmadığı durumlarda veya gebenin direk tercihi doğrultusunda başvurulan, cerrahi yolla yapılan alternatif doğum yöntemidir. Tüm doğumların yaklaşık %25-30' u sezeryan şeklinde olmaktadır. Kamu hastanelerinde bu oran %20-25 civarında iken, özel hastanelerde bu oran %50' lere çıkmaktadır. Son yıllarda anestezi tekniklerinin gelişmesi, enfeksiyonlarla mücadelede başarılı ilaçların geliştirilmesi, ameliyat sonrası kullanılan ağrı kesicilerin güçlendirilmesi ve ameliyat sonrası bakım kalitesinin yükseltilmesi gibi nedenlerle her cerrahi operasyonda olduğu gibi sezeryanda da ameliyatlar korkulu rüya olmaktan çıkmıştır. Dolayısı ile özellikle yüksek riskli gebeliklerde ilk tercih edilen doğum şekli haline gelmiş ve özellikle doğumda bebek ölüm oranları azaltılmıştır.

Doğum şeklinin nasıl olacağını genellikle evvelden tesbit etmek mümkündür. Aşağıdaki durumlarda doğum şekli sezeryan şeklinde olmalıdır.

* İlk doğumu sezeryan olan gebelerde,

* İlk gebeliğinde bebeğin ayakları veya popo kısmı ile geldiği durumlarda,

* İlk gebeliğinde bebeğin ağırlığının 4 kg üzerinde olduğu tahmin edildiğinde,

* Bebeğin beslenme organının ( Plasenta ) rahim ağzını tamamen kapattığı durumlarda,

* Şart olmamakla beraber ilk gebeliği ikiz olanlarda,

* İlk gebelik yaşı 35 yaş üzeri olan gebelerde,

* Uzun süreli tedavi sonrası gebe kalındığında,

* Boy uzunluğu 150 cm altında olan gebelerde, vb.
 

Bu durumların dışında normal doğum planlanan gebelerde,

-Sancılar esnasında bebeğin sıkıntıya girmesi durumunda,

-Düzenli rahim kasılmalarına rağmen rahimağzı' nın açılmadığı durumlarda,

-Rahim kasılmalarının yetersiz olduğu durumlarda,

-Baş ile doğum kanalının uyumlu olmadığı durumlarda,

-Su kesesi açılmasına rağmen 12 saat içinde doğumun olmayacağı durumlarda,

-Su kesesi açıldığında çocuk kordonunun sarkması durumunda,

-Vakum veya forseps uygulamasının başarısız olduğu durumlarda, sezeryan yapılabilir.



Sezeryan Hazırlığı:

Planlı sezeryanlar gebeliğin 39. haftası tamamlandığında, ultrasonografik incelemede çocuğun gelişiminde bir problem tesbit edilmemiş ise yapılır. Ameliyat sabahı veya bir gün öncesi gebe hastaneye yatırılır. Genel durum değerlendirmesi için bazı laboratuar tetkikleri yapılır ( Kan sayımı, idrar tetkiki, kan grubu, sarılık testi vb.). Çocuk kalp atışları fetal monitörde kaydedilir ve problem olup olmadığı tesbit edilir. Ameliyattan 4 saat öncesinde yeme ve içme kesilir ( Anestezi için mide boş olmalıdır). Lavman ( Bağırsak temizliği), karın cildinin tıraş edilmesi, idrar torbasının boşaltılması ve sonda takılması ameliyat öncesi son hazırlıklardır. Kansızlık durumunda 2 torba kan temin edilir ve hasta ile beraber ameliyathaneye gönderilir.

Sezeryan Tekniği:

Genel anestezi altında veya belden uyuşturma teknikleri ile gebe duyarsızlaştırılır. Karın alt kısmında, kıllı bölgenin hemen üst kısmında yaklaşık 8 cm lik yatay kesi yapılarak sezeryana başlanır. Karın duvarı anatomisine uygun açılarak genellikle 2 dakika içerisinde çocuk çıkartılır ve hazır bekleyen çocuk hekimi tarafından ilk muayenesi yapılır. Daha sonra beslenme organı elle rahimiçinden çıkarılır, kanama kontrolü yapılarak rahim ve karın duvarı anatomisine uygun dikilir. Cilde estetik dikiş yapılarak ameliyat bitirilir. Tüm ameliyat süresi 30-45 dakikadır. Cilt dikişinin bitmesi ile beraber hasta gözlerini açar ve sorulara cevap verir duruma gelir. Ameliyathanede 10 dakikalık gözlem sonrası hasta doğum servisine gönderilir ve takibe alınır.

Sezeryan Sonrası:

Her ameliyatta olduğu gibi ilk 2 saat, 15 dakikalık aralarla tansiyon, nabız ve ateş ölçümü, ayrıca kanama kontrolü yapılır. Sezeryan sonrası ilk saatte çocuk anne kucağına verilir ve emzirmesi sağlanır. İlk emzirme annede süt yapımını hızlandıracak, rahim toparlanmasını sağlayacak ve kanama riskini azaltacaktır. Ayrıca, çocuk için önemli olan vücut direncinin ilk temel taşları ortaya çıkacaktır. Ameliyattan genellikle 6 saat sonra yeterli idrar çıkışı var ise hastanın sondası çekilir ve kaldırılarak, yatağı etrafında ilk hareketi sağlanır. Total 3 litre serum verildikten sonra damardan beslenme kesilir ve ağızdan sıvı ve gıda alımına başlanır. Anestezi etkisi ile ameliyat sonrası gaz çıkarma problemi ortaya çıkabilir. Ancak bol bol yürüyüş yapmak gaz problemini giderebilir. Sezeryan sonrası hastanede kalma süresi genellikle 2 gündür. Genel durumu iyi olan ve gazını çıkarmış hastanın taburcu olmasında sakınca yoktur. Son olarak hastanın dikişleri açılarak pansumanı yapılır ve taburcu edilir.


Doğum sonrası önemli bir nokta, annede kan uyuşmazlığı durumunda ilk 72 saatte anneye koruyucu Anti D adlı iğnenin yapılmasıdır. Aynı şekilde Hepatit B taşıyıcısı gebelerin bebeklerini korumak için ilk 6 saatte aşı ve immünoglobin tedavisi yapılmalıdır

 

LAST_UPDATED2
 
Normal Doğum PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı   
Cumartesi, 24 Nisan 2010 08:34

Gebelik süresi, son adetin 1. gününden itibaren 40 haftadır ( 280 gün). Bu sürenin sonunda, beslenme organının yaşlanması ve bazı hormonal mekanizmalar ile doğum olayı başlar. Otuzyedi-42. gebelik haftalarında doğan çocuklar, dış çevre koşullarına uyum sağlayabilecek fizyolojik gelişmelerini tamamlamışlardır. Doğan çocuğa matür çocuk denir. Otuzyedi haftadan önce doğan çocuklar prematür olup, akciğer gelişimi açısından dış şartlara uyum göstermeyebilir. Kırkiki haftadan sonra olan doğumlar ise miyadı geçmiş doğumlar olup, çocuk için sıkıntı teşkil edebilir.

Gebelik takipleri normal olan, herhangi bir nedenle sezeryanına doktoru tarafından karar verilmeyen her gebe normal doğum yapabilir (sezeryan sebeplerine bakınız). Genellikle kamu hastanelerinde doğumların yaklaşık %75'i normal doğum şeklindeyken, özel hastanelerde bu rakam %50'lere düşmektedir.

Doğum Belirtileri :

1-Ağrı ;

Doğuma yakın günlerde başlayan, belde çekilmeler, karında gerginlik hissi şeklinde duyulan kasılmalar, tedricen devamlı ve daha güçlü bir karakter alarak, hakiki doğum ağrılarına dönüşürler. Düzenli aralıklarla ve her 10 dakikada bir gelen, belden başlayıp kasıklara doğru yayılan ve gittikçe şiddeti artan ağrılar,  rahim ağzının açılma devresinin başlangıcı olarak kabul edilir.  Açılma ağrılarının araları süratle 3-4 dakikaya iner ve 30-60 saniye kadar devam eder. Açılma ağrılarında, rahim içi basınç 60 mmHg'ye kadar çıkar. Ancak, bazen doğuma yakın zamanlarda özellikle yoğun fiziksel aktivite sonrasında gerçek olmayan rahim kasılmaları hissedilebilir. Bu tür ağrıların tipik özelliği istirahatle geçmesidir.

Ne Yapılmalıdır : Ağrısı başlayan her kadın, öncelikle sakin olmalı, evinde sol tarafına yatarak yarım saat kadar istirahat etmelidir. İstirahat ile ağrıların geçmemesi, ağrılarında şiddetlenme olması ve ağrı süresinin uzaması gerçek doğum ağrılarının başladığının işaretidir. Bu durumda yapılması gereken, doktorunuzu aramak ve doğum yapmayı düşündüğünüz hastaneye gitmektir. Hastanede yapılacak rahim ağzı muayenesi ve rahim kasılmalarını monitörize eden cihaza bağlanma ile daha kesin karar verilecektir.

2-Nişan Gelmesi;

Rahim ağzının açılmasıyla beraber etrafında bulunan kılcal damarların çatlaması ve bunların sümüksü bir kan şeklinde dışarı atılmasıdır. Her zaman kesin bir belirti değildir. Rahimağzı normalden 1-2 hafta önceden de açılmaya başlayabilir. Ancak sıklıkla görülen, nişan geldikten birkaç saat sonra  düzenli rahim kasılmalarının başladığı ve doğumla sonuçlandığıdır.

Ne Yapılmalıdır : Nişanı gelen kadın aynı şekilde sakin olup, sol tarafına yatarak istirahat etmeli ve ağrılarını beklemelidir. Bazen ağrılar fazla olmadan kanamalar fazla olabilir. Büyük olasılıkla rahimağzı iyice açılmıştır. Doktorunuzu arayınız ve hastaneye gidiniz.

3-Suların Gelmesi ;

Doğuma yakın dönemde suların gelmesi gebelerin genellikle %10-15'inde ilk belirti olabilir. Suların gelmesi, zamanından önce bile olsa doğumun başladığının göstergesidir. Birkaç saat içinde ağrılar başlar ve doğumla sonuçlanır.

Ne Yapılmalıdır : Suların gelmesi çocukta acil bir sıkıntı yaratmayacaktır.  Sakin bir şekilde, doğuma götüreceğiniz malzemelerinizi belirleyin ve doktorunuzu bilgilendirerek, hastaneye gidiniz. Su gelişi bazen idrar kaçırmayla karıştırılabilir. Gerçekten suyu gelen gebede bir anda ayaklarında sıcak ve yoğun bir ıslanma olur. İdrar kaçırmada ise özellikle oturur pozisyonda ve sıkışma esnasında ıslanma olmuştur. Doktorunuzu arayınız ve onun talimatları doğrultusunda evde ağrılarınızı bekleyiniz ve su gelişini bir pet koyarak kontrol ediniz.

 

Doğumun başladığını gösteren, düzenli ağrılar, nişan gelmesi veya suların gelmesi gibi işaretlerle müracat eden gebelerde doğum hazırlığı yapılmalıdır. Genel vücut temizliği (duş), saçların toplanması, genital bölgenin temizlenmesi (kılların traş edilmesi) sağlanır. Lavman (bağırsak temizliği) yapılır, idrar torbası boşaltılır. Genital bölge antiseptik bir solüsyon veya sabun ile yıkanır ve  steril bir pet ile kapatılır. Çamaşırlar değiştirilir. Bazı laboratuar tetkikleri yapılarak gebenin genel durumu hakkında bilgi sahibi olunur (kan sayımı, kan grubu, sarılık testi vb.).

Doğum Takibi (travay) ;

Hastaneye gelen gebenin, ağrılarının ne zaman başladığı veya suyunun , nişanının ne zaman geldiği öğrenilir. Suyu gelen gebenin en geç 12 saat içinde herneşekilde olursa olsun doğurtulması gerekir (enfeksiyon riski). Daha sonra vaginal muayene ile rahim ağzı açılması kontrol edilir ve fetal monitör cihazı ile kasılma özellikleri ve bebeğin kalp atışları yakın takip edilir. Ağrılar süresince bebekte herhangi bir sıkıntı olması durumunda veya  annede problem olması durumunda bazı tedbirler almak gerekir.

Doğum

Doğum 3 döneme ayrılır ;

1-Açılma Devri (Dilatasyon) ;

Ağrıların başlamasıyla beraber rahim ağzında açılma ve incelme başlar. Başlangıçta yavaş seyreden açılma, ağrıların şiddetlenmesi ve uzun sürmesiyle hızlanır. İlk bebeğine hamile gebelerde bu süre ortalama 8-10 saat, doğum yapmış kadınlarda ise bu süre 6-8 saat kadardır.   Su kesesinin kendiliğinden açılması veya doktor tarafından açılması bu süreyi hızlandırabilir. Rahim ağzının çocuk başının geçişine müsaade etmesi için yaklaşık 10 cm'ye kadar genişlemesi gerekir. Açılmanın tam olabilmesi için, doğum kanalıyla, baş genişliği ve baş hareketleri arasında tam bir uyum olması gerekir. Aksi durumlarda açılma zor olur ve bu süre uzar. Tam açılma, ilk gebeliklere 14 saatte, doğum yapmışlara 10 saatte bitmemişse bir problem olduğu düşünülmelidir.

2-İndifa Devri ( Expulsion) ;

Açılmanın tamamlanması ve su kesesinin açılmasıyla başlar. Bu devrede ağrıların karakterinde bir değişme olur. Her ağrıyla beraber irade dışı bir ıkınma hissi başlar. Diyafragma ve karın kaslarının kasılmalarının, rahim kasılmalarına iştirak etmeleri sonucu olarak, çocuğa itici güç artar (expulsion). Açılma döneminde 60-70 mmHg olan ağrılar bu dönemde 120 mmHg'ye kadar çıkar. Bu dönemde baş, rotasyon ve bükülme hareketleri yaparak  doğum kanalının son kısmını geçer. Çocuğun başının geçişini kolaylaştırmak ve  perine denilen dış kısmın yırtılarak zarar görmesini engellemek amacıyla genellikle ilk gebeliklerde epizyotomi denilen 2-3 cm'lik kesi (bakınız epizyotomi) yapılır ve çocuk başı doğurtulur. İndifa devri ilk gebeliklerde maximum bir saat doğum yapmışlarda maximum yarım saattir.

3-Halas Devri ;

Çocuğun doğumundan , beslenme organının çıkmasına kadar geçen zamana denir. Beslenme organının çıkışı, bir ıkıntı hissiyle beraber veya doktorun yapacağı bir manevra ile tamamlanır. Maksimum yarım saat kadar sürer. Beslenme organının çıkarılmasıyla beraber rahim ağzı ve doğum kanalı kontrol edilir, herhangi bir yırtılma durumunda dikiş atılarak kanamalar durdurulur. Epizyotomi yapılmış ise dikiş atılarak tamir edilir. İşlem sonunda antiseptik madde ile temizlik yapılarak hasta yatağına alınır.

Doğum sonrası önemli bir nokta, annede kan uyuşmazlığı durumunda ilk 72 saatte anneye koruyucu Anti D adlı iğnenin yapılmasıdır. Aynı şekilde Hepatit B taşıyıcısı gebelerin bebeklerini korumak için ilk 6 saatte aşı ve immünoglobin tedavisi yapılmalıdır.


 

 
Müdahaleli Doğum PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı   
Cuma, 23 Nisan 2010 13:19


Doğumun dışarıdan hiçbir şekilde müdahale edilmeden gerçekleşmesine normal doğum denir.Ancak bazen doğum esnasında anne ve bebeğin sağlığını korumak için hekimin dışarıdan müdahalesi gerekebilir. En sık yapılan müdahale doğum sancılarının başlatılması ya da desteklenmesi için uygulanan indüksiyonlardır. Bunun dışında epizyotomi yani halk arasında bilindiği adı ile dikişli doğum ikinci sırada gelir. Diğer müdahaleler ise forseps ve vakum uygulamalarıdır.En çok bilinen müdahaleli doğum ise sezaryendir. Forseps Bebeğin biran önce doğurtulması maksadı ile kullanılan kaşık ya da maşa şeklinde aletlerdir.Çok eski çağlardan beri kullanıldığı tahmin edilmekle birlikte modern obstetriye girişi 18. yy'da olmuştur.Çok değişik tip ve türde kullanılanları vardır. Uygulandığı doğum evresine göre çıkım forsepsi, alçak forseps ya da orta forseps uygulamaları olarak isimlendirilir. Orta forseps uygulaması kafanın tam olarak doğum kanalına yerleşmediği durumlarda yapılır ve günümüzde artık geçerliliği kalmamıştır.En sık kullanılan çıkım forsepsidir. Endikasyonları Forseps doğumun ikinci evresinin uzadığı hallerde, fetal stress saptanması durumunda, ya da annenin ıkınmasının uygun olmadığı kalp hastalığı gibi durumlarda kullanılır. Mutlaka ve mutlaka bu konuda deneyimli hekimler tarafından kullanılmalıdır. Komplikasyonları Forseps bebekte kafaiçi kanama, kısmi felç, kafatası kırıkları, asfiksi yani doğum kanalında oksijensiz kalma, sarılık ve ölüme neden olabilir. Annede ise vajinal, servikal, rektal yırtıklara, mesane zedelenmesine, kanamalara ve hematomlara neden olabilir. Bu nedenle deneyimli bir hekim tarafından uygulanmalıdır. Modern obstetride sadece çıkım esnasında uygulanması uygundur. Diğer hallerde sezaryen tercih edilmelidir. Vakum Uygulanma gerekleri ve komplikasyonları forseps ile henen hemen aynıdır. Burada bebeğin kafasına yerleştitilen bir çan ve buna bağlı bir vakum cihazı ile bebek çekilir. Yapılan araştırmalarda forsepse göre hem anne hem de bebek açısından daha az travmatik olduğu saptanmıştır. Vakum ile doğan bebeklerin uzun yıllar incelenmesi sonucu 20 yıllık bir dönemde vakum olmaksızın doğan bebeklere göre zeka düzeylerinde bir fark olamadığı görülmüştür.

Sample Image Sample Image

Vakum ile doğum                                              Forseps ile doğum

Epizyotomi

Doğum esnasında annenin vajina ve perine bölgesinde meydana gelecek kontrolsüz yırtılmaları önlemek, doğum sonrası mesane ve barsaklardaki sarkmalara engel olmak ve bebeğin başını rahatlatmak için yapılan kesidir. Hastanın durumuna göre orta hat üzerinde (median) ya da yana doğru (mediolateral) olarak yapılabilir. Epizyotomi yaygın olarak uygulanmasına rağmen anlatılan amaçların sağlanıp sağlanmadığı hala daha tartışmalıdır. Epizyo açılmasına rağmen yırtıklar meydana gelebilir veya ileri dönemlerde sarklamar ve buna bağlı idrar tutamama şikayetleri görülebilir. Ağrı ödem ve hematom ile enfeksiyon komplikasyonları epizyoyu takiben görülebilir. Genelde lokal anestezi altında ya da epidural anestezi ile yapılır. Lokal anestezi ile uygulandığında doğum sonrası dikerken hastayı uyutmak gerekebilir. Baş vajina ağzında 3-4 cm çapta görüldüğünde açılmalıdır. Daha erken açıldığında kanama fazla olabilir. Faydası ve riskleri tartışmalı olduğu halde hemen hemen ilk doğumların hepsinde, daha sonraki doğumların da pek çoğunda açılan epizyotominin en önemli yararı kontrolsüz yırtıklara göre komplikasyonlarının daha az olması ve tamirinin daha kolay yapılabilmesidir.

 
Erken Doğum PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı   
Cuma, 23 Nisan 2010 13:15


Uzun zamandır vaktinden önce doğan bebekler prematur olarak adlandırılırdı. Ancak son zamanlarda bu eğilim değişmektedir. Maturite yaşı değil fonksiyonu belirtmektedir. Bu nedenle vaktinden önce doğan bir bebek fonksiyonları normal ise prematür olmayabilir.

Tanım olarak bakıldığında erken doğum ya da preterm doğum 37 gebelik haftasının tamamlanmasından önce dünyaya gelen bebeği tarif eder.Doğum sancılarının başlaması ise erken doğum tehdidi olarak adlandırılır. Erken doğumlar tüm doğumların yaklaşık %9-10'unu oluşturur.

Nedenler & Risk Faktörleri
Tıp alanında son zamanlarda yaşanan başdöndürücü gelişmelere rağmen hala daha doğumun nasıl ve hangi etkenlerle başladığı tam olarak açıklanamamıştır. Normal doğumu başlatan etkenler vaktinden önce faaliyete geçerlerse doğal olarak bu erken doğum tehdidine neden olacaktır. Erken doğumun sebepleri arasında suçlanan bazı etkenler vardır. Bunların başında enfeksiyonlar gelir.

Özellikle gebeliğin son dönemlerinde görülen idrar yolu enfeksiyonları ya da vajinal enfeksiyonlar salgıladıkları bazı maddeler ile doğum eylemini başlatabilirler. Yine bu tür enfeksiyonlar sonucu açığa çıkan bu maddeler amniyon zarının direncini düşürerek bu zarın vaktinden önce yırtılmasına yol açabilir. Zarların doğum eylemi başlamadan açılmasına Erken Membran Rüptürü adı verilir.

Zarların açılması erken doğumların önemli bir nedenidir. Erken doğum tehdidinde suçlanan bir diğer faktör de çoğul gebeliklerdir. Burada rahim fazla miktarda gerildiğinden sancılar erken başlıyor olabilir. Polihidramniyos vakalarında da benzer mekanizma ile doğum vaktinden önce gerçekleşebilir.

Çift gözlü rahim gibi doğumsal rahim anomalileri geç düşüklerin ve erken doğumların bir başka nedenidir. Ancak bu tür bir şekil bozukluğu olan her kadın erken doğum yapacak diye bir kural yoktur. Bu hastalarda sadece risk artmıştır.

Uterus myomları rahim içerisindeki hacimi azaltarak erken doğum sancılarını başlatabilir.

Gebeliğin son dönemlerinde ortaya çıkan ve yüksek tansiyon, idrarda protein kaybı, genel ödem ile kendini belli eden preeklempsi vakalarında ve plasentanın erken ayrıldığı abrubtio durumlarında da erken doğum normalden daha fazla görülür. Annede gebelikte ortaya çıkan ya da gebelikten önce var olan kansızlık (anemi)de erken doğumların özellikle ülkemizde önemli bir nedenidir.Yine düşük sosyoekonomik düzeydeki hastalarda erken doğum daha fazla görülür.

Önceden birden fazla geç düşük veya erken doğum öyküsünün bulunması da risk faktörleri arasında sayılır.

Erken doğuma yol açan nedenlerden en önlenebilir olanı sigara kullanımıdır. Erken doğum sigara kullanan anne adaylarını bekleyen önemli tehlikelerden birisidir.

Bazı hallerde ise doğum eylemi ve erken doğum kendiliğinden değil, doktor kararı ve müdahalesi ile gerçekleştirilir. Anne adayının hayatının tehlikede olduğu ve gebeliğin bu tehlikeyi arttırdığı durumlarda anne adayının hayatını kurtarmak amacı ile bir erken doğum söz konusu olabilir. Bu doğum sezaryen veya suni sancı verilerek normal doğum şeklinde olabilir.

Benzer şekilde bebeğin anne karnında durmasının içinde bulunduğu sıkıntıyı arttırabileceği ve bebeğin kaybedilme riskinin yüksek olduğu durumlarda da yine erken doğuma karar verilebilir.

Belirtileri
Doğumun olabilmesi için rahimde kasılma olması ve bu kasılmaların rahim ağzını açacak kadar şiddetli ve sürekli olması gerekir.Ancak her kasılma ağrı olarak hissedilmeyebilir. Genelde belde ve kasıklarda adet sancısına benzer ağrılar hissedilebilir. Kişi bunu karnında bir sertleşme olarak algılar.

Yine halk arasında Nişan adı verilen sümüğümsü bir tıkacın gelmesi ya da normalden fazla sulu bir akıntı olması erken doğum tehdidini düşündürür. İstirahat ile geçmeyen bu tür sancılar olduğunda vakit kaybetmeden hekim ile temasa geçmek son derece önemlidir.

Bebek aşağıya doğru bastırıyor gibi bir his genelde erken doğum tehdidi altındaki pek çok kadında görülür.

  • Erken doğum belirtileri varlığında ne yapılmalıdır
    Belirtiler başladığında ne yaptığınızı hatırlamaya çalışın
  • Yaptığınız işi bırakın
  • Bir saat sol yanınıza dönerek yatın
  • 2-3 bardak sıvı için 1 saat içinde belirtilerde gerileme olmaz ise doktorunuza haber verin

Tanı
Tanı vajinal muayenede rahim açıklığının saptanması, suların geldiğinin tespit edilmesi ve NST'de rahim kasılmalarının görülmesi ile konur. Erken doğumdan şüphelenildiğinde ilk yapılacak iş vajinal muayene ile rahim ağzında bir açıklık olup olmadığının saptanmasıdır. Aynı esnada zarların yırtılıp yırtılmadığıda kontrol edilmeli eğer emin olunamıyor ise turnusol kağıdı koyarak takip edilmelidir.

Daha sonra ultrasonografi ile bebeğin durumu değerlendirilir.

Eğer rahim açıklığı 4 santim ya da daha fazla ise erken doğumu 24-48 saatten daha fazla geciktirmek çoğu zaman mümkün olmamaktadır.

Tedavi
Tanı konduktan sonra tedavi tıbbi olarak yapılır. Çok şiddetli durumlarda hastaneye yatırılarak damardan verilen ilaçlar yardımı ile kasılmalar durdurulmaya çalışılır. Bu sağlandığı taktirde daha sonra ağızdan alınan ya da fitil şeklinde kullanılan ilaçlar ile idame sağlanmaya çalışılır. Bu tedaviye tokoliz adı verilir.Kasılmalar çok şiddetli değilse ve açıklık 4 santimetreden daha az ise ağızdan kullanılan ilaçlar denenebilir.

Gebeliğin devam etmesinin anne ya da bebeğin hayatını tehlikeye atacağının düşünüldüğü durumlarda tokoliz uygulanmaz.

Bazı yazarlara göre 34 haftadan sonra tokoliz uygulanması gereksizdir.

Bu arada eğer saptanabiliyorsa doğum eylemini başlatan sebepler usulunce tedavi edilir.

Tokoliz masum bir tedavi değildir. Anne adayı açısından ciddi yan etkileri olabilir. Kullanılan her grup ilaç farklı yan etkilere sahiptir bu nedenle erken doğum tehdidi tanısının dikkatli konulması, eğer bebek gelişimini büyük ölçüde tamamlamış ise 37 haftadan küçük de olsa eylemin normal seyrine bırakılması önerilebilir.

 


Son Eklenenler

Gebelik Teşhisi Her ay düzenli adet gören bir kadında adet rötarı olmu...
Gebelik Takibi Günümüzde gelişen teknoloji, bilim,...
Gebelikte Beslenme Gebelikte beslenme diğer dönemlerdeki...
Gebelikte Egzersiz DOĞUMA HAZIRLANMAK ÜZERE YAPILAN EGZ...
Gebelikte Laboratuar Labaratuvar Bütün gebelik boyunca y...

Çok Okunanlar

Osteoporoz(Kemik Erimesi) Osteoporoz   Osteoporoz ( kemik e...
Menopoz Nedir Üreme döneminden yaşlılığa geçiş dönemine “Klimak...
Erkekte Kısırlık Çocukları olmayan çiftlerin yaklaşık %40...
Sişmanlık (Obezite)  Aşırı Zayıflık Durumlarında Kısırlık Ve Tedav...
Meme Sağlığı   Meme Hastalıkları Memeler bütün ya...

  soc-video-logo

Slideshow Image 1
Slideshow Image 2
Slideshow Image 3
Slideshow Image 4
Slideshow Image 5
Slideshow Image 6
Slideshow Image 7
Slideshow Image 8
Slideshow Image 9
Slideshow Image 10